KKTC’de 'basın özgürlüğü' gündemi: Türkiye’deki gazeteci yargılamaları burada da yaşanacak...

Kıbrıslı Türk gazeteciler, sonbahardaki yerel seçimler öncesinde KKTC’deki demokrasi atmosferine zarar verecek şekilde yeni ceza düzenlemeleri yapılmasını tartışıyor.

LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), muhalefet lideri Tufan Erhürman’ın geçtiğimiz Ekim ayında Cumhurbaşkanı seçilmesinden bugüne “erken seçim” talebi yanıtsız bırakılırken, gazeteciler aleyhine ceza mevzuatında değişiklikler yapılması endişeyle karşılandı.

KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde iktidar çoğunluğuyla kabul edilmesi ardından Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası, 4 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yeni düzenlemeye göre; ceza davalarında şahısların yargılandığı suçla bağlantılı olarak açık kimliği veya fotoğrafı yayımlanması durumunda para cezası uygulanabilecek. Eğer yasa ihlali medya aracılığıyla yapılırsa para cezası iki kat artacak ve aylık brüt asgari ücretin dört katına kadar çıkabilecek.

KKTC’deki koalisyon hükümeti, ayrıca ceza mevzuatındaki “hakaret” suçlamasında değişiklik yapılması amacıyla bir başka düzenlemeyi de Cumhuriyet Meclisi gündemine taşıdı ve gazeteciler aleyhine cezai yaptırımlarında artış olması planlanıyor.

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) ise, bugün gelecek yönetimi belirlemek üzere gerçekleştirdiği genel kurulu toplantısında “basın özgürlüğü” eksenindeki gelişmeleri ele aldı. Başkanlık görevini devretme hazırlığındaki Efdal Keser, son yıllarda KTGB yönetimi olarak basın özgürlüğü savunması gündemine odaklanıldığını ve neredeyse hiçbir dönem gözlenmediği üzere gazeteciler aleyhine siyasi ve hukuki gelişmeler yaşandığını aktardı.

Keser’in işaret ettiği üzere; KTGB gibi basın meslek örgütleri mücadelesiyle yasa teklifi Cumhuriyet Meclisi gündemine ilk getirildiğinde hapis cezası öngörülüyorken, para cezası şeklinde iyileştirme yapıldı. Ancak halen son kamu yararı haberlerde açık isim bilgisi verilmesi gerektiğini belirten KTGB, yasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne taşımayı değerlendiriyor.

“KIBRIS’IN KUZEYİNDE İSMAİL ARI GİBİ YARGILAMALAR, TUTUKLAMALAR OLABİLECEK”

Gazete Pencere’ye son yasal değişiklikleri yorumlayan Gazeteci Ayşemden Akın, Kıbrıs’ta Bugün gazetesinde adadaki yasa dışı faaliyetler ile Türkiye’deki iktidar ve KKTC’deki Ulusal Birlik Partisi (UBP) öncülüğündeki koalisyon hükümeti üzerine ilişkileri üzerine yazı dizisiyle tanınmıştı. “Gerçekten basın özgürlüğü adına, ifade özgürlüğü adına, halkın haber alma hakkı adına çok zor bir dönemdeyiz ve şu anda yapılmak istenen değişikliklerle iktidarlar, kamu adına bekçilik görevindeki medya üzerinde, gazeteciler üzerinde ciddi bir baskı kurma hevesinde” diyen Akın, bundan sonraki yakın dönemde artık Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’de son olarak İsmail Arı örneğindeki gazetecileri ifadeye çağırma, dava açma, yargılama gibi süreçleri endişesi yaşadıklarını açıkladı.

Sosyal medya ortamında “linç kültürü” gözlendiğini ve hükümetçe bu gerekçeyle yasa değişikliğine gidildiğini kaydeden Ayşemden Akın, “İleri derecede çirkin yorumlar yapanlar var ama hükümet yetkilileri bunun önlemini, yani ki asla bence işe yaramayacak, önlemini bu şekilde almaya, yani eğer insanlara para cezası veya hapis cezası tehdidi olursa insanlar sosyal medyada siyasileri eleştirmeyecek, kamuya mağlup olmuş, insanları eleştirmeyecek diye görüşü var. Çok yanlış. Bu şekilde terbiye edemezsiniz linç kültürüyle mücadele eğitim ile yapılmalı. Ama gerçek niyet basın sessizleştirmek. Araştırma haberleriyle buradaki düzeni ifşa edecek, siyasetçiler ile iş dünyasıyla tuttuğu karanlık ağlar ifşa olacak diye endişeli belirli bir zümre tarafından bu yasal düzenlemeler getiriliyor. Ne yazık ki tüm toplumsal tepkiye rağmen, meslek örgütlerinin tepkisine rağmen yasa değişikliği yapıldı” diye konuştu.

Hapis cezası yerine para cezasına çevrilse de yeni yasa düzenlemesiyle bunun gazeteciler üzerinde “otosansür, baskı” ortamı yaratıldığını söyleyen Akın, “Hiçbir genç muhabir arkadaşımız hele gidip de şu saatten sonra başbakanın tanıdığını bile mahkemede görse, mesela Başbakan’ın akrabasını, tanıdığını bile yargılama süreçlerinde görse dahi o fotoğrafı çekmeyecek. Amaç bu. Aynı şeyi Türkiye'de de yaşıyoruz” ifadesini kullandı. En son İsmail Arı’nın 75 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest kalışı örneğini anımsatan Akın, Kıbrıs’ın kuzeyinde İsmail Arı gibi yargılamalar, tutuklamalar olabilecek. Çünkü Ankara'dan da buradaki iktidara bir baskı var. Üzülerek söylüyorum ama son 20 yılda Türkiye’de yaratılan medya üzerinde yaratılan baskı toplumu ve ülkeyi getirdiği durum henüz bizde gerçekleşmediği için ve biz oraya da bakarak can havliyle daha da sahip çıkmaya çalıştığımız için buradaki değerlere, bu haklara sarılıyoruz. Bir tık daha şanslıyız. Ama burada Türkiye’nin prototipi arzulanıyor. Bu yasalar nedeniyle biz de endişeliyiz, korkuyoruz. İlk hangimiz tutuklanacak? İlk hapse giren hangimiz olacak? Bunları konuşuyoruz” dedi.

Akın, ayrıca KKTC’nin Avrupa Birliği (AB) müktesebatı askıda dahi olsa da AB üyesi Güney Kıbrıs’ın sahip olduğu demokratik koşulları dikkate almak durumunda olduğunu işaret ederek, gelecek seçim süreci de düşünülerek son beş yıldaki iktidar tarafından AB’nin tam tersi adımlar atıldığını anlattı. Mevcut koalisyon hükümetinde adı yolsuzluğa neredeyse hiç bulaşmamış isim olmadığını söyleyen Akın, “İktidarlarını koruyabilmek için, saltanatlarını koruyabilmek için bu yasalara başvuruyorlar. Tabii ki çok üzücü ama yanlış hesap Bağdat'tan döner. Bugün iktidarlar bunu yapabilir ama halklar gelir, cevabını verir, değişir. İktidarlar değişince biz o yasaları yine hak ettiğimiz seviyelere çekeriz” diye konuştu.

“HABER YAPAMAZ HALE GELDİK, ŞİMDİ HAKARET SUÇU YASASI DEĞİŞİKLİĞİ GELİYOR”

Gazeteci Rasih Reşat da, Gazete Pencere’ye açıklamasında, “Masumiyet Karinesi” gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapıldığını söyleyerek, “Biraz basın sektörüne sızan, gazeteci olmayanların yaptığı yorumlar nedeniyle tetiklenen bir düzenleme oldu. Önemli kişi, kamuya mal olmuş kişi ile sıradan kişi ayrımı yapılmadığı için itirazımız oradadır. Bir milletvekili, bir bakan, bir siyasi kişilik ya da bir ünlü kişinin işlediği suç nedeniyle mahkemeye çıkarılması ve yargılanmasını haber yapamaz hale geldik” dedi.

Sıradan kişilerle ilgili suçlama yapıldığı aşamada haberler yapılmasını ise masumiyet karinesine aykırı değerlendirmek gerektiğini belirten Reşat, “Ancak önemli kişi, siyasi kişi, toplumun önünde gelen kişilerin işlediği ya da işlediği iddia edilen suçlar itibariyle yargılanma süresince isimlerinin veya fotoğraflarının yayınlanmamasını suç haline getirdi. İtirazımız oradadır. Ancak gazetecilik faaliyetinin suç haline getirilmesinde eşik aşılmıştır. Çünkü önümüzdeki süreçte yeni bir yasa var gündemde. Asıl konuşmamız gereken, asıl üzerinde tartışmamız gereken ve gazeteci örgütlerinin verilmesi gereken kavga orada yatıyor. Aslında burada değil. Ceza mevzuatındaki Zemmetmek yani hakaret etmek, iftira nitelik bir haberler yapmayı suç olarak tanımlayan bir yasamız zaten var. Yayın yoluyla zemmetme yasası. Ancak bu geliştirilerek ceza yasamızda halkı tiksintiye, halkı bir kişiyle ilgili olumsuz düşünceye sevk etme gibi muğlak ifadeleri içeren, yoruma açık ifadeleri içeren ve ucuna da hapis cezaları yapıştırılan bir ceza yasası değişikliği önümüzde geliyor” uyarısında bulundu.

Neden böylesi yasa değişiklikleri yapıldığıyla ilgili ise Reşat, “Çünkü biliyorsunuz bizde bir sahte diplomat skandalı oldu. Bizde rüşvet skandalları oldu. Ve içlerinde milletvekilleri var, içlerinde polis müdürleri var, içlerinde iktidar partisinin kadın kolları başkanı var, içlerinde önemli bürokratlar var, onların rüşvet skandalları var. Onların mahkeme koridorlarında, yargılanma süreçlerinde isimlerinin, fotoğraflarının yayınlanmaması dolayısıyla da siyasette eksi puanlar almamak niyetiyle yapıldığını zaten biliyoruz ve bunu konuşuyoruz” yorumunu yaptı.

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar