İtalya’da ‘Temiz Eller’ Türkiye’de ‘Temiz Evler!' Mahmut Arıkan'dan mal varlığı çıkışı

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki mal varlığı tartışmalarına ilişkin " İtalya’da 90’lı yıllarda yapılan 'Temiz Eller' operasyonunu hatırlarsınız. Biz de Türkiye’de 'Temiz evler seferberliği' başlatalım" dedi.

İtalya’da ‘Temiz Eller’ Türkiye’de ‘Temiz Evler!' Mahmut Arıkan'dan mal varlığı çıkışı

GAZETE PENCERE - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol grubunun haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada, Orta Doğu'daki gelişmelerden Türkiye’nin dış politikasına, ekonomiden iç siyasete değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına Katar ve Ağrı'daki kazalarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek başlayan Arıkan, Ramazan Bayramı'nın buruk geçtiğini söyledi.

"AMERİKA VE İSRAİL, BÖLGE HALKLARINI KELİMENİN TAM ANLAMIYLA 'KENDİSİNE KÖLE' YAPMAK İSTİYOR"

Bölgedeki gelişmelere dikkat çeken Arıkan, "Bu bayramı da maalesef İran'da vurulan okullar, Lübnan'a yağan bombalar ve Mescid-i Aksa’nın mahzun hali nedeniyle endişeli ve öfkeli geçirdik. İslam dünyasının en kutsal ayı ramazanda, en kutsal mabetlerinden Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması kabul edilemez bir durumdur" ifadelerini kullandı. Mescid-i Aksa’da uzun yıllar sonra bayram namazı kılınamadığını hatırlatan Arıkan, "Şairin 'İnsanların ruhundan yapılmıştır’ dediği Beyrut, ramazanda bombalarla yakıldı, yıkıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Ne nükleer program, ne balistik füzeler, ne kadın hakları ne şu ne bu. Amerika ve İsrail, bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla 'kendisine köle' yapmak istiyor" dedi.

"ABD’NİN KİRLİ POSTALLARIYLA GİRDİĞİ HER COĞRAFYADA YILLARDIR YAŞANANLAR ORTADA

Orta Doğu’daki çatışmaları değerlendiren Arıkan, ABD ve İsrail politikalarını eleştirdi. Arıkan, "Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye kadar ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler, yetim kalan evlatlar oldu. Şunu da unutmayalım. Bir ülkenin rejiminin ne olup olmadığı ABD’nin hiçbir zaman umurunda olmamıştır. ABD bir ülkenin petrolüne, doğal gazına, nadir toprak elementlerine çökebiliyorsa, topraklarına istediği gibi askeri üsler, radar istasyonları kurabiliyorsa, o ülkede demokrasi varmış-yokmuş, kim yönetmiş, nasıl yönetmiş hiç problem etmez. Çünkü ABD savaş gemileriyle geldiği, savaş uçaklarıyla bombalar yağdırdığı coğrafyalardan maden dolu şileplerle, petrol dolu tankerlerle geri dönmenin hesabını yapar. İşte tüm bu sebeplerle İran’a yönelik saldırılara mezhepçiliğin ve ırkçılığın dar kalıplarından değil, bu coğrafyada yaşayan insanların huzuru, güvenliği ve ortak geleceği açısından bakmalıyız" diye konuştu.

"KOMŞULARIMIZIN İÇ BARIŞI, İSTİKRARI VE GÜVENLİĞİ BÖLGEMİZİN GELECEĞİ İÇİN KIYMETLİDİR"

İran'a yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmesinde "Biz, İran taraftarı değiliz. Biz, İran’la aynı taraftayız" ifadesini kullanan Arıkan, şöyle konuştu:

"Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi'nde, Türkiye ile İran’ın hiçbir farkı yoktur. İsrail’in Arz-ı Mev’ud hedefinde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizmin gözünde İran ne kadar hedefse, Türkiye o kadar hedeftir. O yüzden Türkiye ile İran, aynı tarafta olmak mecburiyetindedir. Bugün İran meselesi birtakım çevrelerin ısrarla kaşıdığı, mezhepler üzerinden ele alınacak bir 'ilahiyat' meselesi değildir. Yine birtakım çevrelerin ısrarla üzerinde durduğu tarihsel farklılıklar üzerinden ele alınacak bir 'tarih' meselesi de değildir. Bugün bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Türkiye, bu üç konuda da İran’daki savaşın olumsuz etkileriyle karşı karşıyadır. Komşularımızın iç barışı, istikrarı ve güvenliği bölgemizin geleceği için kıymetlidir"

TRUMP’A TEPKİ: "SEN KİM OLUYORSUN?"

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarına tepki gösteren Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

"İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırıları beş gün ertelediğini söylüyor. Bir dakika ya, sen kim oluyorsun? Kime ne süresi veriyorsun? Kime ne süresi veriyorsun. Ey Trump. Bunlar daha iyi günlerin. Yakında kaçacak delik bulamayacaksın. Senin bu açıklamaların köşeye sıkışmanın verdiği çaresizliklikle zaman kazanma çabasından başka bir şey değildir. Washington’daki hesap Tahran’da tutmamıştır ve şimdi bunun üzerini örtmeye çalışıyorsunuz. Bölgedeki üsleri tarumar oldu, demir kubbeleri kevgire döndü, Hürmüz’ün sularında boğuldu."

ARIKAN'DAN AK PARTİ'YE D-8 ÇAĞRISI: "NE ZAMAN HAREKETE GEÇECEKSİNİZ?"

Arıkan, D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini belirterek, "D-8 sadece bir ekonomik organizasyon değildir. Asya’dan Afrika’ya uzanan, dünyanın en kritik enerji ve ticaret hatlarının merkezinde yer alan stratejik bir güç potansiyelidir. 1 milyarı aşan nüfusu ve trilyon dolarlık ekonomik hacmiyle büyük bir imkan sunmaktadır. Dünyanın en kritik enerji üretim alanlarının üzerindedir. Küresel ticaretin ana damarları olan ulaşım ve nakil hatlarını kontrol edebilecek konumdadır. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanan hayati jeostratejik merkezlerin tam kalbinde yer almaktadır. Ama asıl güç buradan da büyüktür. D-8, 1 milyarı aşan nüfusu ile, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomik hacmi ile, eşi benzeri az bulunan bir potansiyeli temsil etmektedir. Bu kadar kaynağa ve stratejik güce sahip, daimi sekreterliği İstanbul’da bulunan bu kuruluşu tozlu raflarda bırakan iktidara soruyorum. Bu kadar olan biten karşısında ne zaman harekete geçeceksiniz? Ne zaman harekete geçireceksiniz?" dedi.

Toplumsal gerilimin azaltılmasına yönelik açıklamaları olumlu bulduğunu ifade eden Arıkan, "Gazze’de yaşanan insanlık dramının ilk gününden itibaren ve İran’a saldırılar başladığından bu tarafa Türkiye’de toplumsal hassasiyetin oluşmasına katkı sunan liderlerden Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye ve İran ile ilgili gelişmelerin başladığı ilk andan itibaren etnik ve mezhep temelli gerilimlerin oluşmaması için mesajlar veren Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a teşekkür ediyorum. İnanıyoruz ki gerilimlerin arttığı böylesi hassas dönemlerde itidal, basiret ve ortak akıl, her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır" dedi.

Ancak dış politikadaki bazı adımları eleştiren Arıkan, "Dışişleri Bakanı’nın Riyad’da imza attığı bildirge tarihe bir utanç vesikası olarak geçmiştir. ABD ve İsrail bölgeyi kan gölüne çevirirken tüm faturayı İran'a kesmeye kalkmak ne devlet ciddiyetine sığar ne de bölge gerçekleriyle örtüşür" ifadelerini kullandı.

KANAL İSTANBUL VE ÜSLER İÇİN ÇAĞRI

"Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler bize bir gerçeği haykırıyor. Boğazlar sadece birer su yolu, birer coğrafi geçit değildir" diyen Arıkan, Kanal İstanbul projesine karşı çıkarak, "Boğazların stratejik önemini tartışmaya açabilecek Kanal İstanbul denilen, ekonomik ve politik akılla izah edilemeyecek o ‘fantastik’ projeden vazgeçin. Boğazlar milletimizin egemenlik belgesidir. Montrö Antlaşması ile güvence altına alınmış boğazları tartışmaya açmanın, bu tapuyu zayıflatmanın kimseye faydası yoktur" dedi.

"BU TOPRAKLARDAN ELDE EDİLEN İSTİHBARAT, AMERİKA’YI VE İSRAİL’İ KORUYAN BİR KALKANA DÖNÜŞTÜ"

ABD üslerine ilişkin de konuşan Arıkan, "Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır ‘müttefiklik’ adı altında yürütülen politikaların bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Kürecik Radar Üssü üzerinden akan verilerin, İsrail’in güvenliğine hizmet ettiği bilinen bir gerçek. Bu ne anlama geliyor. Bu topraklardan elde edilen istihbarat, Amerika'yı ve İsrail'i koruyan bir kalkana dönüştü. Bunu kabul edemeyiz. Yabancı postalların bu topraklardaki varlığına son verilmeli, Siyonizm’in çıkarları için çalışan radar ekranları kapatılmalıdır" diye konuştu.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde iktidarı sert sözlerle eleştiren Arıkan, "Dünya çok başlıklı füzelere odaklanmışken bizim iktidarın radarları araç plakalarına ayarlı. Dünya hipersonik teknolojileri konuşurken bizimliler plakaların harflerini tartışıyor" dedi.

"BU İKTİDAR, NE ZAMAN AÇIĞI KAPATAMASA, ÇÖZÜMÜ MİLLETİN CEBİNDE ARIYOR"

İktidarın "milli irade" diye meydanlarda nutuk attığı günleri unuttuğunu, milleti artık irade sahibi olarak değil, "bütçe açıklarını kapatacak bir kaynak" olarak gördüğünü söyleyen Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir ülkede sabah zamla uyanacaksın, öğlen vergi yüküyle boğuşacaksın, akşam da ceza tehdidiyle evin yolunu tutacaksın. Bu vatandaş devletini nasıl yanında hissetsin. Bir ülkede bütçe bozulduğunda ilk fedakarlık vatandaştan bekleniyorsa, yolsuzlukların, faturası millete kesiliyorsa, tasarruf denildiğinde garibanın sofrası küçülürken, imtiyaz sahiplerinin düzeni bozulmuyorsa, orada adil düzen değil, 'alavere dalavere Mehmetler nöbete' düzeni vardır. Bu iktidar, ne zaman açığı kapatamasa, çözümü milletin cebinde arıyor. Ne zaman hesabı tutturamasa, faturayı vatandaşa çıkarıyor. Ne zaman denge kuramasa, millete sabır tavsiye ediyor. Buradan soruyoruz. Siz bütçeyi millet için mi yapıyorsunuz, yoksa milleti bütçe açığını kapatacak bir araç olarak mı görüyorsunuz? Devlet, vatandaşına tuzak kuran bir tahsilat kapısı değildir. Devlet; adaletin kapısıdır, merhametin gücüdür, hakkaniyetin teminatıdır"

"TEMİZ EVLER SEFERBERLİĞİ BAŞLATALIM"

Yolsuzlukla mücadele çağrısı yapan Arıkan, "Dünyada sınırlar değişiyor, haritalar yeniden çiziliyor. Peki biz Türkiye’de günlerdir neyi konuşmak zorunda kaldık? 'Kimin kaç tapusu var? Kimin nerede dairesi var?' İktidara ve muhalefete sesleniyorum. Gelin bu krizi bir fırsata çevirelim. İtalya’da 90’lı yıllarda yapılan o meşhur 'Temiz Eller' operasyonunu hatırlarsınız. Biz de Türkiye’de 'Temiz evler seferberliği' başlatalım. Siyasetçisinden bürokratına, hakiminden valisine kadar herkesin mal varlığını, şeffaf bir şekilde milletin denetimine açalım. ‘Nereden buldun?’ yasasını derhal çıkaralım. Yanlış anlaşılma olmasın. Biz kimin kaç tapusu, kaç evi, kaç dairesi olduğuyla değil o dairelerin, tapularının nasıl alındığıyla ilgileniyoruz. Yoksa helal yolla kazanılmış hiçbir tapuyla, zenginlikle problemimiz olamaz. Bugün, ‘Terörsüz bir Türkiye’ ile birlikte ‘Şaibesiz bir Türkiye’yi’ de inşa etmek zorundayız" diye konuştu.

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar