Bir Dönemin Ateş Hattı: Ansiklopedi Savaşları

Bugünün insanı on binlerce yıl önce yaşamaya çalışan atalarına göre çok daha konforlu, çok daha refah yaşıyor kuşkusuz. Bu refah ve konforun yollarını ise bilginin taşlarıyla döşeyebildi ancak. Dünyaya yayılmasını, farklı nitelikte medeniyetler kurmasını sağlayan da yine bilgi oldu. 

Bilmenin önemi, aklını kullanan, her toplulukta öne çıkarıldı. Kutsandı. Önemsendi. Bilgiyi, bilimi, bilen insanı yadsıyan topluluklar ise cehaletin gayya kuyusunda çırpınmaya devam ettiler. Bilmenin gücüne inanan Sokrates yirmi üç asır önceden sesleniyordu insanlığa: “İnsanlar bilmedikleri için kötüdürler. Bilseler kötü olmazlardı.” Ondan on sekiz asır sonra (çoğu kaynağa göre) önce Francis Bacon, ardından Thomas Hobbes “Bilgi/bilgelik güçtür.” diyordu.

Bilginin insanın özünde varolan iyiliği olgunlaştırıp yücelttiğine inanırım. Ancak alınan ama sindirilmeyen, kişinin karakterini geliştirmeyen, enzimlenmeyen bilgi ise ancak amaca hizmet eden bir takım çantası işlevi görür. Ve bu kötülükte ancak cehalet ile yarışabilir. O cehalet ki temas ettiği hemen her şeyi murdar eder. Bir kova temiz suya damlatılan bir damla idrar gibi iyiliği bile yeri gelir zehire çevirir. İyi niyeti, yardım etme arzusuna rağmen cehaletin karanlığından sıyrılamadığı için çevresine zarar bile verebilir insanoğlu. Bu zinciri kırmanın yolu ise bellidir. Bilmek, öğrenmek, öğrendiğini özümsemek. Ruhuna işleyebilmek.

Soran, sorgulayan, düşünen zihinlerin yakıtıdır bilgi. Bu yakıta ulaşmanın en kolay yolu ise kitaplardır. Binlerce yıldır hayatımızda olan bir zenginlik. Ve bu zenginliğin bir köşesinde şimdinin nostaljik bir eşya ilgisine mazhar olan ansiklopediler gelir. Öğrenmeye aç, bilmenin tadını almış olanların Altın Post’u*. 

•••

Ansiklopedi tarihini incelediği makalesinde akademisyen Engin Cihad TEKİN ansiklopedi kavramının kökenini şu şekilde anlatır:

“Ansiklopedi karşılığı olarak kullanılan kelimelerin kökeni üzerine temelde iki ayrı yaklaşım vardır. Bunlardan ilkinin Grekçe kökenli ‘enkyklios’ yani ‘genel’ ve ‘paideia” yani ‘eğitim’ kelimelerinin birleşimi ile oluşan ve ‘genel eğitim’ anlamında Grekçe ‘enkyklopaideia’ olduğudur. İkinci yaklaşım ise Latince ‘encyclopedie’ ninn Grekçe “egkuklios paideia’ yani ‘tüm bilgi dairesini kapsayan öğretim” anlamındaki kelime grubundan geldiği belirtilmiştir.”1

İlk örneklerine Sümer ve Babil topluluklarında rastanıldığına inanılan ansiklopedilerin yüzyıllar boyunca farklı örnekleri ortaya çıkmıştır. Ancak bu kavrama anlam katan asıl örnek ise Aydınlanma Dönemi Fransa’sında doğar. Diderot ile d’Alembert’in öncülüğünde başlatılan proje sonucunda ortaya çıkan 28 ciltlik “Encyclopédie ou Dictionnaire faisonne des sciences, des arts et des metiers”i (Akılcı Bilimler, Sanatlar ve Meslekler Ansiklopedisi ya da Sözlüğü) ya da kısaca “Encyclopedia” Aydınlanma’nın da simgelerinden biri olmuştur. Bilginin demokratikleştirilmesi ve tabana yayılması amacıyla başlatılan ve içinde iğne yapımından top dökümüne kadar hemen her şeyin olduğu iddia edilen projeye aralarında Voltaire ve Rousseau’nun olduğu pek çok bilim adamı, düşünür, yazar destek vermiştir. 

İngiltere’de pek çoğunun malumu olduğu üzere Britannica ile bu sürece karşılık verilmiş ve Kıta Avrupası’nda ansiklopedi yayıncılığı hız kazanmıştır.

“İslam dünyasında ise Müslümanlar ansiklopedi karşılığında Külliyat, Dairat-ül-mearif, Muhit- ül-mearif, Kamus, Mevdüa, Tabakat ve Mevsu’at gibi isimler kullanmışlardır…Ansiklopedi sözcüğü Osmanlıca’ya Muhitü’l – maarif diye çevrilmiş; bilgilerin çeviren’i (çemberi) ya da çevrim’i anlamına geldiği belirtilmektedir.”1

•••


Türk insanının ansiklopedi ile haşır neşir olması ise ancak 20.yüzyılın sonuna denk gelir. Tiraj arttırma kaygısıyla kupon karşılığı okurlarına ansiklopedi verme mücadelesi özellikle üç büyük gazete olan Milliyet, Hürriyet ve Sabah arasında yaşanmaktadır. Cumhuriyet tarihinin sosyokültürel dünyasına pencere açan Derya Bengi ve Erdir Zat kaleme aldıkları serinin üçüncü kitabı olan “Yollar Bize Memleket”te bu konuya enfes bir şekilde değinirler. Hürriyet’in “Ana Britannica”sı, Milliyet’in “Büyük Larousse”u ve Sabah’ın “Meydan Larousse”u birer ikişer kesilen, biriktirilen kuponlar karşılığında ay ay evleri ulaşmaktadır. Kültürel kaygılardan ziyade kapitalizmin kâr değirmenine su taşımak için çıktıkları bu yolda gazeteler rakiplerini kötülemek için türlü çeşit Ali Cengiz oyunları oynamaktadırlar. Kimi zaman rakiplerinin verdiği ansiklopedinin iki cildini getirene kendi dağıttığı ansiklopedinin ilk iki hatta ilk dört cildini vermeyi dahi taahhüt etmişlerdir. 

•••


Doksanlı yıllarda yaşanan bu ansiklopedi savaşları benim de ortaokul yıllarıma denk gelir. Yaşadığım küçük beldenin tek ve değeri daha sonra anlaşılacak kırtasiyecisinden her gün düzenli alınan Milliyet’in hediyesi olarak uzun yıllar annemin ihtişamlı vitrinin bir köşesinde arzı endam etti yirmi dört ciltlik Büyük Larousse. Okumaya olan merakımın depreştiği anlarda yahut ödev hazırlama telaşında çok karıştırdım sayfalarını. Özellikle görselliğe daha ağırlık veren Junior Larousse daha bir kıymetliydi benim için. Milliyet’in verdiği ,Memo Larousse, Théma Larousse ve Dictionnaire Larousse’la birlikte Tercüman’ın Okul Kültür ve 20.Yüzyıl ansiklopedileri de zaman zaman sayfasını karıştırdıklarım arasındaydı. Saman kağıda baskılı Meydan Larousse o yıllarda Sabah için önemli bir imaj kaybına neden olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Belki de özür için (çok isteyip bir türlü alamadığım) Grolier International Americana Encyclopedia isminde oldukça kaliteli baskıya sahip bir ansiklopedi seti daha promosyona koydu Sabah.

Zaman içerisinde uzmanlık alanlarına göre de ansiklopedi kampanyaları başladı. Sağlık, ekonomi, bilim ve teknoloji gibi…

•••


Uzun yıllar misafir odasının en göz çarpan yerinde anne vitrininde durdu tüm ansiklopedilerim. Evlenip kendi evime geçtiğimde kütüphaneme katılan kitapların sayısındaki hızlı artış ve evimin küçüklüğünün diyeti olarak önce merdiven arasına çıkarıldılar. Son olarak bir geri dönüşüm aracının arkasında… Bu hayata dair en büyük pişmanlıklarımdan biridir onların yitip gitmesine verdiğim izin. Çocuklarına derslerde ya da kültürel dünyalarının zenginleşmesinde yardımcı olması için aylarca, gün gün kupon kesen işçi bir babanın emeği de yitip gitti böylece. Evet bugün işlevini büyük oranda yitirdiği için nostaljik bir nesne olarak görülüyor belki ansiklopediler. Ancak sığdırabileceğiniz bir kütüphaneniz, bir eviniz varsa ansiklopedilerin gölgesinin çocuklarınızın üzerine düşmesi de az bir şey değildir.

*Altın Post ya da Altın Pösteki Yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır.  (

1 Engin Cihad Tekin, kitap tarihi araştırmalarının önemli Bir alanı: ansiklopedilerin gelişimi ve ansiklopedi kültürü araştırmalarının önemi, ÇAKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,

2Toplumsal ve Siyasal Bir Proje: Ansiklopedi ve Ansiklopedizm, Zakir Avşar, Elif Emre Kaya,  Songül Omur, Akdeniz İletişim Dergisi

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kerem Gürel Arşivi