Beşikçi ve Önder'in mezarlarını ziyaret edecek: Selçuk Mızraklı 7 yıl sonra tahliye oldu

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın 7 yıl tutukluluğun ardından tahliye oldu.

Beşikçi ve Önder'in mezarlarını ziyaret edecek: Selçuk Mızraklı 7 yıl sonra tahliye oldu

GAZETE PENCERE - Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın 7 yıl tutukluluğun ardından tahliye oldu.

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın cezaevinden tahliye oldu.

Selçuk Mızraklı’nın eşi Zeynep Mızraklı da eşini karşılamak için cezaevinin önünde.

DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ile Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar ve gazeteci Eyüp Burç da Selçuk Mızraklı’yı cezaevi çıkışında karşıladı.

Mızraklı cezaevi çıkışında yaptığı açıklamada “Burada olması gereken benden önce, bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş’tır” dedi.

Mızraklı şöyle devam etti:

Usuldendir arkadaşlar, ben es geçmeyeceğim. Ben, bizler, şu anda cezaevinde, arkada duran onlarca yoldaşımız; sizlerle beraber yürek bulduk, güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, misillendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak, hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik. Bunu sadece ben değil, benim gibi duran gencecik 17-18 yaşındaki çocuklardan 80 yaşındaki arkadaşlarımıza, dedelerimize kadar, ben bütün arkadaşlarımızda bu iradeyi, bu duruşu gördüm. Kendimden önceki kuşaklardan aldığım terbiye de buydu.

Evet, birçok hukuksuzlukla karşılaştık ama bugün Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin, özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözeterek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor. Birinci gözlemimi bu şekilde ifade etmiş olayım. İkincisi; kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde ararsınız derler. 2015 ve sonrası geçmişin, yüzyılın muhasebesine girmiyorum. 2015’in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır, hukukun dışına çıkmaktır. Bunu rahmetli Demirel sanırım 95 veya 96 yılındaydı, yaşı uygun olanlar hatırlarlar. O dönem de hatırlarsınız faili meçhuller yaşanıyordu. Köy baskınları, sokak ortasında cinayetler, işkencelerde insanların katli söz konusuydu.

O vakit Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olarak şunu demişti: 'Devlet hukukun dışına çıkar, ama bu kadarı da olmaz' demişti. Bunu tarihin belgelerinde, gazete haberlerinde de bulabilirsiniz. Bu dönem, 2015 ve sonrası, hukuk dışılığın artık zirve yaptığı, şahikasına vardığı bir dönem oldu. Şimdi kaybettiğimiz şey bir; hukuk İkincisi; demokrasi. Zaten cılız olan demokrasinin bütün değer ve kurumlarını aşındıran bir süreç yaşadık. Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara’ya, merkeze kadar, bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazımızdır. Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle 'hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz' deme durumu değildir. Hafızası olan, geçmişi olan, telafi edilmesi gereken başlıkları olan bir süreçten bahsediyoruz. Dolayısıyla barışın kalıcı olabilmesi için; yüreklerde, zihinlerde, hafızalarda karşılık bulabilmesi için olması gereken şey bunu hakikaten samimi hale getirmektir.

Burada da kritik nokta, özellikle başta İmralı’da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış... Arkasından adeta o Demokratik Toplum ve Barış Bildirgesiyle, adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuştur. Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür, geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır, yeni bir dönemdir. Dolayısıyla bunun gereklerini genel olarak toparlamak istiyorum. Bu anlamda hukuka dönüşün, demokratikleşme adımlarının, toplumun o kaygı ve korku koridorlarının giderek telafi edilebileceği; güven katsayısının, destek katsayısının artırılacağı adımlara ihtiyaç var. Bunun da en önemli, en önemli faslı şeffaflaşmadır.

Tabii arkadaşlar ben şu arkadaki adı Edirne, F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim; ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi, sevgili Selahattin Demirtaş'tır Ve eğer, ve eğer, ben bugün bu kapının önündeysem, ben çok kısa zamanda bu kapının önüne tekrar geri dönmek istiyorum.

İçeriye girmekten korkum yok. İçeriye girmek için değil, oradaki yoldaşlarımızı, oradaki Selahattin Başkanımızı almak için buraya gelmek istiyorum. Arkadaşlarımız zaten bu siyasi görevi fazlasıyla, yetenekli bir şekilde yerine getiriyorlar. Ama hani içeriden çıkmış birisi olarak "Dünyayı daha sen berrak görüyordun, orada senin kulağını çok fazla tırmalayan şeyler olmadan yüreğin ne hissediyordu, zihninde neler oluşuyordu?" soruları için de ileride buluşuruz, ileride haberleşiriz, ileride konuşuruz ve uzun uzadıya söyleşiler yaparız. Birbirimize, birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte; daha iyi bir dünya, daha iyi bir

Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk. Demirtaş'ın mesajı şudur: Demirtaş, her zaman verdiği haliyle ben hani söyleyeyim; ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm. Mesajı her zaman bu oldu. Bunu defalarca yazdı, çizdi. Ama ben de sizlerden, bütün basın mensuplarından bir ricada bulunuyorum.

Artık Türkiye'de, sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere Hepsiyle, dışarıda, özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın o, ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim, ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim."

BEŞİKÇİ VE ÖNDER'İN MEZARLARINI ZİYARET EDECEK

7 yıldır tutuklu bulunan Mızraklı’nın İstanbul’da yazar İsmail Beşikçi’yi ve Sırrı Süreyya Önder’in mezarını ziyaret etmesi bekleniyor.

Mızraklı daha sonra Diyarbakır’a geçecek. Mızraklı’nın Diyarbakır’da da İlk ziyareti anne ve babasının mezarlarına yapacağı sonra

Mehdi Zana, Tahir Demirtaş, Tahir elçi, Mehmed uzun ve İlhan Diken’in mezarlarını ziyaret edeceği kaydedildi.

2019 yerel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Mızraklı, 19 Ağustos 2019’da İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmış, aynı gün belediyeye de kayyım atanmıştı., 7 yıldır tutuklu olan Mızraklı, beş yıldır Selahattin Demirtaş ile aynı koğuştaydı.

Mızraklı’nın tahliye haberini, aynı hücreyi paylaştığı eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş duyurmuştu. Demirtaş, QAD-Barış Meydanı için kaleme aldığı yazıda beş yıllık mücadele arkadaşlığına ve dayanışmaya vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Son beş yıldır ben ona emanettim, o bana emanetti. Salı sabahı buradan çıkacak, akşamına da Diyarbakır Havaalanında olacak. Artık size emanettir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar