Nasıl bir kulaklık?

80’li yıllarda, soba büyüklüğünde amfili müzik setlerinin moda olduğu yıllarda kulaklıkla tanışmıştım. O zamanlar yeni kurulan dil laboratuarında ve evde kulak üstü kulaklıklarımızla Anadolu Lisesinde Ingilizce öğrenmeye çalışıyordum. Sonra walkman’ler ortaya çıktı. Turuncu süngerli, üstten ince bir telle kafayı saran kulaklıklar sokakta kullanılıyordu. Dışardaki sesi kesmek bir yana dursun ancak ses verebildikleri için o zaman kulaklıkları dışarda takmak sorun değildi. Üniversite yıllarım, yatılı olduğum için İstanbul-Ankara treninde kulaklıklar kulağımdayken uyuyarak geçti. O dönemde kulak içi kulaklıkların en ilkelleri vardı. Ancak o zaman o da bize yetiyordu.
Radyo’da yayına başladığımda profesyonel ses, ses sistemi ve kulaklığın önemini anlamaya başladım. Bu sefer kulak üstü kulaklıklarım vardı. Üstelik daha uzun süre çalışmama rağmen kulağımı hiç terletmiyordu. Gerçi bu dönemde de kulaklığın tamamını takmak yerine sadece bir tanesini kulağımıza dayamayı adet edinmiştik. Çoğunlukla stüdyodaki sohbet, kulaklıktan müzik dinlemekten daha keyifli geliyordu.
Okuldan sonra, bekar olduğum dönemlerde kulak içi kulaklıklar daha çok mutlu ediyordu. Tabii bu dönemde yavaş yavaş kabloları kesmekten konuşmaya başlamıştık. Bluetooth hayatımızın her alanında olduğu gibi kulaklıklarımızda da yenilikler yapmıştı. Ancak bu dönemde cep telefonlarının popüler olması ile birlikte tek kulak kulaklıklarla gizli servis ajanı gibi gezmek moda olmuştu.
Sonra çok uzun bir süre, İstanbul içinde bir - bir buçuk saatlik arabada yalnız trafik yolculukları döneminde kulaklıkla ilişkim tamamen kesildi.Ta ki, denemem için eve Google Glass gelene kadar. Bone Conduction (kemik iletim) kulaklıklarla o zaman tanıştım. Ancak Google Glass o kadar güzel özellikler getiriyordu ki; kemik iletim hep kenarda kaldı. Google Glass benim giyilebilir teknolojiler alanında en beğendiğim üründür. En eski versiyonunu bile bulsam hala kullanmak isterim.
İstanbul’da yaşamımın son yılları uçaklarda geçti. Devamlı ve şirkete göre değişen kurallar yüzünden kemik iletim bir kulaklığı açıkcası daha çok tercih eder oldum. Zaten artık çocuklar yüzünden öyle dünyayı duymadan, izole yaşayayım dönemleri de bitti. Bu nedenle kemik iletim kulaklıkları daha çok tercih ediyorum. Benim bu hafta kulaklık tercihim Bose Frames Alto. Bu hafta sizin için teknoloji editörlerine en beğendikleri kulaklıkları sorduk. Kimsenin tercihi birbirini tutmadı. İşte onların tercihleri.

Sony WH-1000XM2

Ersin Akman
HWP
Yayın Direktörü
Kulaklık olarak Sony WH-1000XM2 kullanıyorum.
Ses kalitesi açısından çok üstün bir cihaz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ses yalıtımı ve dış sesleri engelleme özelliği de çok başarılı. Malzeme kalitesi nedeniyle çok konforlu bir kullanım sunduğunu da söyleyebilirim.

Huawei FreeBuds 3

Ali Yavuz Şahin
BT Günlüğü Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni

Huawei’nin yeni ürünlerinden FreeBuds 3 son dönemin en iyi kablosuz kulak içi kulaklığı olarak karşıma çıktı. Daha önce benzerini görmediğim daire tipte bir kutuya sahip olan bu ürünün kutusu aynı zamanda bir şarj istasyonu. Bu kutu ile şarj ettiğiniz kulaklıklar ile 4 saate kadar müzik dinleyebiliyorsunuz.
Kulaklıkları şarj kılıfıyla tekrar şarj ederek de toplamda 20 saatlik müzik dinleme şansınız var. Ek olarak FreeBuds 3 kablosuz şarj pediyle şarj edebilir ya da bir Huawei telefonun ters şarj özelliğini kullanarak da şarj edebilirsiniz. Bunun yanında ürünün kutusunun kolay açılabildiğini söylememde fayda var. Çünkü geçmiş dönemde saklama ve şarj için kullanılan bu ufak kutunun zor açıldığı hatta eziyet çektirdiği ürünlerle karşılaşmıştım.
Kirin A1 işlemcisine ve 14mm sürücülere sahip olan bu kulaklık iyi bir performans sunuyor. Sesler gayet net ve müzik dinlemek, bir şeyler izlemek keyifli. İsterseniz gerçek zamanlı gürültü engelleme modunu aktifleştirebiliyor ve dış sesleri büyük ölçüde bastırabiliyorsunuz. Dış sesleri bastırma modu için sol kulaklığa iki kez dokunmak yeterli. Şarkılar arasında geçiş yapmak için de sağ kulaklığa iki kez dokunmak yeterli. Kulaklıkları çıkardığınızda da oynatma işlemi duruyor ama bazen durmadığı da oluyor.
Ürünün telefon görüşme kalitesi gayet yerinde. Karşı tarafın sesi iyi geliyor ve arka plan seslerini pek duymuyorsunuz. Bu arada, rüzgar varken ve yürürken de bu sesler yalıtılıyor ve iyi görüşme deneyimi hedefleniyor.

Sennheiser Momentum 3

Dinçer Karaca / Teknoloji Uzmanı
Voice ve Noise Cancelling özelliği sayesinde hem konuşurken dışarıdan gelen sesleri kesiyor hem de sağır mikrofon ile dışarıdan gürültünün karşıya geçmesi engelleniyor. Rahat kullanımı ve Gyroscopic sensor komutları ile başka bir yere dokunmaksızın müziği başlatıp kapatabiliyorsun. Bluetooth ile ses kalitesi çok üstün. En dip sesleri bile net duyabiliyorsunuz. Ayrıca tasarımı ile oldukça şık ve göz dolduruyor.

Sennheiser Pxc 550

Ecevit BIKTIM
www.donanimgunlugu.com
Genel Yayın Yönetmeni
Bluetooth özelliği var. Noise cancelling özelliği çok başarılı. Temiz ve net sesi var. En yüksek seviyede “distortion” yapmıyor. Kablolu olarak da kullanılıyor ve uygulaması ile kişisel ses ayarı yapılabiliyor. Katlanması da seyahat için birebir bir ürün.
Uçakta seni dış ortamdan koparıyor. Uçak uğultusu yok oluyor. Müzik dinlemek ve video izlemek için çok başarılı.
Sade tasarımı var. Ben buradayım demiyor. Yakından bakınca kalite anlaşılıyor.
Bu tarz ürünlerin en büyük dezavantaj kulak yastığı zamanla yıpranıyor.Bu
üründe de bu var.

Logitech G Pro X

İlker Karaş
dijitalsporlar.com eSports360
Kurucu Ortağı
Ses kalitesi beklenmeyecek derecede iyi. Mikrofon kalitesi de aynı şekilde. Yazılımsal olarak “blue yeti” ile birleştirdikleri teknolojiler sayesinde farklı preset güncellemesi yapılıyor.
Tasarımsal olarak uzun süre kullanım amaçlı dizayn edilmiş. Deri ve bez kulaklık pedlerine sahip. Hafiflik ve ergonomi olarak da kullanıcıyı yormuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Atıf Ünaldı Arşivi