Tuncer Bakırhan'dan Erkan Baş'ın 'anadili Kürtçe olan aday' sözüne yanıt: Kürt düşmanı çevrelerin övmesi düşündürücü
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, geçtiğimiz hafta TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın "anadili Kürtçe olan aday" çıkışına ilişkinde açıklamalarda bulundu.
GAZETE PENCERE - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken geçtiğimiz hafta TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın "anadili Kürtçe olan aday" çıkışına ilişkinde açıklamalarda bulundu.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın T24 söyleşisinde dile getirdiği, tartışma yaratan "Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz" sözlerine değinen Bakırhan, "Buradaki incinmenin gerçekliği var ve bu küçümsenemez. Biz sosyalist ve demokrat olmanın gerekliliklerinin farkında olarak başka hiçbir şeye bakmadan ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. "Birîndar birîna xwe dizane” dedi; yani “Yaralı, yarasını bilir.” Birbirimizin yaralarını deşecek söylemlerden hepimiz uzak durmalıyız. Sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi egemenlere hediye sunuyor. Bu tartışma bizim için kapanmıştır" dedi.
T24'ten Ceren Bayar'ın sorularına cevap veren Bakırhan, çözüm sürecinin DEM Parti’nin güçlü tepkiler vermesini engellediği yönündeki eleştiriler için de, “Haksız ve insafsızca eleştiriler. Kürt meselesini şiddetten siyasete taşıyan bir süreçte yer aldığımız için eleştirilmek bir çelişkidir. Muhatap seçme lüksü dünyanın hiçbir barış sürecinde taraflara tanınmamıştır. Kürtler de başka bir iktidаrı, başka bir baharı bekleyemez" diye konuştu.
Gezi'de ve bugün CHP'ye yönelik baskı süreçlerinde en önde duran ve en net karşı duruş sergileyen parti olduklarını kaydeden Bakırhan, "Sürekli ‘DEM Parti nerede, Kürtlere nerede?’ diye soranlara şunu söylüyorum. Kim ki zulme ve haksızlığa uğruyor DEM Parti orada. Ama birileri ısrarla dayanışmanın çetelesini tutacak olursa, en az borçlu çıkacak olan biz oluruz" dedi. Bakırhan ayrıca DEM Parti'nin kongre tarihinin 20 Eylül 2026 olarak netleştiğini de söyledi.
Bakırhan'ın cevapları:
-TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın T24 röportajı ile başlayan bir tartışma var. Anadili Kürtçe olan cumhurbaşkanı adayında ortaklaşamayabileceklerini söyledi Erkan Baş. Baş'ın bu açıklamasıyla başlayan tartışmayı nasıl yorumluyorsunuz?
TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın röportajını okudum. TİP'in kendi programı, adayı, perspektifiyle siyaset yapma hakkı tartışılmaz. Sorun programatik iddiada değil. Sorun, bunun "anadili Kürtçe olan aday" ifadesine bağlanmasında. Kürtler için dil yüzyıllık inkarın kendisidir. Hâlâ bilinmeyen dil kategorisinde işaretlenen bir varlık-yokluk ve onur alanıdır.
Niyetten bağımsız olarak dile dair farklı anlaşılmalara sebep olacak bir ifade yarayı deşmiş olur. Erkan Baş, daha sonra yaptığı açıklamada "Birîndar birîna xwe dizane” dedi; yani “Yaralı, yarasını bilir.” Mevzu da bu zaten. Demek istediğim şey, buradaki incinmenin gerçekliği var ve bu küçümsenemez. Birbirimizin yaralarını deşecek söylemlerden hepimiz uzak durmalıyız.
Öte yandan mevzuyu netleştirmek için Türkiye sol, sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadele tarihine bakmak gerektiğini düşünüyorum. Mesela 1970’teki TİP 4. Büyük Kongresi'nde dönemin siyasi atmosferi göz önüne alındığında Kürtler ve siyasal hakları, dilleri ile ilgili devrim niteliğinde adımlar atıldı. Bu destek partinin kapatılma gerekçelerinden biri olmuştu. Bu hafıza ve bugünün tarihsel görevleri önümüzde dururken anadil ile ilgili siyasi beyanlara dikkat etmek gerekir. Bu, devrimci ve demokrat olmanın, halkların kardeşliğine inanmanın gereğidir.
"Türkiye sol-sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki ilişkinin yıpratılmasına izin vermemeliyiz"
Öte yandan siyasi pozisyon alırken şuna dikkat etmemiz gerekir. Reel politik yönelimler ilkesel düzeyin ve ortak mücadelenin sınırlarına dikkat etmeliyiz. Türkiye sol-sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki tarihsel ve devrimci ilişki, herhangi bir seçim hesabı veya potansiyel ittifak tahayyüllerine dayanılarak yıpratılmasına izin vermemeliyiz.
Ortak tarihimize baktığımızda gördüğümüz ikinci husus, sistemin sol ve sosyalist siyasete yönelik yürüttüğü siyasi mühendisliktir. Sistem kendi “makbul solu”nu üretirken Kürt Özgürlük mücadelesinden uzak duran bir sol kriteri koydu. 60 ve 70’lerde bu stratejiyi görürüz. 12 Eylül darbesinde bunu şiddetle yaptı. 1990’larda Kürt siyasi hareketiyle yan yana gelen her demokratik gücün kriminalize edilmesi de aynı aklın devamıydı. Bugün de benzer bir strateji, farklı yöntemlerle işletilmek isteniyor.
"Kürt karşıtı tutumlarıyla bilinen çevrelerin bile övgü ve dayanışma çağrıları yapması düşündürücü"
T24’te yayımlanan röportaj sonrası, açıkça ırkçı ve Kürt karşıtı tutumlarıyla bilinen çevrelerin bile bu tartışma üzerinden övgü ve dayanışma çağrıları yapması hepimiz açısından düşündürücüdür. Burada mesele tekil bir kişi ya da parti meselesi değildir. Ortaya çıkan siyasal zeminin neye hizmet edebileceği okumak gerekiyor.
Sosyalist olmanın gereği bu yakıcı günlerde ortak mücadele hattını çoğaltmaktan geçer. Biz çoğaltmaktan yanayız. Dünyada ve Orta Doğu’da kapitalizmin krizi jeopolitik gerilimlerle birleşiyor. Bizler için ise bu tarihi kırılmalar, yeni bir yaşamın inşasına imkân sunuyor. Türkiye’de ise bir tarafta yürüyen barış süreci, öbür tarafta ise muhalefete dönük hukuki kuşatma, çok adaylı bir cumhurbaşkanlığı senaryosu ve derinleşen ekonomik kriz var. Böyle bir dönemde sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi yeni yaşamı inşa imkanını zayıflatıyor ve egemenlere hediye sunuyor.
TARTIŞMA KAPANMIŞTIR
Farkındayız, yaralı yarasını bilir; ama yarayı saracak olan da ortak mücadelenin elidir. Bizim tarihsel sorumluluğumuz o eli geri itmek değil, sıkıca tutup hangi programda buluşacağımızı konuşmaktır. Dünden beri ortada olmayan açıklamalar üzerinden tartışmayı alevlendirmek isteyenlerin tuzağına düşmemek gerekiyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yürüyen yıpratıcı tartışmalara son verilmeli. Dolayısıyla bu tartışma bizim için kapanmıştır. Biz sosyalist ve demokrat olmanın gerekliliklerinin farkında olarak başka hiçbir şeye bakmadan ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz
Kaynak:Haber Merkezi