Casusluk Davası'nda 3. gün
Casusluk Davası'nda savunmalar dün itibariyle sonlandı. Savcılık dört sanığında tutukluluğunun devamını istedi.
GAZETE PENCERE - 'Casusluk' davasının üçüncü celsesi bugün görülüyor. Duruşmayı çok sayıda gazeteci takip ediyor. Duruşmada bugün savcılığın ara karar için mütalaa vermesi, sanıkların ve avukatların mütalaaya yönelik savunmalara başlaması bekleniyor.
Davanın ilk gününde Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu, dün ise diğer sanıklar Merdan Yanardağ ve Necati Özkan ile avukatları savunmalarını tamamladı.
Savcılık mütalaasında tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamını istedi.
DURUŞMADA YAŞANANLAR:
11.40 - NECATİ ÖZKAN’DAN MÜTALAA TEPKİSİ
Yanardağ'dan sonra İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan söz aldı. Özkan açıklamasında "Bu bir ‘çıkar iddianamesidir" dedi. Özkan'ın açıklaması şöyle:
Bu iddianame ideolojik değil; tamamen pragmatist, yani çıkar amaçlı bir iddianamedir. Türkçesiyle söyleyeyim: Bu bir ‘çıkar iddianamesidir.’ Tek bir hedef vardır: Ekrem İmamoğlu’nu içeride tutmak, Merdan Yanardağ gibi isimleri baskı altında bırakmak, mal varlıklarına el koymak ve siyasal sonuç üretmek. Özeti budur.”
11.00 - MERDAN YANARDAĞ DA MÜTALAAYA TEPKİ GÖSTERDİ
Savcının tutukluluğun devamını istediği gazeteci Merdan Yanardağ iddianameye tepki gösterdi.
Yanardağ'ın açıklaması şöyle:
"Bu iddianamenin de gerisi yalan, bir çöp, bir siyasi iddianameyle karşı karşıyayız. O nedenle ben dünkü savunmamı bir savunma olarak değil, deyim yerindeyse bir karşı iddianame esprisi içinde yaptım.
İdeolojik önyargılara dayalı bir iddianameyle karşı karşıyayız ve Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor.
Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Peki ortaya bir kanıt koydular mı? Hayır.
Temel vatandaşlık haklarını suç olarak niteleyen, yani seçme seçilme hakkı, seçimlere katılma hakkı, bir adayı destekleme hakkını, seçimleri kazanmayı suç ilan etmeye çalışarak fiilen bu mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar.
12 Eylül mahkemelerinde yargılandım, 12 Eylül döneminde böyle bir iddianame yoktu. Bir kanıt olurdu.
Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk.
Sahte belgeler var.
Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi?
Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi?
Mesela benim Hüseyin Gün'le bir mesajımın, bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi?
Hüseyin Gün diyor ki mesajında: ya bu CHP videolar hazırlamalı, sosyal medya mesajları paylaşmalı vesaire.
Baş tarafını kesmişler sanki bana talimat vermiş gibi oluyor. Ayıp ya. Ayıp. Adında cumhuriyet kavramının olduğu tek müessesedir Cumhuriyet Savcılığı.
Biz Mustafa Sabrilerin değil biz Börekçizade Rıfatların soyundan geliyoruz Ankara müftüsünün.
Sarayın fetvacılarının, şeyhülislamlarının Kuvâ-yi Milliyeciler hakkında idam fetvası yayınlamasının üzerine Anadolu'daki kırk müftüyle beraber Kuvâ-yi Milliye fetvasını yayınlayan: bu işgalcilere karşı kutsal savaştır cihaddır diyen Kuvâ-yi Milliyeyi, Börekçizade Rıfat Efendilerin soyundan geliyoruz biz.
Biz bu ülkenin devrimci damarını temsil ediyoruz cumhuriyetçiyiz biz.
Bu ülkenin cumhuriyetçilerine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Niye? Bir darbe rejimi var. Neden?
Rejimi değiştirecekler. Niye?
Cumhuriyetin tasfiye sürecinden geçiyor bu ülke. Niye Ekrem İmamoğlu'ndan korkuluyor? Çünkü onları yenebileceğini gösterdi.
Mahkeme kararınız bunun böyle olup olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Toplumsal barışa katkıda bulunmanızı talep ediyorum. Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum."
İMAMOĞLU SAVCIYA TEPKİ GÖSTERDİ
İmamoğlu savcılığın açıklamasından sonra “Bu iddianame hukuk cinayetidir. Talimat doğrultusunda her şeyi yapabilecek kişilerdir” dedi.
İmamoğlu, “İddia makamının ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Benim için fark eden bir şey yok. Aynı kara düzen devam etmektedir. İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.
SAVUNMALAR BİTTİ
Yanardağ, İddianamede 'kime casusluk yapıldığının yer almadığını' vurguladı. Yanardağ, "Savcılık makamı yumurtasız omlet yapılabileceğini iddia ediyor. Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum" diye konuştu.
Necati Özkan ise mahkeme heyetine, "Devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri sızdırmakla suçlanıyorum. Hangi gizli bilgi söyler misiniz" diye seslendi.
İlk gün savunma yapan İmamoğlu ise savunmasında davayı “siyasi” olarak nitelendirdi ve iddianamenin somut delile dayanmadığını söyledi. Hakkındaki “siyasal casusluk” suçlamasını reddeden İmamoğlu, “Ortada casusluk varsa MİT de ilgili tüm istihbarat birimleri de çıksın millete tek bir somut belge göstersin” diyerek MİT Başkanı İbrahim Kalın’a ve ilgili kurumlara çağrı yaptı.
Savunmasında 15 Temmuz’dan sonra “devletim adına yurt dışında görev yaptım" diyen Hüseyin Gün, şirketlerine dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay tarafından “Türk devleti adına tam yetki” verildiğini ve İBB ile ticari ilişki kurulmadığını söyledi. Savunma sonrası Gün, “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusunu yanıtsız bırakmıştı.
İSTENEN CEZALAR
İddianamede; tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, siyasi danışmanı Necati Özkan ve tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 20’şer yıl hapis cezası talep ediliyor. Savcılığın bugün mütalaasını sunması bekleniyor.
Kaynak:Haber Merkezi