LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: AÇIK S’AÇIK

İstanbul Onur Haftası Komitesi, 34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın temasını belirledi.

LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: AÇIK S’AÇIK

GAZETE PENCERE - Kamusal alanda görünürlüklerinin ve varoluşlarının sınırlandırılmasına yönelik uygulamaların sürdüğü bir dönemde, LGBTİ+’lar Onur Haftası ve Yürüyüşü’nü bir araya gelme, ifade ve dayanışma alanı olarak tanımlamayı sürdürüyor.

Uzun yıllardır çeşitli yasak ve kısıtlamalarla karşı karşıya olan İstanbul Onur Haftası Komitesi, 34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın temasını dün (26 Nisan) “AÇIK S’AÇIK” olarak duyurdu.

22-28 Haziran’da düzenlenecek haftayla ilgili, komitenin açıklaması şöyle:

Hayatlarımızı sömürgeleştiren, istismar eden, kontrol eden; bizleri disipline etmeye ve yok saymaya çalışan tüm sistemlere ve iktidarlara karşı açıkça örgütleniyoruz. Bu düzenin bize biçtiği sınırları reddediyor; korkuyu değil cesareti, dayanışmayı ve direnişi büyütüyoruz. Bizler, Onur Haftası’nı ve Yürüyüşü’nü örgütlerken sokakları terk etmemek için çabalayan, her yıl Onur Yürüyüşü’nü varlığımıza dair bir kutlama olmakla birlikte açık bir mücadele hattına dönüştürmeyi de kendisine görev biçen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası olarak, bu yılın temasını ilan ediyoruz: AÇIK S’AÇIK.

Açığız, çünkü saklanmayı reddediyoruz. Saçığız, çünkü düzeninizin ahlakına sığmıyoruz. Açık saçığız, çünkü varoluşumuz sizin sınırlarınızı aşıyor, sizin sınırlarınızdan taşıyor.

Her zaman bir yolunu bulan, çatlaklardan sızan biz lubunyalar size boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Açılıp saçılacağız. Cinselliklerin, cinsiyet ifadelerinin ve kimliklerin; devletten, kurumlardan, 12. Cumhurbaşkanı’ndan aldığımız izinlerle değil, mücadeleyle korunacağını biliyoruz. Bu yüzden sesleniyoruz: Korkmadan, saklanmadan, boyun eğmeden yaşayan herkes bu mücadelenin bir parçasıdır.

Buradan herkese sesleniyoruz: LGBTİ+ mücadelesi sadece biz LGBTİ+’ların değil; kadınların, işçi sınıfının, Alevilerin, Ermenilerin, Kürtlerin ve tüm ezilen halkların mücadelesidir. LGBTİ+ mücadelesi her mücadelenin ortak savunma hatlarından biri ve bu toprakların en direngen mücadelelerinden biridir. Bu sene herkesi bu direnişin bir parçası olmaya, mücadelemizi sahiplenmeye davet ediyoruz ve bir kez daha duyuruyoruz: Birleşik mücadeleden geri durmayacağız.

Ne 8 Mart’a gitmekten, ne Suruç Katliamı anmasına gitmekten, ne Cumartesi Anneleri’nin yanında olmaktan, ne Newroz’a gitmekten, ne Madımak Katliamı’nı anmaktan, ne işçi sınıfının mücadelesine omuz vermekten, ne Hrant için adalet istemekten, ne Filistin’deki soykırımı haykırmaktan, ne Roboski’yi hatırlatmaktan ne de hayvanlar için adalet istemekten geri duracağız.

Savaşın, soykırımın, nefretin ve inkârın yükseldiği bu çağda susmuyoruz. Faşizmin karşısında hayatta kalmakla yetinmiyoruz; boyun eğmemekte ısrar ediyoruz. AÇILIYOR, SAÇILIYORUZ.

Bize yaşatılan hiçbir şeyi unutmadık, unutmayacağız. Açıkça söylüyoruz: Hayatlarımız biricik ve eşittir; bunu alana kadar durmayacağız. Yaralarımızı öfkeyle ve mücadeleyle sarmaya; yer yer korksak da birbirimizle dayanışmaya devam edeceğiz.

Taleplerimiz pazarlık konusu değildir. LGBTİ+’ların —özellikle engelli, interseks ve transların— sağlık, barınma, ruh sağlığı ve hukuki destek hizmetlerine koşulsuz erişimi haktır. Uyum süreçlerine getirilmeye çalışılan tıbbi ve bürokratik engellere; karşımıza çıkarılan "genel ahlak" ve "müstehcenlik" bahaneli cezalara; gözaltı ve baskı mekanizmalarına rağmen biz LGBTİ+’lar, hayatlarımız ve bedenlerimiz üzerindeki tahakkümü kabul etmeyececeğiz. Görünürlüğümüz; en küçük kişisel ifademizden yaşama sevincimize, haksızlıklara karşı dindirilemeyecek öfkemizden sarsılmaz direnişimize kadar, her halimizle var olduğumuzun açık bir beyanıdır.

Hayatta kalmanın ayrıcalık olmadığı, kimin hayatının değerli ve yaşanılabilir olduğuna devletlerin ve patriyarkanın karar vermediği, yaşam süresinin kimlikle belirlenmediği bir dünya istiyoruz. Seks işçiliğinin kriminalize edilmediği, emeğin sömürülmediği, LGBTİ+’ların özgürce yaşayacağı ve yaşlanacağı, yas tutma hakkımızın dahi kontrol edilmeye çalışılmadığı bir dünya istiyoruz.

Bazıları buna ütopya diyor. Biz kaçınılmaz diyoruz. İzin istemiyoruz. Uyum sağlamıyoruz. Geri çekilmiyoruz. Kaybettiğimiz mücadele arkadaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor; bu coğrafyayı terk etmek durumunda kalan, sebepsiz gitmediklerini bildiğimiz ve gözleri kulakları bizde olan tüm lubunya dostlarımızı özlemle selamlıyoruz. Elbet bir gün buluşacağız!

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar