YENİ Partili Emre 9 milyarlık işlemi sordu: Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı'nın ortaklığı var mı?

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, fon soruşturması kapsamında malvarlığı tedbirleri kısa süre içinde kaldırılan Mustafa Yazıcı ile Adil Katılım Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı arasında ortak faaliyet bulunduğuna ilişkin iddiaların olduğunu söyledi.

YENİ Partili Emre 9 milyarlık işlemi sordu: Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı'nın ortaklığı var mı?

GAZETE PENCERE - YENİ Parti MYK, bugün TBMM’de Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, TBMM’de toplantının gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Emre'nin açıklamasında dikkat çeken başlıklardan biri ise Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı arasındaki olası ilişkiye yönelik iddialar oldu. Emre, “Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı'nın ortak faaliyette bulunduğuna yönelik ciddi iddialar bize ulaşmış durumda” dedi.

Emre, kendilerine ulaşan bilgilere göre Ali Emre Ballı'nın yaklaşık 9 milyar TL'ye yakın işlem yaptığını, Mustafa Yazıcı'nın ise kendi adına 600 milyon TL'lik işlem gerçekleştirdiğini öne sürdü. Bu rakamların soruşturma kapsamında doğrulanıp doğrulanmadığının araştırılmasını istedi.

Emre, “Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı'nın ortak faaliyette bulunduğuna yönelik ciddi iddialar bize ulaşmış durumda. Ve bu iddialar içerisinde de yine Ali Emre Ballı'nın yaklaşık 9 milyar TL'ye yakın bir işlem yapması söz konusu. Ne ne kadar para çıkartıldı, çıkartılmadı; bu fonlardan bazıları kapalı fon, oralara ilişkin bilgi almak diğerlerine göre elbette biraz daha zor oluyor. Ama bu 9 milyara TL'ye yakın bir işlem yaptığı bilgisi ortada. Bir diğer bilgi de Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyon TL kendi adına işlem yaptığı bilgisi” dedi.

Soruşturmayı yürüten yetkililere ve AK Parti iktidarına sorular yönelten Emre, “Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Aynı gün gece yarısı, iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz. Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti? Hangi işlem, hangi belge bilgiler oldu da savcılık bunu kaldırdı?

Bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı’nın ortaklığı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret var mı? Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı'nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur?” dedi.

MUSTAFA YAZICI VE ALİ EMRE BALLI KİM?

Söz konusu iddialardaki isimler ise; Ali Emre Ballı Adil Katılım’ın Yönetim Kurulu Başkanı. Mustafa Yazıcı ise, AK Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu. Mustafa Yazıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “fon” soruşturması kapsamında haklarında malvarlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan isimler arasındaydı. Tedbir kararı daha sonrasında kaldırılmıştı.

Öte yandan Emre’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son günlerde kamuoyunda çok tartışılan, milyonlarca insanın mağdur olduğu fon kriziyle ilgili gelinen aşama ve parti içerisindeki seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Meclis’in yeni yasama yılının tüm milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Manisa'da bir kaza meydana geldi. Göçük altında kalan işçilerimiz var. Umarız can kaybı yoktur. Bir an evvel de yaralanan işçilerimiz sağlıklarına kavuşurlar.

“FON KRİZİNİN SORUMLUSU AK PARTİ GENEL MERKEZİ’DİR”

Fon krizi ilk patlak verdiği zaman, hemen dedik ki ‘Bu fon krizinin merkezi, sorumlusu AK Parti Genel Merkezi'dir. Yöneticilerin içinde bulunduğu büyük bir dolandırıcılık vardır. Örgütlü bir şekilde yapılmıştır.’ Ve bu konuda bir çalışma grubu oluşturduk. Sürekli bilgi akışı içerisinde değerlendiriyoruz uzmanlarla birlikte, bilirkişilerle birlikte. Ve geldiğimiz noktada görülüyor ki en az bundan dört yıl önceki gerçekleşen depremler kadar bir maddi zarar söz konusu. Yani gerek borsadaki kayıplar, gerek vatandaşlarımızın direkt mağduriyetlerini topladığınızda 90 milyar dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda, ülkemizdeki vatandaşlar açısından hakikaten önümüzdeki dönemin ekonomik açıdan çok daha büyük bir darboğaza gireceğinin işareti aynı zamanda.

ERDOĞAN’IN FON KRİZİ AÇIKLAMALARINA TEPKİ

‘Vurgunu yapanlarla ilgili isimleri paylaşın. Küçük yatırımcının zararını karşılayacak önlemler alın’ dedik. Bakıyorsunuz, bizim bütün açıklamalarımız ve ortaya çıkan gerçekler, bizim açıklamamız sonrasında istifa ettirilen isimler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısının içinde bulunduğu birçok kişinin istifası ve buna karşı Sayın Erdoğan çıkıyor, YENİ Parti’ye yönelik kabul edilemeyecek ithamlarda bulunuyor, suçlamalarda bulunuyor. Kendi içlerinde olan bir usulsüzlük bulduklarında bunu, sanki kendi iç denetimleri sonrasında ortaya çıkartılıp gerekli işlemler yapılmış gibi konuşuluyor. Bizim yargı tarihimizde görmediğimiz örnekleri yaşıyoruz. Dün akşam AK Parti içerisinde çok önemli pozisyonda bulunan bir genel başkan yardımcı oğlunun da içinde bulunduğu birtakım kimselerin bütün mal varlıklarına yönelik bazı tedbir işlemleri ve yine Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasında görüyoruz ki ek liste halinde çok sayıda banka, fon, kuruluşla ilgili işlem yapılmasına ilişkin yazı.

“MÜREKKEBİ KURUMADAN BEŞ İSİM AYIKLANDI”

Bunun daha mürekkebi kurumadan, üzerinden bir saat geçmeden içinden beş isim ayıklanıyor ve ‘Yeniden yapılan inceleme sonrasında aşağıdaki tedbirlerin kaldırılması’ deniyor. Allah aşkına gecenin bir vaktinde bu firmalarla ilgili tedbir konup da hangi yeni delil, belge, bilgiye ulaştınız, amaç hasıl oldu da ilgili firmalar üzerindeki ve şahıslar üzerindeki teknik kararını kaldırdınız. Hani, ‘ucu nereye dokunursa dokunsun’du? Açık bir müdahale yok mu burada? ‘Nereye varırsa varsın’dı. ‘Herkesin üstüne gidilecek’ti. Ama durduruluyor. Bu beş isimden Mustafa Yazıcı, Hayati Yazıcı Bey'in oğlu. Elbette suçun şahsiliği ilkesi esastır. Oğuldan ötürü biz babasını suçlayacak değiliz. Amma velakin bu yapılan iş ve işlemlerde babasının nüfusunun kullanılması ve bugün geldiğimiz noktada da yine babasının nüfusuyla yargıya yönelik bir müdahalesi söz konusuysa ki öyle görülüyor, bu çok daha büyük bir skandala işaret ediyor.

ALİ EMRE BALLI VE MUSTAFA YAZICI’NIN ORTAKLIĞI VAR MI?

Adı geçen Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı'nın ortak faaliyette bulunduğuna yönelik ciddi iddialar bize ulaşmış durumda. Ve bu iddialar içerisinde de yine Ali Emre Ballı'nın yaklaşık 9 milyar TL'ye yakın bir işlem yapması söz konusu. Ne ne kadar para çıkartıldı, çıkartılmadı; bu fonlardan bazıları kapalı fon, oralara ilişkin bilgi almak diğerlerine göre elbette biraz daha zor oluyor. Ama bu 9 milyara TL'ye yakın bir işlem yaptığı bilgisi ortada. Bir diğer bilgi de Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyon TL kendi adına işlem yaptığı bilgisi. Öyleyse biz buradan üç soru yöneltelim, gerek soruşturmayı yürüten yetkililere gerekse iktidar partisine: Soru bir, Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Arada bir hafta olsa, on gün olsa bile tartışma konusu yapılır. Çünkü genelde bizde bir soruşturmada tedbir kararı konulduğunda soruşturma sonucuna kadar genelde kalır. Dava açarsa dava sonuna kadar bakar. Çünkü olası bir mahkumiyet halinde aynı zamanda Suç Gelirlerinin Aklanması Kanunu kapsamında işlem yapılacağından ilgili mal varlığı ortadan kaçırılmasın diye. Aynı gün gece yarısı, iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz. Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti? Hangi işlem, hangi belge bilgiler oldu da savcılık bunu kaldırdı? ikinci sorumuz, bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı’nın ortaklığı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret var mı? Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı'nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur?

“TEKNOLOJİ ÇAĞINDA HİÇBİR ŞEY GİZLİ KALMAZ”

Bugünkü teknoloji çağında hiçbir şey gizli kalmaz, sadece ötelenebilir. Kapatmaya çalışırlar, kapatamazlar. Biz bunları öğrendikçe halkımızla paylaşırız. Amma velakin toplamda da bu işin içinde kim varsa yargı önünde bunun hesabı sorulur. Çünkü her şey kayıt altında. İletişim çağında yaşıyoruz, teknoloji çağında yaşıyoruz. Dolayısıyla buralara yönelik hiçbir siyasi müdahale olmadan şeffafça soruşturmaların yürütülmesinin, sorumluların da yargı önüne çıkartılmasının, bu işe sebebiyet verenlerin mal varlığından karşılanmak üzere mağdurların mağduriyetinin giderilmesi.

“OLUŞTURULAN KURUL GÖSTERİYOR Kİ KRİZ, EN AZ SİYASİ ZARARLA ATLATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

Oluşturulan bir kurul var. Allah aşkına nasıl olacaksa oluşturulan kurul süreci yönetecek ve Devlet Deneme Kurulu görev yapacak. Bu kurul içerisine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz var, Hazine Maliye Bakanı var, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı var, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu Başkanı var, Borsa İstanbul'un Başkanı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanı var. Devlet Denetleme Kurulu’na bu olayı araştırılması için görev verildiği açıklanıyor. Buradaki insanların direkt-dolaylı hepsinin bu işe dahli var. Kendi onaylarıyla verilen işlemler var. İzinleri var. 10 ay öncesinden, ‘Burada gariplikler var’ diye açıklama yapılmasına rağmen yapılmayan işlemler var. Mesela Borsa İstanbul Başkanı, bu manipülasyonlarının yapıldığı ve fonların işlem yapmasına onay veren kimselerden biri.

Toplantıya katılan eski bakan Şahap Kavcıoğlu, Katılım Bankası’nın kurulması onay veren BDDK Başkanı. Devlet Denetleme Kurulu’na görev vermişler, o da aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi. Dolayısıyla görülüyor ki amaç, fon mağdurların çözümü değil, bu işi en az siyasi zararla biz nasıl atlatırız çabası. Biz YENİ Parti olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Vatandaşımızın dolandırılan her kuruşunun alınması için ve yetkili kim burada sorulmuşsa gerekli müeyyideyi alması için gerekli çalışmayı yapmaya devam edeceğiz. Ve tek tek belgeleriyle de somutlaştıkça sizlerle paylaşacağız.

“MECLİS FAALİYETLERİNE YÖNELİK BİR YARGI TACİZİ”

TBMM üyelerinin iki temel görevi vardır: Birisi yasamadır, ikincisi denetimdir. Bu yetkiyi milletten aldığı iradeyle yapar. Bizim milletvekillerimizden Sayın Deniz Yavuzyılmaz, gerek Sayıştay raporları gerekse de fon meselesi üzerinde ciddi çalışma yapan arkadaşlarımızdan biri. Kendisinin açıklamalarından ve söylediklerinden ötürü bir haksızlık, bir hukuka aykırılık iddiasında bulunan varsa gider yargıya tazminat davası açar. Ancak ve ancak biz yine tarihimizde görmediğimiz bir uygulama gördük.

Tartışmaların en ateşli olduğu ve en yoğun çalışmaların yapıldığı zamanda, Sayın Deniz Yavuzyılmaz'ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından basına geçildiği kadarıyla söylüyoruz; ‘yağma, kamu kurumu ve kuruluşları zararına dolandırıcılık.’ Deniyor ki bir süre yanında danışmanlık yapan kişilerden birinin ifadesinden bahsediliyor. İfadenin bir kısmında deniyor ki ‘Duyduğum kadarıyla Deniz Bey'in eşi, danışman maaşlarının bir kısmını alıyor.’ Bir defa bunun hukuk karşısında bir dedikodudan öte giden tarafı yoktur. Çünkü belge yok, delil yok, görmemişsin, etmemişsin, duyan yok, para transferi yok, dekont yok, konuşma yok. Ama siz buna dayanarak bir milletvekilinin eşine gidiyorsanız hele böyle bir süreçte önemli açıklamalar yapan o TBMM’nin meselesidir.

Meclis Başkanı’na buradan çağrı yapıyorum: Bu bize özel bir durum olarak değerlendirilmemelidir. Meclis’in faaliyetlerine yönelik bir yargı tacizi olarak görülmesi gerekir. Ne demek ailesi üzerinden gidemezsiniz? Ne demek eşine yönelik böyle bir iddiada bulunursunuz? Biz hesap sordukça bu tür saldırılar da gelecektir, bunu da biliyoruz. Ama biz milletimizden aldığı yetkiye istinaden milletimizin huzuru, refahı, güvenliği ve hakkını savunmak için büyük mücadele veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Kimse bizim kararlı çalışmamızı durduramaz.

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar