Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan bu noktaya nasıl geldi?
Eski Ülkü Ocakları Başkanı Afşin Hatipoğlu “Mesut’un kontrolünü kaybettiğinin bana göre gerçek ispatı” diyerek yakından tanıdığı Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa noktasına nasıl geldiğini anlattı.
GAZETE PENCERE - Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu. Özarslan AK Parti ya da MHP’ye geçmek istediğini açıkladı. Ancak iki partiden Özarslan’a kapılar kapatıldı.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın siyaseten çırpınışları konuşulmaya devam ederken onu tanıyan isim önemli bir yazı kaleme aldı.
Eski Ülkü Ocakları Başkanı Afşin Hatipoğlu “Mesut’un kontrolünü kaybettiğinin bana göre gerçek ispatı” diyerek yakından tanıdığı Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa noktasına nasıl geldiğini anlattı.
Avukat Afşin Hatipoğlu’nun sosyal medyada yayınladığı yazısı şöyle:
Mesut Özarslan bu noktaya nasıl geldi?
Mesut’un siyasi macerası, Konya Ülkü Ocakları’nda yöneticiyken başladı. Devam eden yıllarda ülkücü camianın sempati duyduğu bir isim oldu. İş ilişkileriyle ciddi bir servet kazandı. Aileden de fakir değildi; yurt dışında dahi işler yaptı. İYİ Parti’nin kuruluşuyla birlikte aktif siyasete tam manasıyla girdi. Ofisi herkese açıktı, sofrası cömertti; büyüğünü küçüğünü bilen, çevresine faydalı bir isimdi.
Mansur Yavaş’ın seçilmesiyle ismi önce ASKİ Genel Müdürlüğü için geçti. Koray Aydın da bu görev için ona destek oldu. Ancak ASKİ Genel Müdürlüğü olmayınca PORTAŞ’a geçti. Bu noktaya gelene kadar da birçok dostuyla ya yolları ayrıldı ya da kırgınlıklar yaşadı.
Mansur Yavaş ise Mesut’a hep sahip çıktı. Herkesin bildiği seçim sürecinde, kavga dövüş Mesut’u Keçiören’e aday yaptırdı. Mesut, kazandığı seçimde tahmini zor bir bütçe oluşturdu; öyle ki tanıtım broşürleri Oran’daki evlerin içine kadar dağıtıldı. İnsanüstü bir efor ortaya koydu ve CHP’nin kazanması neredeyse imkânsız olan bir ilçeyi kazandı.
MHP ve AKP ile ilişkisini kesmedi. İYİ Parti’den istifa etse de hep içindeydi. Dervişoğlu’nun kazandığı kurultayda bile etkin oldu. İşe alımlarda bu partilerin referans isimlerinin ricalarını kırmadı. Yakın çalışma grubunu ise tamamen ülkücülerden oluşturdu.
Mesut şunu çok iyi biliyordu: Ülkücüler 2002’den bugüne iktidar değildi. Özellikle 2017 ayrılıklarıyla Bahçeli'ye de muhalif olanlar hep yabandaydı. Kadroları, makamları ve iktidar muhataplıkları yoktu. Bugün Aytunç Erkin’in Mesut’a atfederek yazdığı “Ben ülkücülerin Ankara’daki abisi olacağım” sözü tam da burayı işaret etmektedir. Sayısız ülkücüye iş imkânı sundu; yolda kalanlara destek oldu, evsize ev buldu, doktor arayana doktor gönderdi, burs isteyene burs verdi. Sadece Ankara’da ikamet edenlere değil, ülkenin her yerindeki ülkücülere temas etti. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşıladı. Mesut kadar ülkücüye maddi katkı sunan ikinci bir belediye başkanı olmamıştır. Bu süreçte kendisi zenginleşti mi? Buna ilişkin bir mahkeme hükmü olmadan bilemeyiz.
Kontrolden çıktığı nokta, PORTAŞ iddialarıyla gündeme gelmesi ve AKP’lilerin yolsuzluk konularını tartışmaya başlaması oldu. Bu iddialar hem Mansur Yavaş ile hem de CHP ile bağlarını zayıflattı. Kendisini güvenceye almak için MHP ve AKP ile ilişkilerini güçlendirmeye başladı.
Mesut’un yaşadığı en önemli sorunlardan biri, insanlara ve kurumlara abartılı yaklaşımı oldu. Onunla sohbet edenler, kendilerine gösterilen izah dışı ilgiyi görünce şaşkınlığını gizleyemezler. Bir seferinde, ülkücü camianın yakından tanıdığı bir ismin Keçiören Belediyesi’nde basit, gündelik bir işi oluyor. Bu işi hangi birimin yaptığını öğrenmek için belediyede görevli birine soruyor. Sorduğu kişi de Mesut’a, “Falanca abinin belediyede şöyle bir işi varmış,” diyor.
Bizim abiyi birisi arıyor:
“Başkanımızın talimatı var, neredesiniz? Biz mi gelelim, siz nasıl gelirsiniz? Size nasıl yardımcı olalım?” diyor.
Bizim abi bunun basit bir evrak işi olduğunu söylüyor ama şaşkınlığını da gizleyemiyor.
Size bu muameleyi yapan Mesut, gün geliyor İYİ Parti’yi bir kalemde silip yakıp yıkıp CHP’ye gidiyor; tıpkı bugün CHP’yi yakıp yıktığı gibi…
Mesut’un kontrolünü kaybettiğinin bana göre gerçek ispatı, Özgür Özel ile yaşadığı tartışma değil; Mansur Yavaş’ı, ona bazı yardımları olmuş sıradan bir kişi gibi ifade etmesidir. Bugün oturduğu koltuğun bir numaralı vesilesi olan kişiyi, hayat ölçeğinde bu şekilde sıradanlaştıran ve siyasi gücüyle adeta alay eden insan kontrolünü kaybetmiştir.
Anlayacağınız, Mesut ifrat ve tefritleri kontrolden çıkana kadar bir şekilde yönetilebilir noktadaydı. Ne zamanki PORTAŞ ve yolsuzluk iddiaları devreye girdi, Mesut tüm kontrolünü kaybetti ve içindeki iktidar savaşının tam olarak esiri oldu.
Özgür Özel ile yaşadığı tartışma ayrılık sürecini hızlandırdı. Kafasındaki planı tam olarak uygulayamadı. Bir nevi boşa düştü. Mesut, toplu ve şanlı bir istifa planlıyordu; ancak apar topar kendini kıyıya attı. MHP ve AKP Mesut’u alacak mı? Bunu yakın bir zamanda göreceğiz.
Av. Afşin Hatipoğlu
Kaynak:Haber Merkezi