Yedi aydır tutukluydu: Gazeteci Pınar Gayıp tahliye edildi

Gazeteci Pınar Gayıp, 7 aylık tutukluluğunu ardından ilk kez hakim karşısına çıktı. Gayıp, adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Yedi aydır tutukluydu: Gazeteci Pınar Gayıp tahliye edildi

GAZETE PENCERE - Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) ve kurumlarına yönelik 22 kentte, “MLKP silahlı terör örgütü” iddiasıyla yapılan operasyonda, 5 Şubat’ta tutuklanan Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı gazeteci Pınar Gayıp, yedi aylık tutukluluğunun ardından ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmayı, avukatlar, gazeteciler ve izleyiciler takip etti. Tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden getirilen Pınar Gayıp, duruşma salonunda hazır bulundu.

‘SUSMADIĞIM İÇİN YARGILANIYORUM’

Punto24 Dava Takip’in duruşma salonundan aktardıklarına göre, Pınar Gayıp savunmasında, “Gazetecilik yapmak ateşten bir gömlek. 90’lı yılların karanlığında Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Musa Anter gibi gazeteciler katledildi. Daha yakın bir zamanda gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan katledildi. Onların hakikat arayışı bize yol gösterdi. Bizden susmamız isteniyor, susmadığım için yargılanıyorum. Çocuk istismarı, LGBTİ+ bireylere ve emekçilere yönelik saldırıları haberleştirdiğim için yargılanıyorum” dedi.

‘ÇOCUK İSTİSMARCISININ BEYANIYLA BURADAYIM’

İddianamesinin tutukluluğunun dördüncü ayında yazılmasına tepki gösteren Gayıp, şunları söyledi:

“Aylar sonra beş buçuk sayfalık bir iddianame hazırlandı itirafçı beyanlarından oluşan. Bu beyanlara tek tek girmeyeceğim ama hepsi benim gazeteciliğimi ihbar etmişler. Mustafa Bozali isimli ihbarcının beyanlarına yanıt vermek istiyorum. Kendisini tanımam, o beni tanıyormuş, bu da normal çünkü gazeteciyim. Bu kişi çocuk istismarı suçundan partiden atılmış, yurtdışında çetelerle işbirliği yapıp Türkiye’ye dönmüş ve şu anda da tutuklu. Bugün çocuk istismarcısının beyanlarıyla buradayım ve bu yüzden gazeteciliğimi anlatıyorum. İtirafçılar üzerinden gazeteciler hizaya sokulmaya çalışılıyor. Bunun en bariz örneği İBB davasıdır. Benim dosyamda da 10 tane itirafçı var. Diğer dokuz itirafçı da benim ETHA’da çalıştığımı söylemiş. Ben 10 yıldır ETHA’da çalışıyorum ve yargılandığım davalarda bu ajansta çalıştığımı ispat etmeye çalışıyorum.”

TANIK, ‘BEYAN BANA AİT DEĞİL’ DEDİ

Pınar Gayıp’ın savunmasından sonra cezaevinde bulunan Arda isimli bir tanık SEGBİS aracılığıyla ifade verdi. Tanık, Gayıp’ın ETHA’da çalıştığını, en son 12 Mart katliamı anmasında fotoğraf çekerken gördüğünü söyledi.

Daha sonra Mustafa Tezel isimli bir tanık duruşma salonunda ifade verdi. Tezel, Gayıp’ı tanımadığını, hayatında ilk defa gördüğünü, dosyada olan beyanının da kendisine ait olmadığını söyledi.

GİZLİ TANIK DA ‘GAZETECİ’ DEDİ

Tezel’den sonra SEGBİS aracılığıyla “Berfin” takma isimli gizli tanık ifade verdi. Gizli tanık Gayıp’ı 2015-2017 yılları arasında İstanbul’da faaliyet yürüttüğü sırada tanıdığını söyledi. Gayıp’ın o dönemde ETHA’da görev yaptığını, ESP’nin eylem ve etkinliklerinde gördüğünü söyledi. Gayıp’ın gazetecilik yaptığını söyleyen tanık, Gayıp’ı 2016’da kadınlara yönelik ideolojik eğitimde gördüğünü söyledi.

CUMARTESİ ANNELERİ'Nİ TAKİP ETMEK SUÇ SAYILDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, Pınar Gayıp’ın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması talep edilmişti.

İddianamenin girişinde, Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist’in (TKP/ML) tanımı yapılmıştı. Devamında, Pınar Gayıp’ın hakkında etkin pişmanlık kapsamında verilen 10 farklı ifade olduğu belirtildi ve gizli tanık ifadelerine de yer verilmişti.

İddianamede, “M1L1T2P5Z3” adlı gizli tanığın, “ETHA’da muhabir olarak çalışır”, etkin pişmanlıkçıların, “ETHA’ya haber gönderirdi”, “ETHA ve Atılım Gazetesi çalışmalarında sorumlu olarak yer alırdı”, “ETHA içerisinde faaliyet yürüttüğünü bilirim” ifadeleri gazeteci Gayıp hakkındaki suçlamaya gerekçe gösterilmişti.

Savcılık, Pınar Gayıp’ın, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sembol isimlerinden, 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’na ilk çıkan annelerden biri olan Emine Ocak’ın, 24 Temmuz 2025’teki cenaze törenini takip etmesini “suç” saymıştı.

İddianamede ayrıca, Gayıp’ın sosyal medya paylaşımlarında “örgütsel içerikli paylaşımlar yaptığı” ifade edildi. Ancak hangi paylaşımın ne şekilde örgütsel içerik olduğunun tespitine yer verilmedi.

TAHLİYE EDİLDİ

Gayıp’ın avukatlarından Emine Özhasar, tanıkların da müvekkilinin gazeteci olduğunu söylediğini tekrarladı. İddianamede müvekkiline yöneltilen suçlamayla ilgili somut tek bir delil olmadığını aktaran Özhasar, soruşturma aşamasında onlarca kişinin bir ihtimal üzerine tutuklandığını kaydederek, tutukluluk aşamasındaki taleplerinin reddedildiğini hatırlattı.

Avukat Özhasar, ETHA’nın yaklaşık 10 yıldır devletin vergisel denetiminden geçtiğini anımsatarak, iddianamenin yarısından fazlasının ETHA’dan çalışmasının suç haline getirilmesinden oluştuğunu söyledi. Dosyada yer alan fotoğrafların hepsinde Gayıp’ın boynunda fotoğraf makinesi olduğunu kaydeden Özhasar, etkin pişmanlıkla verilen beyanların hükme esas alınamayacağına ilişkin Yargıtay kararlarından bahsetti.

Dosyadaki HTS kayıtlarında Gayıp’ın hakkında örgütlü suçlardan işlem yapılmış 327 kişiyle irtibatı bulunduğu suçlamasıyla ilgili de beyanda bulunan Özhasar, “Benim kayıtlarıma bakılsa belki bin kişi çıkar. Bu verinin bir anlamı yok çünkü, bir kişinin örgütlü suçlardan işlem görmesi bir suç değlidir. Bu işlemin sonucunun ne olduğuna ilişkin de bilgi verilmemiştir” dedi.

Mahkeme, yurtdışı çıkış yasağıyla Gayıp’ın tahliyesine karar verdi. Dava 7 Aralık saat 10:15’e ertelendi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar