'Barış mücadelesiyle dolu bir hayat...' Mithat Sancar Sırrı Süreyya Önder'i anlattı

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar,geçen yıl hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder'i anlattı “Sırrı’yı tanıdığımdan bu yana haksızlığa karşı tahammülü olmayan biriydi..."

'Barış mücadelesiyle dolu bir hayat...' Mithat Sancar Sırrı Süreyya Önder'i anlattı

GAZETE PENCERE - DEM Parti Meclis Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’in yaşamını yitirmesinin üzerinden 1 yıl geçti. Önder, 18 günlük yaşam mücadelesinin ardından tedavi gördüğü Florence Nightingale Hastanesi’nde 3 Mayıs 2025’te yaşamını yitirdi.

MİTHAT SANCAR, SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İ ANLATTI

Önder’in yaşamını yitirmesinin ardından DEM Parti İmralı Heyeti’ne dahil olan DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar, Mezopotamya Ajansı’na (MA) Sırrı Süreyya Önder’i anlattı.

Önder ile tanışıklığının siyaset öncesine dayandığını belirten Sancar, birçok alanda Önder ile derin ve neşeli sohbetler yaptıklarını söyledi. Sancar, “Sonra o 2011’de, ben 2015’de aktif siyasete geçtik. Yolumuz orada da buluştu. Yoldaşlık oluştu ayrıca ve bütün bu tarihe ayrıca yoldaşlık boyutu da eklendi. Sırrı’yı tanıdığımdan bu yana haksızlığa karşı tahammülü olmayan biriydi. Haksızlıklara karşı kendi tarzında itirazını her zaman dile getiren biriydi. Esasen isminin daha fazla duyulmasını sağlayan en önemli etken Beynelmilel filmi oldu. Orada da 12 Eylül zulmüne karşı kendi tarzında ve Türkiye’nin de bu alanda yapılmış en özgür filmiyle cevap verdi ve yaşananları bu şekilde işledi. Adaletsizliğe ve haksızlığa karşı nasıl direnilebileceğinin yollarını düşünürken kendi tarzıyla değerli bir bilim üretti” diye konuştu.

‘ADALET VE BARIŞ MÜCADELESİYLE DOLU BİR HAYAT’

Önder’in başka çalışmalarının da olduğunu ve hak mücadelesinde önemli bir rol oynadığını belirten Sancar, “Sırrı’nın çok boyutu var. Sözünün ve kişiliğinin birçok farklı yönü var. Hangisini anlatsak diğerinin gönlü kalır. Hangi özelliğini öne çıkarsak diğer özelliğinin boynu bükülür. O nedenle genel olarak hak, özgürlük, adalet ve barış mücadelesiyle dolu bir hayatı vardı diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

‘YAPTIKLARI ZATEN ÇOK DEĞERLİ’

Sancar, 2013-2015 yılları arasındaki barış süreci tartışmalarında Önder’in oynadığı role işaret ederek, şunları dile getirdi:

“O zamanlar ben siyasette değildim ama sürecin içindeydim. Akil insanlar kurulu üyesiydim. O dönemde de sık sık görüşür, istişare ederdik. Bütün amacı ve ortak derdimiz bu süreci düzgün bir şekilde sonuca vardıracak yöntemleri aramaktı. Barış zor bir iştir; Bunca yıl birikmiş acıların üzerine bir onarım, uzlaşma ve geleceği değiştirmek ve yaşama umudunu büyütmek gerekiyor. Biliyorsunuz Sırrı ilk süreçte hem İmralı’da görüşmelere katılıyordu hem de Kandil’e gidiyordu. Ankara’da o dönem çok yoğun bir zihinsel emeğin yanında bedensel bir faaliyette vardı. O dönemde yaşadıklarını bazen kamuoyu ile de paylaştı. 2013-15 sürecinin özellikleri ile şimdiki dönemin yapısı farklı tabii. Çok uğraşmak gerekiyordu ve Sırrı da şimdi bu sürecin yolunun açılması konusunda çalıştı, çabaladı, uğraştı. Süreç başlayınca da düzgün bir şekilde sürecin devamı için elinden geleni yaptı. Ne yazık ki sağlığı el vermedi bunu yapmaya ama yaptıkları zaten çok değerli.”

‘BUGÜNE ÖNEMLİ BİR MİRAS BIRAKTI’

Önder’in yaptığı çalışmaların sürecin geldiği aşama için yol açıcı ve kritik önemde olduğunu kaydeden Sancar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair de kendisi ile sık sık istişarelerde bulunduklarını söyledi. Sancar, Türkiye’nin barışına ilişkin karşılıklı fikir alış verişlerinde bulunduklarını ve kimi zaman dertleştiklerini söyleyerek, şunları dile getirdi:

“Bazen gelişmelere ilişkin nasıl yol bulunacağına dair görüşmeler oluyordu aramızda. Tam da o geçmiş tecrübeler şimdiki süreç içerisinde çok önemli bir rol oynuyor ve öyle sanıyorum ki herkes bunun farkında. Bir söz vardır denir ki ‘gerçekten ömrünü hak, adalet, özgürlük ve barış mücadelesine adadı.’ Gerçekten bu bir kalıp değil, bu bir klişe değil. Bir gerçeklik var; barış neredeyse ütopik bir hayal, büyük bir hedef ve bu hedefe ulaşmak için yolu çok dikkatli ve özenli yürümek gerek. Barışı sağlayacak olan bu yürüyüştür. Barış bir son durak değildir, bunu hep söylüyorum. Barış bir seferde olup bitecek bir durum değildir. Bunu da her zaman hatırlarım. Önemli olan başa giden yolda emekle, özenle, kararlılıkla yürümektir. Yürüdükçe yol size öğretir, siz yürüdükçe de yol açılır. En önemlisi de budur zaten. Dolayısıyla umutsuzluğa karşı en önemli yöntem yürüyüşe devam etmektir. Karanlığa karşı en iyi tedbir yolu o karanlıkta bile yürümeyi başarabilmektir. İşte Sırrı bunu başarabiliyordu. Bunu yaptı ve bugüne önemli bir birikim, önemli bir miras bıraktı.

Şimdi bu mirası daha da ileriye taşımak ve bu ülkede özgürlük temelinde bir barışı inşa etmek bizim görevimiz. Biz de elimizden geldiğince, bunu yapmaya çalışacağız. Sırrı’nın anısına, ayrıca bunu ithaf etmek de gerekir. Bugün ve bundan sonra barış mücadelesinde yapılacak her şeyde Sırrı’nın bir parmağının olduğunu unutmadan, onu hep yüreğimizde ve aklımızda tutarak yürümek en önemli sorumluluğumuzdur.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar