İBB Davası'nda 13. hafta
İBB Davası Kurban bayramı arasından sonra devam ediyor. Duruşmada itirafçılık ifadesinden vazgeçen Vedat Şahin savunma yaptı.
GAZETE PENCERE - Silivri’de görülen İBB davasında yargılama 13. haftasında devam ediyor. Dosyada 41 duruşma günü geride kalırken, Kurban Bayramı öncesindeki son celsede tutuklu sanıklardan Şeyhmus Sarıboğa savunmasını tamamlamıştı.
Mahkemenin son tutukluluk incelemesinde 9 sanığın tahliyesine karar vermesiyle dosyadaki tutuklu sayısı 68'e düştü.
Bugün ise Vedat Şahin ve Alper Aydın savunma yaptı
DURUŞMADA YAŞANANLAR:
20.45 | "ALPER AYDIN'A AKLAMA SUÇU İSNAT EDİLMEMİŞ, BU NEDENLE KAYYUM KARARI KALDIRILMALI"
Müvekkili Alper Aydın'ın 12 lokasyonda bulunan mülklerle ilgili anlaşma yaptığını ve kamu zararına sebep olmakla suçlandığını söyleyen avukat Burak Akın, "O yerler İBB'ye ait değil. İBB ihaleye çıkaramaz ki para belediyenin kasasına girsin. Burada kamu zararı söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.
Müvekkilinin şirketine kayyum atandığını, ancak kanunda bunun yerinin olmadığını belirten Akın, "Alper Aydın'a aklama suçu isnat edilmemiş. Bu nedenle el koyma ve kayyum kararının kaldırılmasını, müvekkilin önce tahliyesini sonra da beraatini talep ederim" diyerek savunmasını noktaladı.
19.40 | "MÜVEKKİLİM RÜŞVETLE YARGILANIYOR AMA DELİLLER RÜŞVETLE İLGİLİ DEĞİL"
Alper Aydın'ın avukatı Burak Akın, iddia makamının hiç görmediği bir sözleşmenin muvazaalı olduğunu, bunu da şikayetçi Sedat Kapıdağ'ın ve etkin pişmanlıktan yararlananların beyanlarına dayandırdığını söyledi.
Akın, "Soruşturma ne yazık ki eylem odaklı değil, maddi gerçeği araştırmaktan ziyaden daha çok isimler üzerinden eylemler oluşturma izlenimi oluşturmaktadır" dedi.
Müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin Vakıf Katılım Bankası'nın da onayladığını dile getiren Akın, "Bu durumda bir rüşvet anlaşması olma ihtimali bence yok" diye konuştu.
Müvekkilinin izinsiz yer kullandığı için söküm işlemlerinin yapıldığını ancak bu yüzden yargılanmadığını söyleyen avukat Akın, "Alper Aydın rüşvet verdiği iddiasıyla yargılanıyor. Ama deliller rüşvetle ilgili değil" ifadelerini kullandı.
17.40 | "PARA VERMEDİĞİM İÇİN BURADAYIM"
Suçlamaları reddeden sanık Alper Aydın, "Benim kamuyu dolandırabilmem için kamudan bir şey almam lazım. Biz İBB'nin başka bir yere ihale edebileceği bir metrekare alan kullanmadık" dedi.
İBB Davası'nın şikayetçilerinden Sedat Kapıdağ'ın oğlu Uğurcan Kapıdağ'ın kendisinden 300 bin TL istediğini söyleyen Aydın, "Vermediğim için buradayım. Şerefim üzerine söylüyorum, geriye dönsem o adama yine 300 bin TL'yi vermem" diye konuştu.
Aydın, ticari hayatında AK Parti'yle de CHP ile de çalıştığını, Ekrem İmamoğlu'yla iş yapmak istediğini ancak teklifinin beğenilmediğini ve yapamadığını ifade etti.
Şikayetçi Sedat Kapıdağ’ın kendisine Adalet Bakanı ile birlikte olduğu fotoğrafını attığını söyleyen Aydın, "'Bak göreceksin Ekrem İmamoğlu’na ne yapacağım’ yazmış. Telefonum sizde, bakarsınız. Ben de 'banane cezaevine attırmandan, paramı öde' dedim” ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Aydın, savunmasına aradan sonra devam edecek.
16.25 | "TMSF ŞİMDİ O FİRMAYA DAVA AÇTI"
Savunma yapan tutuklu sanık Alper Aydın, eski İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın çocuklarından Şaşkınbakkal’daki binaları kiraladığını belirtti.
Aydın, "Bir tane kadın itiraz etti. Saray Muhallebicisi de bize muvafakatname verdi. Oy çokluğuyla alınmış. Önce CİMER sonra İBB’yi arıyor. Sonrasında pano söküldü. Basına da yansıdı, 'binaya çöküyor' diye. Yok öyle bir şey" dedi.
Şirketinin TMSF'ye atanmasından sonra ilk defa ihale aldıklarını belirten Aydın, aynı eylemlerle yargılandıkları rakip firmaların "O şirkete kayyum atanmıştır" diyerek ikinci bir sözleşme imzaladığını belirtti. Aydın, "TMSF şimdi o firmaya dava açtı" diye konuştu.
15.35 | "EYÜP'E GÜZELLİK YAPTIK BAŞIMIZA BELA OLDU"
Tutuklu sanıklardan Alper Aydın'ın savunması başladı. Aydın, 2013 yılında açık hava reklam sektörüne girdiğini, kendisiyle birlikte 19 Mart'ta gözaltına alınıp 23 Mart'ta serbest bırakılan oğlunun işlerine devam ettiğini söyledi.
Aydın, "Haydarpaşa Garı'nda Renault bizim müşterimizdi. Fransa Renault'un başkanı izlemeye geldi. Hatta Ulaştırma Bakanı da gelecekti" ifadelerini kullandı.
Panotech firmasının sahibi Eyüp Subaşı'nın kendisinden 3-5 bin lira gibi miktarlarda borç para istediğini, metrolardaki bir proje için 100 milyon lira gibi bir rakama anlaştıklarını ancak o süreçten sonra itirafçı Hasan Özsoy'un ifadesinde kendisine yönelik "Alper Aydın Panotech'e 150 milyon lira verdi ve ortağı oldu" dediğini belirten Aydın, "Eyüp'e güzellik yaptık başımıza bela oldu" diye konuştu.
15.00 | ARA SONRASI İMAMOĞLU İZLEYİCİLERE SESLENDİ
Ara bittikten sonra İmamoğlu izleyicilere seslendi. Kılıçdaroğlu'na gönderme yaptı. İmamoğlu'nun ifadeleri şöyle:
"Bayramının mübarek olsun. Herkese iyi bayramlar diliyorum. Bayramdan bugüne çok daha güçlüyüz. Sevgili arkadaşlar, çok yakında çok daha güzel günler gelecek; bunu bilin. Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel'e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş'a teşekkür ediyorum.
Sevgili kardeşlerim, bakın çok tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bunu unutmayın. Asrın hukuksuzluğun yaşandığı bir davadayız. Bu davada büyük mücadele veren benim masum arkadaşlarıma, belediye başkanlarıma ve bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Hepsinin dağ gibi yanındayım, dağ gibi. Kimsenin masumiyetine laf söyletmem. Söyleyene de en karşı, en dik duruşu ben gösteririm.
Bakın; devletin başındaki zihniyet gibi, “Allah affetsin” deyip milletimden özür dileyen kişiyi, "Allah affetsin" diye ben de dua ediyorum ama millet affetmeyecek. Onu söyleyeyim.
Sevgili çocuklar, gençler, kadınlar… Herkes… Hazır olun, en büyük coşkuyla hazır olun. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz… Bakın söyleyeyim. Ruhumuz, Kuvay-i Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. Bunu unutmayın. En büyük coşkuyla, büyüyerek; çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız.”
12.30 | ŞAHİN "İTİRAFÇILIĞA YÖNLENDİRİLDİM" DEDİ
Hâkim: Evet, bu 30 Haziran 2025 tarihli ifadeniz var, savcılıkta verdiğiniz. Bir de 11 Eylül 2025 tarihliifadeniz var. Bu ifadeleri etkin pişmanlık kapsamında vermek istiyorum şeklinde beyanınız olmuş. Burada şu an bu beyanları inkâr ettiniz. Bu beyanların... "Cezaevinde tanımadığım kişiler beni yönlendirdi..."
Vedat Şahin: Yönlendirmesiyle başkanım.
Hâkim: Kim o yönlendirenler?
Vedat Şahin: Belli başlı avukatlar gelerek...
Hâkim: Bu ifadenize katılan Avukat İ.M.A.
Vedat Şahin: Mirsad Albayrak, doğru başkanım.
Hâkim: Bu kişi mi yönlendirdi?
Hâkim: Bugün ifadelerinizi, mesela destekler şekilde belge falan da ibraz ediyorsunuz. Bunların, bunlar nasıl yönlendirildi? Mesela demişsin ki bir yerde, bir ifadende, o 30 Haziran tarihli ifadenizde: "İşte ben Emrah Bağdatlı’yı ilk kez burada görmüştüm. Bu ödemeyi, çek kendisinin yetkilendirildiğini ve ödemeyi almaya geldiğini söyledi. Ben Kültür A.Ş. ile yapmış olduğum sözleşme ve Karbonat Reklam Hizmetleri A.Ş. tarafından bana kesilen faturaları dosyaya ibraz ediyorum" demişsiniz. Bir fatura ibrazınız var orada. Bir de daha sonraki bu 11 Eylül tarihli ifadenizde de yine benzer şekilde orada da birtakım belge ibrazlarınız olmuş. Ya bunları neye göre yaptınız? Mesela orada da bu ifadenizde geçen “genel olarak 1,5 ay arası vadeli çalıştıklarını söylüyorlar. Piyasada nam yapmış organizasyon firmaları güzel işleri kendi yanlarına çekerler. Önce sorun yoktur, ödemeleri, ödemeleri dedikleri gibi yaparlar, sonrasında ise yavaş yavaş borçlandırmaya başlar ve içeride alacak olmamızı beklerler. Daha sonrasında mesela 5 milyon TL için bu ay 3 milyon TL fatura edersiniz, ödenek yok gibi söylemlerde bulunurlar. Buna ilişkin belgeyi savcılığımıza sunuyorum" demişsiniz. Alıp dosyaya konuldu denmiş. Yani bu belgeler neye göre ibraz edildi peki? Bu yönlendirme nasıl, burada nasıl yapıldı?
Vedat Şahin: Başkanım, Karbonat ile ilgili ifademde zaten bahsettim. Benim yapmam gereken işi, benim tarafıma yaptırılarak kısmi yapılan işin ödemesi. Bunda da belirttiğim gibi burada bir illegal durum var ya da yok...
Hâkim: Peki bu yönlendirme derken, bu ifadeleri bu şekilde vermen yönünde avukatın telkini mi oldu?
Vedat Şahin: Kendi telkiniyle. Yani etkin pişmanlığa uyarlanarak yapılan şeyler.
Hâkim: "Avukatın nasıl beyanda bulunacağını belirtti, destek oldu” dediniz. Bu ikinci verdiğiniz o 11 Eylül tarihli o ifadeniz avukatsız alınmış savcılıkta.
Vedat Şahin: Avukatın desteğiyle başkanım.
Hakim: Avukatın katılımı, resmi katılımı yok ama
Vedat Şahin: Resmi katılımı yok, desteğiyle başkanım. Zaten orada da dikkat ederseniz bir cümle var. Orada, size söyleyeyim hatta...Ek beyanın zaten ikinci sayfasında... Burada mesela, bu firma yani direkt internet sitesinin tamamı, bütün kelimesi anlamıyla yazılmış, Yönlendirmesi ve desteğiyle oldu o da şeklinde.
Mahkeme Başkanı: Kanun maddesinde şöyle bir cümle geçiyor Kahraman Yeşilyurt'la ilgili. Demişsiniz ki, işte bu Kahraman Yeşilyurt'un, Murat Ongun'un sağ kolu falan şeklinde bir anlatımınız var ifadenizin ilk paragrafında, o 11 Eylül tarihli ifadenizde. Devamında diyorsunuz ki, işte Kahraman kendisine Atina'da ev aldı, kaçırdıkları paraların bir kısmını Atina'ya çıkarttılar. Bu husus, Kahraman'la 8 senelik komşuluk ilişkimi olmasından ve ticari olarak çok fazla ortak tanıdığımız iş insanı olmasından dolayı vakıfım. Yani bu bunlar hep duyum olarak, duyumlara dayanarak mı söylüyorsunuz?
Vedat Şahin: Yani duyum olarak. Yanılmıyorsam Kültür AŞ Murat Abbas'ın açıklamaları televizyona çıktığı zaman o ulusal basında o zamanlar duyumlardan itibaren yazdım. Zaten bu nedenle tahliye edilmedim ben de.
Mahkeme Başkanı: Yok, ha şöyle bir samimiyetiniz yok o zaman Kahraman Bey'le, öyle mi anlıyoruz?
Vedat Şahin: Samimiyetimiz, karşı taraftan önce zaten komşumdu benim.
Mahkeme Başkanı: Çok, çok detay şeyler anlatmışsın orada da. Böyle eşiyle ilgili falan yani, ev ev...
Vedat Şahin: Artık başka kimseyi, zan altında bırakmak istemiyorum. Şu an verdiğim ifadeler doğrultusunda, çünkü duyuma dayalı her şey.
11.00 | VEDAT ŞAHİN SAVUNMA YAPIYOR
Etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade veren ancak tutukluluğu devam eden iş insanı Vedat Şahin savunma yapıyor. Vedat Şahin'in avukatı, müvekkilinin tek samimi ifadeyi 22 Mart'ta verdiğini, daha sonra verdikleri ifadelerin geçersiz olduğunu söylemişti.
Şahin’in avukatı Muhittin Arık, 1 Nisan’daki tahliye talebi sırasında mahkemede şu açıklamayı yapmıştı:
“Müvekkilimin emniyette ve de savcılıkta 3 tane olmak üzere toplam 4 tane ifadesi var. Burada bugün için söylüyoruz bunu; en samimi verdiği ifadeler emniyette ve savcılıktaki 22 Mayıs tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler -burada birtakım sanık müdafileri de bahsetti- cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen birtakım avukatlar; ‘Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın’ gibi söylemler...
Bunların detayları var, cezaevi kayıtlarından da bunlar çıkacaktır. Bu psikolojiyle, bu baskıyla savcılığa ifade veriliyor. Savcılıkta da savcının odasında; ‘Senin hakkında şu kişi şöyle konuştu, bu kişi böyle konuştu’ denilerek ki biz gizlilik kararının kalkmasından sonra böyle bir suçlamanın olmadığını görüyoruz; müvekkilimin iradesi fesata uğratılarak ifadeler verdirilmesi sağlanmıştır. Biz bugün ifadenin kabul ettiğimiz anlamında emniyette ve savcılıkta verdiğimiz ilk ifadeyi kabul ediyoruz.
İddianamede aleyhine verilen ifadelere gelince; burada ne iş yaptığı ne de cari ilişkisinin olduğu 5 farklı kişinin, ilk aşamada olmayıp daha sonra etkin pişmanlık kapsamında sırf özgürlüklerine kavuşma olsa gerek ifade veren kişilerin müvekkil hakkında beyanları var. Bunlar Taşçıoğlu sahibi Kamil Taşçı; bugün burada değil, tutuklu değil. Bu kişi müvekkilimin 20 yıllık arkadaşı. Bu kişinin avukatı daha sonra müvekkilimin de avukatı oluyor ve aynı kişi müvekkilimi de ifadeye götürerek etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olma noktasına getirip benimsemediği ifadeleri verdiriyor.”
DURUŞMA ÖNCESİ GÜVERCİN GİRDİ...
Duruşma başlamadan, tutuklular henüz getirilmeden önce bir güvercin salona geldi. Sadece gazeteciler ve jandarmaların olduğu sırada salona giren güvercin bir süre salonda uçup farklı noktalara kondu. Güvercinin konduğu noktalardan birisi de duruşma savcısının masası oldu
Bir süre salonda uçan güvercin daha sonra salondaki görevliler tarafından kağıttan toplar yapılarak uçuruldu. En son bir jandarma personelinin güvercini yakalayıp dışarı çıkardığı görüldü.
Kaynak:Haber Merkezi