Dilovası faciası davasında ikinci gün: Patron Altay Ali Oransal savunma yaptı

Dilovası'nda kozmetik fabrikasında yaşanan patlamayla ilgili davada tutuklu sanık Ravive Kozmetik Yönetim Kurulu üyesi Altay Ali Oransal savunma yaptı.

Dilovası faciası davasında ikinci gün: Patron Altay Ali Oransal savunma yaptı

GAZETE PENCERE - Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde, 8 Kasım 2025'te yaşanan ve 3'ü çocuk 7 kişinin öldüğün parfüm dolum imalathanesi faciasıyla ilgili davanın ilk duruşması ikinci gününde Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu'nda yapıldı.

Dün kimlik tespiti ve iddianame özetinin okunmasıyla başlayan duruşmada, avukatlar usule ilişkin itirazda bulunmuş, kamu görevlileri hakkındaki şikayetlerin değerlendirilmesini istemişti. Türkiye Barolar Birliği ve bölge barolarının katılma istemlerinin de reddedildiği duruşmada, Ravive Kozmetik’in Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Oransal savunma yapmış, yetki ve sorumluluğun daha çok babasında olduğunu savunmaş, suçlamaları kabul etmemişti.

KADINLARDAN AÇIKLAMA: TEK SORUMLU İŞ YERİ SAHİBİ MİDİR?

Bu sabahki duruşma öncesi Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı.

Açıklamada, "Davanın takipçisi olduğumuzu söylemek için dayanışmamızla geldik. Çünkü bu iş cinayeti tam da kapitalizm ile patriyarkanın kesişiminde duruyor. Çünkü bu iş cinayeti derinleşen ücretli-ücretsiz emek kıskacının hayatlarımıza nasıl kastettiğinin en somut örneği. Bu iş cinayeti kadınlara reva görülen istihdam biçiminin de en somut örneği" ifadelerine yer verildi.

Denetim eksikliğine dikkat çekilen açıklamada, "Bu katliamla ilgili esas sorumlular denetleme yapmayanlar, çalışma ortamını, işçilerin koşullarını bilip hatta şikayetleri alıp burayla ilgili işlem yapmayanlar bu iş cinayetini kınamakla yetindi. Adına iş yeri denen insanlık dışı çalışma koşullarında kadınların ve kız çocuklarının emeğinin bu denli sömürülmesinin tek sorumlusu iş yeri sahibi midir? Hiçbir önlem alınmamasına rağmen çalışan bir iş yerindeki cinayetin sorumlusu iş güvenliği uzmanı mıdır? Öyle bir iş yeri neden ve nasıl var olabilir?" denildi.

"BU PALAVRALARA İNANMIYORUM"

Basın açıklamasının ardından yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut söz aldı. Bulut, şöyle konuştu:

"Dün İsmail Oransal bayağı palavralar attı. Bu palavralara inanmıyorum. Bizzat kendim orada çalıştığım için hepsini biliyorum. Oraya hiç gelmediğini, ayda yılda bir kere geldiğini, bir saat-yarım saat geldiğini söylüyor. Hepsi palavra, palavralara anca kendi inanır. O palavralara anca kendi inanır. Ben inanmıyorum. Bizzat şahidim. Orada olduğuna, sigortasız olduğuna, makinelerin üstünde İsmail Oransal yazıyordu, bunu inkar etmesin. Yalan konuşmasın, palavra atmasın.

Adalet istiyoruz. Adaletin en ağır şekilde onların cezalandırılmasını istiyorum. Nasıl bizim canlarımız yandı, bizim yüreklerimiz yandı, göz göre göre canlarımızı yaktıysalar, onların da canı yansın. Onlar üstüne sermaye kazandılar. Trilyonları ceplerine koydular. Soruyorum onlara şimdi buradan: Başlarını yastığa rahat koyabiliyorlar mı? Çocukları olacak. O çocuğa helal yedirdi mi acaba? Hakkımı helal etmiyorum. Ölmüşlerimizin de ahı onların yakasındadır. Elbette ettiklerini bulacaklar, gün gelecek."

YÖNETİM KURULU ÜYESİ ALTAY ALİ ORANSAL SAVUNMA YAPTI

Sabah saatlerinde başlayan, 8'i tutuklu, 2'si firari 16 sanıklı davanın ikinci gününde Ravive Kozmetik’in Yönetim Kurulu üyesi Altay Ali Oransal savunma yaptı.

Anne ve babasının 2014 yılında boşandıklarını ifade eden Altay Ali Oransal, "Babam Düzce’de Türkiye'nin önde gelen firmalarından biri olan fabrikada müdür olarak işe başlamıştı. Babamla nadir olarak görüşüyorduk. Bir görüşmemizde işten ayrıldığını, borçları olduğunu söylemişti. Eski müşterilerinin olduğunu, kendini bir yer açarsa işleri ona getireceklerini söylemişti. Ufak bir yer açmak istiyordu. Fakat bunun için parası yoktu. Bunu bizden talep etti. Kendi üzerimize firma kurmayı ve aynı zamanda başlangıç için biraz para istedi. Kardeşimle beraber istediği miktardaki parayı borç olarak kendisine verdik. Aynı zamanda kendisi de bize bu şirketi üzerimize kurdurttu" dedi.

"Daha sonrasında patlamanın gerçekleştiği fabrikaya tahmini olarak 500 metre mesafede kendini ufak bir yer kurarak ufak bir makineyle işe başladı" diyen Altay Ali Oransal, "Biz de o dönem fabrikanın tüm yönetim ve denetim yetkisinin tamamını babama devrettik. Daha sonra buradan çıktığını ve patlamanın gerçekleştiği fabrikayı geçtiğini söylemişti. Burada hiçbir şekilde kazanç elde etmedik. Buradan gelecek şeylere de hiçbir zaman ihtiyacım olmadı. Biz kazancımızı kardeşimle beraber patenti ve isim hakları şahsınıza ait olan iki markan kaynaklanmaktadır" diye konuştu.

"CAN GÜVENLİĞİMİZ TEHDİT ALTINDA, İNSANLAR ÇOK ÖFKELİ"

Oransal, patlamanın yaşandığı güne ve sonraki sürece ilişkin şöyle konuştu:

"Sabah 09.30 sıralarında kardeşimi telefonla aramıştı. Uyuduğum için kendisine 2-3 dakika sonra geri dönüş yaptım. Kendisi babamın fabrikasında patlama olduğunu, panik halinde olduğunu ve oraya gittiğini söyledi. Detaylı bir bilgi yoktu. Oraya gidince seni arayacağım, bilgilendireceğim demişti bana. Daha sonrasındaki ‘arabayla seni almaya geliyorum. Can güvenliğimiz tehdit altında. Tehlike altında ve insanlar çok öfkeli. Avukat İstanbul dışına çıkmamız gerektiğini söyledi’ dedi. Daha sonra kardeşim beni aldı. Çorlu'yla Ali Osman dayımızın fabrikasına gittik. Ondan sonraki süreçte Onay Yörüklü kendi kod adı ‘Mazlum’ olarak tanıtan kişi bizi aldı ve Marmara Ereğlisi'ndeki bir evde olayların yatışması, durumu öğrenmemiz için geçtik."

"O GÜN YURT DIŞINA ÇIKABİLECEK BÜTÜN İMKANLARIM MEVCUTTU"

Firmada yetkisi olmadığını öne süren Oransal, "Resmi olarak noter tasdikli bir şekilde yönetim kurulu AŞ defterinde bütün yönetimin ve denetimi babamda olduğu firmada Reviva Kozmetik fabrika kısmında hiçbir yetkim yoktur. O gün yurt dışına çok rahat bir şekilde çıkarabilecek bütün imkanlarım mevcuttu. Kolluk kuvvetleri tarafından daha ifade için çağrılmamışken ve Avrupa'nın her ülkesine çok rahat bir şekilde gidebilecekken ben ülkemde kalmayı tercih ettim" dedi.

Savunmasında olay gününe ilişkin, olayın ardından can güvenliği endişesiyle atölyeye gitmediklerini, avukatlarının yönlendirmesiyle Ali Osman Akat’ın fabrikasına gittiklerini orada yanlarına gelen Onay Yürüklü ile birlikte, Tekirdağ’da “güvenli bir eve” gittiklerini belirten Altay Ali Oransal, kaçma amaçlarının olmadığını savundu.

KARDEŞİNİN SAVUNMASINI YALANLADI

Ali Osman Akat tarafından yönlendirildiği iddia edilen Onay Yürüklü’yü tanımadığını belirten Oransal kendisine yöneltilen “Onay Yürüklü’ye neden güvendin?” sorusu üzerine, “O sırada ona güvenip güvenmeme konusunu düşünmedim” şeklinde yanıt verdi.

Altay Ali Oransal, kardeşiyle birlikte Tekirdağ’da yakalandıkları sırada üstlerinde yeşil pasaportları ile 20 bin lira, 4 bin 350 dolar ve 530 Euro nakit para bulunmasına ilişkin de, "Kartlarımda güvenlik sebebiyle kapatılmalar oluyordu. O nedenle nakit bulundururum. Dövizler de yurt dışı seyahatlerimizden üzerimizde kalanlar” şeklinde konuştu.

Oransal, üretiminin yangının yaşandığı atölyede yapıldığı kozmetik markasının üretim süreci, tedarik ve stok yönetiminin kardeşi İsmail Oransal’ın kontrolünde olduğunu kendisinin ise ticaret kısmını yönettiğini söyledi.

İsmail Oransal ise dünkü duruşmada yaptığı savunmasında kendine yöneltilen sorulara, "Benim üretimle ilgili hiç bir işim olmadı. Ben sadece e-ticaretle ilgilenirim" demişti.

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar