Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

KOLAY GELSİN

Zor bir kararın öncesindeyiz;

Birey ve toplum olarak kendimizin ve ülkemizin geleceğinde önemli etki yaratacak bir seçim için hafta sonu sandık başında olacağız. Klasik tabiri ile “son düzlükteyiz”; bitiş çizgisi göründü.

Yerel seçimler, tam bir demokrasi şölenidir. Özellikle muhtarlık seçimleri, çok adaylı ve çok coşkulu geçiyor. Elli bini aşkın köy ve mahalle muhtarlığı için yüzbinlerce aday ve yine yüzbinlerce ihtiyar heyeti üyesi adayı, bunların taraftarları tam bir demokrasi şöleni yaşatıyorlar.

Ayrıca, seçimlere katılma hakkı kazanan siyasi partilerin belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclis üyeliği için gösterdiği adaylar, binlerce insan; milletin sahnesinde çok sesli, çok renkli kampanyalarla yarıştılar, projelerini yarıştırdılar; sandıktan çıkabilmek için canhıraş bir gayretle çalıştılar. Toplantılar, konvoylar, seçim büroları, ramazan dolayısıyla verilen iftar yemekleri tam bir toplumsal şölene dönüştü. Televizyoncular, gazeteciler, piarcılar, kamuoyu araştırmacıları, reklamcılar velhasıl onlarca meslek alanında çalışanlar; muhtemelen yüzbinlerce kişi bir “seçim sektörü” oluşturdular; ekonomiye katkıda bulundular.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri, muhtemelen Cumhuriyet tarihinin en yoğun seçimi olarak tarihe geçecek. Kazanmak adına yapılan bu kitlesel yarışta parti genel başkanlarının anlamsız, gereksiz ve yakışmaz ağız dalaşlarını saymazsak Türkiye genelinde rahatsız edici bir olumsuzluk yaşanmadan süreç tamamlanıyor.

Bu sonuç her anlamda çok değerlidir. Seçimlerin yapılması ve bu denli sahiplenilmesi/ciddiye alınması geleceğimiz açısından ümit vericidir; Bu bir “milli irade” gösterisidir veya bir başka ifade ile Milletin, ‘egemenlik hakkı’na sahip çıkma eylemidir.

Şimdi top, toplumda; karar vaktidir! Top çevirmeden; öncelikle çok özel bir sebep yoksa mutlaka sandığa gitmeliyiz; tercihimizi sandığa yansıtmak bir vatandaşlık görevidir. Unutmayalım kendi geleceğimize OY’larımızla karar vereceğiz!

ŞİMDİ NE OLACAK VE NE OLMASI GEREKİYOR?

“Yerel seçimler, yerelde toplumun hizmetlerini yönetecek yöneticilerin belirlenmesi seçimidir. Öncelikle dürüst, emanete ihanet etmeyecek; kalitesi ve kapasitesi yüksek insanları tercih etmeliyiz. Kaynakları çoğaltmak, toplumun ihtiyaçlarının öncelikleri doğrultusunda kullanmak ve yönettiği şehrin haklarını merkezi hükümet nezdinde iyi savunmak becerisine sahip insanları seçmeliyiz” denilebilinir. Bu değerlendirme doğrudur ve toplum genellikle bu hassasiyetle OY verir; tercihini partiye göre değil de adaya göre belirler.

Ancak bu seçimlerin bunun ötesinde bir anlamı ve değeri bulunmaktadır. Bu seçimlerde oluşacak sonuç, yerel etkilerinin ötesinde ülke yönetim sistemi açısından bir referandum olacaktır. Cumhur İttifakı partilerinin oylarını artırarak galip çıkmaları Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin içselleştirildiği, benimsendiği ve artık değişmezliğinin kabullenildiği anlamı taşıyacaktır. Bir anlamda 22 yıllık AKP İktidarı’nın ibrası olacaktır; Yaşananlardan memnuniyeti ifade edecektir.

Tuzu kurulara sözüm yok; faiz gelirleri ile köşe dönenler (KKM), paradan para kazananlar, birden çok maaş alanlar, enflasyonist politikaların zengin ettiği kişiler, enflasyon %19 iken %8.5 faizle kredi kullananlar, yani iktidarın fonladığı kesimler bu sistemden ve bu iktidardan memnun olabilirler; devamı yönde OY kullanabilirler!

Ancak sonucu ‘altta kalanlar’ belirleyecektir. Ayda on bin lira maaş alan emekliler, dar ve sabit gelirliler, işsizler, asgari ücretle çalışan işçiler, geleceği yurt dışında arayan gençler, ne kadar çok üretirse o kadar çok zarar eden çiftçiler; bu iktidar kazanırsa durumlarının iyileşeceğinden umutlarını yitirenler, yani hayat pahalılığı altında ezilenlerin kararı sonucu belirleyecektir.

Resmi kaynaklara göre Türk toplumunun yaklaşık yarısı Devlet’ten, belediyelerden ve hayır kurumlarından verilen sosyal yardımlara muhtaç hale gelmiş; ucuz ekmek, ucuz et almak için gecenin karanlığında kapılarda bekleyen; “açlık/yoksulluk ve çaresizlik” utancı içinde yaşayan vatandaşların tepkisi/kararı sonucu belirleyecektir.

Ülkeyi istila eden milyonlarca yabancının yaşadığı şehirlerin sokaklarında azınlık durumuna düşen insanımızın “bu vatan benim” isyanı belirleyecektir.

Türk lirasını yabancı paralar karşısında ezen, ülkeyi borç batağına saplayan, tefeciye muhtaç duruma düşüren politikalara karşı insanımızın onur isyanı sonucu belirleyecektir.

“Naas var nas” diyerek sonunda faizleri %8.5’ten %50’ye çıkaranlara, 22 yılda doları 1.15 TLden 32 TL’ye yükseltenlere, tarım ülkesi Türkiye’de gıda enflasyonunda %71 ile dünyada birinci, genel enflasyonda %67.1’le dördüncü olmamıza sebep olanlara karşı ‘kaybedecek bir şeyi kalmayanların’ isyanı sonucu belirleyecektir!

Bu seçimlerde sonucu, “umduğumuz dağlara kar yağdı” hayal kırıklığını yaşayanların öfkesinin OY’a dönüşmesi belirleyecektir.

BENCE

Devam mı tamam mı?

Karar öncesi “son düzlükteyiz”; bitiş çizgisi göründü; OY’larımızla vereceğimiz karar inşallah bitişimiz olmaz, yeni bir başlangıcımız olur!

Seçimlerin ülkemize ve milletimize huzur getirmesini diliyorum.

Kolay gelsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi