Migros işçileri Özilhan'ın evinin önünde: İşçiler üçüncü kez gözaltına alındı
Migros depo işçileri üçüncü kez Migros patronu Tuncay Özhilhan'ın evinin önüne gitti
GAZETE PENCERE - Olumsuz çalışma koşulları ve düşük ücrete karşı protesto düzenleyen Migros depo işçileri bir kez daha patron Tuncay Özilhan’ın evinin önünde bir araya geldi.
"Yeniden aile evine geliyoruz" sözleriyle açıklanan eylem sebebiyle Özilhan'ın İstanbul Beykoz'daki villası önünde polis ekipleri yoğun güvenlik önlemi aldı.
DGD-Sen’den yapılan açıklamada “Saygın bir uzlaşı için geldik. %50 zam talebimizi karşılayın. Vergi yükünü işçilerin sırtından alın. Banka promosyonlarını eksiksiz yatırın. 5 dakikada çözülebilecek bir şeyi daha fazla zorlamayın” açıklaması yapıldı.
Polis kalkanları arasında yapılan açıklamalarda Migros’un işçilerin taleplerini görmesi istendi. Erdoğan’a seslenen bir işçi “perişan haldeyiz çok bir şey istemiyoruz burayı görün” dedi.
Açıklamalar bittikten sonra polis işçilere müdahale etti. Çembere alınan işçiler gözaltına alındı.
Sendika tarafından sosyal medyada paylaşılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
YA SAYGIN BİR UZLAŞI YA DA TAVİZSİZ DİRENİŞ
Sendikamız DGD-SEN’in ve birlikte mücadele ettiğimiz tüm işçilerin yürüttüğü fiili ve meşru mücadeleyi saygıyla selamlıyoruz. Yakın dönem işçi sınıfı tarihinde bir anlam inşa etmenin onurunu ve gururunu yaşıyoruz.
Bize dayatılan sefalet ücretlerine karşı yürüttüğümüz haklı mücadelenin; BİM, A101, ŞOK, Tarım Kredi gibi birçok işyerinde fiili mücadeleyi ateşlemesinin onurunu ve gururunu taşıyoruz. Birleşe birleşe kazanacağız!
Yürüttüğümüz mücadelenin sonucu olarak Migros işvereninin, depo işçilerinin mücadelesinin meyvelerinden birisi olan kadro açıklamasını, hileli işkolu değişikliğine rağmen sonuna kadar sahipleniyoruz. Başta Migros depo işçileri olmak üzere tüm depo işçileri ve tüm taşeron çalıştırılan depo işçileri için bunun bir ışık olmasını umut ediyoruz. Depo işçilerinin kadroya geçmesine rağmen Migros depolarında ve diğer işyerlerinde 20bine yakın taşeron olduğunu unutmuyoruz. Tüm taşeronlara kadro talebimizi yineliyoruz.
İşverenin zam yapılacağına dair beyanlarını da sonuna kadar sahipleniyor ve mücadelemizin kazanımları hanesine ekliyoruz. Depo işçilerinin banka promosyonları, ikramiye ve mağaza çalışanlarının yararlandığı tüm sosyal haklardan eşit şekilde yararlanması yönündeki taahhütler de bu kazanımlar arasındadır.
Bu zafer, Migros depo işçilerinin ve onlarla dayanışma içinde olan tüm toplum kesimlerinindir. Ancak mücadelemiz henüz bitmemiştir. Çözülmesi gereken birçok önemli sorun daha bulunmaktadır.
Başta işten çıkarılan tüm işçilerin koşulsuz ve şartsız geri alınması olmak üzere, işçilere verilen tüm taahhütlerin yazılı güvence altına alınması gerekmektedir. Ayrıca işçilerin sendikal tercihlerine saygı duyulmalı, hileli işkolu değişikliklerine derhal son verilmelidir.
İşkolu değişse dahi, henüz hangi sendikayı tercih edeceği belli olmayan işçilerin iradesine ipotek koyulması girişimi kabul edilemez. Sarı sendika Tez-Koop-İş’in işçilerin üye olabileceği tek seçenek gibi sunulması doğru değildir. Aynı işkolunda birçok sendika bulunmaktadır ve işçiler, herhangi bir sendikaya üye olmadan da dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilir.
Migros yönetiminin aynı şekilde “depo işkolunda olunamaz” yönündeki görüşü gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yaklaşımın arkasındaki gerçek, işçilerin sendikal tercihlerine müdahaledir.
Yeni dönem için imzalanmış bir toplu iş sözleşmesi bulunmamaktadır. Migros’un kazanım olarak iddia ettiği beyanların tamamı bu haliyle afaki beyanlardır. Bunlar depo işçisine kadroya dahil olduğu tarih itibarıyla hiçbir yazılı güvence sağlamamaktadır. Kadroya geçildiği andan itibaren MİGROS İŞVERENLİĞİNCE TÜM DEPO İŞÇİLERİNE YAZILI GÜVENCE VERİLMELİDİR.
Kadro mücadelesinin asıl kahramanları olan, haksız ve etik dışı gerekçelerle İŞTEN ÇIKARILAN 284 İŞÇİNİN TAMAMI İŞE GERİ ALINMALIDIR.
Migros’un asıl işi 10 No’lu Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkolu kapsamındadır. Bu nedenle depo işçilerinin de aynı işkolunda bulunması zorunlu değildir. Burada esas tartışma, asıl iş–yardımcı iş değil; bağlı işyeri–bağımsız işyeri tartışmasıdır. Zira Migros depolarında yalnızca Migros Ticaret A.Ş.’nin ürünleri depolanmamakta, birden fazla şirkete depolama hizmeti verilmektedir. Sadece Migros Ticaret A.Ş.’nin işlerine özgülenmeyen depolama faaliyeti söz konusu olduğundan asıl iş–yardımcı iş tartışması yapılamaz.
HİLELİ İŞKOLU DEĞİŞİKLİKLERİNE DERHAL SON VERİLMELİDİR. İŞÇİLERİN SENDİKAL TERCİHLERİNE SAYGI DUYULMALIDIR.
Keyfi işkolu değişikliklerine karşı Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın hiçbir müdahalede bulunmaması, her koşulda sermayeden yana tutum alan uygulamalarının açık bir göstergesidir. İşçilerin barışçıl ve demokratik hak arama mücadelesine yönelik her defasında yapılan müdahaleleri, işkence boyutuna varan kötü muameleleri ve demokratik hakları kriminalleştirme çabalarını kınıyoruz. İşverenlerin işledikleri suçlara ilişkin yaptığımız suç duyurularında hiçbir adım atmayan, hak arayan işçilere ise en ufak bir koruma sağlamayan İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı, sermayeden yana tutum aldığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bir yanda Kaymakamlıkların keyfi yasakları ve kolluk güçlerinin hak arama talebine yönelik saldırıları dururken, diğer yanda çakarlı araçlarla patronlara kol kanat gerilmesi işçi sınıfının hafızasından silinmeyecek kareler olarak yerini almıştır.
Yapılacak görüşmelerde kullanılan TİS taslağı ve önceki dönem sözleşme detaylı olarak incelenmiştir. Bu metinlerin esas olarak işverenin maliyetlerini sabitlemek ve işvereni güvence altına almaya yönelik bir tasarımı vardır. Tüm maddeler bu tasarım çerçevesinde kaleme alınmıştır.
Sendika temsilcilerinin atama yoluyla belirlenmesi, çalışanların tamamının sözleşme haklarından yararlanmaması, 2027 zam oranının TÜFE + %10 olarak belirlenerek asgari ücret düzeyinde kalma riskinin olması ve buna dair korunma sağlanmaması, kıdemli işçilerin yeni işe girmiş gibi değerlendirilmesi ve kademeli yararlanma sistemi ile birlikte alındığında 10-15 yıl Migros depolarında çalışan işçilerin yeni işe girmiş gibi çok daha düşük oranlarda zam alması ciddi mağduriyetlere yol açacaktır.
Ayrıca belirlenen tüm ücret ve sosyal hakların brüt olarak belirlenmesi ile birlikte kademeli artan vergi kesintileri bir arada düşünüldüğünde, Ocak 2026’da 45.000 TL olan bir ücretin Aralık 2026’da 36.000 TL’ye kadar düşmesi söz konusu olacaktır. Bu durum tüm sosyal haklar için de geçerlidir.
Bu nedenle açıklanan zam oranları ilk aylarda yüksek görünse bile, ilerleyen dönemlerde ciddi kayıplara yol açacaktır.
Durmuyoruz, pes etmiyoruz.
Tüm taleplerimiz kabul edilene kadar mücadelemize devam edeceğiz.
Kaynak:Haber Merkezi