Çalmadığı kapı kalmadı: Genç öğretmen ölüme nasıl sürüklendi?

Okul müdürünün tokat attığı iddiası, sonuçsuz kalan şikâyetler ve her gün kilometrelerce süren yol çilesi... Ağrı’da ölü bulunan öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın yakınları, genç öğretmenin göz göre göre intihara sürüklendiğini savunuyor.

Çalmadığı kapı kalmadı: Genç öğretmen ölüme nasıl sürüklendi?

GAZETE PENCERE - Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın evinde ölü bulunmasının ardından ortaya çıkan bilgiler, genç öğretmenin ölümünden önce aylar boyunca yaşadığı sorunları çözebilmek için birçok kuruma başvurduğunu ancak sonuç alamadığını ortaya koydu.

İlk belirlemelere göre intihar ihtimali üzerinde durulan olayda kesin ölüm nedeni otopsi raporuyla netleşecek. Ancak ailesinin, meslektaşlarının ve sendika temsilcilerinin aktardıkları; Koparan’ın son aylarının ulaşım sorunları, barınma güçlükleri, görev yeri tartışmaları ve maruz kaldığı sistematik mobbingle geçtiğini gösteriyor.

Gazete Pencere’ye konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Koparan’ın kendi sendikalarına üye olmadığını ancak olayı öğrendikleri andan itibaren sürecin takipçisi olduklarını söyledi. Özbay, genç öğretmenin ölümünün yalnızca “intihar” olarak değerlendirilmesinin, olayın arka planındaki ihmal ve sorumluluğun üzerini örteceğini belirtti:

“İnsanların özel hayatlarında yaşadıkları olabilir, psikolojik sorunları olabilir. Ama burada genç bir öğretmenin maruz kaldığı baskılar, yalnızlaştırılması ve sesini duyurmak için çaldığı kapıların yüzüne kapanması var. Bize anlatılan tablo, gitmediği yer bırakmamış bir öğretmen tablosu.”

SÖZLEŞMELİLİK KISKACI

Özbay, Koparan’ın yaşadığı sürecin sözleşmeli öğretmenlik sisteminden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Genç öğretmenin henüz kadro güvencesine sahip olmadığı için görev yerini bırakıp gidemediğini söyleyen Özbay, sözleşmeli öğretmenlerin özellikle ilk yıllarında ciddi bir baskı altında çalıştığını ifade etti.

Özbay, AK Parti iktidarı döneminde yeni başlayan öğretmenlerin büyük bölümünün sözleşmeli olarak atandığını hatırlatarak, “Sözleşmeli öğretmenlerin en az üç yıl görev yaptıkları yerde kalmaları gerekiyor. Genç bir öğretmen, iş güvencesini tam olarak alamadan uzak bir ilçeye atanıyor. Ailesinden kopuyor, barınma, ulaşım ve geçim sorunlarıyla baş başa bırakılıyor. Buna rağmen sesini çıkaramıyor çünkü görevi bırakırsa geleceğini kaybetme korkusu yaşıyor” dedi.

Özbay’a göre bu sistem, özellikle taşrada görev yapan genç öğretmenleri idare karşısında daha kırılgan hale getiriyor. Ulaşım, barınma ve güvenlik sorunlarının çözülmemesi halinde öğretmenlerin yalnızlaştırıldığını vurgulayan Özbay, “Öğretmenin en büyük güvencesi Milli Eğitim yöneticileri olmalı. Ama öğretmen derdini anlatmaya gittiğinde karşısında duvar buluyorsa, burada yapısal bir sorun vardır” ifadelerini kullandı.

“KADINLA ERKEK AYNI YERDE OLMAZ”

Irmak Ayşe Koparan, 2025 yılının ikinci döneminde sözleşmeli öğretmen olarak Ağrı’nın Hamur ilçesine bağlı Soğanlıtepe İlkokulu’na atandı. Ancak ulaşım ve barınma koşulları nedeniyle daha sonra Karakazan İlkokulu-Ortaokulu’nda görevlendirildi.

Koparan ile aynı dönemde ilçeye atanan bir öğretmenin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, görevlendirme sürecine ilişkin yeni iddiaları gündeme taşıdı. Öğretmenin anlatımına göre Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş, aynı okula atanan kadın ve erkek öğretmenlerin aynı yerde kalmasını uygun bulmadığını belirterek iki öğretmeni farklı okullara yönlendirdi.

Aynı öğretmen, ulaşım ve yaşam koşullarını gerekçe göstererek kendisinin de görevlendirme talebinde bulunduğunu ancak olumlu yanıt alamadığını öne sürdü. Paylaşımında, “Ben de o köyde yapamayacağımı söyledim. İhtiyaçlarımı karşılayamam dedim. Bana ‘İster uçakla git ister neyle gidiyorsan git’ denildi” ifadelerini kullandı.

MÜDÜR ÖNCE HAKARET ETTİ, SONRA TOKAT ATTI

Koparan, kadrosunun bulunduğu Soğanlıtepe’den Karakazan İlkokulu-Ortaokulu’na görevlendirme ile geçti. Ancak burada da okul müdürü Meliha İ. tarafından mobbinge maruz kaldığını hem çevresiyle paylaştı hem de meslektaşları bu mobbinge sıkça şahit oldu.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın öğretmenlerden ve bölgedeki eğitim yöneticilerinden edindiği bilgilere göre, okul servisinde müdür Meliha İ. ile Irmak Ayşe Koparan arasında bir tartışma yaşandı. Özbay, öğretmenlerin kendilerine aktardığı bilgilere dayanarak tartışma sırasında müdürün genç öğretmene hakaret ettiğini ve tokat attığını söyledi.

Özbay, olayın ardından yaşanan süreci şöyle anlattı:

“Bize anlatılanlara göre müdürün hakaret ettiği ve tokat attığı söyleniyor. Irmak öğretmen de kendini korumaya çalışırken tırnağı müdürün yüzüne geliyor. Sonrasında müdür darp raporu alıyor ve soruşturma başlıyor. Böyle bir durumda iki eğitimci için de tedbir alınmasını beklersiniz. Ancak müdür yerinde kalıyor, Koparan ise tabir yerindeyse sürgün ediliyor. Yeniden Soğanlıtepe İlkokulu’na yollanıyor. Peki bu kararı kim verdi? Neden müdür yerinde kaldı? Neden genç öğretmen yeniden o şartlara gönderildi? Bunların açıklığa kavuşması gerekiyor.”

irmak-ogretmen
Nefes'ten Dilan Kutlu, Koparan'a uygulanan fiziksel şiddetin tutanağını paylaştı. Tutanakta müdür yardımcısı ve iki öğretmenin tanık imzası yer aldı

“ÇOK UĞRAŞMIŞ, KİMSE DUYMAMIŞ”

Koparan’ın aynı okulda görev yapan bir meslektaşı da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, genç öğretmenin yardım arayışına tanıklık ettiğini anlattı. Meslektaşı, “Bizzat ben kendim Irmak hocayı her gün kaymakamlığa ve Milli Eğitim Müdürü’nün yanına götürüyordum ama hiçbir sonuç almadan geri dönüyorduk” ifadelerini kullandı.

Koparan ile aynı dönemde atanan bir diğer meslektaşı da genç öğretmen için Milli Eğitim Şube Müdürü’yle görüştüğünü belirterek, “Sizden müdürlük yapmanızı değil, abilik yapmanızı istiyorum. Irmak hocanın durumu iyi değil” dediğini, ancak hiçbir gelişme olmadığını anlattı. Eğitim-İş Genel Başkanı Özbay da benzer bilgilerin kendilerine ulaştığını söyledi:

“Şube müdürleriyle görüşülmüş. Milli Eğitim’e gidilmiş. Kaymakamlığa gidilmiş. Öğretmen arkadaşları anlatıyor; sürekli yardım istemiş. Bize söylenen şu: Çok uğraşmış ama kimse duymamış.”

GÜNLÜK 3 BİN LİRALIK YOL MASRAFI

Koparan’ın yaşadığı en büyük sorunlardan biri de ulaşımdı. Yeniden gönderildiği Soğanlıtepe İlkokulu’nun ilçe merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta olduğu belirtiliyor. Eğitim-İş’in açıklamasına göre köydeki lojmanda erkek öğretmen kalıyordu. Bu nedenle genç öğretmen köyde barınamıyor, ilçe merkezinde kalmak zorunda kalıyordu.

Ailesinin, meslektaşlarının ve Eğitim-İş’in aktardığı bilgilere göre Koparan, okula gidebilmek için uzun süre taksi kullanmak zorunda kaldı. İddialara göre günlük ulaşım maliyeti bazı dönemlerde 3 bin liraya kadar ulaştı.

Özbay, “Genç bir öğretmen düşünün. Başka şehirden gelmiş. Ev tutmuş, yaşam kurmaya çalışıyor. Bir yandan da maaşının önemli bir kısmını yalnızca işe gidip gelmek için harcamak zorunda kalıyor” dedi.

"SIRF BİRİNİN YANDAŞI DEĞİL DİYE GÖRMEDİLER DUYMADILAR"

Irmak Ayşe Koparan’ın ablası Rabia Bayraklı da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda kardeşinin uzun süredir mücadele ettiğini söyledi.

“Kardeşim yaşamak için uğraştı. Sırf birilerinin yandaşı değil diye duymadılar, görmediler. Yardım etmediler. Bile bile bu sonu hazırladılar ona” diyen abla, Koparan’ın öğrencileri için yardım topladığını ve görev yaptığı okuldaki çocuklara büyük bağlılık duyduğunu anlattı.

Ablasının iddiasına göre Koparan, okul müdürünün öğrencilere yönelik şiddetine de tanıklık etmiş, buna tepki göstermesinin ardından daha fazla baskıyla karşılaşmıştı.

Abla, “Kardeşim her gün 3 bin lira taksi parası vererek okula gidiyordu. Milli Eğitim’e, kaymakamlığa, valiliğe dilekçe yazdı. Hiç kimse duymadı” ifadelerini kullandı.

EĞİTİM-BİR-SEN SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ

Özbay’ın dikkat çektiği başlıklardan biri de genç öğretmenin bağlı bulunduğu sendikanın tutumu oldu. Koparan’ın Eğitim-Bir-Sen üyesi olduğunu belirten Özbay, olayın ardından sendikanın uzun süre sessiz kaldığını söyledi.

“Öğretmen ölmüş, üyeniz ölmüş. Ama açıklama yok. Olay sosyal medyada ve basında büyüdükten sonra açıklama geliyor. O açıklamada da yaşananları sorgulamak yerine konunun başka yerlere çekildiği söyleniyor” diyen Özbay, sözleşmeli öğretmenlerin göreve başladıkları bölgelerde iktidara yakın sendikalara yönlendirildiğini öne sürdü.

Özbay, genç öğretmenlerin çoğu zaman kendilerini yalnız hissettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle uzak yerlere atanan, mesleğe yeni başlayan öğretmenler yandaş sendikalara yönlendiriliyor. Sorunlarının bu şekilde çözüleceğine inanarak üye oluyorlar. Ancak bu tür durumlarda ilk başta sendika onları yalnız bırakıyor. Bakın, tokat attığı ve mobbing uyguladığı iddia edilen müdür de Eğitim-Bir-Sen üyesi. Sendika bir üyesini korurken diğerini yalnız bırakmış görünüyor. Müdür de görece genç biri ancak muhtemelen müdür olması ve başka öğretmenleri de sendikaya yönlendirebilecek konumda bulunması nedeniyle sendika tercihini ondan yana kullanmış.”

Eğitim-İş, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüne giden süreçte görev yeri değişikliklerinin, mobbing ve şiddet iddialarının, ulaşım ve barınma sorunlarının, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilik makamlarına yapılan başvuruların tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurguladı.

Sendika, olayda ihmali ya da sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin tespit edilerek kamuoyuna açıklanmasını istedi.

AMELİYATI İÇİN İZİN ALAMADI

Özbay, Koparan’ın ailesiyle yakından ilgilendiklerini, sendika avukatlarıyla birlikte olayın takipçisi olacaklarını söyledi. Aileyle yaptıkları görüşmeyi aktaran Özbay, Koparan’ın iş dışında başka bir sorunu olup olmadığını da sorduklarını belirtti.

Özbay’ın aktardığına göre aile, Koparan’ın iş dışında bilinen bir sorunu olmadığını; atandığı günden bu yana ulaşım, mobbing ve geçim sıkıntısıyla boğuştuğunu, buna rağmen sesini duyuramadığını söyledi.

Aile ayrıca Koparan’ın daha önce geçirdiği bir kaza nedeniyle bacaklarında izler kaldığını, bu izler için İzmir’de ameliyat olmak istediğini ancak bunun için de izin alamadığını belirtti.

Kaynak:Büşra Cebeci

Öne Çıkanlar