İBB davasında gece yarısına kadar süren duruşmalara itiraz

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Arif Gürkan Alpay’ın müdafii Av. Ahmet Kemal Kumkumoğlu, duruşmaların gece yarısına kadar sürmesine ve duruşma takviminin öngörülemez olmasına itiraz etti.

İBB davasında gece yarısına kadar süren duruşmalara itiraz

GAZETE PENCERE - İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Arif Gürkan Alpay’ın müdafii Av. Ahmet Kemal Kumkumoğlu, duruşmaların gece yarısına kadar sürmesine itiraz etti.

Alpay’ın müdafii tarafından 20 Ağustos tarihli olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, 20 Ağustos saat 00.30 sıralarında duruşma düzenine ilişkin sözlü itirazda bulunulduğu, ancak bu itirazlar hakkında herhangi bir ara karar kurulmadığı belirtildi. Kumkumoğlu, talepler hakkında ayrı ayrı gerekçeli ara karar verilmesini ve kararların duruşma tutanağına geçirilmesini istedi.

10.00'DA BAŞLIYOR GECE YARISINA KADAR SÜRÜYOR

Dilekçede, duruşmaların 17 Ağustos’ta ikinci celseyle devam ettiği, 18 Ağustos tarihli oturumun 10.28’de başlayıp 23.36’da sona erdiği ve aralar dahil 13 saati aştığı kaydedildi. 19 Ağustos’taki oturumun da gece yarısını geçtiği belirtilerek, iki gün üst üste sabah saat 10.00’da başlayan duruşmaların gece yarısına kadar sürdüğü ifade edildi.

“YAKLAŞIK ALTI HAFTA BOYUNCA GECE YARISINA KADAR SÜREBİLİR”

Dilekçede, bu uygulamanın geçici olmadığı savunuldu. Mahkeme başkanının 19 Ağustos tarihli oturumda günde yaklaşık 20 sanığın sorgusunun yapılacağını ve sanık savunmalarının eylül ayı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını söylediği aktarıldı.

Dilekçede, duruşmaların Silivri’deki ceza infaz kurumları kampüsünde bulunan, 2 bin 295 kişi kapasiteli salonda yapıldığı, salonun İstanbul merkezine yaklaşık 1,5 saat uzaklıkta olduğu belirtildi. Tutuklu sanıkların bekletildiği alanda yaklaşık 50 kişiye bir tuvalet düştüğü, sanıkların saatlerce sandalyede oturduğu ve temel ihtiyaçlarına erişimlerinin kısıtlandığı öne sürüldü.

Avukatlar, basın mensupları ve sanık yakınlarının da oturumun geceye sarkan bölümünde kantin ve kafeteryadan yararlanamadığı belirtilen dilekçede, duruşma salonunda savunmaya tahsis edilmiş bir baro odasının da bulunmadığı ifade edildi.

Dilekçede, müdafiler, basın mensupları ve sanık yakınlarının duruşmanın gece yarısı veya sonrasında sona ermesinin ardından Silivri’den ayrılarak yaklaşık 02.00’de evlerine ulaşabildikleri ve aynı sabah 10.00’da yeniden duruşmada hazır bulunmaya çalıştıkları aktarıldı. Oturumların ne zaman sona ereceğinin önceden bilinmediği, mahkeme başkanının duruşmaların “gittiği yere kadar gideceğini” birkaç kez ifade ettiği ileri sürüldü.

“GİTTİĞİ YERE KADAR SÜRMESİ USUL KURALI DEĞİL”

Kumkumoğlu, dilekçede duruşmanın “gittiği yere kadar sürmesinin” bir usul kuralı olmadığını, öngörülebilirliğin adil yargılanmanın asli unsurlarından biri olduğunu savundu.

CMK’nın 190. maddesindeki kesintisizlik ilkesinin duruşmanın “fiziksel bir dayanıklılık sınavına” dönüştürülmesine izin vermediği belirtilen dilekçede, gece yarısına uzayan oturumların hâkim, savcı, müdafi ve sanığın delillerle sağlıklı temas kurma kapasitesini olumsuz etkilediği ileri sürüldü.

Dilekçede ayrıca CMK’nın 176. maddesine atıf yapılarak, tutuklu sanığın duruşma gününün önceden bildirilmesi ve tebligat ile duruşma günü arasında en az bir hafta bulunması gerektiği hatırlatıldı. Günde yaklaşık 20 sanığın dinlendiği ve hangi sanığın hangi gün, hangi saatte sırasının geleceğinin bilinmediği bir düzende bu güvencenin fiilen ortadan kalktığı savunuldu.

“ALINAN BEYAN YORMA YASAĞI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİ”

Kumkumoğlu, duruşmaların gece saatlerine kadar uzamasının sanıkların özgür iradesi üzerinde de etkili olabileceğini öne sürdü.

Dilekçede CMK’nın 148. maddesinde “yorma”nın ifade alma ve sorguda yasak usuller arasında açıkça sayıldığı hatırlatılarak, sabah erken saatlerde ceza infaz kurumundan çıkarılan, gün boyunca yeterli ara, yemek ve dinlenme imkânı bulamayan sanığın gece yarısına doğru savunma yapmak veya diğer sanıklara ve tanıklara soru yöneltmek zorunda bırakılmasının özgür irade bakımından sorun yaratacağı savunuldu.

“DARBE TEŞEBBÜSÜ SONRASI DA BÖYLEYDİ” AÇIKLAMASINA İTİRAZ

Dilekçede, mahkeme başkanının sözlü itiraz sırasında darbe teşebbüsü sonrasında yapılan yargılamalarda da geç saatlere kadar duruşma yapıldığı yönündeki açıklamasına da itiraz edildi.

Dilekçede, söz konusu dönemin 2016-2018 yılları arasındaki olağanüstü hâl dönemi olduğunu ve Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesi kapsamında yaptığı derogasyon bildirimini 2018’de geri çektiğini belirtildi. Bugün savaş, seferberlik veya olağanüstü hâl bulunmadığı ve geçerli bir derogasyon bildirimi olmadığı belirtilerek, olağanüstü dönem uygulamalarının bugünkü yargılamaya dayanak oluşturamayacağı savunuldu.

“KENDİ TAKVİM TERCİHİNİZDEN DOĞAN SIKIŞIKLIĞIN FATURASI SAVUNMAYA ÇIKARILAMAZ”

Avukat, uzun duruşma saatlerinin bir bölümünün mahkemenin kendi takviminden kaynaklandığını da öne sürdü.

Dilekçede, 9 Temmuz sürecinde mahkeme heyetinin duruşmaların 10 Ağustos’ta yeniden başlayacağını birkaç kez ifade ettiği, ancak 8 Temmuz’daki oturumun ardından duruşmanın 17 Ağustos’a bırakıldığı belirtildi. Aradaki bir haftalık farkın bugün savunmanın ve sanıkların dinlenme hakkından karşılandığı savunularak, “Kendi takvim tercihinizden doğan bir sıkışıklığın telafisi, savunma hakkının ve insani asgari koşulların askıya alınmasıyla sağlanamaz” denildi.

Dilekçede ayrıca avukatlığın kamu hizmeti olduğu ve müdafilerin bu koşullarda görevlerini gereği gibi yerine getiremediği belirtildi. On dört saatlik bir oturumun sonunda yemek, çay ve kahveye erişimi bulunmayan ve müvekkiliyle görüşebileceği tahsis edilmiş bir alanı olmayan avukatın savunmayı gereği gibi temsil etmesinin beklenemeyeceği ifade edildi.

"SANIKLARIN HANGİ GÜNE BIRAKILDIĞI AÇIKLANSIN"

Dilekçenin sonuç bölümünde Kumkumoğlu, oturumların kanunun “gece vakti” saydığı zaman dilimine girmeden ve günlük makul bir süreyle sınırlandırılarak sona erdirilmesini talep etti. Ayrıca hangi günlerde oturum yapılacağı, oturumların başlama ve öngörülen bitiş saatleri ile hangi sanıkların hangi güne bırakıldığının en az bir hafta önceden ilan edilmesi ve UYAP üzerinden ilgililere bildirilmesi istendi.

Kumkumoğlu, ayrıca tutuklu sanıkların bekletildiği alandaki koşulların iyileştirilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı ve ceza infaz kurumu idaresine yazı yazılmasını, oturum saatlerinde kafeterya ve baro odasının açık tutulmasını, duruşmaların geceye sarkması hâlinde sanıklar, müdafiler ve diğer katılımcılar için sıcak içecek ve yiyecek erişiminin sağlanmasını talep etti.

Kaynak:t24

Öne Çıkanlar