Rönesans Rezidans'ta ailesini kaybeden Avukat Yeşim Toplu isyan etti
Rönesans Rezidans'ta ailesini kaybeden avukat Yeşim Toplu, 3 Nisan'da görülecek duruşmaya çağrı yaparak "Biz aslında en çok enkazda sevdiklerimizin bedenlerini ararken yoruluruz diye düşünmüştük ancak adalet ararken kat be kat fazla yoruluyoruz" dedi.
GAZETE PENCERE - Hatay’da 6 Şubat 2023 yılında meydana gelen depremde yıkılan Rönesans Rezidans’a ilişkin 3 Nisan’da görülecek dava öncesinde İstanbul Barosu’nda açıklama yapıldı.
Rezidansta ailesini kaybeden avukat Yeşim Toplu, "Parça parça kaybettik sevdiklerimizi. Bu unutulamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük toplu ölümü. Mahkemeye gideceğim. Yine o sanıkların gözüne bakacağım. O ‘adet’, ‘tane’ diyenin de yüzüne bakacağım. Mahkemeye sesleniyorum. Lütfen adil yargılayın" dedi. İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da "Depremin üzerinden yalnızca 35 gün geçmiş olmasına rağmen 2023 seçimleri hiçbir gerekçe yokken 35 gün öne alındı" diye konuştu.
İstanbul Barosu Afet Hukuku ve Koordinasyon Merkezi tarafından 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen yargı süreçlerinde yaşanan cezasızlık sorununa dikkat çekmek ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın toplantısı düzenlendi.
Baronun Beyoğlu’ndaki binasında düzenlenen toplantıda, Hatay’daki Rönesans Rezidans’a ilişkin dava süreci ele alındı.
"BU BİR DEPREMZEDELİK YA DA TAKDİRİ İLAHİ DEĞİL"
İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 3 Nisan’daki duruşmaya katılım çağrısı yaparak şunları söyledi:
"Bu büyük yapıların, bu sözde güzel adlarla, kulağa hoş gelen adlarla, Rönesans Rezidans gibi yüzlerce, binlerce kişi tıkış tıkış doldurulduğu binaların denetim aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması sonucu hangi tür sonuçları beraberinde getirdiğini hepimiz acı bir biçimde gördük. Bu bir depremzedelik ya da takdiri ilahi değil kesinlikle. Bunlar cinayettir. Bu açıdan bu büyük, kolektif cinayetin sorumlularının mutlaka yargılanması gerekiyor. Herkese görev düşüyor ama sav-savunma-hüküm üçlüsünde şu anda hükme, savunmaya görev düşüyor. Onların boş olmadığını bilmek durumundadırlar. 6 Nisan 2023 günü TBMM’ye CHP olarak teslim ettiğimiz Türkiye Afet Yönetimi yasa önerisi sunduk. Depremin üzerinden yalnızca 35 gün geçmiş olmasına rağmen 2023 seçimleri hiçbir gerekçe yokken 35 gün öne alındı. Deprem yaralarını sarmak yerine, enkazları temizlemek yerine, oradaki yurttaşlarımızın cesedini bir an önce çıkarmak yerine Türkiye’nin bütün dikkati seçimlere yönlendirildi. Adeta depreme yönelik seferberlik yapılması gerekirken seçimlere yönelindi. Bunun da bilinmesi gerekiyor. Bunun asla unutulmaması gerekiyor."

"HER SEFERİNDE 'ADALET' DİYE BAĞIRMAK ZORUNDA KALIYORUM"
Rönesans Rezidans’ta ailesini kaybeden avukat Yeşim Toplu da gözyaşları içinde yaptığı konuşmasında şöyle isyan etti:
“Orada benim hiçbir gücüm yoktu. Bütün binalar ayaktayken Rönesans’ın devrildiğini gördüğümde kaldıramadım, ailemi çıkartamadım oradan ama dedim ki adalet için o kadar uğraşmama gerek yok. Bir sürü rapor var. Bilimsel veriler var. Her şey ortada. Her şey ortadayken bu binanın nasıl yapıldığı, göz göre göre kasten insanların öldürüldüğü ortadayken ben bugün ve her zaman, her seferinde bas bas bağırmak zorunda kalıyorum, ne olur adalet diye. Geçen duruşma yine rapor geldi. Raporda alenen, açık açık neden binanın yıkıldığı yazılmış. Kasten hareket edildiği tespit edilmiş. Ceza kanunu, anayasa maddeleri açık. Olası kast için ek savunma verilmesi gerekiyor. Çünkü her ölenden tek tek yargılanması gerekiyor. 272 kişi öldü deniyor. Daha kayıp, bulamadığımız 55-60 insan var. Bütün bu 11 şehirde daha bulunamayan bir sürü aile var. Mahkeme hiçbir gerekçe sunmadan ‘Almıyorum’ dedi. Ben de dedim ki neden? Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin gördüğü en büyük toplu ölüm davasında gerekçe istiyorum sadece. ‘Atın bunları’ diye bağırılıyor bize. Neden bize bu şekilde davranılıyor? O duruşmadan sonra zaten toparlayabildim kendimi. Dedim ki yine ailem enkazda daha çok acı çekti. Biliyorum, tahmin edebiliyorum.
Rönesans Rezidans'ta ailesini kaybeden avukat Yeşim Toplu bir kez daha ağlayarak isyan etti!
— Gazete Pencere (@gazetepencere) March 25, 2026
"Her sabah ve her seferinde 'ne olur adalet' diye bas bas bağırmak zorunda kalıyorum.
'Atın bunları dışarı' diye bağırılıyor bize... Neden?" pic.twitter.com/iuUPpJaNKc
"SEGBİS KAYDINI KELİMESİ KELİMESİNE DÖKÜN"
Ben adaleti arayacağım, yorulmayacağım. Ne olursa olsun vazgeçmeyeceğim. En azından her şey yazılı kalsın, yapılsın ki ileride bir sürü yol var. İstinaf, Yargıtay, herkes bu duruşma tutanaklarını okuyacak. SEGBİS kaydı kağıda geçebilirken resmen sanıkların, bizim canlarımız için, sevdiklerimiz için, insanlar için; Mehmet Yaşar Coşkun, müteahhit, mimar olan, o havaalanında hep kaçarken yakalanan adam ‘tane, adet’ dedi elma, armut sayar gibi. Bir baktık ki duruşma zaptında değiştirilmiş, yok. Bizim ifadelerimiz yok ya da değiştirilmiş. Kanun çok açık. SEGBİS kaydında, video kaydında ne varsa tek tek kağıda geçirilmesi gerekiyor. Geçirilmedi. Neden, bilmiyoruz. Mahkemeye defalarca yalvardım. Dedim ki dilekçe sunuyorum. Avukat olarak değil, bir vatandaş olarak. Ne olur SEGBİS kaydını lütfen kelime kelimesine dökün. Bunlar çok önemli. Hiçbir şekilde mahkemeden dönüş alamıyoruz. Ben her gün aynı dilekçeyi sunuyorum. Diyorum ki parça parça kaybettik sevdiklerimizi. Bu unutulamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük toplu ölümü. Unutmayacağım, ne olur diyorum. Mahkemeye de gideceğim. Yine o sanıkların gözüne bakacağım. O ‘adet’, ‘tane’ diyenin de yüzüne bakacağım. Mahkemeye sesleniyorum. Lütfen adil yargılayın. Adaletli olun. Neden bizi kovuyorsunuz? Biz mi öldürdük? Biz mi yaptık depremzede olarak? Bizler mi bunlara sebep olduk? Sanıkların ifadeleri neden tam olarak geçirilmiyor zapta? Bütün kamuoyunu da çağırıyorum 3 Nisan’da Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne."
Kaynak:Haber Merkezi