Ehliyet sınavında 'joker' sistemi: Sahte adaylarla sınava girdiler
Gazeteci Murat Ağırel, ehliyet sınavlarına para karşılığında gerçek aday yerine adaya benzeyen kişilerin sokulduğu 'joker' sistemini anlattı.
GAZETE PENCERE - Gazeteci Murat Ağırel, ehliyet sınavlarına para karşılığında gerçek aday yerine adaya benzeyen kişilerin sokulduğu 'joker' sistemini deşifre etti. 2018'de tespit edilen sistemle yüzlerce kişi ehliyet aldı.
Murat Ağırel, belki de hepimizin can güvenliğini ilgilendiren kritik bir dosyayı köşesine taşıdı. Adana'dan Konya'ya uzanan suç ağında örgüt, sınavı geçemeyeceğini düşündüğü adayların yerine sınava para karşılığında adaya benzeyen kişileri soktu.
Ağırel’in yazısındaki çarpıcı detaylar şöyle:
“Bir iddianameye ulaştım, hayretler içerisindeyim.
Anlatacaklarım aslında trajikomik bir olay.
Henüz kesinleşmiş mahkeme hükmü yok.
Tarih: 14 Ağustos 2018.”
“Konya Meram’daki ehliyet sınavında polis, Uğur Baran isimli adayın yerine başka birisinin sınava gireceği bilgisini alıyor. Okul önüne gidiyor. Uğur Baran’ı okul önünde buluyor. Kimlik soruyor ama “Kimliğim yok” cevabını alıyor.”
“Çünkü iddiaya göre kimliği içeride! Onun adına sınava giren kişide.
Polis sınav salonuna giriyor. Uğur Baran adına sınava giren kişinin gerçekte Barış Başçı olduğu belirleniyor.
İki gün geçiyor. Aynı okul. Bu kez “Mahsun Kıpçak” adına sınava giren “Seyfettin Kavak” yakalanıyor.”
“Üzerinden kimin kimliği çıkıyor dersiniz?
Mahsun Kıpçak’ın.
Ama dosya açıldıkça görülüyor ki mesele iki kişi değilmiş. Daha ilginci mesele birkaç sahte kimlik de değilmiş.
Savcılığa göre ortada yıllara ve illere yayılan bir organizasyon var.”
“Sistem iddiaya göre şöyle çalışıyor:
Ehliyet sınavını geçemeyen ya da geçemeyeceğini düşünen aday bulunuyor. Para karşılığı anlaşma yapılıyor. Adaya benzeyen bir “joker” seçiliyor. Saç kesiliyor. Sakal düzeltiliyor. Makyaj yapılıyor. Fotoğraf üzerinde oynanıyor. Photoshop ile gerçek aday ve joker birbirine benzetiliyor. Gerekirse gerçek kimlik jokere veriliyor. Sonra devreye bazı sürücü kursları giriyor.”
“Savcılığa göre adaylar örgütle bağlantılı olduğu ileri sürülen kurslara kaydediliyor, teorik eğitime katılmayanlar katılmış gibi gösteriliyor, fotoğraf ve evrak sisteme yükleniyor ve resmi nitelikteki sınav giriş belgesi oluşturuluyor.”
“İddianamede örgütün yöneticileri olarak Deniz Tekin, Bilal Öztürk, Mehmet Nur Bakır ve Salih Hanas gösteriliyor. Savcılık bu kişilerin gerçek adayları bulduklarını, “jokerleri” belirlediklerini ve organizasyonu yönettiklerini ileri sürüyor.”
“Joker adaya gerçek adayın anne-babasının adı, çocukları, akrabaları, yaşları gibi bilgiler ezberletiliyor. Buna kendi aralarında ne diyorlar biliyor musunuz? “GBT.” Dahası var.”
“İddianame diyor ki bazı jokerlerin kendi sürücü belgesi bile yok.
Ama o kadar çok başkasının yerine sınava girmişler ki soruları öğrenmiş, sınavlarda başarılı olmuş ve bu işi adeta meslek haline getirmişler.
Ehliyeti olmayan adam, bir başkasına ehliyet kazandırmak için profesyonel olarak ehliyet sınavına giriyor!”
“Savcılığın tespitine göre gerçek adaylardan o dönem genellikle 1.000 ila 5.000 TL, jokerlerden yararlanılması karşılığında ise jokere yaklaşık 1.000 TL ödeme yapılıyor.
Bir ses kaydında ise fotoğrafın renginin değiştirilip joker adaya benzetilmesinden söz ediliyor.
Yani tesadüf yok. Plan var. Hazırlık var. İşbölümü var. Para var. Teknoloji var.
İddianamede 135 ayrı olay tek tek anlatılıyor.”
“Ancak savcılık joker adayların geçmiş yakalama kayıtlarını da inceliyor ve inanılması güç bir tablo ortaya çıkıyor.
İddianamedeki tespitle joker adayların 2021 Eylül ayına kadar 37 farklı ilde toplam 464 kez benzer yöntemlerle sınava girerken yakalandıkları belirtiliyor.”
“Adana’da 194. Mersin’de 92. Hatay’da 28. İstanbul’da 23. Ankara’da 12. Konya’da 9.
Ve savcılığın çok önemli bir tespiti var: Bu kişiler defalarca yakalanmalarına rağmen faaliyetlerine devam ediyorlar.
İşte burada durmak gerekiyor. Bir insan bir kez yakalanır. İki kez yakalanır. Üçüncüde sistem alarma geçmez mi?”
“Aynı insanlar şehir şehir dolaşıyor. Başka insanların yerine sınava giriyor. Yakalanıyorlar. Sonra başka şehirde yeniden ortaya çıkıyorlar. Bu nasıl mümkün oluyor?
Savcılık, yapının özellikle Konya’yı tercih ettiğini, çünkü burada denetimin daha az, sınav görevlilerinin daha müsamahalı olduğunun düşünüldüğünü belirtiyor.”
“Dijital materyallerde yer alan bir konuşma ise ayrıca dikkat çekici. Mesajlaşmada bir kişinin, sınav görevlilerinin benzemeyen kişileri sınav başlamadan gönderdiğini ancak “işlem yapmadığını” söylediği görülüyor.
Hatta şu ifade geçiyor:
“Bizi ifadeyle uğraştırmayın diyor, işlem yapmadan gönderiyor.”
Bu, mesajlaşmayı yapan kişilerin iddiası. Gerçekten böyle davranan görevliler var mıydı? Varsa kimlerdi? Haklarında herhangi bir işlem yapıldı mı?”
“Bunlar cevaplanması gereken sorular.
Dosyada savcılığın suç tarihleri itibarıyla yapı ile bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü 15 sürücü kursu da isim isim sıralanıyor.
Özel Adana MTSK...
Seyhan Deniz...
Devran...
Adana Nehir...
Yalçın...
Hızlı...
Adana Baran...
Erfidan...
VİP... ve diğerleri.”
“İddianame, bu kurslardan bazılarının sonradan üçüncü kişilere devredildiğini ve örgüt bağlantısının sona erdiğini özellikle belirtiyor.
İddianameye göre bir şüpheliden medikal maskenin içine yerleştirilmiş kamera çıkıyor.
Taşınabilir Wi-Fi cihazları... Kameralar... Gizli kulak içi ses iletim cihazları... Başka bir şüpheliden kamera, mikrofon ve kulaklık düzeneği... Bir diğerinden çok sayıda Wi-Fi cihazı ve gizlenmiş kamera tertibatları...”
“Yani iş artık “Bana benzeyen birini sınava sokayım” seviyesini çoktan geçmiş. Teknolojik kopya sistemi kurulmuş. Dosyanın kronolojisi de ayrıca düşündürücü.
Soruşturma 2018’de Konya’da başlıyor.
Dosya, yapının merkezinin Adana olduğu gerekçesiyle Adana’ya gönderiliyor.
Adana karşı yetkisizlik veriyor. Yetki uyuşmazlığının ardından dosya tekrar Konya’ya geliyor.
Ta 2022’de operasyon yapılıyor.”
“Ve 413 sayfalık iddianame 18 Temmuz 2025’te tamamlanıyor. İlk olaydan iddianameye kadar yaklaşık yedi yıl.
Şimdi meseleyi yalnızca adliye dosyası olarak görmeyin.
Yazının başında trajikomik dedim ama aslında bir noktadan sonra can güvenliğimiz söz konusu.
Bu şekilde ehliyet alan kişiler trafikte aramızda dolaşıyor.”
“Kaçı otobüs, kamyon kullanıyor belli değil.
İddianame bu yöntemin sonucunda ehliyet alanların toplam sayısını ortaya koymuyor.
En korkuncu da bu.”
Kaynak:Haber Merkezi