İBB davasında gözlüksüz imza itirazı: Okuyamadığı ifadeyi zapta yanlış geçirmişler!

İBB davasında İSFALT Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, savcılık ifadesine itiraz etti. Sabah erken saatte avukatı olmadan ifade verdiğini belirten Karataş, gözlüğü olmadığı için yazılanları okuyamadığını ve sözlerinin zapta yanlış geçtiğini söyledi.

İBB davasında gözlüksüz imza itirazı: Okuyamadığı ifadeyi zapta yanlış geçirmişler!

GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu, beşi müşteki olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davası 12. gününde devam ediyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara (Silivri) Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda görülen davada, savunma yapan tutuklu İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, savcılık sorgusunda yazılanların doğru olmadığını belirtti.

"AVUKATIM OLMADIĞI GİBİ, GÖZLÜĞÜM DE YOKTU"

Karataş, "Yeri gelmişken savcılık sorgulamasıyla ilgili birkaç düzeltme yapmak istiyorum. Çünkü belirttiğim gibi, sabah 06.30’da ne için gittiğimi bilmeden savcı karşısına çıkarıldığımda, yanımda avukatım olmadığı gibi, gözlüğüm de yoktu. Yaş itibarıyla gözlüğüm olmadan herhangi bir yazıyı okuyamayacağımı sizler de takdir edersiniz" dedi.

YANLIŞLARI TEK TEK DÜZELTTİ

Savcılık sorgusunda yer alan "Beylikdüzü Belediyesi'nde inşaat mühendisi olarak çalışırken yapılan bir projenin müdürü olarak atandım" şeklindeki ifadenin tamamen yanlış olduğunu belirten Karataş, doğrusunun "Beylikdüzü Belediyesi’nde çalışmadan önce Gürpınar’daki Büyükşehir Belediyesi’nin Balık Hali projesinde müdür olarak çalışıyordum" olduğunu söyledi.

'BAŞKAN DANIŞMANLIĞI TEKLİFİ ALMADIM'

Savcılık sorgusunda geçen "İmamoğlu, beni yanına çağırarak başkan danışmanı olarak görev yapmamı istedi" cümlesinin de gerçeği yansıtmadığını ifade eden Karataş, Ekrem İmamoğlu ile aralarında geçen diyaloğun doğrusunun "Ekrem Bey, çalıştığım proje sonrası, inşaat mühendisi unvanı ile belediyede çalışıp çalışamayacağımı sordu, ben de kabul ettim" dediğini aktardı.

'MÜRACAT ÜZERİNE GÖREVE BAŞLADIM'

Son olarak İSFALT'taki Genel Müdür Yardımcılığı görevine geliş sürecine de açıklık getiren Karataş, tutanaktaki "Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı seçildikten sonra, onun onayı ile 2019 yılında İSFALT’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım" ifadesini reddederek sürecin müracaat üzerine geliştiğini belirtti.

Savunmasının devamında Karataş, "Ekrem Bey, İBB Başkanı seçildikten 4 ay sonra, müracaatım üzerine İSFALT’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım" dedi.

Karataş'ın savunmasının tamamı şöyle:

"İddianamenin 3108. sayfasının 1. paragrafında ifade edildiği şekliyle; "Dolayısıyla, Beylikdüzü Belediyesi'nde suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı olarak görev yapan Mehmet Karataş'ın, İSFALT AŞ'de 2019 yılında genel müdür yardımcısı olarak göreve getirilmesi; yapılan bu ihalelerin şartnamelerine rekabeti kısıtlayıcı bir sürü hüküm eklenerek —bunun altını çizerek bir daha söylüyorum, rekabeti kısıtlayıcı bir sürü hüküm eklenerek— ihalelerin çoğunlukla şüpheli Ali Nuhoğlu'na bağlı firmaların üzerinde bırakılması; yapılan bu ihalelerde şüpheli Mehmet Karataş'ın ihale komisyonu başkanı sıfatıyla görev alması ve daha sonra şüpheli Burak Korzay'ın 2022 yılında İSFALT Genel Müdürü olarak atanmasının hemen akabinde şüpheli Mehmet Karataş'ın görevden ayrılarak şüpheli Ali Nuhoğlu'na bağlı firmalarda çalışma hayatına devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde, yapılan organizasyonun örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun kurgusu dahilinde gerçekleştiğini açıkça ortaya koymuştur" şeklindedir. Devamı olan 3. paragrafta ise şu cümleye yer verilmiştir: "Şüpheli Mehmet Karataş'ın görevden ayrılmasının hemen akabinde onun tarafından üstlenilen görev şüpheli Burak Korzay tarafından devralınmıştır" şeklindedir.

Beylikdüzü Belediyesi'nde inşaat mühendisi unvanıyla çalıştım. Görev tanımım gereği, Fen İşleri üzerinden ihale edilen projelerin imalat aşamalarında; işin fen ve sanat kurallarına, projesine uygunluğunu ve projede öngörülen malzemelerin standartlara uygunluğunu kontrol ederdik. Yani "5 branş" dediğimiz mimari, statik, mekanik, elektrik ve harita açısından denetimini ve kontrolünü yapardık. Ayrıca imalatçıların hak edişlerinin fiili duruma yansıyıp yansımadığını kontrol ederdik. Sayın Başkanım, iddianamenin bu kısmındaki suçlamayı kısaca özetleyecek olursak; benim 2019 yılında İSFALT'a genel müdür yardımcısı görevine özel olarak getirildiğim, ihalelerde bizzat isteyerek ihale komisyonu başkanı olarak görev aldığım, yapılan ihalelerde şartnamelere rekabeti kısıtlayıcı bir sürü hüküm ekleterek ihalelerin çoğunlukla bağlı firmalar üzerinde bırakılmasını sağladığım iddia edilmektedir. Özet olarak böyledir. Sonrasında Ali Nuhoğlu'na bağlı şirketlerde çalışmış olmam gerekçe gösterilerek suç örgütü üyesi olarak yargılanmam talep edilmektedir.

Sayın Başkanım, yukarıda Beylikdüzü Belediyesi'nden İSFALT'a geçiş sürecimi detaylı olarak anlattım. Ekrem Başkan'ın benim göreve başladığımdan 2 ay sonra haberi olduğunu anlattım. İhalelerde komisyon başkanı olmam ve şartnamelere rekabeti kısıtlayıcı bir sürü hüküm eklenmesi konusuna gelince; komisyon başkanı olmam bir zorunluluktur, bunu da anlatmıştım. İddia makamı "bir sürü hüküm eklendiği" şeklinde değil de hangi hükümlerin eklendiğini, kaç hüküm eklendiğini, eklenen hükümleri açık olarak ifade etmiş olsaydı, bu durumda diyecek bir sözüm olmazdı. Kaldı ki ihalelerde idari ve teknik şartnamelerin hazırlanması benim görev alanımda değildir, benim sorumluluğumda değildir. Şartnamelerin hazırlanması; İhale Doküman Komisyonu ve Satın Alma Müdürlüğü'nün yetkisindedir. Benim görev yaptığım dönemdeki çalışma arkadaşlarımın tamamına yakını, bizden önceki dönemde gelen arkadaşlardır. Hepsi uzun yıllardır İSFALT'ta çalışan, deneyimli ve mevzuata hakim çalışma arkadaşlarımızdır. Her ihale için şartname sıfırdan hazırlanmaz. Daha önceki yıllarda yapılmış benzer işlerde kullanılan şartnameler, ihale mevzuatında değişiklik yoksa genel olarak aynen kullanılır. Sadece ihale hacmine göre dosya kapsamında kullanılacak olan ekipman ve personel sayısı değişir. Bu durum hem ihale açısından bir zorunluluktur hem de rekabeti kısıtlayıcı bir hüküm değildir. 2019 öncesi yapılan iş dosyaları incelendiğinde şartnamelerin aynı olduğu görülecektir. Sayın savcılık makamının iddia ettiği gibi şartnamelere rekabeti kısıtlayıcı hiçbir hüküm eklenmemiştir.

İSFALT'tan ayrıldıktan, ilişiğimi kestikten yaklaşık 2 ay sonra Mehmet Ali Akman'ın ricası üzerine; İstanbul'da olmayan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile uzaktan yakından ilişkisi bulunmayan Karayolları'nın Adana bölgesinde heyelan yapmış problemli bir yol şantiyesi projesine yardımcı olmak için gittim. Yaklaşık 8 ay kadar Adana'da kaldım. Bu olayı sayın savcılık makamındaki sorgulamam sırasında da ifade etmiştim. Şimdi eylemler açısından biraz açıklama ve savunma yapmak istiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Makine İkmal Müdürlüğü, 2019/460906 ihale kayıt nolu, yaklaşık maliyeti 99.133.320,58 TL olan "Kış Şartlarıyla Mücadele Çalışmaları Hizmet Alımı" işini; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. maddesi gereği açık ihale usulüyle yapmıştır. İhaleye 2 firma katılmıştır. Hikan Nakliyat'ın iş deneyim belgesinin yeterli olmaması nedeniyle elenmesi sonucu, iş 91.961.024 TL bedel ile İSFALT AŞ uhdesinde kalmıştır. 29.11.2019 tarihinde sözleşmesi yapılmıştır.

İSFALT AŞ, söz konusu işi 10 kısma ayırarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3/g maddesi kapsamında 10 ayrı alt ihalesini yapmış ve alt yüklenicilerini belirlemiştir. Başkanım, bu alt ihalelerin detaylarına tek tek girmeyeceğim; ihale kayıt numaraları bilirkişi raporunda ve iddianamede tablo olarak ayrıntılarıyla mevcuttur. 2025/8211 sayılı ve 06.12.2025 tarihli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlatılan bilirkişi raporunda; İSFALT AŞ'ye ait ihale ve alımlarla ilgili "Kış Şartlarıyla Mücadele" işi konusunda usulsüzlük yapılıp yapılmadığına dair tespitler yer almaktadır. Raporda 10 ayrı ihale kayıt numarası verilerek her bir iş bazındaki tespit aynen şöyledir: "Hizmet alımına teklif veren diğer firmaların ortak ve temsilcilerinin farklı kişiler olduğu ve ihale üzerinde kalan şirket ile ihaleye teklif veren şirketlerin adreslerinin farklı olduğu görülmüştür. Söz konusu alımlarda ihale mevzuatı açısından eleştiri ve tenkidi gerektirir bir hususa rastlanmamıştır." Devamında ise; İBB ile İSFALT AŞ arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin 29.11.2019 olması ve hizmet alımının 01.12.2019 tarihinde başlayacak olması hususları dikkate alınarak; İSFALT AŞ'nin alt yüklenicileri kısa sürede belirlemesi gerektiğinden, hizmet alımını kısımlara ayırarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3/g maddesi kapsamında gerçekleştirdiği değerlendirilmiştir.

Sayın Başkanım, bu durumda Eylem 133’ün yok hükmünde olması gerekmez mi? Ben bu eylemde doğrusu neyle suçlandığımı bilmiyorum. Sayın Savcılık makamı, kendi atadığı bilirkişi heyetinin lehimize olan tespitini görmezden gelmiştir. Burada bir suç unsuru bulamayınca adeta yeni bir suç icat etmek durumunda kalmıştır. Şöyle ki: 2019/647708, 2019/647876, 2019/647879, 2019/647886, 2019/647888, 2019/647900 ve 2019/647878 ihale kayıtlı olan işlerin tamamı açısından 48.542.593,20 TL kamu zararı olduğu iddia edilmiştir. Söz konusu işler üst yapı işi olsaydı, yapılıp yapılmadığı kolaylıkla tespit edilebilirdi. Ancak bu bir hizmet işidir. Sayın Savcılık makamı, söz konusu işlerin hizmet işi olmasından hareketle, yapıldığının ispatlanamayacağı düşüncesiyle bir suç yaratmıştır; ben öyle olduğunu düşünüyorum. Sayın Başkan, söz konusu 6 adet işin tüm hak edişleri ve kesin hesapları incelendiğinde; her bir dosya için onlarca tutanak ve ceza tutanağı görülecektir. Kontrol teşkilatının imzaları görülecektir. Sayın mahkeme heyetinizden ilgili hak edişlerin incelenmesini ve bu süreçte görev alan kontrol teşkilatı üyelerinin dinlenmesini talep ediyorum.

Toplam bedel 48.542.593,20 TL olarak gösterilmiştir. Böyle bir zarardan bahsedebilmek için yapılan ihaleye ilişkin hizmetin hiç alınmamış ancak ödenmiş olması gerekir. Bizim hiçbir ihalemizde hizmet alınmaması veya hizmetin eksik alınması gibi bir durum söz konusu olamaz, söz konusu değildir. Eylem 134 açısından; Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, Makine ve İkmal Müdürlüğü 2020/495054 ihale kayıt numaralı, İBB sorumluluğundaki İstanbul geneli ana arter ve meydanlarda yağmur suyu hatları ve açık kanalların temizlenmesiyle kanal görüntüleme, yağmur suyu sel baskınları, kar ve buzlanma ile mücadele çalışmaları hizmet alımı işi 36 ay süreli bir iştir. Bu ihaleye Aytaçlar Nakliyat ve HİKA ortak girişimi ile İSFALT AŞ olmak üzere 2 firma katılmıştır. İSFALT AŞ geçerli en düşük teklifi vererek kazanmıştır. 17.11.2020 tarihinde sözleşmesi yapılmıştır.

İSFALT AŞ, bu ihalenin alt yüklenicilerini belirlemek için yaptığı alt ihalelerde; "Kar Şartlarıyla Mücadele ve Yağmur Suyu Hatları, Açık Kanalların Temizlenmesi ile Kanal Görüntüleme İşi" ve "Karla ve Buzla Mücadele Çalışmaları İşi" olarak 2 ayrı ihaleye çıkmış, işleri farklı isteklilere yaptırmıştır. Yağmur suyu hatları ve açık kanalların temizlenmesiyle kanal görüntüleme işi, 2020/664406 ihale kayıt no ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b pazarlık usulüyle yapılmıştır. Bu ihaleye 7 firma davet edilmiştir. 6 firma geçerli teklif vermiştir. Firmalardan 2. tekliflerini vermeleri istenmiş; 2. tekliflerde geçerli en düşük teklif 105.837.684 TL bedel ile Güvenyol ortaklığı tarafından verilerek ihale kazanılmıştır. Bu işin yaklaşık maliyeti 114.381.309,42 TL'dir. Söz konusu bu ihale için bilirkişi raporunda da ifade edildiği şekliyle "ihale mevzuatı açısından eleştiri ve tenkidi gerektirir bir hususa rastlanmamıştır" denilmektedir.

Kar ve buzlanma ile mücadele çalışmaları işi kapsamında ise İSFALT 8 ayrı alt ihale yapmıştır. Yine burada ihale kayıt numaraları, iddianamenin ve bilirkişi raporunun sayfalarında tablo halinde bütün detaylar mevcuttur. Söz konusu yangın dosyasında tablo şeklinde bütün detaylar mevcuttur. Bilirkişi raporundaki tespitler şu şekildedir; her bir iş için ayrı ayrı şu tespitler yapılmıştır: "İhaleye teklif veren diğer firmaların ortak ve temsilcilerinin farklı kişiler olduğu ve ihale üzerinde kalan şirketin ve ihaleye teklif veren şirketlerin adreslerinin farklı olduğu görülmüştür. Hizmet alımına ilişkin teknik şartlar ve eleştiri konusu yapılan hususlar başlığı altında bilirkişinin bir eleştirisi vardır."

Teknik şartnamenin 5. maddesinde yer alan; "Yüklenici, iş kontrolleri ve denetimleri için yer tesliminden itibaren geçici kabul onay tarihine kadar idarenin 7/24 tasarrufunda kullanılmak üzere, yer tesliminden itibaren 10 gün içerisinde aşağıda belirtilen sayı ve özellikte İSFALT'ın kabul edeceği araçları İSFALT'a teslim edecektir. Etmediği takdirde günlük sözleşme bedelinin 100.000'de 2'si ceza kesilecektir" hükmüne vurgu yapılmaktadır. Bilirkişi, bu hükmün belirsizlik içermesi ve ihaleye ilave yük getirecek bir düzenleme olması nedeniyle "rekabeti engelleyici bir unsur" olduğu yönünde bir tespit yapmıştır. Bu husustaki sorumluluğun, tabloda isimleri verilen ihale dokümanını hazırlayan ihale komisyon üyelerine ait olduğu belirtilmiştir. Söz konusu alımda ihale mevzuatı açısından başkaca eleştiri ve tenkidi gerektirir bir hususa rastlanmamıştır.

İşin denetimi kapsamında kontrol teşkilatının kullanımı için istenen araçlar rekabeti kısıtlayıcı bir unsur değildir. Çünkü istekliler; ihale öncesi hazırlık giderleri ve işin yüklenicisi olması durumundaki giderlerin (şantiye kurulumu, mobilizasyon, demobilizasyon, karar pulu, sözleşme giderleri, araç kiralamaları vb. bedelleri) kâr ve genel gider kalemi içerisinde değerlendirirler. Bu, teamül haline gelmiş bir uygulamadır; rekabeti kısıtlayıcı bir unsur olarak değerlendirilemez. 2021/730753 ihale kayıt nolu dosya için bilirkişi raporunda "İş Artışı ve Yeni Pozlar" başlığı altında; ihale kapsamında hakediş ödemelerinin toplam tutarının 15.051.940,71 TL olduğu ve bu ödemelerden 10.601.147,71 TL'sinin ihale dışı mal alımı, yani tuz alımı ve nakliyesi ile ilgili olduğu görülmektedir. "Tuz teslimi yapıldı ise herhangi bir sorumluluk bulunmamaktadır. Tuz teslimi yapılmadı ise sorumluluk, yeni pozları hizmet alımı kapsamına dahil eden belgede ve iş artışı kararında imzası bulunan görevlilere aittir" denilmektedir.

Sayın Başkanım, söz konusu tuz alımı ve nakliyesi için irsaliyeler, kantar fişleri ve teslim tutanakları hakediş dosyalarında mevcuttur. Kurumdan ilgili hakediş dosyaları istendiğinde bu evraklar görülecektir. İrsaliyeler ve teslim tutanakları, idarenin ve İSFALT'ın görevlendirdiği kişiler tarafından imza altına alınmıştır. İcmal sayfaları düzenlenip dosyasına kaldırılmıştır. Hakediş ödemeleri bu tutanaklar üzerinden yapılmıştır. Ve yine burada toplam ihale bedeli kamu zararı olarak gösterilmiştir. Belirttiğim gibi, bu ihalelere ilişkin tüm hizmetler tam olarak ve usulüne uygun şekilde alınmıştır. Sonuç olarak; dosya kapsamındaki iddiaların somut, kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmediği, hakkımdaki isnatların varsayım, yorum ve çelişkili beyanlardan ibaret olduğu; görev tanımım, toplumsal işleyiş, bilirkişi tespitleri ve dosya kapsamındaki objektif veriler birlikte değerlendirildiğinde, üzerime atılı suçları işlediğime dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanaate varılmasının hukuken mümkün olmadığı açıkça ortadadır. Uzun tutukluluk süresince maruz kaldığım ağır koşullar, yaşım ve sağlık durumum da dikkate alındığında; öncelikle tahliyemi, yargılama sonunda ise atılı tüm suçlardan ayrı ayrı beraatıma karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar