'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davası|Dördüncü günde neler yaşandı?
'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' yargılaması dördüncü gün de devam etti. Dava Salı gününe ertelenirken şaşırtıcı savunmalar dikkat çekti.
GAZETE PENCERE - Aralarında CHP'li belediye başkanlarının da bulunduğu, 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' yargılaması devam ediyor.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde görülen duruşma bugün de sanık savunmalarıyla sürüyor.
Duruşmada geçen 3 günde Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Avcılar Belediyesi Utku Caner Çaykara, Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka, Avcılar Belediyesi çalışanı İbrahim Koçyiğit, Beşiktaş Belediyesi BELTAŞ İşletmecilik Başkanı Önder Gedik savunma yaptı.
Bugün ise Eski İSFALT Muhasebe Müdürü Oktay Aktaş, Eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali, İSFALT eski Genel Müdür yardımcısı Mehmet Karataş, ESPAŞ personeli Mert Çelik, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış savunma verdi.
Mahkemede özellikle Mert Çelik'in savunması dikkat çekti.
İşte duruşmanın 4. Gününde yaşananlar şöyle:
16:50 | DURUŞMA SALI GÜNÜNE ERTELENDİ
Aktaş'ın savunmasıyla davanın bugünkü duruşması sona erdi. Savunmalar 3 Şubat Salı günü devam edecek. Öte yandan 33 tutuklunun savunması 30 günden önce tamamlanırsa, tutukluluk durumlarının incelenmesi 7 Şubat'ta yapılabileceği belirtildi.
16:50 | İSFALT MUHASEBE MÜDÜRÜ OKTAY AKTAŞ: SORUMLULUĞUM YOK TUTUKLUYUM
Tutuklu Eski İSFALT Muhasebe Müdürü Oktay Aktaş savunmasına geçildi.
İSFALT ihale komisyonundan Oktay Aktaş savunmasında şu ifadeleri kullandı:
İhalelerdeki görevim, dört bin yedi yüz otuz dört sayılı Kamu İhale Kanunu gereği mali işlerden sorumlu üye olarak yalnızca geçici teminatların tutar, süre ve şekil şartları bakımından mevzuata uygunluğunu kontrol etmekle sınırlıdır. Geçici teminatların yeterli olup olmadığını ihale günü, komisyon ve istekliler huzurunda kontrol eder, sonucu komisyon başkanına bildiririm. Teknik değerlendirme, yaklaşık maliyet hesaplama, puanlama sistemi oluşturma, idari veya teknik şartname hazırlama, sözleşme taslağı düzenleme ve imzalama gibi süreçlerde hiçbir görevim ve yetkim olmamıştır.
Yaklaşık maliyet, ihale talebinde bulunan Anadolu veya Avrupa Yakası Uygulama Müdürlükleri tarafından oluşturulan yaklaşık maliyet komisyonları eliyle hesaplanmaktadır. Bu komisyonlar, uygulama müdürlüklerinden ve satın alma biriminden seçilen uzman personelden oluşmaktadır. Ben bu komisyonlarda görev almadım ve yaklaşık maliyete erişim yetkim olmadı. Yaklaşık maliyeti, ihale günü ve tüm isteklilerin huzurunda, yalnızca ihale özet ekranında, toplam tutar olarak gördüm. Bunun dışında bu bilgiye erişimim hiçbir zaman olmadı.
Dosyada yer alan eylemlerde;
• Eylem 42 ve 43, Avrupa Yakası Uygulama Müdürlüğü’nün ihaleleridir. Talep formları bu müdürlük tarafından hazırlanmış, yaklaşık maliyet hesaplamaları Erdem Oy, Rana Uysal, Zafer Sola ve Halil Yanmaz gibi uzman personel tarafından yapılmıştır. Komisyon başkanlığı, teknik işlerin bağlı olduğu genel müdür yardımcısındadır.
• Eylem 45 (yaklaşık maliyete dair esas ithamın yöneltildiği ihale) Anadolu Yakası Uygulama Müdürlüğü’nün ihalesidir. Talep formu bu birimce hazırlanmış, yaklaşık maliyet Halil Yanmaz ve Rana Uysal tarafından hesaplanmıştır. Komisyon başkanı yine ilgili genel müdür yardımcısıdır.
Bu ihalelerde yaklaşık maliyeti hesaplayan uzmanlar tutuksuz yargılanmaktadır. Ben ise ihaleyi yapan birimde görevli değilim, ihale komisyonunda uzman üye değilim ve yaklaşık maliyete ilişkin herhangi bir hazırlık sürecinde bulunmadım. Dolayısıyla elimde olmayan bir bilgiyi üçüncü kişilerle paylaşmam fiilen mümkün değildir.
Mali üye olarak görev yaptığım ihalelerde, teminatı yetersiz olan firmalar değerlendirme dışı bırakılmıştır. Eylem 43’te sunulan geçici teminatın teklif bedelini karşılamaması nedeniyle teklif elenmiş; diğer bazı eylemlerde de teminat ve evrakları uygun olmayan firmalar ihale dışı bırakılmıştır. Bu husus, görevimi tarafsız ve mevzuata uygun şekilde yerine getirdiğimin somut göstergesidir. Teminat değerlendirmelerine ilişkin hiçbir şikâyet, itiraz veya ihbar bulunmamaktadır.
BELGE BANA AİT DEĞİL
Yaklaşık maliyetin üçüncü kişilerle paylaşıldığı iddiasına dayanak gösterilen el yazılı belge, benim el yazım değildir. Bu husus adli inceleme raporuyla dosyaya sunulmuştur. Belgenin kim tarafından ve nasıl sızdırıldığına ilişkin etkin bir araştırma yapılmamıştır. Bu araştırma yapılsaydı, gerçek sorumlular tespit edilebilirdi.
Tüm bu hususlara rağmen, yaklaşık maliyeti hesaplamayan, bu bilgiye erişimi olmayan ve paylaşması mümkün olmayan biri olarak altı ayı aşkın süredir, yaklaşık yüz seksen beş gündür tutuklu bulunmaktayım. Komisyon görevim mali konularla sınırlıdır; bunun dışında ceza hukuku anlamında kusur, ihmal veya sorumluluğum bulunmamaktadır.
16:25 | AZİZ İHSAN AKTAŞ'IN AVUKATI YİNE DEVREDE
Karataş’ın savunmasının ardından, Aziz İhsan Aktaş bir soru sordu. Hakkında 704 yıla kadar hapis cezası talep edilmesine karşın tutuksuz yargılanan Aktaş, tutuklu Karataş’ın ifadelerinde, ihalelerde yapılan yaklaşık maliyet hesabına ilişkin bir çelişki olduğunu öne sürdü.
Karataş, herhangi bir çelişki olmadığını savundu. Bunun üzerine Aktaş’ın iki avukatı ve bir sanık daha söz alarak soru sormaya devam etti. Bunun üzerine araya giren Mahkeme Başkanı, “Soru soruyorsunuz, insanlar cevap veriyor, istediğiniz cevabı alana kadar soruyu farklı şekillerde sormaya devam edemezsiniz” dedi.
15.44 | MEHMET KARATAŞ: HAKSIZ KAZANÇ ELDE ETMEDİM
Eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali'nin ifadesinden sonra İSFALT eski Genel Müdür yardımcısı Mehmet Karataş savunma yaptı.
İSFALT eski Genel Müdür yardımcısı Mehmet Karataş şu ifadeleri kullandı:
“Hiçbir zaman kirli, gayriahlaki ya da hukuka aykırı ilişkilerin içinde yer almadım. Otuz yedi yıllık çalışma hayatım boyunca edindiğim mal varlığı, mütevazı bir daire ve iki yıl önce sattığım bir otomobilden ibarettir. İhtiyaç duyduğum zamanlarda bankalardan yalnızca sınırlı ve kayıtlı krediler kullandım. Hesaplarım incelendiğinde haksız bir kazanç elde etmediğim açıkça görülecektir. İkinci ya da üçüncü kişilerin hukuka aykırı kazanç sağlamalarına aracılık etmedim; böyle bir durum söz konusu değildir.
28.07.2025 tarihinde gözaltına alındım. Üç gün boyunca Vatan Emniyet’te çok zor koşullarda tutulduktan sonra savcılığa sevk edildim ve 01.08.2025 tarihinde tutuklandım. Yaklaşık dokuz yıl önce bypass ameliyatı geçirdim ve beş aydır yüksek tansiyon hastasıyım. Kapasitesi kırk iki kişi olan bir koğuşta yetmiş bir kişiyle, yüz seksen beş gündür tutuklu bulunmaktayım.
İSFALT’ta ihale süreçleri, Anadolu ve Avrupa Yakası Uygulama Müdürlüklerinin talebiyle düzenlenen ihale onay belgesiyle başlar. Bu belge Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı tarafından onaylandıktan sonra ihale süreci yürütülür. Kamu İhale Kanunu gereği yaklaşık maliyet komisyonu ve ihale komisyonu oluşturulur. Yaklaşık maliyet komisyonu dört, ihale komisyonu ise beş kişiden oluşur. Bu yapı mevzuata uygundur.
Yaklaşık maliyet hesaplamaları, Yapım İşleri İhale Uygulama Yönetmeliği’nin 10. maddesine uygun şekilde yapılmıştır. Bu maddede öngörülen yöntemlerden biri ya da birkaçı kullanılarak hesaplama yapılması mümkündür. İhale dosyaları incelendiğinde, söz konusu ihalelerde yaklaşık maliyetlerin bu hükme uygun olarak belirlendiği görülecektir. Sayıştay raporları da bu durumu teyit etmektedir.
Kasım 2019–Kasım 2022 arasında genel müdür yardımcısı olarak görev yaptım. Bu dönemde İçkale firması toplam dört ihale almıştır. Bunlardan ikisi pandemi nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği iptal edilmiş, diğer ikisi ise firma tarafından yapılarak teslim edilmiştir. İddianamede atıf yapılan bilirkişi raporunda, ihaleye fesat karıştırıldığına ya da kamu zararına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır.
İddianamede, yaklaşık maliyet bilgisinin Mustafa Mutlu tarafından Aziz İhsan Aktaş ile paylaşılmış olabileceğine dair bir değerlendirme yer almaktadır. Bu değerlendirme, bir düşünce beyanına dayanmaktadır. Dosyada bulunan ve İsmail Güven’in telefonunda yer alan el yazılı notun tarafıma ait olmadığına dair adli inceleme raporu dosyaya sunulmuştur. Bu belgenin kim tarafından ve nasıl sızdırıldığına ilişkin gerekli araştırmalar yapılmış olsaydı, gerçek sorumlular tespit edilebilirdi.
İhaleye fesat karıştırma suçlamasını kabul etmiyorum. Hakkımda kesin ve somut bir tespit bulunmadan uzun süredir tutuklu bulunmamın ölçüsüz olduğunu düşünüyorum. Öncelikle tahliyemi, yargılama sonunda ise beraatimi saygılarımla talep ediyorum.”
15.44 | İSFALT GENEL MÜDÜRÜ SAVUNMA VERDİ
Karakaş'ın savunmasının ardından Eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali'nin ifadesine geçildi.
Sırali, dava konusu ihalelerin serim işlerinin alt taşeron ihaleleri olduğunu söyledi. İhalelerin açık usulle yapıldığını söyleyen Sırali, "Bu ihalelerde herhangi bir ihale fesat ya da kamu zararı unsuru tespit edilememiştir. Bilirkişi raporunda tespit edilen iki husus da mevzuata uygun ihalenin saatini etkilemeyen hususlardır. Bunlar ihaleye fesat karıştırmayı etkileyebilecek bulgular değil rapor bu yönde. mevzuata uygun davranılan bir yerde sorun görmemem normaldir. İhale maliyet bilgilerinin Aziz İhsan Aktaş‘la paylaşılması tek eylem olarak bilirkişi raporunda yer almaktadır. ona gönderilen not ise benim el yazımla yazılmamıştır bunun ortaya çıktığı raporu mahkemeye sunduk.
Paylaşma suçunu benim işlemediği konusunda daha yapabileceğim hiçbir şey yok. Aziz İhsan Aktaş ve Mustafa Mutlu’nun serbest olduğu yerde biz altı aydır tutukluyuz İhale sonrasında kendisiyle görüşmüşümdür bu görüşme öncesinde kendisini de hiçbir tanışıklığım ya da konuşmam olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş’ın avukatlarının dosyaya sunduğu raporda da ihalelerin uygun şekilde yapıldığı yazmaktadır. Tutuklu bulunduğum süreçte yüz felci geçirdim o yüzden konuşmakta zorlanıyorum bu cezaevi revir raporlarında da bulunmaktadır. Üniversiteye hazırlanan oğlum var ama elim kolum bağlı ona hiçbir şekilde destek olamıyorum. Bu durumu içime sindiremiyor ve gururuma yediremiyorum öncelikle tahliyemi daha sonra beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.
Savunmasında şu ifadeleri kullandı:
İddianamede yer verildiği için, Mustafa Mutlu’yla tanışıklığıma, yani nasıl tanıştığıma ilişkin bilgileri anlatmak isterim. Tanıyor muyum, nasıl tanıdım, bu tanışıklık ne zaman oldu; bunları Sayın Başkan’a arz etmek isterim.
Göreve başladığımda İSFALT bünyesinde yaklaşık dört bin altı yüz KHK’lı İETT şoförü ile asfalt üretimi ve serimiyle ilgili dört yüz civarında personel bulunmaktaydı. Ben bu pozisyona gelmemle birlikte liyakate dayalı bir insan kaynakları stratejisi belirledim. Personelin yetkinliklerini, çalışma azimlerini ve kuruma sağladıkları faydayı esas aldım.
Öncelikle yönetici pozisyonunda bulunan personeli bu kriterlerle değerlendirdim ve birlikte çalışıp çalışmayacağıma bu şekilde karar verdim. Siyasi kimlik, eski–yeni çalışan ayrımı yapmadan bu süreci yürüttük.
Bu aşamada iki–üç yöneticim ve iki adet danışman kadrosu vardı; bu kadrolar doluydu. Göreve başladıktan sonra iki–üç yönetici ve iki danışman, kendilerinin siyasi görevleri olduğunu belirterek istifa ettiler. Bu pozisyonlar boşaldı.
Boşalan danışman kadrolarından birine, yönetim kurulumuz tarafından Mustafa Yüksel isimli arkadaşımız atandı. Mustafa Yüksel daha önce Kartal Belediyesi’nin asfalt iştirakinde yönetim kurulu başkanlığı görevini yürütmekteydi. Aynı zamanda siyasi bir kimliği de vardı ve yetkin bir kişiydi.
Ben bu süreçte ihalelerin kazanılması, yapısal sorunların çözülmesi ve kurumsal yapının oturtulmasıyla uğraşırken; kendisini daha tecrübeli olduğu saha uygulama işleri ve siyaseten gelen misafirlerin karşılanması gibi konularda görevlendirdim.
Bir süre sonra rutin toplantılarımızdan birinde, personelin eski–yeni ayrımından kaynaklı ileride sıkıntı yaşanmaması için üçüncü bir göz olarak dışarıdan bir danışman alınmasının faydalı olabileceğini belirtti. Yerli süreçlerin ileride sorun çıkarabileceğini, benim yaşadığım tarzda sıkıntılar doğabileceğini ifade etti.
Ben de özellikle satın alma ve benzeri birimlerde kurum dışından bağımsız bir kontrol mekanizmasının faydalı olabileceğini söyledim. Kendisi, daha önce bu hizmeti aldığı Mustafa Mutlu’yu önerdi. Mustafa Mutlu’yu bu vesileyle tanıdım.
Özgeçmişini incelediğimde birçok belediye ve kamu kurumuna hizmet verdiğini gördüm. Kamu ihale mevzuatı ve kamu işleyişine hâkim olduğuna görüşmelerimiz sırasında ikna oldum. Kariyerinin dolu bir geçmişi vardı.
Bu öneriyi yönetim kuruluna ilettik, gerekli onaylar alındıktan sonra hizmet sözleşmesi imzalandı. Sözleşme yalnızca benim imzamla değil, imza sirkülerine uygun şekilde iki imzayla imzalanmıştır. Uzun zaman geçtiği için ikinci imzanın kim olduğunu net hatırlamıyorum; ancak genel müdür yardımcımızın imzası olduğunu beyan edebilirim.
Uygun görürseniz, Mustafa Mutlu ile imzaladığımız hizmet sözleşmesini dosyaya sunmak isterim. Sözleşmenin ekinde gizlilik sözleşmesi de bulunmaktadır.
Savcılık ifademde Mustafa Mutlu’nun kritik verilere, yani yaklaşık maliyet bilgilerine ulaşmadığını beyan etmiştim. O an hatırladığım buydu. Ancak sözleşmenin ekine bakıldığında, kendisinin sözleşme çerçevesinde bu bilgilere erişim yetkisinin bulunduğu görülmektedir.
Buna rağmen, bu bilgilerin gizli kalması için ayrıca gizlilik sözleşmesi imzaladık. Kamu İhale Kanunu zaten bu bilgileri koruma altına almaktadır; ancak özel sektörden gelen alışkanlıkla ayrıca bu tedbiri aldık.
Daha önce Kamu İhale Kanunu’na tabi bir kurum yöneticiliği yapmamıştım. Göreve başladıktan sonra, yetkinliğine güvendiğim kişilerle çalışsam da ikinci bir kontrol mekanizmasının faydalı olacağını düşündüm.
Somut olayda, ihalelerle ilgili kendisinden herhangi bir usulsüz talep gelmedi. Aziz İhsan Aktaş’la bağlantılı ya da başka firmalarla ilgili bana yönelik bir baskı, telkin ya da yönlendirme olmadı. Böyle bir şey zaten mümkün değildir.
Görev sürem boyunca bu konuda bir tespitim olmadı. Olsaydı, gereğini yapardım; adli ya da idari denetim mekanizmalarını devreye sokardım. Ancak olmayan bir konu nedeniyle altı aydır tutukluyum.
Bu dosyada suçlanan iki kişinin serbest olduğu bir durumda, bu konuyla ilgili bilgim olmadığı hâlde tutuklu bulunmamın takdirini Sayın Mahkeme’ye bırakıyorum.
Savcılık ifademde düzeltmek istediğim bir diğer husus Hasan Aktaş’ı tanımadığıma ilişkin beyanımdır. İhaleyi kazandıktan sonra firma yetkilisi olarak iki kişinin tanışma amacıyla geldiğini söylemiştim. Sadece o kişinin Hasan Aktaş olduğunu hatırlayamamıştım. Burada kendisini görünce teyit edebilirim.
Hasan Aktaş ve yanında bir kişiyle yapılan bu görüşme, ihalenin kazanılmasından sonra yapılan bir tanışma toplantısıdır ve İSFALT Genel Müdürlük ofisinde gerçekleşmiştir. Bu görüşme öncesinde kendisiyle hiçbir tanışıklığım ya da görüşmem olmamıştır.
Etkin pişmanlıktan faydalanan Hasan Aktaş’ın ifadelerinde de benimle ilgili herhangi bir beyan bulunmamaktadır. Aktaş’ın avukatlarının dosyaya sunduğu raporda da ihalelerin usulüne uygun yapıldığı belirtilmiştir.
Dosyada yer alan ve paylaşılan mesajdaki el yazılı notun bana ait olmadığına dair adli grafoloji raporu da tarafımızca sunulmuştur.
Bir genel müdür olarak gizli kalması gereken bilgilerin paylaşılmaması konusunda personele bilgilendirme yapmak ve denetleyici pozisyonda bulunmak doğal görevimdir. Ancak her bir personelin sosyal ortamda kimlerle görüştüğünü ve ne paylaştığını birebir kontrol etmem mümkün değildir.
İddianamede kesin olan tek husus, bu bilgilerin İsmail Gülen tarafından üçüncü kişiye paylaşıldığı iddiasıdır. Ancak İsmail Gülen’in sanık olmaması ve tutuklu bulunmaması adil gelmemektedir. Kimsenin tutukluluğundan fayda sağlamak gibi bir düşüncem yoktur; ancak olması gereken bizim de tutuksuz yargılanmamızdır.
Son olarak İSFALT’tan neden ayrıldığımı açıklamak isterim. İddianamede ayrılma sebebimin bazı konulardan rahatsızlık duyduğum şeklinde yer aldığı görülmektedir. Rahatsızlıklarım vardı ancak bu iddia edildiği gibi değildir.
Özel sektör tecrübesi olan biri olarak, iki buçuk yıl içinde şirketin mali yapısını toparladım. Göreve başladığımda sadece SGK borcu iki yüz elli milyon liraydı. İki buçuk yılın sonunda şirketi, çok cüzi de olsa, pozitife geçirmiş olarak görevimden ayrıldım.
Daha önce ayrılmayı düşünmüştüm; ancak yıl sonu bilançosunu görmek istedim. O dönemde İBB Meclisi CHP kontrolünde değildi ve mali sıkıntılar çok ciddiydi. Yapmak istediklerimin bir kısmını yaptım, bir kısmı ise ciddi yatırım gerektirdiği için yapılamadı.
Şirkete daha fazla fayda sağlayamayacağımı düşünerek ayrıldım. Ayrıca beni bu göreve getiren Yavuz Aykut’un da benden yaklaşık kırk sekiz ay önce ayrılmış olması bu kararda etkili olmuştur.
İddianamede yer alan İSFALT’a ilişkin beşinci ihale benim dönemimde gerçekleşmemiştir; benden sonraki döneme aittir ve bu konuda bilgim yoktur.
Genel müdür olarak ihalelerin sağlıklı yürütülmesini ve gizli bilgilerin korunmasını sağlamakla yükümlü bir pozisyonda, delil olarak kabul edilen resimde yer alan kişilerin tutuksuz olduğu bir durumda tutuklu bulunmamı içime sindiremiyorum ve gururuma yediremiyorum.
Daha önce vermiş olduğum savunmalarım ve bu savunmam kapsamında, öncelikle tahliyemi, ardından beraatimi saygılarımla talep ediyorum.”
14.20 | "BAKIMA MUHTAÇ ANNEM VAR
Yolcu'nun ardından Müzeyyen Karakaş savunmasını yaptı. Karakaş, "İhale komisyonunda imza sırası isim listesine göre belirlenir. İhalede imzacı olmamın tek sebebi budur. 6 ve 13 yaşında çocuğum var hasta ve bakımıma muhtaç annem var. Tahliyemi talep ediyorum" açıklamasında bulundu.
14:15 | MERT ÇELİK: ÖZER HAKKINDA VERDİĞİM İFADE İDDİANAMEDE DEĞİŞTİRİLDİ
Ara sonrası ESPAŞ personeli Mert Çelik savunma verdi.
ESPAŞ personeli Mert Çelik ifadesinde, "İhale sürecine ilişkin hiçbir evrakın hazırlık aşamasında yer almadım; bu, katıldığım ilk ihaleydi. Söz konusu tarihte hastanede olduğum için ihaleye şahsen katılamadım, yerime başka biri katıldı. İddianamede tarafıma yöneltilmiş herhangi bir sevk maddesi bulunmamaktadır. Hakkımda isnat edilen rüşvet suçunu işlemediğime ve kovuşturmaya yer olmadığına dair savcılık kararı mevcuttur. Buna rağmen yaklaşık 13 aydır tutukluyum. Dört yaşında bir kızım var; bu süreçte hem ben hem de ailem ciddi şekilde yıprandık" dedi.

Çelik şöyle devam etti:
"Sayın Başkanım, şunu da belirtmek istiyorum: Her ne kadar on yıllık personel olsam da bu benim katıldığım ilk ihaleydi. İhale komisyonunun belirlenme süreci, mali hizmetler biriminde çalışan kişilerin isimlerinin alfabe sıralamasına göre yapılmaktaydı. İlgili ihale tarihinde, soyadımın “M” harfine denk gelmesi nedeniyle komisyonda zorunlu mali üye olarak yer aldım.
Az önce belirttiğim üzere, ilgili tarihte hastanede olmam sebebiyle yerime yedek üye katılmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere, alfabe sıralamasında benden sonra yer alan yedek komisyon üyesinin isminin de benim ismimden sonra gelmesi, komisyon belirleme sıralamasının bu şekilde yapıldığının açık kanıtıdır.
Benim ismim bugün Mert değil de Ahmet ya da Ali olsaydı, ilgili sıralamaya göre komisyonda ve ihale sürecinde hiç yer almamış olacaktım."
Savunmanın ardından söz alan Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, Çelik’e, isnada konu ihale sürecinde Ahmet Özer’in herhangi bir telkin, baskı yada yönlendirmesiyle karşılaştınız mı?" diye sordu.
Çelik bu soruya, “Hayır Ahmet Özer tarafından hiçbir şekilde bir telkin ve baskıyla karşı karşıya kalmadım” dedi. Av Hüseyin Ersöz, “Soruşturma aşamasında, Ahmet Özer’in aleyhine beyanda bulunmanız için bir baskı ya da telkinle karşılaştınız mı?” diye sordu.
İFADE DEĞİŞTİRİLDİ
Mert Çelik cevaben; “Yönlendirici olarak bir tek 'Ahmet özer Kürt olduğu için Kürtlere ihaleleri veriyordu değil mi?' o soru geldi. O soruya da hayır dememe rağmen ifadem dışı bir ifade iddianamede yer aldığını gördüm, iddianameyi görünce şaşırdım” şeklinde karşılık verdi.
Çelik'in ifadesi şöyle:
"Ben böyle bir ifade vermedim. Zaten veremem de. Çünkü Ahmet Özer göreve geldikten sonra altı aylık bir sürede kaç tane ihale yapılmış olabilir ki, böyle bir genelleme yapayım? Bunun düzeltilmesini talep ediyorum, sizden ricamdır"

12:44 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Şimşek'in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.
12:15 | MEHMET ŞİMŞEK SAVUNMA VERDİ
Çalış'tan sonra Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek'in savunmasına geçildi.
Belgede mevzuata aykırı bir durum olmadığını savunan Şimşek, ihaleye fesat karıştırmakla suçlandığı ihalelerde de bir suç işlemediğini söyledi.
Şimşek savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Ben Temizlik İşleri Müdürü olarak görev yaptığım dönemde, çöp toplama hizmetinin mevzuat gereği durdurulamayacak, süreklilik arz eden bir kamu hizmeti olduğunu esas aldım. Belediye kanunu ve ilgili düzenlemeler uyarınca, çöp toplama faaliyetlerinin durması doğrudan halk sağlığı sorunu yaratır. Açık ihaleye itiraz gelmesi ve sürecin durması nedeniyle, eski ihalenin bitimine sadece beş gün kala pazarlık ihalesine çıkılması zorunlu hale gelmiştir. Bu zorunluluk halk sağlığı ve zaman darlığından kaynaklanmıştır.
Pazarlık ihalesi süreci tamamen Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülmüştür. Ben Temizlik İşleri Müdürü olarak ihale kararını onayladım ve sözleşmeye davet yazısını imzaladım. Bu süreçte 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na aykırı herhangi bir işlem yapılmamıştır. İddianamede ve bilirkişi raporlarında, pazarlık ihalesinin açık ihaleyle aynı teknik şartnameyle yapılmasının suç olduğu ileri sürülmektedir. Oysa çöp toplama gibi süreklilik arz eden hizmetlerde ihtiyaçlar kısa sürede değişmez; bu işler yirmi yedi aylık, iki yıllık ve üç yıllık planlamalarla yürütülür. Aynı ihtiyaçlar üzerinden ihaleye çıkılmasında mevzuata aykırı bir durum yoktur.
Pazarlık ihalesi sonrasında yüklenici firmaya ilişkin denetimler yapılmış, bazı araçların eksik olduğu tespit edilmiştir. Bu eksiklikler EKAP üzerinden firmaya tebliğ edilmiş, tamamlanmaması halinde ceza kesileceği bildirilmiştir. Bu tebligatlar ve tutanaklar dosyada ve bilirkişi raporlarında mevcuttur. Eğer amacım firmaya menfaat sağlamak olsaydı bu tutanakları tutmazdım. Görevden alındıktan sonra dahi, benim tuttuğum tutanaklara dayanılarak kayyum tarafından atanan müdür tarafından firmaya ceza kesilmiştir. Bu durum, kamu hizmetinin sürekliliği açısından olması gerekenin yapıldığını göstermektedir.
Ümit Gözütok ile ilgili olarak, kendisiyle sözleşme imzalandıktan sonra, firmanın yasal temsilcisi sıfatıyla tanıştım. HTS kayıtları da ifa sürecine, yani sözleşme sonrası döneme aittir. Sözleşme öncesinde, Esenyurt Belediyesi’ne gelmeden önce veya hayatımın herhangi bir döneminde bu kişiyi tanımadım. Firmanın eksik araçları nedeniyle ihtar çekilmiş olması da, herhangi bir yakınlık veya menfaat ilişkisi bulunmadığını göstermektedir.
Dosyada belirleyici nitelikte ciddi bir tarih hatası bulunmaktadır. Ana ihalenin sözleşme tarihi 24 Ekim 2024 olmasına rağmen, bilirkişi raporlarında ve iddianamede bu tarih birçok yerde 24 Eylül 2024 olarak yazılmıştır. Bu yanlış tarih üzerinden, açık ihalenin sözleşmesinden bir gün sonra pazarlık ihalesine çıkıldığı ve uydurulmuş ihale yapıldığı iddia edilmiştir. Bu tarih hatası bir kez değil, defalarca tekrar edilmiştir. Buna karşılık iddianamede kamu zararının oluşmadığı da belirtilmiştir.
Aynı ihalede imzası bulunan bazı kişiler görevlerinin başında bulunurken, benim yaklaşık on üç aydır tutuklu olmam eşitlik ilkesine aykırıdır. Görevden alındıktan sonra mevcut idare tarafından süre ve iş artışı yapılmış, ihale devam ettirilmiştir. Eğer mevzuata aykırı bir durum olsaydı, bu işlemlerin yapılmaması gerekirdi.
On sekiz yıldır kamu görevini yerine getiren bir devlet memuruyum. Kısa süreli müdürlük görevim sırasında yapılan denetimlerle milyonlarca liralık kamu zararının önlenmesine katkı sağladım. Buna rağmen ihaleye fesat karıştırma iddiasıyla tutukluyum. Bir suç işlemedim; kamusal ahlak ve etik ilkelere aykırı bir faaliyetin içinde olmadım. Yüce mahkemenizden beraatimi talep ediyorum.
“OĞLUM OKULDA ÖĞRENİP ÇEKTİĞİ ÇİZGİLERLE BABASININ ŞAFAĞINI SAYIYOR”
Oğlum okula yeni başladı. Oğlum okulda öğrenip çektiği çizgilerle babasının şafağını sayıyor. Bir baba olduğumu, bir ailem olduğunu, bir dosya numarasından oluşmadığımı ve bir suç işlemediğimi bilmenizi isterim. Ben bir suça karışmadım, etik ilkelerine aykırı bir işin içinde olmadım”
11:00 | ESENYURT BAŞKAN YARDIMCISI ÇALIŞ SAVUNMA YAPTI
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bilirkişiler benim sorumluluğum olmadığını belirtmiş ama tutukluyum. 1 Ocak'ta ihaleyi başlatan kayyum ve ortakları. Eğer ortada bir sorun varsa süreci başlatan diğerleri niye burada değil, ortada bir sorun yoksa biz niye buradayız? Aziz İhsan Aktaş ile 35 saniyelik telefon görüşmem olmuş biriyle aynı yerde sinyal vermişim, bir başkası şartname verilirken gördüğünü söylemiş biri de 'ihalede olmak istemiyorum' demiş hepsi bu. Aziz İhsan Aktaş daha önceki dönem belediyeden ihale almış biridir. Beni arayıp 'hayırlı olsun' demesi normaldir 35 saniyede ne konuşmuş olabiliriz?"
Çalış, kalp ve akciğer rahatsızlığının tutuklu kaldığı süreçte ilerlediğini belirterek Adli tıp kurumu muayenesinde infazının 6 ay ertelemesi yönünde karar çıktığını söyledi.
BAKANLIK DA YARGILANSIN
Çalış, ihaleye fesat karıştırma iddialarını reddetti. Çalış, ihaleye fesat karıştırma iddiasına ilişkin bir silsile oluşturulduğunu ve bu silsile üzerine tutuklandığını söyledi. "Eğer bir silsile kurulacaksa; Destek Hizmetleri Müdürü firmalardan teklif aldı diye sahtekârlık yapmışsa, Temizlik İşleri Müdürü Destek Hizmetleri’ne yazı gönderdi diye sahtekârlık yapmışsa, Temizlik İşleri Müdürü benden olur aldı diye ben sahtekârlık yaptıysam, ben de Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan olur aldıysam, o zaman onların da yargılanması gerekir. Ama biz buradayız, onlar burada değil” diye konuştu.
TARİH HATASINDAN YARGILANIYORUM
Çalış savunmasına şöyle devam etti:
"Hakkımda düzenlenen bilirkişi raporları arasında ciddi bir çelişki vardır. 3 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporunda tarafıma herhangi bir sorumluluk yüklenmemiştir. Aynı bilirkişiler, aynı evraklar, aynı ifadelerle yalnızca on gün sonra düzenlenen 13 Ocak 2025 tarihli raporda ise tarafıma sorumluluk yüklemiştir. Ben gözaltına alındığım sırada bu ikinci rapor henüz ortada yoktur. Aleyhime olan rapor, ben gözaltına alındıktan sonra dosyaya girmiştir.
Tutuklamanın temel dayanağı olarak gösterilen husus ise açık bir tarih hatasına dayanmaktadır. İddianamede, açık ihaleye ilişkin sözleşmenin 24 Eylül 2024 tarihinde imzalandığı, buna rağmen bir gün sonra pazarlık ihalesine onay verdiğim ileri sürülmektedir. Oysa sözleşme 24 Ekim 2024 tarihinde imzalanmıştır. Bu tarih iddianamenin bazı sayfalarında doğru, bazı sayfalarında yanlış şekilde yer almaktadır. Bu tarih hatası düzeltilirse, “uydurulmuş ihale” iddiası ve bana yöneltilen suçlamalar tamamen ortadan kalkmaktadır. Buna rağmen yalnızca bu hataya dayanarak yaklaşık on üç aydır tutukluyum.
Özel belgede sahtecilik iddiası ise benim hayatımda duyduğum en ağır ve en şaşırtıcı ithamdır. Ben hiçbir özel belge görmedim; önüme gelen tensip yazısını elektronik ortamda imzaladım. Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün firmalardan aldığı tekliflerdeki bir imzanın sahibine ait olmadığı iddiası, zincirleme şekilde bana kadar uzatılmaktadır. Hayatım boyunca onurumla yaşamış bir insan olarak bu suçlamayı kabul etmiyorum. İmzamın incelenmesini, her türlü bilirkişi ve laboratuvar incelemesinin yapılmasını talep ediyorum. Eğer bana ait olmayan bir imza bana ait çıkarsa, zaten en ağır cezayı vicdanen çekmiş olurum.”
10.20 | DURUŞMA BAŞLADI
Aziz İhsan Aktaş davası duruşmasında bugün; Esenyurt Belediyesi’nden ve İsfalt’tan tutuklu isimlerin savunmaları alınacak.
Duruşma Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunması ile başladı.
DURUŞMANIN İLK ÜÇ GÜNÜNDE NELER YAŞANDI
Aziz İhsan Aktaş davasında üçüncü gün bitti | Çaykara savunma yaptı, duygusal anlar yaşandı...
Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci gün | Karalar savunma yaptı duruşma yarına ertelendi
Aziz İhsan Aktaş davasında ilk gün bitti: Aktaş, aylık gelirini 250 bin TL olarak açıkladı
Kaynak:Haber Merkezi