İstanbul Boğazı’na 26 kilometrede vurulan gemiden sonra Türkiye ne yapmalı?

İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik'e ait olan Altura adlı ham petrol tankeri, dün gece yarısı İstanbul Boğazı'na 26 kilometre kala İnsansız Deniz Aracı (İDA) ile vuruldu. Emekli Amiral Cem Gürdeniz “Türkiye ne yapmalı?” sorusuna yanıt verdi.

İstanbul Boğazı’na 26 kilometrede vurulan gemiden sonra Türkiye ne yapmalı?

GAZETE PENCERE - Rusya'dan yola çıkan ve İstanbul Boğazı'na girişine 14 deniz mili yani 26 kilometre mesafe kalan Pergamon Denizcilik'e ait Altura isimli ham petrol tankeri, İnsansız Deniz Aracı (İDA) saldırısına uğradı.

Gemide 140 bin ton petrol yükü ve 27 Türk mürettebat vardı.

Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısı olaya en yakın konumda bulunan Erdek gemisi yanıt verdi. Gelişmeler üzerine Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü de hızla harekete geçti.

Rusya'nın Karadeniz'in kuzeydoğu kıyısındaki liman şehri Novorossiysk'ten yola çıktığı tespit edilen tanker, uzun yıllar boyunca Beşiktaş Denizcilik bünyesinde Beşiktaş Dardanelles adıyla hizmet vermekteydi.

ABD ve Avrupa ülkelerinin Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle ağır yaptırım altına aldığı gemi, Mayıs 2024’te Panama merkezli Kayseri Shipping tarafından satın alınarak Kayseri adını almıştı. Gemi, Kasım 2025’te İstanbul merkezli ve sorumlusu Mesut Karataş olarak görünen Pergamon Denizcilik bünyesine katılarak Altura adını aldı.

İstanbul Boğazı’na çok yakın bir mesafede bir Türk gemisine gerçekleştirilen saldırı tepki çekti.

Ukrayna-Rusya ve ABD ile İran savaşının ortasında kalan Türkiye sınıra düşen füzelerden sonra büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı.

Peki, Türkiye İstanbul Boğazı'na 26 kilometre kala bir Türk gemisinin vurulmasında sonra ne yapmalı?

Soruya yanıt emekli Amiral Cem Gürdeniz’den geldi.

“BU TÜR SALDIRILARI ENGELLEYEMİYOR OLUŞUMUZ CİDDİ BİR GÜVENLİK AÇIĞIDIR”

Emekli Amiral Cem Gürdeniz, sosyal medya hesabında kaleme aldığı yazısında, Türkiye’nin yapması gerekenleri adım adım şöyle sıraladı:

“26 Mart 2026 sabaha karşı, İstanbul Boğazı yaklaşma sularında, karasularımızın hemen dibinde, kıta sahanlığımız içinde Türk sahipli ALTURA isimli kolay bayraklı, 1 milyon varil ham petrol yüklü bir tankere Ukrayna taktik ve teknikleriyle örtüşen bir insansız deniz ve hava aracıyla saldırı yapılmıştır.

Bu hadise artık bardağın taştığını göstermektedir.

Burada verilen mesaj son derece açıktır.

Birincisi, dünyanın en kritik su yollarından biri olan, Montrö rejimiyle Türkiye’nin kontrolündeki Türk Boğazları trafiğine, Türkiye’ye en yakın noktada müdahale edilebileceği gösterilmiştir.

İkincisi ve daha da önemlisi, dolu bir ham petrol tankerine saldırı yapılarak, gerekirse Türkiye’nin çok büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya bırakılabileceği mesajı verilmiştir.

Bugüne kadar çoğunlukla boş tankerlere yönelik saldırılar görülürken, dolu bir tankere yönelik bu saldırı Türkiye’yi artık sadece söylemde değil, eylemde de harekete geçmeye zorlayacak niteliktedir.

Türkiye, 2004 yılından bu yana Karadeniz’de başlattığı Karadeniz Uyumu Harekâtı ile gerekirse tek taraflı olarak kendi deniz yetki alanlarında (kıta sahanlığı/MEB) denizde güvenliği sağlama, terörle mücadele ve beklenmeyen olayları önleme sorumluluğunu üstlenmiştir.

Türk Donanması unsurları bugün Somali’de görev icra etmekte, bazı unsurlarımız NATO görevleri kapsamında son iki aydır, Kuzey Denizi ve Baltık’ta faaliyet göstermektedir.

Buna karşılık Karadeniz’de, kendi kıta sahanlığımız içinde, Türk Boğazları’nın hemen dışında gerçekleşen bu tür saldırıları engelleyemiyor oluşumuz ciddi bir güvenlik açığıdır.

Türkiye derhal Karadeniz Uyumu Harekâtı’nı tek taraflı olarak en üst seviyede aktive etmeli; bölgede su üstü unsurları, insansız deniz araçları ve insansız hava araçları ile 7/24 kesintisiz karakol faaliyetine başlamalıdır.

Türkiye’nin tam da talihsiz bir şekilde güneydoğu Anadolu’da NATO için müşterek kolordu karargahı kuracağı haberlerinin medyada yer aldığı bir konjonktürde NATO destekli Ukrayna’nın Türkiye’ye gözdağı veren bu küstah hamlesi cevapsız kalmamalıdır.

Donanmamızın varlık nedeni, Türkiye’nin Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerini korumaktır.

Bugün öncelik; uzak coğrafyalarda başkalarının çıkarlarını korumak değil, Türk Boğazları’nın dibinde ortaya çıkan bu yeni nesil deniz terörüne karşı derhal tedbir almaktır.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar