Mezopotamya'nın kayıp sırlarının peşinde bir roman: Avram'ın Yolculuğu

Hatice İkinci'nin yeni romanı Avram'ın Yolculuğu, kutsal metinleri Mezopotamya'nın arkeolojik ve mitolojik mirasıyla buluşturarak okuru dört bin yıl öncesine uzanan tarihsel bir yolculuğa davet ediyor.

Mezopotamya'nın kayıp sırlarının peşinde bir roman: Avram'ın Yolculuğu

GAZETE PENCERE - Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanan Avram'ın Yolculuğu, Hz. İbrahim'in (Avram) anlatısını tarihsel kurgu ile yeniden yorumluyor. Roman, Mezopotamya'nın çok tanrılı dünyasında yetişen bir çocuğun sorgulama serüvenini merkeze alırken, bu bireysel arayışı insanlık tarihindeki büyük inanç dönüşümlerinden biriyle ilişkilendiriyor.

Yaklaşık iki yıllık araştırma sürecinin ardından kaleme alınan eser, Sümer, Asur ve Babil tabletlerinden kutsal metinlere, arkeolojik bulgulardan dönemin ticaret yollarına kadar uzanan geniş bir kaynak birikiminden besleniyor. Arkeoloji eğitiminin de katkısıyla Hatice İkinci, Ur'dan Harran'a, oradan Kenan topraklarına uzanan göç güzergâhını yalnızca coğrafi bir rota olarak değil, düşünsel bir dönüşümün sahnesi olarak kurguluyor.

İNSANLIĞIN EN ESKİ BİLGİSİ GERÇEKTEN KAYBOLDU MU, YOKSA ONU HÂLÂ KORUYAN BİRİLERİ VAR MI?

Romanın öne çıkan katmanlarından biri ise tarihsel anlatıyla ezoterik kurguyu iç içe geçirmesi. Hikâyenin merkezindeki Sır Kardeşleri, insanlıktan alınan kadim bilgiyi korumakla görevli sembolik bir kardeşlik olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, bu yapının tarihsel bir örgüt olmadığını özellikle vurgulasa da, Mezopotamya mitolojisinde sıkça karşılaşılan "tanrıların insandan geri aldığı bilgi" düşüncesini romanın temel izleğine dönüştürüyor. Gizemli tabletler, şifreler, siyasi entrikalar ve farklı uygarlıklar arasında kurulan görünmez bağlantılar, tarihsel anlatıya polisiye ve macera unsurları kazandırıyor.

Avram'ın Yolculuğu, Mezopotamya'yı yalnızca kralların, savaşların ve tapınakların dünyası olarak resmetmiyor. Meyhaneler, pazar yerleri, tüccarlar, zanaatkârlar, kadınlar, büyücüler, kâhinler ve gündelik yaşamın sıradan ayrıntıları da anlatının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu yönüyle roman, dört bin yıl öncesinin dünyasını yalnızca tarihsel olaylarla değil, gündelik hayatın canlılığıyla da görünür kılmaya çalışıyor. Kentlerin sokakları, tapınak ekonomisi, ticaret yolları ve Mezopotamya coğrafyası ayrıntılı betimlemelerle sinematografik bir atmosfer içinde canlandırılıyor.

mih-200-jfif

Dil ve üslup açısından eser, destansı anlatımla tarihsel gerçekçiliği bir araya getiriyor. Çivi yazılı tabletlerden, mitolojik anlatılardan ve sözlü kültür geleneklerinden beslenen metin, tarihsel atmosferini doğrudan aktarmak yerine kurgu içinde doğal biçimde hissettiriyor. Yer yer Mezopotamya halk mizahına yaklaşan anlatım, destansı bölümlerin ağırlığını dengeleyen bir ritim oluşturuyor.

Romanın sonunda ise okur yeni bir anlatının ipuçlarıyla karşılaşıyor. Yazarın planladığı serinin ikinci kitabı, bu kez üç bin yıl sonrasına uzanarak efsanevi Sır Tabletlerinin izini sürecek.

Tarih, arkeoloji, mitoloji ve ezoterik anlatıları ortak bir kurgu evreninde buluşturan Avram'ın Yolculuğu, kutsal metinlere edebiyatın imkânlarıyla yeniden bakmayı deneyen; Mezopotamya uygarlıklarına ilgi duyan okurlar kadar tarihsel kurgu meraklılarının da ilgisini çekebilecek bir roman.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar