Öğretmenlerin isyanı: Bir dilim kekle öğle arasını geçiriyoruz
Akademilerde hazırlık eğitimi verilmeye başlanan öğretmenler barınma, ulaşım ve beslenme sorunlarıyla baş başa bırakıldı. Öğretmenler “Bir çorba 200 lira olmuş. Gücümüz yetmiyor” dedi.
GAZETE PENCERE - Eğitim fakültelerinin tasfiyesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Üniversiteler bilim insanı yetiştirsin, biz de öğretmen yetiştirelim” sözleriyle ilan edilmişti. Ancak öğretmen yetiştirme iddiasıyla kurulan akademiler, birçok öğretmen için eğitimden çok “hayatta kalma mücadelesine” dönüştü. 2024’te KPSS kaldırıldı, yerine Akademiye Giriş Sınavı (AGS) getirildi. 13 Temmuz’da yaklaşık 500 bin öğretmen adayı yeni sistemle sınava girdi. Buna karşın Bakanlık yalnızca 10 bin öğretmen ataması yaptı. 13 Nisan’da ise Milli Eğitim Akademileri’nde 63 branşta öğretmenler ‘ders’ görmeye başladı. Nisan ayı itibarıyla öğretmenler yurtlara ya da kiraladıkları evlere yerleşmeye başladı. Ancak sistem sorunları da beraberinde getirdi. Öğretmenler yaşadıklarını Nefes’ten Dilan Kutlu’ya anlattı ancak fişlenmekten korktukları için isimlerinin gizli kalmasını istedi. Konya’da yaşayan bir öğretmen, branşı için yalnızca İstanbul’da akademi açıldığından başka bir şehre taşınmak zorunda kaldığını aktardı.
ÇOCUĞUMU BIRAKTIM
Evli öğretmenler ise eşlerinden ayrı şehirlerde yaşamaya çalıştıklarını belirtti. Çocuklu aileler ve hamile öğretmenler ise çok daha ağır sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Konuştuğumuz bir öğretmen, “Çocuğumu bırakıp başka şehirde yaşamaya çalışıyorum. Hem kirayı hem yol masrafını karşılamak imkansız hale geldi” derken, başka bir öğretmen ise, “Hamile öğretmen adayları için kayıt dondurmak dışında seçenek yok. Sadece 19 günlük bir rapor hakkınız var” dedi.
İstanbul Sultanahmet Akademisi’nde eğitim alan bir Türkçe öğretmeni ise yaşadıkları ekonomik tabloyu şu sözlerle anlattı: “Konaklama yok, başımızın çaresine bakıyoruz. Ev kiraları zaten çok yüksek. 32 bin TL vereceklerdi onu bile henüz vermediler. İstanbul çok pahalı. Bir çorba içmeye kalksak 200 TL’den başlıyor. Buna gücümüz yetmiyor. 56 kişilik sınıflarda eğitim alıyoruz. Cuma günü ilk kez derse giren hocanın sınavına salı günü gireceğiz. Bu nasıl düzen hiçbirimiz anlayamıyoruz.”
NİTELİKSİZ EĞİTİM
Akademilerde verilen eğitimin niteliği de tartışma konusu. Bir öğretmen, üniversitede gördükleri derslerin isim değiştirilerek yeniden anlatıldığını söyledi. Aynı öğretmen, akademideki günlük yaşamı şöyle anlattı: “Ulaşım, yemek çok problemli. Çoğumuz maddi imkansızlıklardan ötürü öğlen arasını bir kek yiyerek geçiriyoruz. Her gün 1.5 saat git-gel yapıyoruz. Otobüsler yetersiz. 10 dakikalık teneffüste 200-300 kişi kantin sırasına giriyoruz.”
Öğretmenler, akademilerin “üniversitelerin yetersizliği” gerekçesiyle açıldığını ancak derslere yine üniversite hocalarının girdiğini söylüyor. Bir öğretmen ise akademilerde verilen eğitime tepki gösterdi ve “Derslerin çoğunda sadece slayt okunuyor, başka yapılan hiçbir şey yok. Bu böyle olmamalıydı” şeklinde konuştu.
“PSİKOLOJİK BASKI ALTINDALAR”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş akademilere ilişkin kendisine çok sayıda şikayet ulaştığını söyledi.
Öğretmen adaylarının yalnızca ekonomik değil psikolojik baskı altında da olduğunu belirten Kızıltaş, adaylara, “‘Bu kadar biliyorsan burada ne işin var?’ gibi ifadeler kullandığını” söyledi. Adayların özellikle açık uçlu sınavlar ve eleme korkusu nedeniyle yoğun kaygı yaşadığını belirten Kızıltaş, “İnsanlar neye göre değerlendirileceklerini bilmiyor. Belirsizlik çok fazla” dedi.
Kaynak:Haber Merkezi