Ortak Vicdan Anıtı’nın hikâyesi: 'Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın'

Diyarbakır’da 12 Eylül 2013’te Anzele Parkı’nda açılan Ortak Vicdan Anıtı'nın üzerinde Ermenice, Süryanice, İbranice, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce dillerinde “Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın” yazıyor.

Ortak Vicdan Anıtı’nın hikâyesi: 'Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın'

* Elif Dikbaş Yegin

GAZETE PENCERE - Diyarbakır'daki Ortak Vicdan Anıtı, farklı halkların ve inançların yaşadığı acıları ortaklaştırma ve bir daha yaşanmaması için yüzleşme fikriyle hayata geçirildi. Anıtta, altı dilde "Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın" cümlesi yer alıyor. Anıtın ortaya çıkış fikrinden yapımına, taşıdığı sembollerden bugün bakımsız kalan haline uzanan öyküsünü, dönemin Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ve mimarı Fehmi Ülker anlattı.

Diyarbakır’da 12 Eylül 2013’te Anzele Parkı’nda açılan Ortak Vicdan Anıtı'nın üzerinde Ermenice, Süryanice, İbranice, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce dillerinde “Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın” yazıyor.

Dönemin Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ve anıtın mimarı Fehmi Ülker, tarih boyunca farklı halkların ve inançların yaşadığı acıları ortaklaştırma fikriyle yapılan anıtın öyküsünü anlattı.

FİKİR “KIRKLAR MECLİSİ”NDEN ÇIKTI

Abdullah Demirbaş, anıt fikrinin ilk olarak “Kırklar Meclisi”nde gündeme geldiğini söyledi. Meclis’in amacının kenti, şehrin farklı bileşenleriyle yönetmek olduğunu belirten Demirbaş, bu yüzden Meclis’in Kürt, Türk, Türkmen, Alevi, Sünni, Ezidi, Domani, Yahudi, Arap, Hristiyan, Keldani ve Süryanilerden oluştuğunu ifade etti.

Meclis’in 'üç önemli karar' aldığını aktaran Demirbaş, bunlardan birinin de Ortak Vicdan Anıtı olduğunu vurgulayarak, "Biz geçmişte yaşadığımız acılarla yüzleşmeli, bu acıların bir daha yaşanmaması adına vicdanımızla hareket etmeliyiz diye bir karar aldık” dedi.

anitin-acilis-torenininden-2

“HERKESTEN ÖZÜR DİLEYEREK, YÜZLEŞEREK…”

Böylelikle anıtın bu topraklarda yaşamış tüm farklı halkların ve inançların acılarını, onların dillerinde anlatması kararlaştırılmış. Demirbaş’a göre anıt aynı zamanda bir “yüzleşmeydi”:

“Altı dilde bir anıt yapılarak geçmişten bugüne Alevilere, Hristiyanlara, Süryanilere, Keldanilere, Ezidilere ve Yahudilere yönelik katliamları dile getirdik. Bu acıların bir daha yaşanmaması adına herkesten özür dileyerek, yüzleşerek geleceği birlikte ve doğru inşa etmek adına şöyle bir şey yazdık; ‘Acıları ortaklaştırdık ki bir daha yaşanmasın'.”

anitin-yapilis-surecinden-fehmi-ulker-kisisel-arsivi

“İLK SOYKIRIM ANITI”

Anıtın aynı zamanda Türkiye’deki ilk “soykırım anıtı” olduğuna vurgu yapan Demirbaş, bu sebeple açılışını da 12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümünde yaptıklarını anlattı:

“12 Eylül 1980 darbesi bütün halklara, bütün inançlara, bütün düşüncelere aynı acıyı yaşattı. Ve biz o gün Ermenilerden, Süryanilerden, Keldanilerden, Alevilerden, Ezidilerden ve gerçek anlamda Müslüman olanlardan, Kürtlerden, Yahudilerden özür diledik. Rumlardan özür diledik. Dedik ki; bize bu acıları yaşatanların da hepimizden özür dilemesi lazım. Özür dilemek bir erdemliliktir. Yüzleşmek erdemliliktir. Biz kendimizden doğru eksikliklerimizle yüzleşiyoruz ve özür diliyoruz. Ama bu devlet bize bu acıları yaşattı. O da bizimle, bu yaşattığı acılarla yüzleşmeli ve bütün halklardan, inançlardan özür dilemelidir.”

anitin-acisis-toreninden-3

ARINMA, TEMİZLENME VE BARIŞ

Ortak Vicdan Anıtı'nda altı dilde ifadelerin yazılı olduğu bölümün yanında; parçalanmış, açık kalmış bir kitap üzerinde ağlayan göz figürü ile ateş motifi de yer alıyor. Demirbaş, bu simgelerin ne anlama geldiğini şöyle açıkladı:

“Ateş arınmadır, temizlenmedir. Yaşanan acılardan arınmak, temizlenmek. Bizim Orta Doğu’da en kutsal şeylerden biri ateştir. Ateş hem temizliyor hem de aslında geleceğin müjdecisidir. O nedenle gözyaşıyla ateşi ifade ettik. Gözyaşı aslında sudur. Ateşe su döküp söndürmektir aynı zamanda. Yani barışı sağlamaktır.”

DÖRT AYDA YAPILDI

Ortak Vicdan Anıtı’nın yapım süreci yaklaşık dört ay sürdü. Mimar Fehmi Ülker, projenin hayata geçirilme aşamasını şöyle anlattı:

“Abdullah Başkan önceki barış süreci döneminde beni aradı. Bu kadim şehirde görsel olarak bir şeyler yapmak istediklerini söyledi. Barış sürecini de destekleyecek bir şey olması yönündeydi. Ama tam olarak ne istediklerini de bilmiyorlardı. Birkaç proje çizdim, en sonunda buna karar kıldık.”

Anıtta bulunan kitap ile tarihi, kitabın koparılarak parçalanmasıyla katliam ve acıları tasvir etmiş. Altındaki alevlerin ise tarihte yaşanan acıları yok ettiğini ifade eden Ülker, anıttaki gözyaşını barışa benzetiyor:

“Bir önceki süreçte barış için umut vardı. Bunu en masum şekilde dile getiren, anıt kitabın üzerindeki bir annenin gözyaşı. Yani en çok acı çeken bizim coğrafyamızda anneler oldu. Bir annenin gözü ve akan gözyaşları bu kitabın üzerinde. Karşı panelinde de, yani anıtın bir arka planında, altı dilde ‘Artık acılara son verelim’ dedik. ‘Acıları ortaklaştıralım ki bir daha yaşanmasın.”

Anıtın bakımsızlık nedeniyle bugün kötü durumda olduğunu söyleyen Ülker, “Bir anıt yapıldığı zaman sahiplenmek lazım. Kayyum döneminde zaten orası boş bırakıldı. Hiç bakım yapmadılar. Bakım yapılmak istenirse oluruz, elimizden geleni yaparız" dedi.

anitin-bugunku-hali-4

Elif Dikbaş Yegin kimdir?

Muhabirliğe 2014 yılında Evrensel Gazetesi'nde başladı. 2018 yılından 2025 yılının Ağustos ayına kadar Aydın Didim'de, Mavi Didim ve diğer yerel gazetelerde çalıştı. Haberleri ulusal basında da yer aldı. Serbest gazeteci.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar