Hastane de var havalimanı da... 'Doğu Karadeniz kıyıları 'sismik kumar masasına sürüldü'
Jeoloji uzmanı Osman Bektaş, Doğu Karadeniz kıyı şeridindeki dolgular üzerine inşa edilen hastane, stadyum, havalimanı gibi yapılara ilişkin uyarılarda bulundu. Bektaş, kıyıların “sismik bir kumar masasına sürüldüğünü” söyledi.
GAZETE PENCERE - Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz kıyı şeridinde deniz dolguları üzerine inşa edilen yapılara ilişkin uyarıda bulundu. Bektaş, Ordu, Trabzon ve Rize kıyı hattında hastaneler, stadyumlar, havalimanları ve benzeri kritik altyapıların deniz dolguları üzerinde yükseldiğini belirterek, bu alanların sismik açıdan yeterince değerlendirilmediğini savundu. Bektaş, Doğu Karadeniz kıyılarının “sismik bir kumar masasına sürüldüğünü” ifade etti.
RİSKLER HALININ ALTINA SÜPÜRÜLÜYOR
Bektaş, deniz dolguları üzerinde inşa edilen yapıların yalnızca mühendislik açısından değil, deprem tehlikesi bakımından da özel olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Akyazı Stadı, Rize-Artvin Havalimanı ve Trabzon’daki sağlık yatırımları gibi stratejik yapıların bulunduğu kıyı dolgularına işaret eden Bektaş, “Bölgenin en stratejik yapıları sorumsuzca yapılan deniz dolgularının üzerine inşa ediliyor. Ancak altımızdaki sismik gerçekler tamamen halının altına süpürülmüş durumda” değerlendirmesinde bulundu.
“AÇIK DENİZ FAYLARI DİKKATE ALINMIYOR”
Bektaş’ın uyarısında öne çıkan başlıklardan biri de deniz altındaki fay hatları oldu.
Prof. Dr. Bektaş, TPAO’nun açık denizde net olarak koordinatlandırdığı Ordu, Trabzon ve Rize faylarının mühendislik projelerinde yeterince dikkate alınmadığını savundu.
Bektaş, söz konusu fayların MTA haritasında yer almaması nedeniyle mega yapıların ters ve bindirme karakterli fayların etki alanında “körleme” tasarlandığını belirtti.
BİNALARDA SIVILAŞMA RİSKİ
Bektaş, deniz dolgularının deprem sırasında zemin davranışı açısından özel riskler taşıdığına dikkat çekti.
Deniz dolgularının suya doygun ve gevşek zeminlerden oluştuğunu belirten Bektaş’a göre, deniz altındaki fayların kırılması halinde bu dolgular deprem dalgalarını sönümlemek yerine büyütebilir.
Bektaş, bu durumun “deprem büyütmesi” ve “sıvılaşma” riskini artırabileceğini ifade etti.
Bektaş, “O deniz fayları kırıldığında bu dolgular deprem dalgalarını sönümlemez; aksine katlayarak büyüterek deprem büyütmesine ve zeminin sıvı gibi davranmasına, yani sıvılaşmaya neden olur” dedi.
DEPREM OLMASA DA RİSKLİ
Prof. Dr. Bektaş, dolgu alanlarının yalnızca deprem anında değil, deprem olmadığı dönemlerde de risk üretebileceğini savundu. Bektaş, bu alanlarda kendi ağırlıkları nedeniyle milimetrik düşey oturma ve yamaç boyunca kayma deformasyonları yaşanabileceğini belirtti.
Sismik sessizlik döneminde bile dolgu zeminlerin deformasyon geçirebildiğini ifade eden Bektaş, InSAR gibi uydu ölçüm yöntemleriyle bu tür oturma ve kaymaların takip edilebildiğini vurguladı.
FELAKETE DAVETİYE
Bektaş, mühendislik projelerinde deniz altı fay koordinatlarının, zemin büyütmesi, sıvılaşma ve oturma risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kritik altyapıların deniz dolguları üzerine inşa edilmesinin daha fazla bilimsel denetim ve şeffaf veri gerektirdiğini savunan Bektaş, şu uyarıyı yaptı:
“Mühendislik bilimini ve sismik verileri yok sayarak kritik altyapıları dolguya gömmek, gelecekteki felaketlere davetiye çıkarmaktır.”
Bektaş’ın açıklaması, son dönemde Türkiye Diri Fay Haritası’nın güncellenmesi ve deniz altı faylarının deprem tehlike analizlerindeki yeri konusundaki tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.
Kaynak:Haber Merkezi