Sağlıkta herkesin bildiği 'sır': Randevu uzman doktora, muayene asistana
Eğitim ve şehir hastanelerinde hastalar, MHRS’de randevu aldıkları uzman hekim yerine çoğu zaman asistan doktorlara muayene oluyor. Hastalar tedavi takibinin zorlaştığını belirtirken, hekimler sorunun sistem kaynaklı olduğunu söylüyor.
MÜZEYYEN YÜCE - Türkiye’de kamu sağlık sisteminin temelini oluşturan eğitim ve araştırma hastanelerinde son yıllarda giderek daha görünür hale gelen bir uygulama, eleştirilerin odağına yerleşmiş durumda. Hastalar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden belirli bir uzman doktordan randevu almalarına rağmen muayene sırasında çoğu zaman asistan hekimi karşısında buluyor. Özellikle büyük şehirlerde hasta yoğunluğunun yüksek olduğu hastanelerde bu durum yaygın bir pratiğe dönüşmüş durumda.
HASTANIN BEKLENTİSİ VE FİİLİ GERÇEKLİK
MHRS üzerinden randevu oluşturulurken sistemde uzman hekimin adı yer alıyor. Ancak uygulama çoğu zaman farklı ilerliyor. İstanbul’da eğitim ve araştırma ile şehir hastanelerinde görüştüğümüz hastalar, muayene odasında çoğunlukla asistan hekimlerin bulunduğunu ve uzman hekimin sürece doğrudan katılmadığını anlattı.
Bu durum hastalar açısından iki temel sorunu beraberinde getiriyor:
- Randevu alınan hekimle görüşememe nedeniyle beklentinin karşılanmaması,
- Özellikle ciddi hastalıklarda uzman hekime erişememenin yarattığı güven kaybı.

‘İKİ YILDIR RANDEVU ALDIĞIM DOKTORU GÖREMEDİM’
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Hastalıkları bölümünde muayene sırasını bekleyen 43 yaşındaki Selma Hanım'ın en büyük şikayeti, her geldiğinde başka bir asistan hekimle tedavisine devam etmek. Takipli hasta olduğunu belirten Selma Hanım "İki yıldır geliyorum ama henüz randevu aldığım doktorla görüşemedim. Benim şikayetim sadece asistan doktora muayene olmak değil. Asıl sıkıntım her defasında doktorun değişmesi. Her gelişimde hikâyemi baştan anlatıyorum. Baştan bir iletişim geliştiriyorum. Her doktor farklı ilaç yazıyor. Tedavinin sürekliliği açısından da sıkıntı bu durum. Her doktorun tedavi yöntemi farklı olabiliyor. Ben kimden randevu alıyorsam onu görmek isterim” dedi.
‘DOKTOR SEÇME HAKKIMIZI KULLANAMIYORUZ’
Benzer bir durum kadın hastalıkları ve doğum bölümünde de yaşanıyor. 30 yaşındaki bir hasta yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı:
“Özellikle kendimi daha rahat hissetmek için kadın doktordan randevu aldım ama muayenede başka biri vardı. Randevu aldığım doktor için ‘operasyonda’ dediler. Doktor ayrımı yapmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Doktor seçebilme hakkımı kullanmak istiyorum. Bunu baştan bilmem gerekiyor. Bu durum güveni sarsıyor.”
Aynı hastanenin üroloji ve genel cerrahi gibi branşlarında da hastalar, doktor seçme hakkını kullanamadıklarını belirtti.
54 yaşındaki emekli Ayşe Hanım yaşadığı durumu 'yanıltılmışlık' hissi olarak tanımladı: “Günlerce profesörden randevu bekledim. Ama muayenede asistan vardı. Profesörü hiç görmedim. İnsan ister istemez kandırılmış gibi hissediyor.”
KRİTİK NOKTA: UZMAN GÖZETİMİNDE HASTA MUAYENESİ
Sağlık sistemi açısından bakıldığında ise eğitim ve araştırma hastanelerinin temel işlevlerinden biri hekim yetiştirmek. Bu nedenle asistan hekimlerin hasta muayenesine aktif katılması, mesleki eğitimin doğal bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre burada kritik nokta, sürecin uzman hekim gözetiminde yürütülmesi. Ancak pratikte gözetim altında bir muayene çoğu zaman mümkün olmuyor. Sağlık çalışanları, yaşanan sıkıntıların temelinde hasta yoğunluğu ve sistem sorunu olduğunu söylüyor.

ASİSTAN HEKİMLER: TANIYI ÇOĞU ZAMAN BİZ KOYUYORUZ
İdeal sistemde her hastanın uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Türk Tabipleri Birliği (TTB) Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu’ndan Doktor İlkay Çelik, pratikte bunun çoğu zaman mümkün olmadığını ifade etti:
“Yoğun polikliniklerde bazı hastalar yalnızca asistan hekimin değerlendirmesiyle ilerleyebiliyor. Fiilen tanı koyma, tetkik planlama ve ilk yaklaşımın büyük kısmını çoğu zaman asistan yapıyor. Ancak bunu uzman adına yaptığımız için hem ciddi bir sorumluluk hissediyoruz hem de yetki sınırları belirsizleşiyor.”
'HASTA NEYLE KARŞILAŞACAĞINI BİLMİYOR'
Hastalarla yaşanan en önemli problemlerden birinin şeffaflık eksikliği olduğunu vurgulayan Çelik, sistemin baştan doğru anlatılmadığını belirterek, “Bu durum hastalarda güvensizlik yaratabiliyor. ‘Ben hocaya randevu aldım’ ya da ‘uzman doktora görünmek istiyorum’ diyen çok hasta var. Biz bunun eğitim modeli olduğunu anlatıyoruz ama esas mesele hastayı ikna etmek değil. Hasta en baştan kimin tarafından değerlendirileceğini bilmeli” dedi.
'1 GÜNDE 70-100 HASTA BAKILIYOR'
Asistan hekimlerin iş yükü de tartışmanın önemli bir boyutu. Bazı bölümlerde bir asistanın günde 70 ila 100 hastaya baktığını, bunun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Çelik, “Kağıtüzerinde uzman gözetimi var ama fiiliyatta muayenenin büyük kısmını asistan yapıyor” bilgisini paylaştı.
‘EĞİTİM DEĞİL, HİZMET AÇIĞI KAPATIYORUZ’
Doktor İlkay Çelik, asistan hekimlerin en büyük sorunlarından birinin mevcut sistemde eğitimden uzaklaşmak olduğuna dikkat çekti. Asistan hekimin aslında tıpta uzmanlık öğrencisi olduğunu hatırlatan Çelik "Ancak çoğu zaman eğitim almak yerine hizmet açığını kapatmaya yönlendiriliyoruz. Yoğun nöbetler, bitmeyen poliklinikler ve personel eksikliği içinde sistem bizi iş gücüne dönüştürüyor" diye konuştu.
'SORUN BİREYSEL DEĞİL, SİSTEMSEL'
Çelik’e göre yaşananlar bireysel uygulamalardan değil, sağlık sisteminin genel yapısından kaynaklanıyor. “Performans ve hasta sayısı odaklı sistem, 5 dakikada bir muayene baskısı ve artan başvuru sayıları bu tabloyu ortaya çıkardı” tespitini yapan Çelik, sorunun çözümü için köklü değişiklikler gerektiğini belirtti. Özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizerek, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
"Performans odaklı değil, nitelikli ve kamusal sorumluluk temelli bir sağlık sistemi kurulmalı. Aynı şekilde uzmanlık eğitiminin de akredite ve gerçekten eğitim odaklı olması şart. Çünkü iyi eğitilmeyen bir hekim, gelecekte daha büyük sağlık sorunlarına yol açar."
TABİP ODASI RAPORU: 'YÜK ASİSTAN HEKİMİN SIRTINDA'
Öte yandan İzmir Tabip Odası Asistan Hekim Komisyonu’nun Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde yaptığı saha çalışması da hastanelerdeki fiili işleyişin, sistemde öngörülen modelden farklı olduğunu ortaya koyuyor. Aralık 2025’te hazırlanan rapordaki en dikkat çekici tespitlerden biri, artan hasta yükünün büyük ölçüde asistan hekimler tarafından karşılanması.
Birçok klinikte poliklinik, servis ve konsültasyon yükünün azaltılmadığı; aksine yeni polikliniklerin açıldığı ve bu yükün doğrudan asistanlara yüklendiği belirtiliyor. Ayrıca bazı kliniklerde bir asistan hekimin aynı anda birden fazla polikliniğe bakmak zorunda kaldığı, bunun da hasta başına ayrılan süreyi ciddi şekilde düşürdüğü ifade ediliyor.
HEKİMLİK DIŞI İŞLER: PERSONEL AÇIĞI ASİSTANLA KAPATILIYOR
Raporda; asistan hekimlerin yalnızca tıbbi görevlerle değil, aynı zamanda sekreterya, hasta taşıma, yatak bulma gibi hekimlik dışı işlerle de yoğun biçimde görevlendirildiğine dikkat çekildi. Bu durumun hem iş yükünü artırdığı hem de sağlık hizmetinin niteliğini olumsuz etkilediği ifade edildi.
Tıbbi malzeme eksiklikleri, yetersiz altyapı ve aşırı iş yükünün bazı durumlarda hasta ve çalışan güvenliği açısından da risk oluşturduğu da raporda açıkça dile getiriliyor.
KRİTİK BRANŞLAR BOŞ KALIYOR
İzmir Tabip Odası Asistan ve Genç Uzman Hekim Komisyonu’ndan Dilan Karabağ, mevcut sağlık sisteminde her hasta için mutlaka uzman hekime danışılmasının pratikte mümkün olmadığını söyledi. Artan hasta yoğunluğu ve iş yükünün özellikle eğitim hastanelerinde bu tabloyu daha da belirgin hale getirdiğini vurgulayan Karabağ, son yıllarda bazı branşlarda ciddi bir tercih düşüşü yaşandığına dikkat çekti. Çocuk hastalıkları, genel cerrahi ve kadın hastalıkları ile doğum gibi kritik alanlarda uzman hekim eksikliğinin giderek artığını belirterek, bu durumun doğrudan çalışma koşullarıyla ilişkili olduğunu ifade etti.
“Bu bölümlerin tercih edilmemesinin en önemli nedenlerinden biri asistanlık sürecinin ve sonrasında uzmanlık döneminin son derece zorlu geçmesi. Yoğun çalışma temposu, uzun nöbetler ve ağır iş yükü genç hekimleri bu alanlardan uzaklaştırıyor” diyen Karabağ, özellikle bu branşlarda şiddet olaylarının daha sık yaşanmasının da önemli bir caydırıcı faktör olduğunu dile getirdi.
'ASİSTAN HEKİM TEK BAŞINA MUAYENE YAPABİLİR'
TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ise asistan hekimlerin tıp fakültesi mezunu doktorlar olduğunu hatırlatarak "Asistanlar tek başlarına da hasta muayene edebilir. Ancak deneyim gerektiren durumlarda uzman hekimin bilgisi ve gözetimi esastır. Sorunun kaynağı, sistemin hasta yükünü artırması" dedi.
Saip’e göre çözüm, sevk zincirine dayalı ve birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendiren yeni bir randevu modelinden geçiyor.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey de mevcut sistemi; 'sağlığı değil hastalığı önceleyen' bir yapı olarak tanımladı ve ekledi: Hastalar ile hekimler karşı karşıya getiriliyor. Oysa sorun yapısal.
Kaynak:Haber Merkezi