Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'fon' açıklaması: Bu meseleyi süratle çözüyoruz
Meclis'teki konuşmasında fon şirketlerine yönelik soruşturmaya değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz" dedi.
GAZETE PENCERE - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yeni yasama yılı bugün düzenlenen özel oturumla açıldı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un konuşmasının ardından İstiklal Marşı okundu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşma yapmak üzere kürsüye geldi. Erdoğan'ı protesto eden YENİ Parti milletvekilleri salonu terk etti.
Protestonun ardından konuşmasına başlayan Erdoğan, "Yeni yasama yılının ülkemiz, milletimiz, Meclisimiz, demokrasimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizlerin şahsında mensubu ve hizmetkarı olmaktan şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine, en doğusundan en batısına, cennet vatanımızın 7 bölgesinde, 81 ilinde, 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum" dedi.
"Sözlerimin hemen başında şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir" diyen Erdoğan, "Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Milli Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Yüce Meclisimiz millete öncülük görevini bir kez daha yerine getirmiştir. 15 Temmuz gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisimiz, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnen milletimizle birlikte o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir" ifadelerini kullandı.
Geçen yasama döneminde önemli konuların Meclis'te müzakere edildiğini söyleyen Erdoğan, "Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken, parlamenter diplomasi ise gerek ev sahibi olduğumuz uluslararası toplantılarda, gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldü. Bu anlamda, siyasi parti ayırt etmeksizin Gazi Meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakârlıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından başlıklar şöyle.
"CUMHUR İTTİFAKI OLARAK YAPICI HAREKET EDİYORUZ"
"Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Milli iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Yeni yasama yılında bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum."
"BİRİNCİ VAZİFEMİZ MİLLETİMİZE LAYIKIYLA HİZMET ETMEKTİR"
"Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layıkıyla hizmet etmektir. Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz. Bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk."
"ASRIN İNŞASINI TAMAMLADIK"
"İnsanımızın kalbinde onulmaz yaralar açan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçti. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hâlâ içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk, asrın inşasını tamamladık. Toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık."
"FÜZELER UÇUŞURKEN VATANDAŞIMIZIN KILINA ZARAR GETİRTMEDİK"
"Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026'nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. Yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı.
Savunma sanayinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı."
"SERMAYE PİYASALARINDA KİMSENİN HAKKINI YEDİRMEYECEĞİZ"
(Fon şirketlerine yönelik soruşturma) "Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz."
"YIKIM PROJESİNİN KOMUTA MERKEZİNDE EMPERYALİST-SİYONİST İTTİFAK BULUNUYOR"
"Günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşma yer alıyor. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi elbette mümkün değildir. Bu doğru da sağlıklı da değildir. Bizim en büyük zenginliğimiz çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere de karşı durduğumuzu milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir.
Siyaset kurumu farklı beklentilere cevap üretmek için vardır. Ancak siyasetin farklılıklarımızı, renklerimizi, çeşitliliğimizi bir ayrıştırma, yani kutuplaştırma vasıtası olarak kullanması en başta siyasetin fıtratına aykırıdır.
Bunu özellikle şunun için söylüyorum, yakın çevremizdeki hadiselere baktığımızda yerel bazdaki ayrışmaların siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin yumuşak karnına dönüştüğünü, daha doğrusu dönüştürüldüğünü görüyoruz. Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise emperyalist-siyonist ittifakı bulunmaktadır."
"SON DÖNEMDE ARTAN KUTUPLAŞMA İÇ DİNAMİKLERLE AÇIKLANAMAZ"
"Binlerce yıldır bir arada yaşayan, huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin son dönemde artan bir şekilde siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması sadece iç dinamiklerle açıklanamaz.
İç dinamikler bellidir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir. Türkiye'nin ayarlarının bozulması siyasetin işine yaramaz. Sadece ve sadece Türkiye'nin hasımlarının işine yarar.
Türkiye kaybederken kazanan Türkiye'nin rakipleri, maalesef Türkiye'nin yeminli düşmanları olmuştur. Şunun bilinmesini isterim. Ne Türkiye'nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye'ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur."
"İKTİDAR KARŞITLIĞI ÜZERİNE KURULU CEPHE SİYASETİNİN ÖMRÜ DOLMUŞTUR"
"Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin raf ömrü dolmuştur. Siyaseti hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır.
Küresel ve bölgesel gelişmeler yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor. Ya kutuplaşmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz. Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hakim kılacağız. Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini hep beraber vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
"BİZ BUNA BÜYÜK TÜRKİYE MUTABAKATI DİYORUZ"
"Bunu söylerken elbette her siyasi partinin her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını asla kastetmiyorum. Farklı siyasi partiler ne kadar aykırı olursa olsun, farklı fikirler Türkiye'nin, Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır.
Her siyasi parti Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezde siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin milli menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz buna iç cephenin tahkim edilmesi diyoruz. Biz buna büyük Türkiye mutabakatı diyoruz."
BAHÇELİ VE DEM PARTİ'YE TEŞEKKÜR
"İlk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşuyla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda gerekse çerçeve yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum."
YENİ ANAYASA MESAJI
"Çerçeve yasada bahsedildiği gibi bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada tam da biraz önce ifade ettiğim milli mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda sorunlarımızı karşılıklı saygıyla tartışıp çözüm üretmek çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye'nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapma şartları, inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır.
Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan olarak halen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür.
"SİVİL BİR ANAYASA İHTİYACI HENÜZ KARŞILANAMADI"
"Vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkar edilemez. Toplum hayatının ihtiyaçları zaman içinde pek çok değişikliği, revizyonu, reformu kaçınılmaz kılmıştır. Gururla ifade etmek isterim ki en kapsamlı değişiklikleri yapmak da bizlere nasip olmuştur.
Bununla birlikte demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır. Hepsinden önemlisi, köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın hâlâ darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır. 12 Eylül'ün lider kadrosu, darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap vermiş, yargılanmış, mahkum olmuştur. Ancak yürürlükteki anayasa, müellif olarak onların imzasını taşımaktadır."
"TÜRKİYE BU AYIPTAN MUTLAKA KURTULMALIDIR"
"Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir.
Millet egemenliğinin kalkış noktası olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem, her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir."
"467 EL KARDEŞLİĞE KALKTI"
"Bu Meclis, Türkiye'nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, ön yargıları tuz buz etmiştir. Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihî bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz. Temennimiz, bu başarının gündelik çekişmelere kurban edilmeden Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır."
"ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİYLE İLGİLİ TAVRIMIZ BELLİ"
"Milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasa'nın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılı'na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye'nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a protesto: Özgür Özel, Genel Kurul'u terk etti
Kaynak:Haber Merkezi