Ayvalık’ta sinema haftası: Festivalin ilk filmleri belli oldu
Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14-20 Eylül’de beşinci kez düzenlenecek. Pedro Almodóvar’dan Paweł Pawlikowski’ye dünyaca ünlü yönetmenlerin yeni filmleri festival kapsamında sinemaseverlerle buluşacak.
GAZETE PENCERE- Ayvalık, eylül ayında bir kez daha dünya sinemasının dikkat çeken yapımlarına ev sahipliği yapacak. Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14-20 Eylül tarihleri arasında beşinci yılını kutlayacak. Bugüne kadar 35 bin izleyiciye ulaşan festivalin programından ilk filmler de açıklandı.
Festival, 14 Eylül akşamı Büyük Park Amfitiyatro’daki açılışla başlayacak. Film gösterimleri 15 Eylül’den itibaren Vural Sineması, Fabrika Ayvalık ve Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde yapılacak. Filmlerden hareketle düzenlenecek söyleşi ve panellere ise ASKEV Sera ev sahipliği yapacak.
ALMODÓVAR YENİ FİLMİYLE AYVALIK’TA
Festivalin öne çıkan yapımlarından biri Pedro Almodóvar’ın “Buruk Noel / Bitter Christmas / Amarga Navidad” filmi olacak. Cannes Film Festivali’nde prömiyer yapan ve En İyi Film Müziği ödülünü kazanan yapımda Almodóvar, otobiyografik anlatılarına geri dönüyor.
Film, 2004 yılında reklam yönetmeni Elsa’nın yaşadıklarıyla 2026’da senarist ve yönetmen Raúl’ün kaleme aldığı hikâyeyi iki farklı zaman diliminde buluşturuyor. Yapım, kurmaca ile gerçek arasındaki sınırları ve yaşamın sanatsal üretime nasıl dönüştüğünü sorguluyor.

CANNES’DAN ÖDÜLLÜ FİLMLER PROGRAMDA
Sandra Wollner’ın “Her Defa / Everytime” filmi de festival programında yer alıyor. Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünde büyük ödülü kazanan yapım, trajik bir kaybın ardından suçluluk, yas ve affedilme duygularıyla mücadele eden bir ailenin gerçeküstü hikâyesini anlatıyor.
“Ida” ve “Soğuk Savaş” filmleriyle tanınan Paweł Pawlikowski ise “Ata Yurdu / Fatherland” ile Ayvalık seyircisinin karşısına çıkacak. Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kazanan film, Nobel ödüllü yazar Thomas Mann ile kızı Erika’nın 1949 yazındaki yolculuğunu merkezine alıyor. Sandra Hüller ve Hanns Zischler’in başrollerini paylaştığı yapım, savaş sonrası Avrupa’da kimlik, aile, aşk ve suçluluk temalarına odaklanıyor.

JAVIER BARDEM’DEN BABA-KIZ HİKÂYESİ
Rodrigo Sorogoyen’in “En Sevdiğim / The Beloved / El ser querido” filmi ise geçmişin kapanmamış yaraları üzerinden bir baba-kız hesaplaşmasını beyazperdeye taşıyor. Javier Bardem ve Victoria Luengo’nun başrollerindeki film, aile bağlarını ve geçmişle yüzleşmeyi sinemanın kendisi üzerine kurulan bir anlatıyla birleştiriyor.
RADU JUDE VE VALESKA GRISEBACH DA SEÇKİDE
Radu Jude imzalı “Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi”, Fransa’da çalışan Rumen bir kadının hikâyesi üzerinden göç, özlem ve aile bağlarını ele alıyor. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan film, Octave Mirbeau’nun aynı adlı eserinden ilham alıyor.
Valeska Grisebach’ın Cannes’da Jüri Ödülü kazanan “The Dreamed Adventure / Das geträumte Abenteuer” filmi de açıklanan ilk yapımlar arasında. Bulgaristan’ın güneydoğusundaki bir sınır kasabasında geçen film, yasa dışı bir sevkiyatın ortasında kalan bir kadının tehlikeli yolculuğunu anlatıyor.

Kaynak:Haber Merkezi