Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Yılın ilk 6 ayında 150 kadın öldürüldü
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yılın ilk 6 ayında 150 kadın öldürüldüğünü açıkladı.
GAZETE PENCERE - Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, öldürülen kadınlara dair raporunu açıkladı.
Bu yılın ilk 6 ayında 150 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü aktarılan açıklamada, "1 Temmuz 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin üzerinden 4 yıl geçti. Bu 4 yılda, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ne kadar hayati olduğu verilerimizle görünür oldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından geçen süreçte, her yılın ilk 6 ayına baktığımızda kadın cinayeti sayısının arttığını görüyoruz. 2021’in ilk 6 ayında 131, 2022’nin ilk 6 ayında 164, 2023’ün ilk 6 ayında 147, 2024’ün ilk 6 ayında 205, 2025’in ilk 6 ayında 136, 2026’nın ilk 6 ayında ise 150 kadın öldürüldü" denildi.
Cinayet faillerinin büyük bölümünün kadınların yakınları olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"KADINLAR EN ÇOK 'EN YAKINLARI' TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ"
"Bugün kadınlar hâlâ en çok 'en yakınları' tarafından öldürülüyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 64’ü, yani yüzde 43’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. 17 kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın eskiden evli olduğu erkek, 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından yaşamdan koparıldı. Başka bir ifadeyle, öldürülen kadınların 95’i evli olduğu, birlikte olduğu, ayrıldığı ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldü."

"17 KADININ FAİLİ TESPİT EDİLEMEDİ"
"Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar almak istediklerinde, boşanmak istediklerinde, ayrılmak istediklerinde, şiddetten uzaklaşmak istediklerinde öldürülüyor. Aile içinden failler de bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. 10 kadın akrabası, 9 kadın babası, 6 kadın oğlu, 2 kadın ise kardeşi tarafından öldürüldü. 9 kadın tanıdığı biri tarafından öldürülürken, 17 kadının faille yakınlığı ise tespit edilemedi."
"GÜVENLİ OLMASI GEREKEN EVLER, ŞİDDETİN GÖRÜNMEZLEŞTİĞİ ALANLARA DÖNÜŞÜYOR"
"Aile Yılı söylemiyle kadınlara sürekli ev, aile ve bakım rolleri dayatılırken, veriler bize çok çarpıcı bir gerçeği gösteriyor: Kadınlar en çok evlerinde öldürülüyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 92’si, yani yüzde 61’i evde öldürüldü. Güvenli olması gereken evler, kadınlar için çoğu zaman şiddetin görünmezleştiği, denetimin ve tahakkümün arttığı alanlara dönüşüyor.
Kadınlar yalnızca evde değil, yaşamın her alanında yaşam mücadelesi veriyor. 17 kadın sokakta, 8 kadın arabada, 6 kadın ıssız bir yerde, 4 kadın arazide, 3 kadın iş yerinde öldürüldü. 2 kadın su ve kenarında, 2 kadın diğer kamusal alanlarda, 1 kadın ise otelde öldürüldü. 13 kadının nerede öldürüldüğü ise tespit edilemedi.
Bu tablo, kadınları eve çağıran politikaların ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadını aile içindeki rolüyle sınırlayan, bakım emeğini doğal göreviymiş gibi omuzlarına yükleyen, kamusal yaşamdan uzaklaştıran her yaklaşım; kadınların özgürlüğünü değil, kadınlar üzerindeki tahakkümü güçlendiriyor."
"ŞİDDET KADINLARIN ÇEVRESİNDEKİ KİŞİLERE DE YÖNELİYOR"
"Kadınlar şiddet gördüklerinde yalnızca kendileri değil o kadınların yanında olanlar da hedef alınıyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 50’sinin öldürüldüğü sırada yanında bulunan bir kişi de öldürüldü ya da yaralandı. Bu oran, kadın cinayetlerinin yüzde 33’ünde şiddetin kadının çevresindeki kişilere de yöneldiğini gösteriyor.
Kadınların yanında çoğu zaman çocukları, anneleri, kardeşleri, arkadaşları ya da komşuları oluyor. Fail erkekler yalnızca kadının yaşamına kastetmiyor; ona yardım etmeye çalışanı, tanıklık edeni, yanında duran kişiyi de cezalandırmaya çalışıyor. Bu nedenle kadın cinayetleri bireysel değil, toplumsal bir şiddet düzeninin sonucudur."
KADINLAR HANGİ BAHANELERLE ÖLDÜRÜLDÜ?
"Kadınların yaşam hakkını ellerinden alan hiçbir gerekçe kabul edilemez. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 17’si, yani yüzde 11’i hayatına dair karar almak istediği için öldürüldü. Boşanmak istemek, ayrılmak istemek, ilişkiyi bitirmek, kendi yaşamına dair söz kurmak erkekler tarafından bir 'itaatsizlik' gibi görülüyor ve kadınlar bu nedenle hedef alınıyor.
Ekonomik kriz derinleştikçe kadına yönelik şiddet de farklı bahanelerle karşımıza çıkıyor. 2026 yılında 11 kadın, yani öldürülen kadınların yüzde 7’si ekonomik gerekçeler bahane edilerek öldürüldü. Ancak mesele yalnızca geçim sıkıntısı değil; kadını kontrol etme, susturma ve cezalandırma çabasıdır. Bu düzen, kriz koşullarını erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümünü meşrulaştırmak için kullanıyor. Kadınlar hem yoksulluğun hem de bu yoksulluğu bahane eden şiddetin hedefi haline getiriliyor.
Kadınlar boşanmak istedikleri için, ayrılmak istedikleri için, çalışmak istedikleri için, ekonomik kriz bahane edildiği için ya da yalnızca kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmak istedikleri için öldürülüyor. Bu yüzden bir kez daha söylüyoruz: Kadına yönelik şiddetin bahanesi olmaz. Kadın cinayetlerini durdurmanın yolu, faillerin gerekçelerini değil kadınların yaşam hakkını merkeze almaktan geçer."
"AF DÜZENLEMELERİ FAİLLERE YENİ ALAN AÇIYOR"
"Af düzenlemeleri, şiddet faillerine yeniden alan açıyor. Kadınların yaşam hakkını tehdit eden erkekler, geçmişte işledikleri suçlara rağmen serbest bırakılıyor; adli sicil kayıtları şiddet geçmişiyle dolu olan bu kişiler, özgürlüklerini yeniden kazandıklarında çoğu zaman ilk olarak kadınları hedef alıyor. Bugün Türkiye'de birçok kadın, daha önce suç işlemiş, ceza almış ya da hakkında uzaklaştırma kararı verilmiş erkekler tarafından öldürülüyor.
Verilerimize göre 2026’in ilk 6 ayında 15 kadın adli sicil kaydı olan erkekler tarafından öldürüldü. Aflar, kadınların can güvenliğini sağlamıyor; aksine, faillere yeni fırsatlar tanıyor. Adaletin terazisi kadınlar için değil, kadınlara şiddet uygulayanlar ve kadına yönelik şiddetin artmasına sebep veren politikalar için çalışıyor."
Kaynak:Haber Merkezi