Homo Plastikus

Bilim insanları 22 kişiden alınan kan örneklerini incelediler ve 17 kişinin kanında mikroplastik bulguladılar. Daha önce yapılmış araştırmalar zaten insanların su ve yiyecek yoluyla mikroplastik yuttuğunu ortaya çıkarmış, plastik parçacıkları dışkıda ve plasentada bulunmuştu. Plastik biberonlarla beslenen bebeklerin dışkısında da yetişkinlere göre 10 kat daha fazla mikroplastik bulunduğu bilinmekteydi. Ama işte şimdi ilk defa plastik, insan kanında da tespit edilmiş durumda. Plastik artık bize şahdamarımızdan daha yakın!..

Zaten yıllardır gündemdeydi dağ doruklarından denizlerin derinliklerine kadar her yerde “plastik ayak izlerimiz”in varlığı… Soframızdaki tuzdan bebeğimizin biberondan emdiği süte, içtiğimiz suyun tadına-kokusuna kadar her yere sirayet etmiş halde, “mikrobik” ölçek ve mahiyette hanidir zehrini saçıyor. Okyanusun ortasında bir kıta büyüklüğünde, “Yedinci Kıta” namıyla, yeryüzüne cehennemi indirişimizin resmi olarak da karşımızda.

“Antroposen” zamanın “Plastosen” evresinde yaşıyoruz nicedir.[1]

Gerçi bir zamanlar bize sanki nasıl da uzaktı. Belki Atlantik-ötesinde bir felaketti. Ölümcül varlığı bir MFÖ şarkısının başka diyarların çocuklarına, Amerika’nın kovboylarına dair yazıklanan sözlerinden ibaretti:

“Etler olmuş plastik

 Endüstri nükleer

 Kovboylar huzursuz olmuş

 New York sokaklarında…”

Ama şimdi, öyle uzak diyarlarda, New York sokaklarında falan değil… Ve artık MFÖ şarkısından ziyade bir fantezi-alaturka şarkıya kulak vererek söylemek gerekirse o, “kanımızda-canımızda-dört yanımızda”.

Artık plastik yiyor-içiyor, fışkılıyor-dışkılıyoruz.

Fransız ekonomist, sosyolog ve “garbolog” (atıkbilimci) Gérard Bertolini’nin ta 1991’de bugünlerimizi çok önceden görmüş kitabının başlığında beliren ve bir çıplak-maymun olarak neye dönüştüğümüzü en doğru-özlü anlatan deyişiyle Homo plasticus, yani “Plastik İnsan” olmuş durumdayız.[2]

Kanlar olmuş plastik!..

Haftanın son günü, bizler dinbaz iktidarın seçim yasası hinliği, Brüksel’de toplananların Ukrayna felaketine NATO-kafa-NATO-mermerliği ve toplantıya “ilişik” AKP reisinin dedikleri-demedikleri ve de elbette ekonomik kriz/açlığın kapıya dayanması ile meşgulken, bu “ağır-ciddi-ehemmiyetli” gündemle hayli uyarsız ve çok önemsiz (!) şu haber düştü önümüze: “Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi”.[3]

Hollanda-Amsterdam Özgür Üniversite’de yapılan bir araştırmada bilim insanları 22 kişiden alınan kan örneklerini incelediler ve 17 kişinin kanında mikroplastik bulguladılar.

Daha önce yapılmış araştırmalar zaten insanların su ve yiyecek yoluyla mikroplastik yuttuğunu ortaya çıkarmış, plastik parçacıkları dışkıda ve plasentada bulunmuştu. Daha vahimi, plastik biberonlarla beslenen bebeklerin dışkısında yetişkinlere göre 10 kat daha fazla mikroplastik bulunduğu bilinmekteydi.

Ama işte şimdi ilk defa plastik, insan kanında da tespit edilmiş durumda.

Plastik, tanrımızdır!

Teste tabi tutulan örneklerin yarısında kandaki plastik “PET” (Polietilen Tereftalat) kökenli. Su, meşrubat, yiyecek, yağ, sıvı-sabun, deterjan kabı olarak kullanılan, “polyester ailesi”ne mensup termoplastik bir malzeme bu. Aynı doğrultuda, test yapılan kanlarda tespit edilen mikroplastik parçacıklarının bir kısmının plastik şişe kaynaklı olduğunu, üçte birinin de gıda ambalajı olarak kullanılan polistiren içerdiğini öğreniyoruz.[4] Hayatınızda bunların hepsine, pet şişelere, plastik kaplara, gıda ambalajlarına ne kadar bol, yaygın ve derinlemesine yer açtığınızı düşünün!..

Sonuç?.. Artık “Plastik” size şahdamarınızdan daha yakın!..

Teşbihte hata filan yok! Plastik, tanrımızdır. Endüstrisi-fabrikaları, mabedimiz. Ürettireni-satanı-tacirânı, rahiplerimiz…

Biz tüketicileri de kullarıyız.

Ne diyordu MFÖ: Etler olmuş plastik…

Önce etler, sonra hayatlar ve işte nihayet insanlar oldu plastik.

Süpermen, sibermen derken, buyurun işte karşınızda “plastikmen”!..

Ah, o ip-örgüsü fileler!

Yaşadığımız her 1 dakika içinde 80 ila 120 ton arası atık, denizlere ve okyanuslara aktarılmakta ve bunların ezici ağırlığı plastikten oluşuyor.

Plastik, insan kültürel yaratıcılığının en dehşet ürünü. 1950’lerde yavaş yavaş insan hayatının bir parçası olmaya başladı. Giderek özellikle paketleme alanında bir patlama yaparcasına yaygınlaştı. Yine de bizim topraklara intikali sanırım biraz daha geç oldu. Çünkü 1960’lar-70’lerde, hatta 1980’lerde ben bakkaldan kasaptan pazardan çıktığımda elimdekilerin kese kağıdında olduğunu; annemin de o yıllar boyunca pazara ip örgüsü filelerle gittiğini hatırlıyorum.

Zaten dünyadaki plastik üretim istatistiklerine bakıldığında da bu doğrulanıyor. Mesela 2012’de tespit edilen 288 milyon ton plastik üretimi, 1975’te üretilen plastikle karşılaştırıldığında yüzde 620’lik korkunç bir artışı önümüze koyuyor. Bunun yarıya yakını paketleme için (poşet olarak) kullanılmakta.

Yolun açık olsun “Plastikmen”!

2010 yılında okyanuslarda tespit edilen 5 ile 13 milyon ton plastik kirliliğin sorumlusu evlerimiz ve kentlerimizdeki atıklardı. 2025’te bu rakamın 10 kat artarak 50 ile 130 milyon tona yükseleceği tahmin ediliyor.

Ve sıkı durun: Küresel ölçekte ve ciddi biçimde (işin hiç şakası yok çünkü) önlem alınmadığı takdirde 2040 yılında bu rakam 1 milyar 300 milyon tona ulaşacak.

Konuyu araştıran uzmanlar, sorunu tümden çözecek mucize bir plan olmadığını ne yazık ki kaydediyorlar. Çünkü Güney Yarımküre’de 2 milyar insan doğru-dürüst bir atık işleme ve geri-dönüşüm imkânı (teknolojisi) olmadan yaşıyor.[5] Ayrıca yeni yeni yükselişe geçen, diğer deyişle alabildiğine “ekonomik büyüme” takıntısındaki kapitalizmin “sonradan-görme” ülkelerinin, geridönüşüm teknolojilerini ne hayata geçirmeleri ne de önemsemeleri nedeniyle bu bol-bolamaç artışın kaçınılmaz olacağı söyleniyor.[6]

Anlaşılan o ki yapılacak pek bir şey de söylenecek daha fazla bir söz de kalmamış. O yüzden ne diyelim, yolun açık olsun Plastikmen!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki polietilende mevcuttur!..


[1] Sedat Gündoğdu, “Antroposen, Kapitalosen, Plastosen: Cehaletin Evrimi”, ResearchGate, Haziran 2021 (

[2] Gérard Bertolini, Homo Plasticus – Les Plastiques, Defi Ecologique, Sang de la terre, 1991.

[3] Yusuf Özkan, “Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi”, BBC News│Türkçe, 25 Mart 2022.

[4] Özkan, aynı yazı.

[5] Victoria Gill, “Plastik kirliliği 2040’ta 1 milyar 300 milyon tona ulaşacak”, BBC News│Türkçe, 24 Temmuz 2020.

[6]Alexandra Ter Halle ve Emile Perez, “Plastic pollution at sea: the seventh continent”, Encyclopedia of the Environment [PDF], 02-07-2019.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Tayfun Atay Arşivi