Veli Ağbaba'dan Sabah Gazetesi'ne tepki: Suç duyurusunda bulunacağım

Gökhan Böcek'in para dolu çantayı kendisine teslim ettiği iddiasına tepki gösteren Veli Ağbaba, aracılık yaptığı öne sürülen Emre Caner'in haberde belirtildiği gibi akrabası olmadığını ve anlatılan eşgale de uymadığını belirtti.

Veli Ağbaba'dan Sabah Gazetesi'ne tepki: Suç duyurusunda bulunacağım

GAZETE PENCERE - CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, hakkında Sabah Gazetesi'nde yayımlanan habere tepki gösterdi.

Sabah Gazetesi'nin haberinde tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Muhittin Böcek'in oğlu Gökhan Böcek'in, CHP Genel Merkezi'nde 1 milyon Euro bulunan çantayı verdiği kişiyi fotoğraflarıyla teşhis ettiği öne sürüldü. Haberde, "Veli Ağbaba'nın akrabası olan Emre Caner, Ankara'da gözaltına alınıp İstanbul'a getirildi" dedi.

Yazılı açıklama yapan Veli Ağbaba ise "Günlerdir kurgulanan, gerçekle hiçbir ilgisi olmayan bir iddia üzerinden partimize ve şahsıma yönelik sürdürülen saldırılara bugün bir yenisi daha eklenmiştir. Haysiyet cellatlarının son hedefi Emre Caner olmuştur" dedi.

"Her türlü yalanı ve iftirayı mübah görenler, ortaya attıkları son iddialarla kendi kurguladıkları bu senaryoyu bizzat çökertmişlerdir. Bugün dillendirilen çelişkili söylemler, başından beri iddia edilen para tesliminin hiçbir şekilde gerçekleşmediğini açıkça ortaya koymaktadır" diyen Ağbaba, Caner'in 2016-2018 arasında danışmanı olduğunu belirtti.

"İDDİANIN AKSİNE AKRABAM DEĞİL"

Veli Ağbaba, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Bu iftirayı manşetine taşıyan Sabah gazetesinin iddialarının aksine, Emre Caner benim hiçbir şekilde akrabam değildir. Kaldı ki kendisi Malatyalı dahi değildir. Emre Caner, partimizin gençlik kollarında yöneticilik yapmış; benimle de 2016-2018 yılları arasında gönüllü danışmanlık kapsamında çalışmıştır. 2018 yılında bu çalışma sona ermiş, sonrasında Sayın Gamze Taşçıer ile çalışmaya başlamıştır. Yerel seçimlerin ardından ise bu görevinden de ayrıldığını sonradan öğrenmiş bulunmaktayım.

2018 yılından bu yana düğünü ve bazı parti programları dışında herhangi bir iletişimim söz konusu değildir. Baz ve HTS kayıtları da bu gerçeği açık biçimde ortaya koyacaktır. Buna rağmen, böyle bir kişi üzerinden partide para teslimi yapıldığı yönündeki iddianın, yalnızca bir yalan değil; açık bir iftira ve gerçekle bağdaşmayan bir kurgu olduğu artık net biçimde ortaya çıkmıştır."

"EMRE CANER ANLATTIKLARI EŞGALE DE UYMUYOR"

"İftirada, görüştüğü kişinin yaklaşık 1.75 boylarında bir erkek olduğunu belirtmiştir. Sabah gazetesinin bu karalama haberinde bahsedilen Emre Caner, 1.90 boyundadır. Kendi çaresizliklerini yalanlarını, eşgale bile uymayan gencecik bir insanın üzerine yıkmaya çalışmaktadırlar.

İlk olarak Manisa üzerinden kurgulanan senaryo tutmayınca yön değiştirmiş ve Gökhan Böcek'e bana para verdiği yönünde ifade dayatılmış, baz ve HTS kayıtları tutmayınca bu kez 'benim selamımla başkasına verdirildiği' şeklinde kurgu değiştirilmiştir. Tarih ve somut detay içermeyen ifadeler, sonradan yapılan eklemelerle gerçeğe uygunmuş gibi gösterilmeye çalışılmış; nihayetinde ise uydurulan eşgale uygun bir isim aranarak iftiraların hedefi Emre Caner hâline getirilmiştir. Üstelik ortaya atılan eşgalin Emre Caner ile herhangi bir benzerliği de bulunmamaktadır."

"İNSANLARI ÖZEL YAŞAMLARI İLE TEHDİT EDEREK İFADE ALANLAR HESAP VERECEK"

"Kamuoyuna ve soruşturmayı yürüten savcılara buradan bir kez daha sesleniyorum: Gökhan Böcek tarafından böyle bir para verilmemiştir, partimiz tarafından böyle bir para alınmamıştır, Emre Caner de böyle bir şeye aracılık etmemiştir.

Anayasa ve ceza mevzuatına göre işkence suçtur, işkence ve baskıyla alınan ifadeler de delil niteliği taşımamaktadır. İşkence suçunda zamanaşımı da bulunmamaktadır. Bu şekilde insanları özel yaşamları ile tehdit ederek ifade alan ve hem bizim hem de partimiz üzerinde algı yaratmaya çalışanlar er ya da geç hukuk önünde hesap verecektir.

Bu asılsız iftiraları hiçbir somut delil olmaksızın manşetlerine taşıyan Sabah gazetesi başta olmak üzere, kişilik haklarını hedef alan bu organize karalama kampanyasına iştirak eden herkes hakkında gerekli hukuki ve cezai süreçler başlatılarak, suç duyurularında bulunulacaktır."

TAŞÇIER: AÇIK BİR İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASI

Sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Ankara Milletvekili Gamze Şengel Taşçıer de "Siyasi bir manipülasyon uğruna yıllarca birlikte çalıştığım bir yol arkadaşımın haysiyetine yönelmiş açık bir itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıyayız" dedi.

Emre Caner'in 2018-2024 yılları arasında danışmanı olduğunu belirten Taşçıer, "Kamuoyuna servis edilen metinlerde kurulan ilişkiler ağının, kullanılan ifadelerin ve özellikle seçilen sıfatların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.

İddialara yanıt veren Taşçıer, "Emre Caner, iddia edildiği gibi Veli Ağbaba’nın akrabası değildir. İddia edildiği gibi Malatyalı hiç değildir. Ankaralıdır. 2018 yılından önce Emre Caner’in Malatya Milletvekilimiz Veli Ağbaba’nın yanında gönüllü çalışmış olması gizlenen bir durum değildir" dedi.

Söz konusu tarihte genel başkan yardımcısı olduğunu hatırlatan Taşçıer, şöyle devam etti:

"Habere konu tarihte Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığım için Genel Merkez’de bir odam bulunmaktaydı. Danışmanım olan Emre Caner’in Genel Merkez’de olmasından daha doğal bir şey yoktur. Yani HTS kaydı iddiaları bu şekilde açıklanamaz. Aday adaylarının yoğun biçimde Genel Merkeze geldiği bir dönemdi. Başka bir ifadeyle yüzlerce HTS kaydını aynı anda Genel Merkezde tespit etmek olasıdır. Buradan suç çıkarılamaz.

Sosyal medyada dolaşıma sokulan 'bankamatik memuru', 'çift maaşlı aparat', 'örgüt bağlantılı isim' gibi yakıştırmaların da gerçekle hiçbir bağı yoktur. Emre Caner benim danışmanlığım sonrası Çankaya Belediyesi’nde görev almış ve belediyenin en fazla proje üreten, çalışan ve bunu da herkesin bildiği isimlerden biridir.

Malatya Milletvekilimiz Veli Ağbaba da bu konuda bir açıklama yapmış ve 'ne böyle bir para alındı ne de Emre Caner aldı' demiştir. Bir insanın hayatını, emeğini, geçmişini ve itibarını; 'çantacı, bankamatik memuru' gibi kirli ifadelerle ve isimsiz kaynaklarla parçalamaya çalışıyorlar. Bu yöntem yeni değildir. Türkiye’de uzun süredir önce hedef seçiliyor, sonra ilişki üretiliyor, ardından manşet atılıyor.

Delil ortaya konulmadan insanlar suçlu ilan ediliyor. Bir fotoğraf, bir HTS kaydı, bir tanışıklık, bir görev geçmişi üzerinden büyük bir suç hikâyesi yazılmaya çalışılıyor. Bu, insanların onurunu medya yoluyla infaz etmektir. Bugün buradan yapay bir 'örgüt şeması' çıkarmaya çalışanların amacı gerçeğe ulaşmak değildir.

Herkes bilmelidir ki bazen bir insanın onurunu korumak, en büyük siyasi mücadeledir. Bugün yol arkadaşım Emre Caner hakkında yürütülen bu karalama kampanyasına karşı sessiz kalmak hukuk duygusunu, vicdanı ve insanlık onurunu savunmaktan vazgeçmek olurdu.

İnsanların hayatlarını siyasi operasyon malzemesine dönüştüren ve acımasızca ifadelerle toplum önüne atan anlayışı reddediyorum. Yazıktır, günahtır. Hakikat er ya da geç ortaya çıkar. Geride kalan ise insanların hangi dönemde nerede durduğu olur."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar