Üç asrı aşan bir miras: Kalbin mührü

"Çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmeleri…” diye yazmış kalp şeklindeki mührünün üstüne Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi. Dileğinin gerçekleştiğini görse mutlu olurdu eminim.

Üç asrı aşan bir miras: Kalbin mührü

“Çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmeleri…” diye yazmış kalp şeklindeki mührünün üstüne Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi. Dileğinin gerçekleştiğini görse mutlu olurdu eminim. Çünkü 12. kuşak torunlarından Zeynep Esen sayesinde sayısı yaklaşık üç bini bulan el yazması koleksiyonundan seçilen eserler sanatseverlerle buluştu.

kalp-seklinde-muhur

Reisülküttap kimdir diye soracak olursanız; Osmanlı'da Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) kurulmadan önce devletin dış ilişkilerinden sorumlu en üst düzey görevlilerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Aslen Kastamonulu olan Hacı Mustafa Efendi, İstanbul'da eğitim gördükten sonra devlet hizmetine girer. Saraydaki görevi sırasında ise hat, tezhip, minyatür, ebru ve cilt sanatının seçkin örneklerini barındıran yazma eserleri toplamaya başlar. Yıllar içinde aile fertlerinin de devam ettirmesiyle zenginleşen koleksiyonda dinî ilimler, tarih, coğrafya, edebiyat, tıp, astronomi ve musikiye dair eserlerin yanı sıra mühürler, vakfiyeler ve belgeler de yer alır. Cumhuriyet döneminde de kesintiye uğramayan bu gelenek günümüze kadar devam eder. Aile fertleri müzelere ve kültür kurumlarına bağışladıkları kitaplar, yazmalar ve etnografik eserlerin yanı sıra bilim, akademi, gazetecilik, kültür-sanat ve iş dünyasındaki faaliyetleriyle Hacı Mustafa Efendi’nin izinden gider.

el-yazma

LALE DEVRİ’NDE KURULAN KÜTÜPHANELER

Bir kütüphaneyi değerli kılan kitapların sayısı mıdır oluşturduğu düşünce dünyası mı? Lale Devri’nde III. Ahmed Kütüphanesi ve Damad İbrahim Paşa Kütüphanesi gibi müstakil yapılar, kitapları medreselerin ve özel koleksiyonların dışına taşıyarak araştırmacıların kullanımına açtı. XVIII. yüzyılda iki kez Reisülküttaplık görevini üstlenen Hacı Mustafa Efendi de dönemin önde gelen entelektüelleri arasındadır ve oğlu Şeyhülislâm Âşir Efendi adına kurulacak Âşir Efendi Kütüphanesi'nin temellerinin oluşmasında önemli bir rol oynar. Aynı dönemde, torunu Hafid Efendi gibi birçok ulema ve devlet adamı da yazma eser koleksiyonlarını kurdukları vakıflara emanet eder.

KİTAPLAR SATILAMAZ, MİRAS YOLUYLA BÖLÜŞÜLEMEZ

Osmanlı'da vakıf geleneği, ilmin ve kültürel mirasın kuşaklar boyunca korunmasını sağlıyordu. Vakfedilen kitaplar artık satılamıyor, miras yoluyla bölüştürülemiyor; kamu yararına hizmet eden kalıcı bir bilgi kaynağına dönüşüyordu. Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi de Kastamonu'da kurduğu vakıf sistemiyle geleneğin önemli temsilcilerinden biri oldu. Aile kütüphanesinin yaşaması için gelir getiren mülklerini vakfeden Mustafa Efendi'nin adeta kalp şeklinde olan mühründe yer alan "Çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmeleri" sözü, bilginin kuşaktan kuşağa aktarılması anlayışının özeti adeta. Vakıf düzeni sayesinde aile koleksiyonu yüzyıllar boyunca korunarak günümüze kadar ulaşmış. 18 Osmanlı padişahına ve 12 Cumhurbaşkanına tanıklık eden bu 338 yıllık koleksiyonun büyük bölümü bugün Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi ile Kastamonu Yazma Eserler Kütüphanesi'nde korunuyor.

kitaplar-1

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E UZANAN BİR KÜLTÜR KÖPRÜSÜ

Zeynep Esen'le, geçtiğimiz yıl başkanlığını yaptığı Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi Derneği (DMKİ) vesilesiyle tanışmıştım. Dernek, Kastamonu ve çevresinin doğal, kültürel ve tarihsel mirasına sahip çıkarak bölgenin sürdürülebilir gelişimine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu yıl gördüm ki sadece memleketinin değil aile hafızasının da kamusal kültürel bir mirasa dönüşmesi için ‘Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi Yazma Eserler Koleksiyonu ve Aile Mirası’ sergisini açmış. Sadece yazma eserler yok; dönemi anlatan kıyafetler, nişanlar, mutfak eşyaları, tablolarla – mesela Tevfik Fikret’in yaptığı bir resmi görebilirsiniz - zenginleşen sergi, bazı orijinal yazma eserlerin yanı sıra, kütüphanelerden çıkmayan eserlerin kopyalarının, enteresan minyatürlerin de izlenebildiği bir seçki olmuş. Esen'le, sergi fikrinin nasıl ortaya çıktığını ve seçkide yer alan eserlerin nasıl bir araya getirildiğini konuştuk. Esen, hem kültür alanındaki çalışmalarını sürdürdüğü Cubis Art İstanbul’un, hem de aile bağları nedeniyle kendisinin ilgi alanına giren sergi içeriğiyle ilgili şunları söylüyor; “Bu sergi, sadece bir aile hikayesi anlatmayı değil, yüzyıllardır farklı kurumlarda saklanmış bir kültürel mirası yeniden görünür kılmayı hedefliyor. Çalışma, bir ailenin hikayesi olmaktan öte 338 yıl zarfında toplam 18 padişah 12 cumhurbaşkanı dönemini yaşamış bir sülalenin oluşturduğu aile koleksiyonunu kesintisiz bir süreklilik ve benzersiz bir arşiv ile kamusal hafızaya taşıması nedeniyle de benzerlerinden ayrışıyor.

zeynep-esen

Reiszâde Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi’nin hem niceliksel hem de nitelikli kapsamı ile de yurdumuz için önem taşıyan bu yazma eser koleksiyonunun kamuoyunun gündemine gelmesini önemli buluyorum çünkü Osmanlı dönemindeki entelektüel ortamın bilgi üretme kültürünü, vakıf anlayışını ve kültürel miras bilincini günümüzle buluşturmamız, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kültür köprüsünün ve bilgi aktarımının sürekliliğini sağlamaya çalışmalıyız diye düşünüyorum. Bu sergi, Cubis Art İstanbul'un Anadolu'nun kültürel mirasını, geçmiş ile bugün arasında kurulan sürekliliği ve ortak hafızayı çağdaş bir bakışla ele alan sergi dizisinin de ilk adımını oluşturuyor. Bundan sonra da kamusal hafıza alanında çalışmayı sürdüreceğiz.”

detay-farkli-esyalar

Bugün Sultanahmet Meydanı'nda Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veren bina, çoğumuzun Muhteşem Yüzyıl dizisiyle tanıdığı İbrahim Paşa'ya Kanuni Sultan Süleyman tarafından hediye edilen ve Osmanlı sivil mimarisinin en önemli yapılarından biri olan İbrahim Paşa Sarayı. "Kalbin Mührü" sergisinin böylesine tarihi bir mekânda ziyaretçilerle buluşması da oldukça anlamlı. İstanbul'un tadını sadece turistler çıkarmasın; Sultanahmet tramvay durağından yürüyerek kolayca ulaşabileceğiniz müzede temmuz ayının sonuna kadar açık kalacak sergiyi ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

soy-agaci

Kaynak:Nilay Can

Öne Çıkanlar