Ahmet Özer, Aktaş’ı yalandı: Hayatımda 1 kez bile görmedim

'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' iddiasıyla açılan davanın 9. günü tutuksuz sanıkların savunmalarıyla başladı. Ahmet Özer, Aziz İhsan Aktaş’ı yalandı: Ziyaretime geldiğini söylüyor, hayatımda 1 kez bile görmedim!

Ahmet Özer, Aktaş’ı yalandı: Hayatımda 1 kez bile görmedim

GAZETE PENCERE - İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 sanık hakkında açılan davanın 9. gününe geçildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki salonda yapılan duruşmaya Aziz İhsan Aktaş yine korumalarıyla geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu da duruşmayı izledi.

Tutuksuz sanıkların savunmalarına bugün de devam edilen duruşmada ilk olarak İETT dosyası kapsamında muhasebe şube müdürü Ali Haydar Topçu savunma yaptı.

MUHASEBE MÜDÜRÜ TOPÇU: “ÜÇ İHALEDE YALNIZCA MALİ ÜYE OLARAK GÖREV ALDIM”

İETT Muhasebe Şube Müdürü Ali Haydar Topçu üç ihalede mali üye olarak yer aldığını, görevlerinin tekliflerin mevzuata uygunluğunu ve teminatları kontrol etmekle sınırlı olduğunu söyledi. İhalelerin açık usulle yapıldığını, ilanların EKAP üzerinden yayımlandığını belirten Topçu, hiçbir şirket lehine ayrıcalık tanınmadığını, süreçlere ilişkin Kamu İhale Kurumu’na tek bir şikâyet dahi yapılmadığını aktardı.

Topçu ayrıca, geçici teminat sunmayan ya da yeterlilik şartlarını sağlamayan firmaların kanunen elendiğini, Sayıştay ve mülkiye müfettişleri denetimlerinde de usulsüzlük tespit edilmediğini ifade ederek beraat talep etti.

DEMET: BEN O TARİHTE ŞIRNAK'TA BİRLİK KOMUTANI OLARAK TERÖRLE MÜCADELE EDİYORDUM

Topçu’nun ardından İETT Genel Müdürü İrfan Demet’in savunmasına geçildi. Emekli subay ve 30 yıllık kamu çalışanı olduğunu belirten Demet, şunları dile getirdi:

“Suçlanmama konu ihalelerin yüklenicisi olan söz konusu şirket de 2018 yılından itibaren bu ihalelere katılmış ve o tarihlerde de bazı ihaleler yine bu firmanın uhdesine bırakılmıştır. 2018 yılında ben Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanlığı’nda birlik komutanı olarak terörle mücadele ediyordum. Kurumumuzda 11 yıldır süren mevcut bu yöntem ile yapılan otobüs bakım, onarım hizmet ihaleleri, garaj işletim modeli olarak tanımlanan tüm işlemlerin birbiriyle doğal, bağlantılı, ayrılamaz, birbirinin tamamlayıcısı olduğu kompleks ihale süreçleridir... İddianamede doğrudan şahsım tarafından gerçekleştirilen somut herhangi bir eylem ve davranıştan bahsedilmemiştir. Ayrıca hiçbir tanık ya da şikayetçi tarafından da ismim zikredilmemiştir”

ARAÇ BAKIM DAİRE BAŞKANI SEVER: BAHSİ GEÇEN FİRMANIN PAYI YÜZDE 2

İETT Araç Bakım Onarım Daire Başkanı Kazım Taylan Sever de kurumda 19 yıldır görev yaptığını, suçlamaya konu sistemin 2012’den bu yana aynı şekilde uygulandığını söyledi. Sever, 2019-2024 arasında yapılan yaklaşık 1.200 ihalenin yalnızca 18’inin iddianamede geçen firma tarafından alındığını, bunun da toplamın yaklaşık yüzde 2’sine denk geldiğini ifade etti.

İhalelerin kilometre bazlı ödeme sistemiyle yürütüldüğünü, yapılmayan hizmet için ödeme yapılmadığını söyleyen Sever, tüm işlemlerin 24 saat kamu personeli tarafından denetlendiğini ve bugüne kadar Sayıştay raporlarında tek bir usulsüzlük bulunmadığını kaydetti.

MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI ORAL: SUÇLAMA YALNIZCA KOMİSYON ÜYELİĞİNE DAYANIYOR

İETT Mali Hizmetler Daire Başkanı Şeyhmus Oral da iddianamede kendisine isnat edilen eylemlerde somut ve bireysel bir fiil bulunmadığını söyledi. Mali üye olarak görevlerinin yalnızca aritmetik hata ve teminat kontrolüyle sınırlı olduğunu belirten Oral, suçlamaların salt ihale komisyonu üyeliğine dayandırıldığını ifade ederek adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve beraatini talep etti.

PLANLAMA ŞEFİ KAYA: GARAJ PAYLAŞIMI İDDİALARINI HİÇ DUYMADIM

İETT Planlama Şefi Ülkü Şenel Kaya ise üç ihaleyle ilgili suçlandığını belirterek, kurumda tüm işlemlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun yürütüldüğünü söyledi. Mahkeme başkanının “garajların paylaşıldığı” iddialarını sorması üzerine Kaya, şunları söyledi:

"Bunlarla ilgili hiçbir duyumum söz konusu değildir. Hiçbir şey duymadım. Böyle bir şey olduğuna da hiç anlam veremiyorum. Şöyle ki; ben devleti temsilen kurumda bulunuyorum. Devletime böyle bir yanlış yapılacağını aklım hayalim asla almıyor"

AVCILAR BELEDİYESİ YOL BAKIM ŞEFİ: FİRMALARLA HİÇBİR BAĞLANTIM YOK

Avcılar Belediyesi Yol Bakım Onarım Şefi Alper Çelik de yalnızca yaklaşık maliyet komisyonunda görev aldığını, bunun idari ve sınırlı bir görev olduğunu anlattı. Teknik şartname doğrultusunda belediyenin kendi firma havuzundaki şirketlerden mail yoluyla teklif alındığını, kendisinin sahada çalıştığı için yalnızca gelen tekliflerin aritmetik kontrollerini yapıp imzaladığını söyledi.

"FİRMALARI HİÇBİR ŞEKİLDE TANIMAM"

Avcılar Belediyesi'nden Aydın Deniz Çelik de 16 yıllık kamu çalışanı olduğunu, ihaleye giren firmalarla hiçbir bağının bulunmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

Biz komisyon olarak ihaleyi, kamu yararına uygun teklifi veren firmayı hukuku ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz ihaleyle belirledik. Teklif veren ve ihale alan firmaları hiçbir şekilde tanımam.

Mahkeme başkanının “yaklaşık maliyetin sızdırıldığı” iddiasını sorması üzerine ise böyle bir bilgisi olmadığını söyledi.

"DOSYADA HİÇBİR HTS KAYDIM YOK"

Avcılar Belediyesi'nde araç bakım süreçlerinden sorumlu Ersu Aşkın, pazarlık usulü araç kiralama ihalesinde tüm belgelerin EKAP üzerinden incelendiğini, IP adreslerinden geçici teminatlara kadar her kriterin kontrol edildiğini anlattı. İki firmanın son teklif verdiğini, yaklaşık maliyet üzerinden yüzde 13 indirim oluştuğunu belirten Aşkın, rekabetin sağlandığını ve kararın oy birliğiyle alındığını kaydetti. Hiçbir firma yetkilisiyle bağlantısı olmadığını, dosyada HTS kaydı dahi bulunmadığını söyledi.

“GÖREVİM YALNIZCA PİYASA ARAŞTIRMASIYDI”

Hüseyin İnan ise Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ihalesinde sadece piyasa fiyat araştırma komisyonu üyesi olduğunu, teknik şartnameye göre firmalara mail atıp gelen fiyatları derlediklerini belirtti. Pazarlık ihalesi sürecinde yer almadığını vurgulayan İnan, tüm işlemlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun yürütüldüğünü ifade etti.

Avcılar Belediyesi Afet İşleri personeli Gökhan Kaymak da satın alma biriminde yalnızca 2,5 ay çalıştığını, görevinin kendisine bildirilen firmalara teklif maili göndermek ve gelen fiyatları Excel’de derlemekle sınırlı olduğunu anlattı. İhalenin iptal edildiğini dahi emniyette öğrendiğini söyleyen Kaymak, yaklaşık maliyet bilgilerinin gizliliğine birimde özel hassasiyet gösterildiğini, maillerin çıktısı alındıktan sonra silindiğini aktardı. Ailevi sorunları nedeniyle görevden ayrıldığını belirten Kaymak, “Menfaat elde eden biri borç içinde Almanya’ya iş aramaya gitmez” diyerek suçlamaları reddetti.

KOMİSYON BAŞKANI KURTULUŞ: “SAAT 10:00’DAN ÖNCE TEKLİFLERİ BİLMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

Fen İşleri Müdürü ve ihale komisyonu başkanı İsmail Kurtuluş da tüm sürecin EKAP üzerinden yürüdüğünü, ihale saatine kadar hangi firmanın ne teklif verdiğinin bilinmesinin teknik olarak mümkün olmadığını söyledi. Yaklaşık yüzde 13’lük kırımla ekonomik açıdan en avantajlı teklifin seçildiğini belirten Kurtuluş, kendisine yöneltilen telefon görüşmesi iddiasının ise ihaleden aylar öncesine ait tek bir aramadan ibaret olduğunu savundu ve şunları söyledi:

Kendisini tanımıyorum. Seçimlerden 20 gün sonra, ihaleden ise 5 ay önce bir telefon gelmiş. Hayatın olağan akışı içinde ne için geldiğini bilmiyorum; gün içerisinde yüzlerce telefon geliyor. Fen işlerinde bir kaza olduğunda, yola yağ döküldüğünde dahi halk bize ulaşabiliyor. Belediyeyi arayıp "Fen İşleri Müdürü'nü bağlayın" dediğinizde telefon dört çalıştan sonra cep telefonuma aktarılır. Tanımadığım birinin beni aylar önce aramış olması suçlamaya dayanak olamaz. Beraatimi talep ediyorum.

“PİYASA ARAŞTIRMASI YAPTIM, TALİMAT ALMADIM”

Avcılar Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Şefi İzzet Yamaç, iddianamenin 29. eyleminde yalnızca piyasa fiyat araştırma komisyonu üyesi olarak görev aldığını söyledi. Belediye havuzu ve EKAP üzerinden firmaların belirlendiğini, tekliflerin mail yoluyla toplandığını belirten Yamaç, aritmetik kontrollerin yapılarak yaklaşık maliyet cetvelinin ilgili müdürlüğe teslim edildiğini anlattı. Tüm işlemlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun yürütüldüğünü vurgulayan Yamaç, kimseden talimat almadığını söyledi.

“SOYADIM BENZER, BAĞIM YOK”

Avcılar Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü’nde veznedar olarak görev yapan Onur Görkem Aktaş ise dosyada yalnızca tek bir ihalede mali üye olarak yer alması nedeniyle adının geçtiğini belirtti. Soyadının iddianamede yer alan diğer sanıklarla benzerliğine dikkat çeken Aktaş, aralarında herhangi bir akrabalık veya irtibat bulunmadığını ifade etti.

Aktaş, mali üye olarak görevinin ihale günü başladığını, ihale öncesi teknik şartname, yaklaşık maliyet veya firma belirleme süreçlerinde hiçbir rolünün olmadığını söyledi. Görevinin yalnızca geçici teminatlar, matematiksel hesaplamalar ve bilanço yeterliliklerinin kontrolüyle sınırlı olduğunu vurgulayan Aktaş, bilirkişi raporlarında da kamu zararı tespit edilmediğini hatırlatarak beraat talep etti.

ESENYURT BELEDİYE BAŞKANI AHMET ÖZER SAVUNMA YAPTI

Ardından Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer savunma yaptı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’de görülen duruşmada Özer, kendisine yöneltilen “ihaleye fesat karıştırma” suçlamalarını sert ifadelerle reddetti.

“AKADEMİK HAYATIM YOLSUZLUKLA MÜCADELE ÜZERİNEYDİ”

Savunmasına kişisel ve akademik geçmişini anlatarak başlayan Özer, üniversitelerde bölüm başkanlığı ve rektörlük yaptığını, 44 kitap ve yüzlerce akademik çalışmaya imza attığını belirtti. Yolsuzluk üzerine çalışmalar yapmış bir akademisyen olduğunu vurgulayan Özer, şunları söyledi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çalışmalarda bulundum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Çevre ve Şehircilik Şurası üyesiyim. Kırk dört tane kitap yazdım. İki yüz makale, üç yüz elli tane bildiriye de imza attım. Gerek akademik çalışmaları gerekse de bürokratik çalışmaları nedeniyle altı adet ödül aldım. Bunların arasında yılın en başarılı belediye başkanı ödülü de bulunmaktadır.

Şu kaderin cilvesine bakın ki ve bütün bunların ötesinde akademik hayatı boyunca yolsuzluklarla ilgili kitaplar, makaleler yazan bir akademisyen olarak bugün siyaset oyununun bir kurbanı olarak ihaleye fesat karıştırmak gibi duyduğumda beni irite eden ve zulüm saydığım bir iddia ile karşı karşıya bulunuyorum.

“ÖNCE TERÖR DOSYASI, SONRA YEDEK DOSYA”

Özer, Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanması sürecini de eleştirerek, önce “terör” suçlamasıyla tutuklandığını, bu dosyanın boş çıkmasının ardından bu kez ihaleye fesat iddiasıyla ikinci bir dosyayla tutukluluğunun sürdürüldüğünü söyledi. Yaşananların CHP’li belediyelere yönelik siyasi bir operasyonun parçası olduğunu savundu.

"HİÇBİRİNDE BENİM İHALEYE FESAT KARIŞTIRDIĞIMA DAİR BİR İDDİA YOKTUR"

Savunmasında dosyanın içeriğine odaklanan Özer, kendisi hakkında rüşvet, irtikap ya da kişisel menfaat iddiası bulunmadığını vurguladı ve şunları söyledi:

Sayın Başkan, Sayın heyet üyeleri; benim dosyamda rüşvet suçlamasına dair herhangi bir şey yok. Benim dosyamda irtikap, yolsuzluk iddiası yok. Benim dosyamda Esenyurt Belediyesi'yle ilgili tek bir kuruş kamu zararı yok. Benim dosyamda bilirkişi raporlarının hiçbirinde benim ihaleye fesat karıştırdığıma dair bir iddia yoktur.

Ben bir akademisyen, bir bilim adamı olarak şaşırıyorum. Bu iddia olmadığı halde dosyaya bilirkişi raporlarına göre Ahmet Özer'in ihaleye fesat karıştırdığı iddia ediliyor. Biraz sonra anlatacağım; tek bir satır yok bununla ilgili, benim ihaleye fesat karıştırdığıma dair. Üstelik iki tane uzman bilirkişinin hazırladığı dosyada ben şüpheli bile değilim. Tabii dediğim gibi maalesef böyle bir siyasetin kurbanı oldum.

Özer, belediye başkanı olarak ihale yetkilisi ya da imza yetkilisi olmadığını, ihale komisyonlarının oluşumuna ve kararlarına hiçbir müdahalede bulunmadığını ifade etti. Duruşmada dinlenen belediye personelinin de kendisi hakkında “baskı, talimat ya da yönlendirme olmadığını” açıkça söylediğini hatırlattı.

"EĞER İHALEDE FESAT VARSA KAYYUM NİYE DIŞARIDA?"

Savunmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri kayyum yönetimine ilişkin oldu. Özer, söz konusu ihalenin kendisi tutuklandıktan sonra kayyum tarafından uzatıldığını ve 1 Ocak 2025 itibarıyla fiilen başlatıldığını belirterek, “Biz bu ihaleye ilişkin tek kuruş ödeme yapmadık. Ödemeyi yapan kayyum yönetimidir” dedi ve şöyle devam etti:

Eğer ihalede fesat yoksa biz niye buradayız? Eğer ihalede fesat varsa kayyum niye dışarıda? Zira eğer bir şey varsa o yapmış. Demin dediğim gibi biz ihaleyi başlatmamışız, tek kuruş ödeme yapmamışız.

Zaten hakkımızda dosyada da rüşvet konusunda savcının bizatihi kendisi, kendi kendini tekzip ederken, takipsizlik kararı vermiştir. Böylece hem İçişleri Bakanlığı müfettişleri raporlarına göre hem de savcılığın görevlendirdiği üç bilirkişiye göre benim ihaleyle ilgili fiili ve hukuki hiçbir sorumluluğumun olmadığı açıkça ortaya konmaktadır.

“Esenyurt’un ölçeği bilinmeden yorum yapılıyor”

İhale bedelinin yüksek olduğu iddiasına da değinen Özer, Esenyurt’un 1,5 milyona yaklaşan nüfusu ve günlük 1.000 tonu aşan çöp miktarıyla Türkiye’de birçok ilden daha büyük olduğunu söyledi. Benzer ihalelerin başka ilçelerde daha yüksek bedellerle yapıldığını belirterek, “Bedelin yüksek olması otomatik olarak fesat anlamına gelmez” dedi.

“AZİZ İHSAN AKTAŞ’I HAYATIMDA BİR KEZ BİLE GÖREMEDİM"

Özer, dosyada adı geçen Aziz İhsan Aktaş’ı hayatında hiç tanımadığını, iddia edildiği gibi özel bir görüşmesinin olmadığını ifade etti. Seçim sonrası binlerce kişinin tebrik ziyaretine geldiğini, böyle bir ziyareti hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi.

Aziz İhsan Aktaş ile ilgili bir bilgi var dosyada. Aziz İhsan Aktaş, ben seçildikten sonra tebrik için ziyaretime geldiğini söylüyor. Ne ondan önce ne ondan sonra da bir daha bir temasımızın olmadığını söylüyor.

Sayın Başkan, Aziz İhsan Aktaş'ı hayatım boyunca görmedim. Kendisi de burada; kendisi cezaevinde, avukat görüşünde. Beni tebriğe gelmiş olabilir ama hatırlamıyorum. Neden diyeceksiniz? Çünkü ben kazandığım zaman günde binlerce kişi tebrik etmeye geliyordu.

Protokol duruyordu, ekipler sıraya diziyordu, saatlerce sadece ayakta kabul ediyordum, geçiyorlardı. Çünkü Esenyurt büyük bir yer. Ayrıca "Esenyurt Belediyesi ihalesiyle ilgili bir ilgim, ilişkim ve dahlim yoktur" diyor. İddia Makamı her konuda Aziz İhsan Aktaş'ın iddialarını doğru kabul ederken burada niye kabul etmiyor? Bu da bir çelişki değil mi?

Evet, gerçekten ben ancak cezaevinden sonra tanıdım; bu dosya açık kaynaklara yansıdığı zaman tanıdım. Kendisi de zaten bunu ifade ediyor ifadesinde.

“BU DAVA HUKUKİ DEĞİL, SİYASİDİR”

Savunmasının sonunda davanın siyasi nitelikte olduğunu savunan Özer, lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini ve ailesiyle birlikte ağır bir mağduriyet yaşadığını dile getirdi. Adli kontrolün kaldırılmasını ve beraatini talep eden Özer, “Devletin dini adalettir. Bu dosyada adaletin tecelli etmesini bekliyorum” dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar