CANLI BLOG | İBB Davası'nda 10'uncu gün: Şahan'ın avukatları savunma verdi: İddianamede tutarlılık yok
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davada 10. gün. Bugün Murat Çalık'ın savunma yapması bekleniyor.
GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada 9’uncu celse dün akşam saatlerinde tamamlandı.
Duruşmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaptı. Gün boyunca hem Şahan’ın suçlamalara verdiği yanıtlar hem de bazı CHP’li milletvekillerinin adliye binasına alınmaması tartışma yarattı.
Celse, Şahan’ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun yönelttiği sorular ve mahkeme heyetinin değerlendirmeleriyle sona erdi.
DURUŞMADA YAŞANANLAR ŞÖYLE:
12.00 | EMRAH ŞAHAN'IN AVUKATLARI KONUŞTU
Resul Emrah Şahan'ın avukatı Doğa Şanlıoğlu, müşteki olarak ifade veren isimlerin daha sonra tanık olduğunu, bu sebeple ifadelerinin delil sayılamayacağını belirtti. Müvekkilinin zenginleşmeden mütevazı bir hayat sürdürdüğünü, isnat edilen suçların etkin pişmanlık ifadelerine dayandığını ve somut delilden yoksun olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Mahkeme, Şanlıoğlu'nun savunmasının ardından duruşmaya öğle arası verdi.
Şahan'ın avukatı Doğa Şanlıoğlu'nun savunması:
"Tek bir müdafaa savunması yapacağız ve bu sayede usul ekonomisi ilkesine uygun davranmaya gayret göstereceğiz. İlk bölümde, usule ilişkin genel değerlendirmelerimizi ve dosyanın bugüne kadarki sürecine dair görüşlerimizi arz edeceğiz. Bu kapsamda özellikle yargılama sürecinin genel işleyişini —tabii bunları ifade ederken heyetinizi tenzih ederek, şerh düşmek adına belirtiyorum— ve müvekkilimin ilk gözaltına alınmasına dayanak teşkil eden, "kent uzlaşısı" dosyası sonrası serbest kaldığı bu dosya bakımından kamuoyunda oluşan "12 Eylül'deki yedek tutuklama" algısının nasıl meydana geldiğini kronolojik bir şekilde ortaya koymak isterim. İkinci bölümde ise, iddia konusu edilen "8+1+1" neden olduğunu ifade edeceğim; toplamda 9 eyleme ilişkin açıklamalarımızı sayın heyetin takdirine sunacağız. İzninizle geçiyorum, teşekkür ederim.
İlk olarak; soruşturmanın başından iddianamenin düzenlenmesine kadar yapılan tüm iş ve işlemler, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine aykırı olarak yapılmış ve soruşturma anayasal hakların ihlali suretiyle gerçekleştirilmiştir. Temel ilkelerden hareket edelim efendim: Bu soruşturmanın başından itibaren dosyaya erişim hakkımız kısıtlanmış, soruşturma yaygın tabirle gizli olarak yürütülmüştür. Ancak iddianame 11 Kasım 2025 tarihinde Sayın Mahkemenize sunulduğunda, henüz mahkemenizce kabul değerlendirilmesi yapılmadan, dolayısıyla gizlilik devam ederken bir basın toplantısıyla bu iddianame gazetecilere dağıtılmıştır. Biz müdafiler, süreç boyunca müvekkilimizin ifadesi dışında hiçbir belgeye erişemezken; gerçek olup olmadığı belli olmayan ifadeler —ki burada müvekkilin ailesine dair sorular soruluyor ama cevap veremiyoruz—, arama ve el koyma tutanakları ile iddianamedeki iddialar televizyon kanallarında ve internet sitelerinde yayınlanmıştır. Bu nedenle hukuka aykırı bir soruşturma yürütüldüğü kanaatindeyiz. Tatbik edilen yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin tamamı anayasaya, özellikle de "ölçülülük" ilkesine aykırıdır.
Müvekkil, Şişli Belediye Başkanı sıfatıyla davet üzerine gelebilecekken —ki samimi ifadesinde "bir kilometre mesafedeyiz" diyerek bunu çokça belirtti—, maalesef "şafak baskını" ile evinden alınmasının hiçbir hukuki meşruiyeti olmadığı kanaatindeyiz. Hakkında verilen tutuklama kararları, itiraz üzerine verilen ret kararları ve tutukluluğun devamı kararları bakımından Anayasamızın 19. maddesi ile CMK’nın 101. maddesine aykırılık aşikardır. Zira 107 kişinin tutukluluğunun devamına ilişkin karar yalnızca iki sayfadan ibaret olup; bu iki sayfada CMK 101/2’de yer alan kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tedbirin ölçülü olduğunu ve adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilmesi maalesef söz konusu değildir. Bundan sonraki tutukluluk incelemelerinde böyle olmayacağına inancım tamdır. İfadeleri dinlemek istediğinizi anlayabiliyorum ancak bunu da şerh düşmek için belirttim.
İkinci olarak; böyle bir soruşturma sonucunda hazırlanan eldeki iddianame, sağlıklı bir yargılamaya elverişli değildir. İddianamenin iç tutarlılığı ile bir iddianameden beklenen asgari dil ve hukuki temellendirme bu metinde bulunmamaktadır. Şu an hepimizde iki farklı iddianame var: Birisi savcılık tarafından basına sızdırılan, diğeri ise imzalı olarak dosyada bulunan metin. Bu iki metin aynı değil efendim, sayfa sayıları bile farklı. Aynı iddianamede müvekkilin örgüt yöneticisi olarak zikredildiği ve TCK 220/5 uyarınca sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülen fiiller var; ancak hem giriş hem sonuç bölümünde "üye" sıfatıyla cezalandırılması istenmekte. 13 eylemin tamamında durum böyledir. Bazı eylemlerde şüpheli listesinde adı geçen ve somut fiil isnat edilen kişiler hakkında sonuç bölümünde cezalandırma talebi yoktur; Eylem 13’teki sanık Erol Özgüner buna bir örnektir. İddianamenin değerlendirme kısmındaki bilgiler ile olaya ilişkin izahlar arasında taban tabana zıtlıklar mevcuttur. Örneğin Eylem 44’te müvekkil rüşvet iddiasıyla müşteki anlatımları üzerinden suçlanmakta, ancak müşteki beyanlarında iddianın doğru olmadığını belirtmektedir. İddianame, birebir aynı olayın bir eylemde "irtikap", diğer eylemde "rüşvet" olarak nitelendirilmesi gibi izahı zor çelişkiler barındırıyor. Örgüt suçunun unsurlarını uzun uzun anlatan iddianamede, rüşvet ve irtikap suçlarının unsurlarına dair hiçbir izah yapılmamıştır. Suç vasıflandırmalarında keyfi tercihler yapıldığı hissine kapılıyoruz. Etkin pişmanlık uygulamasına ilişkin hukuki izahlarda da hatalar mevcut. İsnat edilen suçlar rüşvet ve irtikap gibi "görev suçları" olmasına rağmen, hiçbir iddiada sanıkların görev tanımları araştırılmamıştır. Bunun yanında, görev suçlarında kamu görevlisi olmayan sanıklar dahi "fail" sıfatıyla sorumlu tutulmuştur. Oysa TCK 40. maddesi çok açıktır: Özgü suçlarda, fail olma vasfına sahip olmayan kişiler o suçun faili olamazlar. Özel şirket yetkilisi veya kamu görevlisi olmayan kişiler irtikap suçunun faili olamazlar; ama iddianamede bu yapılmış."
11.00 | İLKİZ'DEN ŞAHAN'A SORULAR
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Fikret İlkiz, Şahan'a sorular yöneltti.
Avukat Fikret İlkiz: Zor bir yerden sormayacağım. Siz, gözaltı tarihinizi unutmadığınızı biliyorum. 19 Mart tarihinde gözaltına alındığınızı ve 23 Mart 2020 tarihinde hakkınızda bir tutuklama kararı verildiğini ifade etmiştiniz. Bu tutuklama kararıyla ilgili olarak soruyorum: Hakkınızda tutuklama kararı veren Sulh Ceza Yargıçlığı yanına çıktığınızda tek başınıza mıydınız, yoksa yanınızda örneğin Ekrem İmamoğlu var mıydı?
Emrah Şahan: Tek başınaydım.
Avukat Fikret İlkiz: Tek başınıza çıktığınız o duruşmada, sonuçta hakkınızda tutuklama kararı verilince altını imzaladınız. Ayrıca duruşma sırasında yanınızda avukatınız da vardı ve kararın bir örneği size verildi, değil mi? Dava dosyasındaki 9 sayfalık tutuklama kararı var. Bunu da unutmadığınızı, üzerindeki saatin 11:40 olduğunu ve 23.03.2025 tarihinde bu tutuklama kararının verildiğini biliyorum. Dava dosyasında bulunan 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2025/348 sorgu sayılı ve Hâkim Songül Özdemir Aydoğdu imzalı 9 sayfalık bu tutuklama kararını size verdiler, değil mi? Öyle hatırlıyorum. Şimdi, bu tutuklama kararında özellikle dört şüpheli var: Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve siz, yani Resul Emrah Şahan. Bu tutanak böyle düzenlenmiş ya da bu şekilde kesilip kopyala-yapıştır yöntemiyle oluşturulduğuna göre; sizin ifadenize göre sorguda tek başınaydınız ve yanınızda sadece avukatınız vardı. Ama daha sonra, 9 sayfadan oluşan, kesilip yapıştırılmış ve dava dosyasındaki orijinalinde, üzerinde sizin ve vekilinizin imzası olan bu tutanağı mı verdiler size?
Emrah Şahan: Evet.
Avukat Fikret İlkiz: Çok teşekkür ederim.
10.45 | ŞAHAN'IN AVUKATLARI SAVUNMAYA BAŞLADI
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın avukatı savunma yaptı.
Şahan'ın avukatı Doğa Şanlıoğlu'nun savunmasının bir kısmı şöyle:
"İddianame; toplam 143 eylem ve 402 sanık hakkında açılmış bir "örgüt soruşturması" üzerine inşa edilmiştir. Yapacağımız izahlar ortada bir örgüt olmadığını ortaya koyacaktır. Ancak yanıtlanması gereken soru şudur: Soruşturma makamı da ortada bir örgüt olmadığını bilmesine rağmen neden böyle bir kurgu düzenlemiştir? Birbirine benzemeyen bu kadar iddiayı ve sanığı tek çatı altında toplayarak adil bir hükme varmak mümkün değildir. Müvekkil bakımından iddianameye objektif bir göz atmak bile bu durumu ortaya koyacaktır. Sayın Başkanım; müvekkil, iddianamenin hem girişinde hem sonunda "özel vasıflı üye" olarak nitelendirilmektedir. İddianame, bu kavramın Yargıtay içtihatlarıyla belirlendiğini ileri sürse de tek bir içtihat göstermemektedir. Bu nitelendirmenin dayanağını araştırdığımda; bunun mülga Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde (bugünkü TCK 314. maddeye tekabül eden) yer alan bir ifade olduğunu tespit ettim. Bu madde, devlete karşı işlenen "silahlı örgüt" suçlarını (darbe suçları vb.) düzenlemektedir. Oradaki ifadeyle "hususi bir vazifeye haiz olanlar" cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla "özel vasıflı üye" kavramı, tarihsel ve hukuki bağlamı itibarıyla silahlı örgütlere özgü bir kavramdır. Bu nedenle iddianamedeki bu nitelendirmeyi reddediyor ve şerh düşüyoruz."
İmamoğlu Buğra Gökçe'ye sarıldı
Tutuklu İPA Başkanı Buğra Gökce'nin bugün doğum günü olduğu öğrenildi. İzleyici kısmından Gökce'nin doğum günü kutlandı. Bunun üzerine de İmamoğlu, Gökce'ye sarıldı. İmamoğlu, "Hepiniz adına sarılıyorum" dedi
MURAT ÇALIK'IN SAVUNMA YAPMASI BEKLENİYOR
İki kez kanser hastalığı atlatan, cezaevinde 20 kilo kaybettiği için doktor reçetesi ile ek gıda takviyesi alan Beylikdüzü Belediye Mehmet Murat Çalık'ın bugün savunma yapması bekleniyor.
Duruşma Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın çapraz sorgusu ve avukat beyanlarıyla başlayacak.
ÇALIK'IN AİLESİ GELDİ
Bugün savunma yapması beklenen Mehmet Murat Çalık'ın annesi Gülseren Çalık, Silivri'ye geldi. Anne Çalık'ın mahkeme kapısı önünde beklediği görüldü.
DÜN YAŞANANLAR
9’uncu celsede ilk olarak sanıklardan Altan Ertürk ve avukatlarının savunmaları dinlendi. Günün ilerleyen saatlerinde kürsüye çıkan Resul Emrah Şahan, hakkındaki suçlamaların siyasi olduğunu savundu. Şahan, gözaltı sürecini eleştirdi, Kent Uzlaşısı dosyasına, Şişli’de yürüttüklerini söylediği belediye çalışmalarına ve imar dosyalarına ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Savunmasında özellikle Torunlar Center, Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü, yılbaşı süslemeleri iddiaları ve belediyeye yönelik ‘rant’ suçlamaları üzerinde durdu.
Duruşmanın sonunda Ekrem İmamoğlu söz alarak Şahan’a, görev yaptığı dönemde kendisinden usulsüz, hukuksuz ya da menfaat odaklı herhangi bir talep gelip gelmediğini sordu. Şahan bu sorulara “hayır” yanıtını verdi. İmamoğlu ayrıca belediye meclis üyeleri ve iş yönlendirme iddialarına da değindi; mahkemeye de sürecin siyasetten arındırılması çağrısında bulundu. Mahkeme heyeti, celseyi tamamlayarak duruşmayı bugün devam etmek üzere erteledi.
Beyoğlu Belediyesi hakkında yazılan iddianamenin kabul edildiği, ancak birleştirme talebine ilişkin kararın daha sonra verileceği belirtildi.
Kaynak:Haber Merkezi