İBB davasında gece yarısını aşan duruşmalara itiraz
İstanbul Barosu, Silivri'deki İBB davasının gece yarılarına kadar sürmesinin 'adil yargılama hakkının ihlali' olduğunu belirterek İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılı başvuruda bulundu
GAZETE PENCERE - İBB davasında ikinci duruşmanın başladığı 17 Ağustos'tan sonra oturumlar genellikle gece yarılarına kadar devam ediyor.
İstanbul Barosu'ndan yapılan açıklamada, 9 Eylül'deki oturuma katılan Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve baro yöneticilerinin bu durumu yerinde tespit ettiği belirtilerek, uygulamanın adil yargılanma hakkının özüne dokunduğu ve sanıkların etkili savunma yapma olanağını zedelediği gerekçesiyle 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılı başvuruda bulunulduğu kaydedildi.
Açıklamada şu görüşler yer aldı:
"Duruşmanın yürütülme koşullarının adil yargılanma ve etkili savunma hakları yönünden değerlendirilerek gerekli önlemlerin alınması amacıyla yazdığı itiraz dilekçesinde İstanbul Barosu, sanıkların yeterli uyku ve dinlenmeden yoksun kaldıklarını ve bu durumun ardışık duruşma günlerinde tekrarlanmasının fiziksel ve zihinsel yorgunluğu ağırlaştırdığını belirtmiştir.
"Anayasa madde 13, 17 ve 36 ile İHAS madde 3 ve 6 ihlal ediliyor"
Uygulamanın, duruşma saatlerine ilişkin usulü bir konu olmasının ötesinde, kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı, sanığın yargılamaya etkili katılımı, beyanının özgür iradesine dayanması ve etkili savunma hakkı ile doğrudan ilgili olduğu belirtilerek Anayasa madde 13, 17 ve 36 ile İHAS madde 3 ve 6'nın ihlaline yol açtığı vurgulandı.
Kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunmasının, insan haklarının sert çekirdeği olarak Anayasa'nın 15. maddesi ile de güvence altında olduğu ve savaş ortamında dahi ihlal edilemeyeceği vurgulanarak, olağan hukuk düzeni içerisinde yürütülen bir ceza yargılamasında sanıkların fiziksel ve zihinsel bütünlüklerinin korunması yükümlülüğünün minimum standarttan daha düşük eğişe taşınamayacağı vurgulandı.
Devletin anılan haklardan kaynaklanan yükümlülüğünün özgürlüğünden alıkonulmuş bireyler için daha üst düzeyde olup, bütün bireyler ve toplum için nihai güvence niteliği taşıyan yargı mercii bakımından, insan haklarının sert çekirdeği alanında yer alan dokunulamaz haklar açısından maksimize olmuş bir yükümlülüğün söz konusu olduğu dile getirilmiştir.
Duruşmaların bu koşullarda yürütülmesinin Anayasa'nın 13. maddesince öngörülen ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmadığı, uzun duruşma sürelerinin savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının özüne dokunduğu belirtilmiştir.
Makul sürede yargılanma hakkının amacının, yargılamanın mümkün olan en kısa zamanda ve her koşulda tamamlanması olmadığı, duruşmanın süratle yürütülmesi ile temel haklar arasında makul bir dengenin kurulması gerektiği hatırlatılan dilekçede, baroların Avukatlık Kanunu'nun 77. ve 95. maddeleri uyarınca meslek mensuplarının haklarını korumakla görevli kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu ve İstanbul Barosunun üyelerinin avukatlık görevini ifasını güçleştiren koşullar karşısında yasa gereği gözlem, raporlama ve itiraz yapma hakkının bulunduğu ortaya konulmuştur."
İstanbul Barosu'nun sosyal medya hesabından da paylaşılan açıklamada talepler ise şöyle sıralandı:
- "Duruşmaların günlük çalışma sürelerinin, sanıkların yargılamaya etkili katılımını ve müdafilerin etkili hukuki yardım sunmasını mümkün kılacak makul sınırlar içerisinde belirlenmesi,
- Özellikle sanık sorgusu, savunma alınması, delillerin tartışılması ve sanığın iradi ve bilişsel katılımını gerektiren esaslı muhakeme işlemlerinin, sanıkların ve müdafilerin ağır fiziksel ve zihinsel yorgunluk altında bulunduğu gece saatlerinde gerçekleştirilmemesi,
- Tutuklu sanıkların yalnızca duruşma salonunda bulundukları sürelerin değil, -bekletilme salonlarının dinlenmeye elverişli olmayan ortam ve koşulları yanısıra-, ceza infaz kurumundan çıkarılma, sevk, bekleme ve ceza infaz kurumuna dönüş saatlerinin de gözetilerek yeterli uyku ve dinlenme sürelerinin korunması,
- Duruşmalar sırasında yeterli süre ve sıklıkta dinlenme, yemek ve temel ihtiyaç aralarının sağlanması,
- Sanıkların müdafileriyle görüşme ve savunmalarını hazırlama imkânlarının fiilen korunması,
- Sağlık sorunu bulunan, ileri yaşta olan veya uzun süreli duruşma koşullarından özel olarak etkilenebilecek sanıklar yönünden gerekli tedbirlerin alınması,
- Anayasa'nın 13, 15, 17 ve 36. maddeleri; AİHS'nin 3, 6 ve 15. maddeleri ile CMK'nin 148. maddesinde güvence altına alınan hak ve ilkeler doğrultusun-da duruşma düzeninin yeniden değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması talep edilmiştir.
Talep ve gözlemelerimiz üzerine mahkemenin yeterli olmasa da duruşmaları daha erken bir saatte sonlandırmış olması yönündeki iradenin sürmesi adil yargılanma hakkının gerekleri açısından yaşamsal önem arz etmektedir. İstanbul Barosu, savunma hakkının önündeki engellerin kaldırılması için gerekli girişimleri sürdürecek ve sürecin kararlılıkla takipçisi olacaktır."
Kaynak:Haber Merkezi