Ergenekon Davası mağduru hekimler konuştu: Tutuksuz yargılama esas olmalı, cezaevinde tutma kabul edilemez
Başkent Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. Haberal, Silivri’deki hücre koşullarını Gazete Pencere’ye anlatırken tutuksuz yargılama çağrısını paylaştı.
ANKARA - Geçmişte Ergenekon Davası’nda tutuklu yargılama gerekçesiyle yıllarca Silivri Cezaevi koşullarını yaşayan Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, şimdiki tutuklu yargılamalara tepki göstererek, Mehmet Murat Çalık ile Tayfun Kahraman gibi sağlığı riskli kişiler için serbest bırakılması çağrısı yaptı.
Başkent Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. Haberal ile İç Hastalıkları Bölümü uzmanı Prof. Dr. Hilmioğlu, Tıp Fakültesi’ndeki başarılı çoklu organ nakli operasyonuyla ilgili basın buluşması sonrasında Gazete Pencere’nin sorularını yanıtladı.
İstanbul Silivri Cezaevi’nde tutsak olduğunu dönemi, hayatında hastalarına ve Türkiye’ye hizmet etmesini engelleyen günler olarak yorumlayan Haberal, 4 yıl 3 ay 18 gün tutuklu kaldığı günlerdeki koşullarını hazırlattığı cezaevi maketiyle krokisi üzerinde anlattı.
Ergenekon Davası döneminde tutuklu yargılamalar sonrasında beraat etmelerini vurgulayan Haberal, Türkiye gündemindeki tüm tartışmalı adli dosyalarındaki tutuklu yargılamalar konusunda “Adalet yüce Allah'ın emri. Bunu ben söylemiyorum. Kitabımızda A’Raf suresi 29’u açsın okusunlar. Nisa suresi 58’i açsın okusunlar. Dolayısıyla bu İslam dininin emridir. Böyle bir şeyi kabul etmen mümkün değil. Suçunu ispat edeceksin” tepkisini paylaştı.
Prof. Fatih Hilmioğlu da, “Türkiye'de Ergenekon süreciyle başlayan bir dönem vardı. O dönemde hukuk büyük oranda askıya alındı. Bu süreç şimdi başka türlü devam ediyor. Ve o zaman o davalar ne kadar haksızsa bugün de aynısı, değişen bir şey yok. Sadece belki şahıslar değişti ama olan biten aynı” dedi.

PROF. DR. HABERAL: KABUL ETMEM, EDİLEMEZ, ALLAH’IN ÖĞÜDÜ VAR
Silivri Cezaevi’ndeki koşulları unutmamak üzere hazırladığı kroki ve ahşap maket üzerinde demir pencereden gardiyanlarca nasıl gözetleme yapıldığı ve hücre içerisindeki yaşam zorluğunu anlatan Haberal, demir karyolasıyla tuvalet bölümü arasında sadece 70 santimetre boşluk bulunması gibi detayları aktardı.
Silivri’deki tutuklu kaldığı koşullara ve hekim olarak hastalarından uzak tutulmasına yönelik uluslararası tıp camiasından tepkileri anımsatan Haberal, bu süreçte yanık vakalarıyla organ nakli konusundaki dünya çapındaki iki uluslararası örgütte başkan olarak seçildiğini hatırlatarak, “Uluslararası arenadaki tartışmalara rağmen Türkiye, ülkem aleyhinde dünyada hiçbir kimseye de bir kelime ifade ettirmedim” vurgusunda bulundu.
Silivri Cezaevi’nde şimdi de sağlık sorunlarına rağmen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın halen serbest bırakılmamasını sorduğumuz Haberal, hasta insanları tutuklu yargılamayı yanlış bulduğunu belirterek, “Kesinlikle kabul etmem, etmiyorum” yanıtını verdi.
Kuran-ı Kerim’de Allah’ın “adalet” üzerine emirleri bulunduğunu söyleyen Haberal, yine “emaneti ehil olana verme, insan yönetiminde adil olma” öğütleri bulunduğunu anlattı. “İnsan dini” dediği İslam dini emirlerine de aykırı şekilde “adaletsizlik” yapıldığını işaret eden Haberal, özetle mevcut tutuklu yargılamalar ve dava süreçleriyle ilgili şunları dile getirdi:
“Bakara 177’de Yüce Allah diyor ki, ‘İyilik yüzünüzü doğuya ve batıya çevirmek değildir. İyilik sizin yaptıklarınızdır. Bakara 179’da Yüce Allah diyor ki, ‘eEy akıl sahipleri kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemezsiniz.’ Bu İslam dini değerli arkadaşlar. İslam dini, insan dinidir. Ve Kur'an Yüce Allah'ın bize öğüdüdür. Diyor ki ‘Ey akıl sahipleri aklınızı kullanın ben size akıl verdim.’ Tamam mı? Ve adalet, bunu tekrar söylüyorum, Yüce Allah'ın emridir. Şimdi şöyle; o demir kapılar arkasında tutulurken iki gün yargılandım. Silivri’de Mahkeme Başkanı’na dedim ki, ‘Beni buraya niye getirdiniz? Kuvvetli suç şüphesi, öyle mi? Umarım burada benim hakkımda kuvvetli suç şüphesi nedir, ne olduğunu öğrenmişsinizdir. Şimdi bunu şüpheyi bana da söyleyiniz ki, ben de bunu benimle beraber çalışan binlerce insan var, binlerce öğrencimiz var, dünyada yüzlerce arkadaşım var. Onlara diyeyim ki, Mehmet Haberal şu suçu işledi ki bu olayla karşı karşıya kaldı. Sonra da eğer istiyorsanız benim cezamı faiziyle veriniz’ dedim. Mahkeme Başkanı efendi ise bana cevaben, ‘Mehmet Bey, Kur'an-ı Kerim'de faiz günahtır’ dedi. Şimdi böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değil. Beni yargılayanlara dedim ki, ‘Bakınız ben hekim olarak hastamı bir dakika daha yaşatabilmek için tıbbın bütün imkanlarını hastama uyguluyorum. Siz de karşınıza birisi geldiği zaman kişiyi her türlü şekliyle yargılayacaksınız. Suçu varsa mutlaka cezasını vereceksiniz ki suçsuz insanlar sokakta elini kolunu rahat sallayarak gezebilmeli. Dolayısıyla adaletsiz olmayacaksınız. Adalet yüce Allah'ın emri. Bunu ben söylemiyorum. Kitabımızda Araf suresi 29’u açsın okusunlar. Nisa suresi 58’i açsın okusunlar. Dolayısıyla bu İslam dininin emridir. Böyle bir şeyi kabul etmen mümkün değil. Suçunu ispat edeceksin.”
HABERAL TUTUKLULUĞU DEVAM ETTİRME KARARLARINDA “GEREKÇE” ŞARTINI VURGULADI
Ergenekon Davası boyunca hakkında yıllarca “tutukluluğunun devamına” şeklinde kararlar alındığını anımsatan Haberal, o dönemki avukatı Serdar Özersin’le bu kararlarda gerekçe sunulmamasını değerlendirdiklerini kaydetti. O dönemki ceza mevzuatında “Hakim mutlaka gerekçe yazmalı” şartı bulunduğunu belirten Haberal, kendisi hakkında tutuklu kalması yönünde karar alan 9 hakim aleyhine dava açtığını ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan bu hakimler hakkında cezalandırma kararı çıktığını hatırlattı.
O dönemde AK Parti iktidarınca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından gerekçesiz tutuklu yargılama kararı veren hakimleri cezalandırma kararı verilmesine tepki gösterildiğini söyleyen Haberal, “Bu karar için ‘ideolojik bir karardır’ denildi. Ardından iktidar bir Haberal Yasası çıkardı. Ne yapıldı, ‘hakim ve savcılara dokunulmaz’ şeklinde düzenlemeye gidildi. Oysa tutuklu yargılamalarda gerekçesi olmalı” diye konuştu.
5 YIL CEZAEVİNDE KALAN PROF. DR HİLMİOĞLU DA KONUŞTU
Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, İnönü Üniversitesi Rektörü olduğu dönem gerekçesiyle Ergenekon Davası kapsamında yaklaşık 5 yıl (4 yıl 10 ay 3 gün) cezaevinde kalmasıyla bugünkü yargı süreçlerini Gazete Pencere’ye değerlendirdi.
Hilmioğlu, sağlık sorunları nedeniyle sıklıkla hastane ile Silivri arasında git-gel koşullarındaki İBB Davası’nda Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın tutuklu yargılanması ve Anayasa Mahkemesi kararına rağmen serbest bırakılmamasına tepkisini paylaştı.
“Türkiye'de Ergenekon süreciyle başlayan bir dönem vardı. O dönemde hukuk büyük oranda askıya alındı. Bu süreç şimdi başka türlü devam ediyor. Ve o zaman o davalar ne kadar haksızsa bugün de aynısı, değişen bir şey yok. Sadece belki şahıslar değişti ama olan biten aynı” diyen Hilmioğlu, açık kaynaklar ve medya aracılığıyla takip ettiği yargılamaları kendi yaşadıklarıyla çok benzer gördüğünü söyledi.
Ergenekon Davası’nda yaşanan ölümleri, hayatını kaybeden insanları unutmamak gerektiğini belirten Hilmioğlu, “Ergenekon sürecinde o insanlar tahliye edilmediler maalesef. Sadece hasta insanların tahliyesi değil haklarındaki suçları ispatlı olmayan insanlar haksız şekilde tutuklu yargılanmamalı. Herkes yargılanabilir. Ama yargılanabilir. Ama insanları tutup, tutup içeri atmanın veya en ufak bir şekilde bir eleştiride bulundun, hadi içeri denilmesi olamaz. Dünyada en fazla ‘Cumhurbaşkanı’na Hakaret’ suçundan dava açılan ülke herhalde Türkiye. Böyle bir şey olmaması lazım. Dolayısıyla hukuk egemen olmadığı müddetçe, evrensel hukuk Türkiye'de egemen olmadığı müddetçe biz bu sorunları hep yaşayacağız. Maalesef” dedi.

HİLMİOĞLU: MUHTEMELEN BENİM BAŞIMA GELENLER BUGÜN İÇERİDEKİLERİN DE BAŞINA GELECEK
Şimdi İBB Davası’nda en az 12 yıllık yargılama öngörülmesi için ne düşündüğünü sorduğumuz Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, “Bunu tartışmaya bile gerek yok ki yanlış. Ortada çok objektif delilleriniz varsa tutukluluk diyebilirsiniz ama varsa ancak bir türlü delil de çıkmıyor. En azından televizyondan izleyebiliyorum. Açık kaynaklardan izleyebiliyorum. Bir türlü net bir şey yok. Hırsızlık, yolsuzluk falan yok. Eğer sağlam deliller varsa, ispat varsa yargılama olur. Ama öncelikle tutuksuz yargılama olur. Ayrıca madem böyle ciddi şekilde suçlamalar var, bu davalar açık bir şekilde kamuoyu önünde yargılamalar sürdürülmeli. Biliyorsunuz Sayın Bahçeli'nin de önerisiydi. Canlı yayınla açık yargılamalar yapılsın. Herkes de görsün neyin ne olduğunu. Keşke Ergenekon Davası’nda da açık yargılamalar olsaydı. Herkes görürdü. Ama yapacak bir şey yok” diye konuştu.
Hayatındaki beş yıl cezaevinde kaldıktan sonra “suçsuz” ilan edilmesiyle ne hissetiğini sorduğumuz Hilmioğlu, “Muhtemelen benim başıma gelenlerin hepsi, yarın bir gün bugün içeride olan insanların da başına gelecek. Çok acı bir şey. Bir insanın hayatından 5 yılın çalınması çok acı bir şey. Haksız bir şekilde, suçsuz bir şekilde insanlar orada yattılar. AMA yapacak bir şey yok. Biz tabii o zaman o insanlar, rektörler veya akademisyenler diyelim. O insanlar bu cumhuriyet için yüreklerini ortaya koydular. Belki buydu, Türkiye'de bir şekilde bunun cezası oluyor” dedi.
Kaynak:Haber Merkezi