Kadınların ‘nafakaya süre biçilemez’ isyanı
İktidarın sık sık hedef aldığı “süresiz nafaka” düzenlemesi, yarın AYM’nin gündemine gelecek. Avukatlar, yoksulluk nafakasının sınırlandırılmasının kadınları güvencesizliğe iteceğini ve devlet eliyle ekonomik şiddet yaratacağını belirtiyor.
GAZETE PENCERE - AK Parti iktidarının kadına ve kadın haklarına yönelik saldırılarından biri olarak görülen “süresiz nafaka” tartışmalarında son viraja girildi. "Süresiz nafaka" başlığıyla tartışmaya açılan “yoksulluk nafakası”nda gözler Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) yarın yapacağı toplantıya çevrildi. AYM, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin, Medeni Kanun’un “nafaka”yı düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz” ifadesinin iptaline ilişkin başvurusunu görüşecek. AYM’nin kararı emsal nitelikte olup, hem yürürlükteki davaları hem de Adalet Bakanlığı’nın yasa çalışmasını etkileyecek. Avukatlar, sistematik olarak yapılan nafaka hakkına yönelik saldırının devlet eliyle uygulanan bir ekonomik şiddet olduğunu ifade ederek “Yasalara dokunmayın, uygulayın” diyerek yetkililere çağrı yaptı.
HAK GASPININ PARÇASI
BirGün’den İlayda Kaya’nın haberine göre, EŞİK Gönüllüsü Avukat Merve Çiftçi Davran, şu ifadeleri kullandı: “Nafaka meselesi 'Süresiz nafaka mağduriyet yaratıyor' argümanıyla sürekli gündemde tutulan bir konu. Ama işin aslına baktığımızda; nafaka hakkının süreyle sınırlandırılması ya da bu hakkın kadınların elinden alınması, onları doğrudan bir yoksulluğa ve bağımlılığa itiyor. AYM'nin önündeki bu son süreç de aslında bu hak gaspının bir parçası olarak okunabilir. Nafaka yükümlülüğünün süre bakımından sınırlandırılması, nafaka hakkından yararlanabilecek kadınların sayısını ve bu hakkın koruma alanını daraltacaktır. Böyle bir durumda, nafakanın tahsilini sağlamak amacıyla öngörülmüş tazyik hapsi gibi yaptırımlar hukuken varlığını sürdürse bile, koruduğu alacak hakkının kapsamı daralmış olacaktır. Şunu görmek gerekir: Şu an bile yasal olarak tazyik hapsi yaptırımı varken, erkekler nafaka borçlarını ödememek için binbir takla atıyorlar. Eğer bu yaptırımlar da esnetilir ya da tamamen ortadan kaldırılırsa, kadınların o hak ettikleri nafakaları tahsil etmesi tamamen imkânsız hale gelir.”
SİSTEMATİK SALDIRI
Davran şöyle devam etti: “Bu tablo; nafakanın sınırlandırılması, boşanmaların hızlandırılması ya da aile arabuluculuğu gibi başlıklar, uzun süredir Medeni Kanun’a ve kazanılmış haklarımıza yönelik yürütülen sistematik saldırıların birer parçasıdır. Hükümetin 'aile yapısını korumak'tan kastı, aslında kadını aile içinde güvencesiz, sessiz ve erkeğe bağımlı kılmaktır. Buradaki temel sorun 'bakım emeği' başlığında kilitleniyor. Kadınların çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukları tek başına üstlenmek zorunda kalması, istihdamın dışına itiyor ya da kayıt dışı, düşük ücretli işlere mahkûm ediyor. Nitekim TÜİK verileri de kadınların işten ayrılma nedenlerinin başında bu ailevi gerekçelerin geldiğini açıkça doğruluyor. Aynı veriler, her 10 kadından 2’sinin ekonomik şiddete maruz bırakıldığını gösteriyor. Dolayısıyla yapılmak istenen açık: Kadınlar şiddet görse bile boşanamasın, boşansalar bile ekonomik olarak ayakta kalamayıp o şiddet sarmalına geri dönsünler. Bu, hükümet eliyle kadınlara uygulanan açık bir ekonomik şiddet ve kadın düşmanı bir politikadır. Aile dedikleri yapı, kadınların haklarının gasp edildiği bir hapis hayatına dönüşmemelidir. Devletin yapması gereken; kazanılmış hakları tartışmaya açmak değil, sosyal devlet ilkelerini gözeten o eski AYM kararlarındaki çizgiye geri dönmektir. Çözüm yasalara dokunmamak ve mevcut yasaları uygulamak!”
KENDİLERİNE MAĞDURİYET YARATTILAR
Kadınların büyük bir kısmı yıllardır ya hiç nafaka alamıyor ya da yoksulluk sınırının çok altında ödemelerle yaşamını idame ettirmeye çalışıyor. Buna karşın nafaka, “erkekleri mağdur eden” bir başlık olarak gündeme getiriliyor. 2010 yılında “Nafaka mağduru erkekler” adıyla dernekler, platformlar, imza kampanyaları yapıldı. 2016 sonrası iktidar, “boşanmalar arttı”, “aile dağılıyor” söylemini artırdı. 2019’dan itibaren ise nafaka, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı kadının can simidi olan yasa ile birlikte anılmaya başlandı. Bu süre zarfında sık sık gericiler tarafından hedef alındı. 2021’de ise İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla nafaka tartışmaları daha da alevlendi. İktidar ve ilgili bakanlıklar da sık sık süresiz nafakayı eleştirdiği açıklamalar geldi. Açıklamalardan bazıları şöyle:
Ocak 2020/ Eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül: Süresiz nafaka sürdürülebilir bir konu değil. Bizim görüşümüz kadını mağdur etmeden bir süre verilmesidir.
Temmuz 2023/ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Süresiz nafaka ödemek gibi bir uygulama kabul edilemez.
Ağustos 2023/ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bir gün evli kalıp onlarca yıl nafaka ödeyen kişiler var.
Ağustos 2023/ HÜDA PAR Sözcüsü Zekeriya Yapıcıoğlu: Evlilik süresi ne kadarsa nafaka da o kadar olmalı. Süresiz nafaka adaletsizliktir ve İslami hukuka da aykırıdır.
Nisan 2026/ Adalet Bakanı Akın Gürlek: Boşanma davaları 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen kendine yeni bir hayat kuramıyordu.
ŞİDDET KORKUSUNDAN SÖYLEYEMİYOR!
Son yıllarda yapılan araştırmalar da nafaka tartışmasının ne denli kadın aleyhine olduğunu gösteriyor. OECD 2025 Türkiye Raporu, kadınların işgücüne katılımının hâlâ çok düşük olduğunu ortaya koyuyor. Rapor, kadınların orantısız ücretsiz bakım ve ev içi sorumlulukları olduğunu vurguluyor. Rapora göre annelerin yüzde 96’sı birincil bakım verirken babalarda bu oran yüzde 2.
Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2024 Yoksulluk Nafakası İzleme Raporu ise kadınların yarısından fazlası şiddet korkusuyla nafakayı talep dahi edemediğini belirtiyor. Raporda şu veriler ön plana çıkıyor:
Yoksulluk nafakasına hükmedilen dosyaların yüzde 48,72’sinde nafaka miktarı 501-1500 TL arasında.
Ortalama nafaka miktarı 1.179,40 TL, bu rakam asgari ücretin yüzde 10’u dahi değil.
2019’a kıyasla nafaka miktarları dolar bazında düştü.
Nafaka ödememe oranı yüzde 44.
Nafaka tahsili için icra takibi başlatma oranı yüzde 44,3’ten yüzde 38’e düştü.
AMAÇ MUHTAÇ BIRAKMAK
12. Yargı Paketi kapsamında nafaka sisteminde değişiklikler gündemde. AKP’nin taslağına göre, nafaka uygulamasında evlilik süresinin esas alınması planlanıyor. Buna göre 3 yıl evli kalanlara 5 yıl; 5 yıl evli kalanlara 7 yıl; 10 yıl evli kalanlara ise 12 süreyle nafaka ödenmesi öngörülüyor. Bu sürenin sonunda ise nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi gündemde. Nafakanın sona ermesiyle maddi zorluk yaşayabilecek kadınlar için ise sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması düşünülüyor.
Kaynak:Haber Merkezi