Devlet Bahçeli MHP Grup Toplantısında konuşuyor: İsrail ve Yunanistan'a uyarı Mekke Anlaşması vurgusu
MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Yunanistan ve İsrail'e sert uyarılarda bulundu, Mekke Anlaşması'na dikkat çekti. Fransa'da öğrenci hareketine değindi ve Türkiye'deki öğrencilere "Fransa'ya özenmeyin" dedi.
GAZETE PENCERE - Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli dış politikadan fon soruşturmasına kadar pek çok gündem başlığında değerlendirmede bulundu. İsrail ve Yunanistan başlıklarında sert söylemlerde bulunurken Mekke Anlaşması'na da dikkat çekti.
Fransa'daki öğrenci hareketine de değinen Bahçeli, eylemlerin Avrupa'nın diğer ülkelerine de yayılabileceğini belirtti. Bahçeli son olarak Türkiye'deki öğrencilere seslenerek "Fransa'ya özenmeyin" dedi.
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar:
Muhterem Milletvekilleri, Türkiye tarihi ve kültürel müddesebatı jeopolitik konumu maddi ve kültürel sermaye birimi ile dünyanın önemini bildiği bir ülke kudretini tanıdığı bir devlettir.
Zira Türkiye sadece bir ülkenin adı değil görkemli bir medeniyetin ve zengin Türk İslam geleneğinin mirasını barındıran toprakların adı dünyada yeni buluşma ve uzlaşmaların adresidir.
Türk İslam medeniyetinin temsil ettiği ruh ve kök değerlere sahip çıkmak, onları çağdaş ilerlemeler ve yeniliklerle buluşturmak, küresel gelişmeler karşısında Türkiye'nin çıkış yolu olacak aynı zamanda da mazlum milletlerin hür ve onurlu bir şekilde yaşamasına ışık tutacaktır.
Türkiye'nin süregelen ve birçoğunun toplumsal karşılığı olmayan tartışmaları bir kenara bırakarak enerjisini müreffeh ve mutlu bir ülkenin inşası yüksek değerlerle donanmış yeni bir medeniyetin oluşturulması hedefine yöneltmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Geçen haftaki konuşmamda da ifade ettiğim gibi ideolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir.
Türk milleti sahip olduğu engin tarihi tecrübeye ve kültürel derinliğe demokratik değerlerle tesis edilmiş evrensel kazanımları da eklemleyerek yeniden büyük bir medeniyet yaratma imkan ve kabiliyetine sahiptir. Türk milletinin başlatacağı medeniyet yürüyüşü manevi iklimi İslam kaynaklarından kültürel temellerini ise kadim değerlerimizden alacaktır.
'HUZUR VE GÜVEN ORTAMINI SABOTE ETMEK İSTEYENLER DEVREDE'
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge girişimi Türkiye sınırlarını ve bölgede hakimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır. Nasıl geçmişte kimi zaman ekonomik kimi zaman siyasi ve sosyal kimi zaman da terör ve şiddeti esas alan yollarla milletimiz ayrıştırmak ekonomimiz istikrarsızlaştırmak devletimiz güçsüzleştirilmek istendiyse başarısız olmuştur.
Huzur ve güven ortamını sabote etmek isteyenler de yine devrededir. Peşinen söylemeliyim Türkiye yolundan Türk milleti kararından geri dönmeyecektir.
Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek ve en kısa zamanda nihayete erdirilecektir.
Aynı zamanda terörsüz bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ise İsrail'in bölgeye dönük saldırganlıkları yaklaşan seçimlerde bahane edilerek devam etmekte kışkırtıcılık seviyesi artmaktadır.
'DİPLOMASİ YETMİYORSA CAYDIRICI GÜÇ KULLANILMALIDIR'
İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'ya yönelik provokasyonları İsrail varlığının geldiği seviyeyi göstermektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ne kıblemiz Kabe'ye ne de Hazreti Resulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız sessiz kalamayız tahammül göstermeyiz. Kutsal topraklarımız başka bir egemen devletin sınırları içerisinde olsa da kutlu ceddimizin buralardaki mütecavüz eylemleri püskürtmek için başlattığı seferler tarihin hafıza kayıtlarında saklıdır.
Bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkanları yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır
'SUUDİ ARABİSTAN'IN SAVUNMASINA HER TÜRLÜ ASKERİ DESTEK VERİLMELİ'
Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkan sağlanmalıdır.
Bilindiği gibi dost ve müttefikimiz olan Suudi Arabistan'a yönelik artan usul saldırıları ağır sivil kayıplara yol açmıştır.
Sivillere ve sivil altyapıya saldırmanın uluslararası hukuk ve insancıl hukuk açısından büyük bir suç teşkil ettiği açıktır. Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik bu tür saldırıların en sert şekilde kınanması gerektiği de tartışmasızdır.
Bu menfur saldırılar kuşkusuz bütün bölgenin huzur ve istikrarını hedef almaktadır.
Yemen'de uzun yıllardır devam eden çatışmaların yeniden şiddetlenmesi Kızıldeniz ve Badül Mendep boğazının güvenliğini tehlikeye atmakta Uluslararası ticaret enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik istikrar bakımından ciddi riskler doğurmaktadır.
Bölge ülkeler arasında husumetleri derinleştirecek yeni çatışma cepheleri açacak ve sivillerin hayatına mal olacak hiçbir eylem maruz görülen yiyecektir.
Hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin sivillere hedef alan saldırılar hiçbir surette meşru görülemeyecektir.
Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye Mekke olarak savunma anlaşmasından kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam aleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir. Hatırlatmak isterim ki ecdadımız yıllarca hadimül harami ile şereflenmiştir.
Fahrettin Paşa'nın dillere destan Medine Müdafaası bu şuurun yüksek iradesidir. Öyle ki Peygamber ocağında pişen kahraman Türk askeri Mehmetçik unvanını bu topraklarda almıştır.
Temennimiz Husilerin saldırılarına derhal son vermesi Yemen'de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir. Bölgedeki herkes itidal içerisinde hareket etmeli akliselimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kana akmamalı tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidi.
'ANKARA'NIN İTİRAZLARINI AŞABİLECEĞİNİ SANMAK ATİNA İÇİN CİDDİ BİR HATA'
Diğer yandan Yunanistan yönetiminin İsrail'e yakınlaşarak kendisini daha güçlü ve güvenli hissedeceğini zannetmesi Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki haklarına dönük ihlallere “dur” dediğimizde İsrail'in kendisini koruyabileceğini umması tarihten ve günümüzden hiçbir ders almadığı anlamına gelecektir.
Yunanistan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında geliştirilmek istenen elektrik bağlantısı projesi deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilafların yeniden gündeme taşımıştır.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı'nın projeye desteğini açıklaması ve Atina'nın deniz tabanı araştırmalarını yeniden başlatma girişimi meselelerinin uluslararası boyutunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'nin güzergaha ilişkin önceden koordinasyon gerektirdiği yönündeki tutum ortadayken ülkelerin desteğini almakla Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak Atina için ciddi bir hata olacaktır. Yunanistan bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalıdır.
Yunanistan Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk devletinin egemenliğini tanımadıkça kimle ittifak kurarsa kursun kiminle ne anlaşma imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alırsa alsın kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalıdır.
Bizleri korkutmak için silahlanıyorsa hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmaması kendilerine tavsiye ederiz.
Türkiye güçlendikçe kardeşliğini pekiştirdikçe huzurumuzu sabote etmeye yönelik fitne ve nifakta yaygınlaşmakta ve Türkiye’nin hasımlarıyla birlikte içerideki taşeronlar da hareketlenmektedir.
Milli Dayanışma ve güven iklimi oluştukça geleceğin güçlü Türkiye'sine yönelik ortak irade serpildikçe provokasyon girişimleri artmaktadır. Türkiye kamuda siyasette ve diğer birçok alanda arınma ve aklanma dönemindedir.
Köklü sorunlarını çözüme kavuşturabileceği uygun bir iklimdedir
Bununla beraber yapılan operasyonları devletin hukuksuzlukları açığa çıkarma yolunda attığı adımları yeni bir kuşatma ve istikrarsızlaştırma sürecinde çekmek bir kısım siyaset ve medya aracılığıyla sosyal hareketlilik yaratmak arzusu da dikkat çekmektedir.
Türkiye yükselme milli birlik ve kardeşlikte buluşma evresinde iken içeriden de dışarıdan toplumu tahrik edici olaylar karşısında tüm kurumlarıyla birlikte duyarlı ve hazır bulunmuşluk içinde olmalıdır. Belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkların ülke düzeyinde yayıldığı bir dönemde siyaset adına bunların üstünün örtülmesine yahut olduğundan farklı gösterilmek suretiyle kamu malına zarar verenlerin yetim hakkını el uzatanların masumlaştırılmasına fırsat verilmemelidir.
Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı Türkiye her bakımdan gayri hukuki ve gayri ahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır.
Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımlara atmakta yargı süreci işlemekte küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçlerde başlatılmış bulunmaktadır. Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyoruz. Adaletin doğru aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz.
AYRINTILAR GELİYOR...
Kaynak:Haber Merkezi