MHP lideri Bahçeli grup toplantısında: Devletleri içeriden zayıflatmak isteyen küresel şer çevreleri iş başında!

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında “Devletleri içeriden zayıflatmak isteyen küresel şer çevreleri iş başında. Türkiye'yi kolay lokma görmek isteyenlerin nefesi hemen sınırımızın dışında” ifadelerini kullandı.

MHP lideri Bahçeli grup toplantısında: Devletleri içeriden zayıflatmak isteyen küresel şer çevreleri iş başında!

GAZETE PENCERE - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Türkiye'nin gündemine ve dünyada yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Türk milleti köşeye sıkıştırılacak millet değildir” diyen Bahçeli, Türkiye’ye yönelik tehditlere ilişkin şunları söyledi:

“Karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek millet değildir. Türkiye terörle mücadelede dağları titreten, adalar meselesinde geri adım atmayan bir ülkedir. Askeri teknolojiler gelişmiş fakat niyet değişmemiştir. Devletleri içeriden zayıflatmak isteyen küresel şer çevreleri iş başında. Türkiye'yi kolay lokma görmek isteyenlerin nefesi hemen sınırımızın dışında. Gözleri yılan gibi üzerimizde ve pusudadır. Bir olup aynı bayrak altında aynı istikbale yürüyeceğiz. Biz esareti ayağının altında ezen, zilleti kapısından sokmayan, ihanete nefes aldırmayan, nice devletler kuran, kuşatmaları paramparça edip ayak bastığı her toprağı vatan tutan aziz milletin evlatlarıyız.”

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

“TBMM grup toplantısındaki konuşması öncesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin isteği ile milli takıma hazırlanan marş dinletildi.

Muhterem arkadaşlarım, değerli milletvekilleri. Bugün grup toplantımızı şereflendiren iki ilimiz bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Çanakkale Kahramanları, ikincisi ise Köroğlu Ayvazlar'dır. Öncelikle Türk Millî Takımı'nın Amerika'da Dünya Kupası'na katılması münasebetiyle birçok çevre, millî takımımızı memnun kılacak ve başarı sağlayacak bir üslupla bazı marşların yarışmasını açmıştı. Geçmişte söylenen bazı şeylerin tekrarıyla millî takımımızı Amerika'ya yolcu etmeyi düşünüyorlardı. Böyle bir dönemde Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in hassasiyetlerini göz önüne alarak ülkücü sanatçılarımızdan istirham ettim. Kısa sürede bir marş hazırlayın ve bunu Amerika'ya gitmeden evvel Türkiye duysun istedim. Biraz evvel sizlere arz edilen marş odur. O sanatçıları tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum.

Muhterem dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri. Konuşmamın başında sizleri saygıyla selamlıyor, gönüllerinize huzur, hanelerinize bereket, çalışmalarınıza muvaffakiyet getirecek hayırlı bir hafta geçirmenizi diliyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza samimi dileklerimi iletiyorum. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda zulmün pençesinde kimliğini, harbin ateşinde ümidini, baskının gölgesinde şerefini muhafaza mücadelesi veren tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Sözlerimizin, gözlerimizin, hazırlıklarımızın, gayretlerimizin ve niyetlerimizin milletimize hizmete vesile olmasını temenni ediyorum. Hepinizi muhabbetle ve en derin kardeşlik duygularımla selamlıyorum.

Değerli dava arkadaşlarım, dünyanın neresinde bir milletin barış ve huzur iklimi hedef alınsa, bir devletin kalbine silahlar doğrultulsa, nerede bir mazlumun ahı yükselse, neresinde bir ananın yüreği ateşe verilse, orada yalnızca o ülkenin değil, bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Bugün yakın coğrafyamızda yaşananlar da bize sadece savaşların, gerilimlerin ve diplomatik çekişmelerin seyrini değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insanlık duygularımızın seyrettiği istikametin vahim tablosunu göstermektedir. Atalarımız, "Ateş düştüğü yeri yakar." demiştir. Fakat bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş, yalnızca düştüğü yeri değil, sınırları aşan, bombalar yağdıran, gökleri karartan, denizleri kabartan ve dumanı kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür. Tarihî tecrübelerimiz ve uluslararası gündeme Ankara'dan açılan penceremizden baktığımızda görünen manzara açık ve nettir. Bölgenin kalbine düşen her kıvılcım, ihmale uğradıkça yeni cephelere, yeni krizlere, yeni göçlere, yeni güvenlik tehditlerine ve yeni emperyal hesaplara kapı aralamaktadır. Sözde barış çağrılarının gölgesinde yeni cepheler açılmakta. Yalan diplomasi cümlelerinin, samimiyetsiz insani temennilerin arkasında askerî yığınaklar büyümekte. Hukukla perdelenen söylemlerin ardında kanlı çıkar hesapları yürütülmektedir. Bir tarafta dünyayı pazarlık masası bilip haritaları cetvelle çizen, milletleri menfaat aracı, mazlumları pazarlık kozu olarak gören hırs küpü bir emperyalist siyaset bezirgânı vardır. Diğer tarafta ise sözde devlet, özde bebek katili bir işgal şebekesi. Hastaneleri, okulları, mülteci kamplarını ve daha kundaktaki çocukların kefenlerini üzerine güvenlik yalanları ve sınır politikaları inşa eden kanlı bir savaş makinesi vardır. Bu namussuz karabatak düzeni ne ateşkes tanımakta ne de insanlığın kadim ve ortak değerlerini çiğneyip geçerken dünya milletleri karşısında küçük bir mahcubiyet göstermektedir.

Bu tablo karşısında gerçeği bütün açıklığıyla söylemek mecburiyetindeyiz. Küresel sistemin çivisi çıkmış, adalet terazisi şaşmış, kantarın topuzu kaçmış, güç dengeleri yerinden oynamış, insanlığın müşterek vicdanı kan kokusuna karışmış petrol ve toprak rant siyasetleri arasında ağır bir imtihana mahkûm edilmiştir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar