Tunceli'de Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş için açıklama!

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Dersim Kadın Platformu; Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş’e dair basın açıklaması yaptı.

Tunceli'de Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş için açıklama!

GAZETE PENCERE - Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Dersim Kadın Platformu; Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş’e dair basın açıklaması yaptı.

On ilden kadınların katıldığı açıklamada konuşan İHD Tunceli Şube Eş Başkanı Nurşad Yeşil, 7 yıldır “Gülistan Doku nerede?” diye sorduklarını ve sormaya devam edeceklerini belirterek, “Çünkü Gülistan Doku’nun bedeni bulunmadı. Biliyoruz ki o dönem kamu kurumlarının başında ve içinde olanlar bu cinayetin içinde. Umuyoruz failler hak ettikleri cezayı alırlar” dedi.

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Newroz Ünverdi, Diyarbakır'dan, Batman’dan, İstanbul’dan, Ankara’dan, Eskişehir’den, Malatya’dan 50’nin üzerinde kadınla Tunceli geldiklerini ifade ederek, “6 yıl boyunca üzeri örtülen Gülistan Doku cinayetinin açığa çıkardığı suç ilişkileri, sistematik erkek-devlet şiddeti ve bunun savaş politikalarıyla ilişkisine karşı birbirimizi duymak, ortak bir ses çıkarmak, ‘Burada kadınlara karşı işlenen suçlarla gerçek bir yüzleşme barışın temelidir’ demek için bu yola çıktık” dedi.

"PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ"

Gülistan Doku’ya yaşatılanların münferit olmadığının altını çizen Newroz Ünverdi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha geldiğimiz gün, benzer bir olaya tanık olduk. Öğrencilere yönelik bu sistematik şiddet, Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmaya ve kimi tutuklamalara rağmen aynen devam ediyor. Bugün Adalet Bakanı, özellikle kadınlara yönelik ‘faili meçhul suçların aydınlatılacağını’ ilan ediyor ama herkes tarafından bilinen, basında haber yapılmış, açığa çıkmış suç çeteleri yerli yerinde duruyor. Bu da devletin, kamu kurumları ve çalışanlarının suçlu olduğu yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Kadınların gündelik hayatları ise erkek egemen bir baskı altında sürmeye devam ediyor. Bu sırada ülkede her gün kadınlar öldürülüyor, bir kısmı basına şüpheli ölüm olarak geçiyor, kadın cinayetlerinin önlenmesi için politika geliştirilmiyor. AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu geçtiğimiz günlerde taşra üniversitelerinde öğrencilere yönelik organize bir cinsel istismar ağı olduğunu, içinde polislerin ve askerlerin yer aldığını söylemiş, söz konusu üniversitelerin arasında Munzur Üniversitesi’ni de saymıştı. Dün bir kadın bize şunu söyledi: ‘Gülistan zamanı olan eski rektörle şimdiki arasında hiçbir fark yok. Yine öyle bir olay olsa, yine görüntüler silinir.’ Bu organize cinsel istismar ağı kimlerden oluşuyor, kimler tarafından hâlâ korunuyor? İsimleri pek de gizli değil. Bir isim, Munzur Üniversitesi’nde Bilgi İşlem Daire Başkanlığı yapmış olan Cem Tekinoğlu. Üniversitede öğrenim gören kadınları tehdit ederek üst düzey kamu görevlileriyle cinsel ilişkiye zorladığı iddialarına, hakkında bu yönde verilen bir soru önergesine rağmen üzeri kapatıldı. Yetmedi, CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı olarak görevlendirildi.

"BU BİR BARIŞ DEĞİL, SAVAŞ HALİDİR"

Biz dün tanıştığımız her kadından bir taciz hikâyesi, tecavüz tanıklığı, buna karşı yapılan şikâyetlerin üzerinin örtülmesini, tam tersine şikâyet eden kadının baskı altına alınmasını dinledik. Kadınların “Seni İŞKUR’dan işe aldırırım” denilerek cinsel istismar ağlarının içine çekildiğini; “Yokuş dik, sizi eve bırakalım”, “Hadi bana Kürtçe şiir okuyun” gibi cümlelerle taciz edildiğini duyduk. Bazen sonunun, ailelerin kadınları okuldan alması, eğitim hayatlarının sekteye uğraması olduğunu öğrendik. Failler ise her hikâyede askerler, uzman çavuşlar, güvenlik görevlileri, AKP’yle ilişkisi olan, üniversite içinde güç sahibi kişiler. Genç kadınlar, şiddet ve taciz karşısında şikâyetlerini zaten faillerin içinde yer aldığı yapılara mı yapacak? Bunun sonucunda tehdit aldıkları yetmiyor; şikâyet için mücadele ederken devlet kurumlarında yıpratıcı süreçlere maruz kalıyorlar. Toplum tarafından yargılanan yine kadınlar oluyor. Bu, ülkedeki patriyarkanın güncel hali ve bir savaş politikasının parçası, biliyoruz. Peki, nasıl bir savaş politikası bu? Köyleriyle beraber 85 bin nüfusu olan, merkezde 40 bin nüfusu olan Dersim’de 9 bin öğrenci, 10 bine yakın resmi güvenlik görevlisi var. Yani öğrenci başına en az bir güvenlik görevlisi, resmi olmayanlar düşünülünce daha fazlası düşüyor. Köprüden Dersim’e girildiği andan itibaren 200-300 metrede bir MOBESE’nin olduğu, köy girişlerine bile MOBESE’lerin konduğu, herkesin her adımının izlendiği bir il burası. Deprem nedeniyle güçlendirme bahane edilerek valilik, adliye gibi resmi kurumların üniversite kampüsünün içine taşındığı bir yer. Yani öyle bir üniversite ki içine Dersim Kadın Platformu giremiyor ama kolluk ve asker rahatça geziyor; valilik binası içinde, asker ve polis arabaları yurtlarda öğrencilerin kapılarında bekliyor.

YER YERİNDEN OYNAMALI

Öte yandan Munzur Üniversitesi’nde genç kadınlara yönelik, gücünü devletten alan cinsel istismar ağları bize örneğin Karabük’te Afrikalı öğrencilere yapılanları, İstanbul’da Ayşe Tokyaz davasını da hatırlattı. Yani bu irili ufaklı suç çeteleri, erkek şiddeti ağları, savaş silahı olarak meşrulaştırıldıkça her yerde normalleşiyor. Bu, Dersim’de aynı zamanda öğrencilerin örgütlenme alanlarını ortadan kaldırmakla, bunun yerine cemaatlere alan açmakla, bir tür demografik değişimle de el ele gidiyor. Üniversitede kadın kulüpleri kurulamaz, stand açamazken TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti ve benzerleri örgütleniyor. Kentte öğrencilere pek başka sosyal alan sağlanamamasının kayyum politikalarıyla da elbette doğrudan bağı var. Okula yeni gelen öğrencilerin eklendiği bir ‘Munzur Kadın Öğrenciler’ WhatsApp grubunun kurulduğunu, bunun yöneticisinin ise TÜGVA başkanı bir erkek olduğunu öğreniyoruz. Buradan kadın öğrencilerin telefonlarının askeri personelle paylaşıldığını, kentte tur bahanesiyle kadınların istismar ağlarının içine çekildiğini, daha sonra kadınlar bunu beyan ettiğinde üstünün kapatıldığını ve bunu açığa çıkarmaya çalışan kadınların tehditlerle susturulmaya çalışıldığını duyuyoruz."

"ERKEK DEVLET ŞİDDETİNE SON"

Dersim’de yaşananların takipçisi olacaklarının altını çizen Newroz Ünverdi, “Bu suç şebekelerinin açığa çıkması için Dersim’de yaşayan kadınların, öğrencilerin yanında olacağımızı duyuruyoruz. Gerçek bir barış için, kadınların özgürlüğü için erkek devlet şiddetine son diyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar