Devlet, ödediği tazminatı faiziyle geri istiyor

Ankara Gar Katliamında hayatını kaybeden Sarıgül Tüylü’nün ailesine ödenen tazminat, Danıştay’ın yeni kararıyla faiziyle geri isteniyor.

Devlet, ödediği tazminatı faiziyle geri istiyor

GAZETE PENCERE - Ankara Gar Katliamı’nın ardından ailelerin başlattığı hukuk mücadelesi geçen süre içinde tam bir hukuksuzluğa döndü. Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin 2016 yılında başlattıkları hukuk mücadelesi, Danıştay İdari Davalar Kurulunun bozma kararının ardından Avukat Necmiye Şabbaz Başel’in deyimiyle “Tam bir zulme döndü.” Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Sarıgül Tüylü’nün eşi ve çocuklarının açtığı davada 2019 yılında aileye ödenmesine karar verilen tazminat, faiziyle geri isteniyor.

Sarıgül Tüylü 10 Ekim 2015’te Ankara’daki Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden 103 kişiden biriydi. Tüylü’nün ölümünün ardından eşi, iki oğlu ve anne-babası, “Yaşam hakkının ihlalinde idarenin kusuru ve ihmali” olduğundan İçişleri Bakanlığına maddi tazminat talebi ile başvuruda bulundu. Talebin reddi üzerine ise aile Ankara 15. İdare Mahkemesine kısmi dava açtı.

'İSTİHBARAT OLMASINA RAĞMEN ÖNLENMEDİ'

Evrensel'den Ramis Sağlam'ın haberine göre, saldırı gerçekleşebileceği yönünde istihbarat bilgisi olmasına rağmen saldırının önlemediğine dikkat çeken Avukat Başel, “Yeterli ve gerekli tedbirlerin alınmadığına dair çokça iddiayı dava sürecinde mahkemeye sunduk. Güvenlik güçlerinin olaydan sonra ölenlerin, yaralananların ve yaralılara yardım edenlerin üzerine gaz bombası atıp cankurtaranların olay yerine ulaşmasını ve ilk yardım çalışmalarını fiilen engellediğini, yaralılara yapılacak tıbbi müdahalenin fiilen engellendiği de ifade ettik” dedi.

Davanın açıldığı Ankara 15.İdare Mahkemesinden istenilen belgelere dair Avukat Başel şöyle dedi: “IŞİD ile ilgili istihbarat bilgilerinin temini için Milli İstihbarat Teşkilatı ile yazışma yapılmasını, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığıyla yazışma yapılarak IŞİD faaliyetleri hakkında yürütülen soruşturma dosyalarının istenmesini talep ettik. Yine olay nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmalarına ilişkin dosyaların İçişleri Bakanlığından getirtilmesini, askeri personelin, orduevinin saldırı öncesinde canlı bomba konusunda uyarılıp uyarılmadığı hususunda Milli Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığıyla yazışma yapılmasını istemiştik.”

Avukat Başel dava sürecinde, Ankara Valiliği ile Ankara Emniyet Müdürlüğünden mitinge katılan kişilerin güvenliğinin sağlanması için miting öncesinde yapılan planlamalara, kararlara ve istihbarat bilgilerini talep ettiklerini söyledi ve Tüylü’nün ölümünde idarenin hizmet kusurunun olduğunu ayrıntılı biçimde açıkladıklarını dile getirdi.

MAHKEMEDEN KARAR

Davanın sonunda 24 Mayıs 2019 Ankara 15. İdare Mahkemesi, olayı “kusursuz sorumluluk” olarak değerlendirdi. Yani devletin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında, herhangi bir ihmal veya hizmet kusuru olmasa bile, faaliyetleri sonucu bireylerin uğradığı zararları tazmin etme zorunluluğu olduğuna hükmetti. Avukat Başel “İlgili yasa ve öngördüğü usullere tabi tutmuş, bilirkişi incelemesi sonucu Celalettin Tüylü, Çayan Ardahan Tüylü, Güney Murat Tüylü, Gülamber Koç ve Mehmet Koç için toplam 545 bin 65 lira ‘Destekten yoksun kalma tazminatı’ ödenmesine karar vermişti” dedi.

İçişleri Bakanlığı ise davayı temyize götürdü. Danıştay 10. Dairesi 19 Ekim 2024’te İçişleri Bakanlığı, Ankara Valiliği ile İl Emniyet ve Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığından gelen gerçekliği kuşkulu belgeleri esas aldı. Başel, Danıştayın “Eyleme yapılan saldırıda idarenin herhangi bir kusurlu ve kusursuz sorumluluğu gerektirir işlem ve eylemi bulunmadığına” karar verdiğini ve 5233 sayılı “Terör Ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmettiğini belirtti. Böylece dosya Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine yeniden gönderildi. Mahkeme “Kusursuz sorumluluk vardır” kararında ısrar ederek dosyayı tekrar Danıştaya gönderdi

BİLİRKİŞİ YASAL FAİZİ BELİRLEYECEK

Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) kararında “Sorumluluk yoktur” kararında ısrar etti. Danıştayın 18 Şubat 2016’da terör saldırısı sonucu yaralanan bir davacının manevi tazminat talebini kabul ettiğini hatırlatan Avukat Başel “Danıştay İDDK bu davada maalesef önceki kararını değiştirdi, tam tersi bir karar verdi. Bu durum hukuki güvenlik ilkesinin de ihlalidir. Danıştay 10. Dairesinin ve eski kararını değiştiren Danıştay İDDK’nin gerekçesi hukuki değildir. Karar kesinleştiği için ilk karar üzerine yapılan ödemeler faiziyle birlikte, İçişleri Bakanlığınca geri istenmektedir” ifadelerini kullandı. İçişleri Bakanlığı ise hiç vakit kaybetmeden Danıştay kararı sonrası hemen “İsteme yazısı” gönderdi.

Aile şimdi 2019 yılında ödenen 545 bin 65 liralık tazminatı faiziyle birlikte geri ödeyecek. Avukat Başel “İhtiyati haciz ile ilgili herhangi bir mahsuplaşma yapamadan 100 bin liralık ihtiyati haciz uygulandı. Fakat mahkeme bilirkişisinin belirleyeceği rakam üzerinden tazminatlar yasal faizlerle birlikte daha da artacaktır” dedi.

AYM'YE BAŞVURU

Avukat Başel, “Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan insan haklarına saygı yükümlülüğünün, yaşam hakkının, etkili başvuru hakkının, adil yargılanma hakkının, işkence yasağı ve ayrımcılık yasağının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduk. Mahkemenin bu gerekçesine katılmamız mümkün değildi. Zira 5233 sayılı Kanun’un amacı terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının sulhen karşılanmasıdır. Ancak sulh sağlanamaması halinde kişilerin dava açma hakları saklı tutulur” dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar