İBB Kültür AŞ. yöneticisi Karaal'ın kaçırılma sebebi İBB itirafçıları mı? 300 kilo altın detayı...

İBB Kültür AŞ. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılma sebebi İBB itirafçılarının ifadeleri mi sorusu gündemde.

İBB Kültür AŞ. yöneticisi Karaal'ın kaçırılma sebebi İBB itirafçıları mı? 300 kilo altın detayı...

GAZETE PENCERE - İBB Kültür AŞ. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin soruşturma ve tutuklamalar devam ederken Halk TV'den Bahadır Özgür kaçırılma olayı ile İBB dosyasındaki itirafçılar arasında bir bağın olabileceğini yazdı.

Karaal kaçırılmasına ilişkin verdiği ifadede 300 kilo altın istediler demiş bu altınların kendisinde olmadığını olayı bilmediğini söylemişti.

Karaal şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bana Serdal Taşkın isimli eski İBB müdürünün ve Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğumu söyleyerek altını talep ettiler. Taşkın’ı, İBB’de çalışmaya başlayınca tanıdım. Kendisiyle iş dışında bir bağım bulunmamaktadır. Bende öyle bir altın olmadığını söyledim. Serdal Taşkın’ın Erzincan’da sakladığı 300 kg altını vereceksin diyerek dövmeye devam ettiler."

Özgür bu ifadelerin ardındaki durumu ise köşesine şöyle taşıdı:

"Peki nereden çıktı bu 300 kg altın meselesi? İlk olarak İBB soruşturmasında ‘tanık’ sıfatıyla ifadesi alınan H.H.Ş. adlı reklam şirketi sahibi şunları iddia etti: “Servet Yıldırım'ı ben yaklaşık 4 senedir tanıyorum. Kendisi Hüseyin Köksal'ın özel şoförüdür. Bu süre zarfında Servet, İBB Kültür AŞ'den çanta çanta para alıp İmamoğlu şirketinin genel müdürü Tuncay'a götürdüğünü, paraları Serdal Taşkın'dan aldığını anlatırdı. Serdal'ın kendi uhdesine de para geçirip, Nişantaşı'ndaki Halkbank'ta kiraladığı kasaya külçe altın olarak sakladığını, Serdal Taşkın'ın şoförünün üzerinde 10 milyon para geçirdiğini anlatmıştı.” Bu ifadeden sonra Serdal Taşkın’ın itirafçı olan şoförü Orhan Cevahiroğlu’nun da ifadesi basına yansıdı.

Onu da hatırlayalım:

“Serdal Taşkın, Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun Murat Kapki, Hüseyin Köksal, Necati Özkan ve Fatih Keleş haftada en az iki gün Beylükdüzü’ndeki bir kafenin alt katındaki özel odada toplanırdı. Toplantı sonrasında Ongun ve Taşkın ellerinde içi para dolu çantalarla çıkardı. Bazen bu çantaları Taşkın'ın Vakıfbank'ın Nişantaşı Şubesi'nde bulunan özel kasasına yatırdığını biliyorum. Bazen de bir kısım paraları ailem dövizci ve kuyumcu olduğundan dolayı ve Kapalıçarşı'da bir çevrem olduğundan dolayı kur pazarlığı yaparak kendisine altın almalarında yardımcı oluyordum.”

Gelelim bu ifadelere karşı suçlanan kişilerin yaptığı savunmalara…

Beylikdüzü’ndeki ‘gizli odalı kafe’ işi her yönüyle yanlış çıktı. Gizli denilen kafe her gün binlerce kişinin gittiği bir AVM’deki MADO’ydu. Gizli odası falan da yoktu. Toplantı da yapılmamıştı. Sadece HTS kayıtları delil sayıldı. Ama avukatlar bu kayıtların neredeyse tüm Beylikdüzü’nü baz alarak çıkarıldığını kanıtladı. Nitekim Necati Özkan savunmasında, oradaki MADO’ya hiç gitmediğini, Beylikdüzü’ne ise hayatında bir kere gittiğini anlattı. O da İmamoğlu’nun seçimi kazandığı 23 Haziran 2019 gecesi. Aynı şekilde Serdal Taşkın da şoförünün yalan söylediğini belirterek, itirafçıların para, kasa ve altın iddialarını reddetti ve “Benim Vakıfbank Nişantaşı şubesinde herhangi bir hesabım ya da kasam yoktur. Ayrıca bu şubede kasa hizmeti de yoktur” dedi.

İtirafçıların birinin Halkbank’ta, diğerinin Vakıfbank’ta dediği ‘altın kasası’ böylesine basit bir araştırma ile kanıtlanabilecekken, haftalarca iktidara yakın medya aynı haberi yapıp durdu. Saklı altınlardan bahsetti. Karaal’ı az daha canından edecek olan ‘kasa’ ve ‘altın’ hikayesinin kaynağı böyle…

İBB soruşturmasının başından beri ‘saklı altınlar’ aranıp duruyor.

İmamoğlu’nun babasının köydeki evi ve arazisinde, hatta komşu arazide bulunan bir kuyuda da dedektörlerle altın aranmıştı. CHP Lideri Özgür Özel de 9 Mayıs 2026’da partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: “Sayın Erdoğan, duymadıysan ihbar ediyorum. Akın Gürlek’in sana bilgi olarak verdiği Ekrem İmamoğlu’nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk meselesi yalan. Bulunmadı ama ‘Buldum kanıt bende, merak etme’ diyor. Kazı yaptı, hiçbir şey bulamadı. Ne kasa ne altın…”

Yani İBB davasında pek çoğunun mahkemede geri çektiği itirafçı ifadeleri ve iktidara yakın medyanın ‘kasadaki altın’ hikayeleri, az daha Erhan Karaal’ı canından ediyordu. Ama burada bir başka şüphe de akıllara düşmüyor değil. Ya İBB davasında birçok kişiye yöneltilen ‘gizli kasa’ suçlamaları çetelerin de iştahını açtı, ya da birileri sürekli aranan ama bir türlü bulunamayan ‘gizli kasa’yı ortaya çıkarmak için tehlikeli yöntemlere başvurmaya başladı."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar