Özgür Özel grup toplantısında konuştu: İşgal bitmezse milleti seçeneksiz bırakmayacağız

TBMM Meclis Grubu'nda açıklamalarda bulunan Özgür Özel, mutlak butlan kararıyla ilgili olarak "İşgal bitmezse milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Kimse endişe etmesin" dedi.

Özgür Özel grup toplantısında konuştu: İşgal bitmezse milleti seçeneksiz bırakmayacağız

GAZETE PENCERE - Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında konuşma yaptı.

CHP'de mahkeme kararıyla atanan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından disiplin süreci kapsamında unvanı kaldırılan İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın'ın tedbir kararının kaldırılmasının ardından Grup Başkanvekilliği görevi iade edilmişti. Bugünkü grup toplantısını da Günaydın açtı.

Günaydın'ın kürsüye çağırdığı Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından yaptığı il ziyaretleri ve mitinglere değinerek, "Partimize yönelik saldırının, işgalinin ardından Ankara'da oturmadık. Nerede olmamız gerekiyorsa orada olduk. Köy köy, belde belde şehir şehir gidiyoruz ve milletimizle kucaklaşıyoruz. Belki makamlar, binalar yok ama bazen bir kamyon kasanın arkasındayız, bazen bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz" dedi.

"DEMİRTAŞ'IN SELAMINI BAŞMIZIN ÜSTÜNE KOYDUK"

Diyarbakır ziyareti öncesinde cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatları aracılığıyla kendisine mesaj gönderdiğini söyleyen Özel, "Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın gözümüzün üstüne koyduk" diye konuştu.

İzmir'de açtıkları "seçilmiş il başkanlığı" binası önünde on binlerce kişiye hitap ettiğini hatırlatan Özel, "Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın mutlak butlanla partiyi bölme umutları ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı, bir yanda İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

"ROJİN KABAİŞ VE GÜLİSTAN DOKU'NUN AİLESİNİN TALEPLERİ VAR"

Van'da öldürülen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ailesi ile Diyarbakır'da görüştüğünü söyleyen Özgür Özel, "Soruşturmanın başlangıcından adli tıp aşamasına kadar şüpheler ve ailenin kaygılarının, ailenin şüphelerinin, ailelerin sorularının yanıtlanmadığı bir süreç yaşanıyor. Aile diyor ki, 'Rojin'in vücudunda iki tane erkek DNA'sı bulundu. Halen daha bize suyun içindeki 15 günden sonra bile bulunan bu iki erkek DNA'sı için hiçbir şey demeyip ısrarla Rojin intihar etti, bunu kabul edin diyenler var. Bunu böyle söyler misiniz?' Dedim ki, 'Biz bunları okuduk ama bunu böyle söyleyeyim mi?' Ailesi 'Söyle' dedi. Rojin Kabaiş'in ailesinin adalet arayışından hepimizin haberinin olması, onların hiç olmazsa bir miktar daha umutlanmasına, toplumun bu noktada kendilerine sahip çıkacağına olan inançlarına katkı sağlayacak" dedi.

Tunceli'de öldürülen üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun ailesiyle de görüştüklerini dile getiren Özel, "Gülistan Doku'nun annesi ilk gün nasılsa öyle... İlk gün iki gözü iki çeşmeydi, yine iki gözü iki çeşme. O dönemde yaşananlar unutulmasın. Orada şüpheli şeyleri söylediğimizde 'Devletin valisine ne diyorsun?',
'Emniyet müdürüne ne diyorsun?', 'Polise mi bunu söylüyorsun?' diyen dönemin İçişleri Bakanı... Arkadaşlarımız basın toplantısında oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini, devlet düşmanı ilan ediliyorduk. Dönemin emniyet müdürü tutuklu, dönemin valisi tutuklu, valinin oğlu tutuklu. İşaret edilen kişi Amerika'da tutuklu, ümit ediyoruz en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek" şeklinde konuştu.

Soruşturmanın emniyet aşaması olduğunu belirten Özel, "Annenin ve kardeşlerin yine de bir feryadı var ve diyorlar ki, 'Biz bir an önce bir mezarımız olsun istiyoruz'. Bir de emniyet aşamasına gelindi. Bize dediler ki 'Emniyet sürecinde 24 şüpheli var, sanki iş orada durdu. Bunu söyleyin, siz konuşursanız bu işler ilerliyor' diyor. Biz de Gülistan'ın annesinin hiç olmazsa mezarına kavuşması için ve artık o gözyaşlarının bir yerde durup, yasın tutulup, hiç olmazsa evladının mezarını bilen bir annemiz olarak hayatını sürdürmesini ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı.

NATO zirvesi öncesinde Ankara'da düzenlenen operasyonlar ve tutuklamalara tepki gösteren Özgür Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:

"BUNU KİMSE NORMALLEŞTİRMESİN"

"NATO zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini artık akıl almaz boyutlara taşıyan, Meclis'i kapatan, bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan, sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bir de NATO zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması var. Bunu kimse tweet atıp, işte bir tepki gösterip, sonra da sakın normalleştirmesin."

"PİKNİĞE GİDEN TEMA GÖNÜLLÜLERİNİ TUTUKLADILAR"

Beyler gidiyorlar, NATO zirvesinden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini tutukluyorlar, gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar 'NATO zirvesinde eylem yapacaklar' diye. 30 yıl öncesinde, 40 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip bu örgütlere üyelikle suçluyorlar.

Konuşulan iki isim; 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut. Emine Hanım'ın sıfır atık projesinde yer almış Ayten Hanım'a, ailesine çok geçmiş olsun. Ama bu sıfır atık projesinde yer alması da şaşılacak büyük bir şey olarak anlatılıyor. Proje de değerlidir, Ayten Hanım'ın katkısı da değerlidir, velev ki AK Parti'nin kadın kollarında görev almış olsun, ne fark eder? Meselenin büyüklüğü bundan çok daha büyük.

Diğer tarafta Emel Memiş, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Alaattin Parmaksız'ın gelini, Mülkiye'de akademisyen, kürsüsü var. Büyük utanç! Hocaya, öğrencilerine, aileye ayıp. Ama yapılan kim olursa olsun, önleyici gözaltıyı 10 yıl önce yanlış uygulanır diye 48 saatliğine uygulanacak gözaltıyı reddeden Meclis'te, 10 yıl sonra bırakın önleyici gözaltıyı, önleyici tutuklama yapıyor adamlar."

"CÜMLE ALEM BİLİYOR Kİ TRUMP GİTTİKSEN SONRA SERBEST BIRAKILACAKLAR"

"Cümle alem biliyor ki hiçbir suçları yok, cümle alem biliyor ki Trump gittikten sonra, Ankara boşaldıktan sonra hepsine 'pardon' deyip bırakacaklar. Cümle alem biliyor ki bu tutuklamanın haksız olduğuna hükmedilecek ileride. Haklı olduğuna hükmetse cümle alem biliyor ki Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verecek, o vermese AİHM verecek. Bu kadar açık, net bir hukuksuzluk var ve gürültünün içinde kaynayıp gitmeye çalışıyor.

Buradan soruyorum, buradan soruyorum; Erdemliler Hareketi diye AK Parti kurulduğunda, 'yasaklarla mücadele edeceğiz' diye AK Parti kurulduğunda onu köpür köpür köpürtenlere soruyorum. Soruyorum; demokrasi deyince, yok vesayet deyince, yok bilmem ne deyince köşe köşe yazıp kalıp kalıp maaşları alanlara soruyorum: Ne yapıyorsunuz?

DENİZ GÖKTAŞ'A AÇILAN SORUŞTURMAYA TEPKİ

(Komedyen Deniz Göktaş'a YouTube'da yayınladığı gösterisi nedeniyle soruşturma açılması) "İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Ekrem Başkan'ı da eleştiriyor. Erdoğan'ı da eleştiriyor, psikoloğu olmak isterdim ama parayı aile içinde tutuyorlar diyor. Bunun üzerine hedef tahtasına koyuyorlar. Üzerine erişim engeli getirip soruşturma açtılar.

Ekrem İmamoğlu'nun beş eleştirmiş, Erdoğan'ın iki eleştirmiş. İki değil iki yüz eleştirse ne olur! Turgut Özal'ın kendini eleştiren karikatürleri çerçeveletip konutuna asmışlığı var. Ne oldu da bu millete efendi oldunuz, cellat olduğunuz, ceberrut oldunuz.

Gençlere sesleniyorum, eleştiri mizah karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bunlardan öncekiler çok daha fazlasına tahammül ettiler, takdir ettiler. Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Buradan söz veriyorum. Diyor ya 'Erdoğan'la 30 yıllık yolculuğum var', Deniz Göktaş'ın Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağıma söz veriyorum."

"GELİR ADALETSİZLİĞİ ÖYLE BOYUTLARA ULAŞTI Kİ..."

"Bunlar geldiğinde 3Y ile mücadele için gelmişti: Yasakları, yoksulluğu ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak için. Yolsuzlukta geldikleri nokta ortada. Yasakları gençlerle birlikte konuştuk. Bir yandan insanları yoksullaştıran bu kara düzen.

Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80'i Afrika standartlarında, yüzde 20'si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. Yüzde 32,6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Hani diyorlar ya 'Enflasyon herkesin başının belası'. Avrupa Birliği ortalaması 3,3, Türkiye'ninki 33, tam 10 katı. Gıda enflasyonumuz yüzde 35, dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye'deki gıda enflasyonu bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz."

"MİLLETİN VERGİLERİ FAİZE HARCANIYOR"

"Milletin vergileri maaşlara değil maalesef israfa ve faize harcanıyor. Bu yılın ilk 5 ayında toplanan her 100 liralık verginin 24 lirasını faize ödediler. Bu tutar bundan 10 yıl önce 100 liralık verginin 11 lirasıydı. O gün de her toplanan verginin yüzde 11'i faize gidiyordu, çoktu. 10 yıl boyunca Erdoğan yönetiyor. 2018'den beri 'Verin yetkiyi, görün etkiyi' diyerek yönetiyor."

"ERDOĞAN 'ASGARİ ÜCRETİ YILDA DÖRT KEZ AYARLARIZ' DİYORDU"

"Seçimden önce biz söylediğimizde enflasyon çift haneliyse yılda dört kez ayarlarız asgari ücreti demişti Erdoğan. O günden bugüne enflasyon yüzde 80'i, 65'i, 33'leri gördü, yılda 4 değil sadece kanun gereği verilen ve enflasyonun altında kalan zammı verdiler. asgari ücretliye.

Bugün gelinen noktada asgari ücret verildiği günkü alım gücüyle 24 bin liraya gerilemiş durumda. 28 bin 500 Ocak ayındaydı, bugünle karşılaştırırsan o günün 24 bin lirası artık. Ve asgari ücrete 5 ayda bu erime yaşandı, ara zam yapmayı aklının ucundan geçirmeyen, asla ve asla dile getirmeyen bir iktidar var. Oysa hatırlayalım ki bu milletten seçimde oy isterken 'İki seçim arasında asgari ücrete yılda dört sefer düzenleme yapacağız' diyordu."

"YAŞANANLAR KÜRESEL SORUNLARDAN KAYNAKLANMIYOR"

"Bütün emeklilere ve bütün emekçilere söylüyoruz ki; bu yaşananların tamamı bir zaruret falan değildir. Bu yaşananların hiçbir tanesi küresel bir sorundan kaynaklanmamaktadır. Bu yaşananların her birisi tercih meselesidir. Erdoğan ve arkadaşları parayı bulmakta ve kaynağı kullanmakta zengini, yandaşı ve özel tercih ettikleri bir grubu, biz ise emekliyi ve emekçiyi tercih etmekteyiz. Emeklinin ve emekçinin iktidarı kurulmadan bu işler düzelmeyecektir."

"BİZE SALDIRININ AMACI MİLLETİN DERTLERİNİ SAHİPSİZ BIRAKMA"

"Bunları anlatmayalım diye bize saldırıyorlar. Emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? İşçinin derdini biz anlamazsak, biz anlatmazsak kim anlatacak? Çiftçinin hatrını CHP sormazsa kim soracak? Biliyorlar ki biz susarsak millet susacak. Bize yönelik saldırılar CHP'yi sahipsiz bırakma operasyonu değildir. Esas amaç milletin dertlerini sahipsiz bırakma operasyonudur. O yüzden bize, partimize adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme operasyonu çekmektedirler."

"ERDOĞAN'I GENEL BAŞKAN OLARAK BEN YENDİM"

"Biz partimizi 47 yıl sonra birinci parti yapan kadrolarız. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi'ni tarihinde ilk kez yenilgiyle tanıştıran kadrolarız. Ben, Erdoğan ile genel başkan olarak bir kez yarıştım. Yarıştık, yarıştığımız ilk ve tek seçimde Erdoğan'ı genel başkan olarak ben yendim, partisini CHP yendi ve esas olarak da bunu ne kendi üstüme aldım, ne sadece partimize mal ettik. O günden beri de kibir yapmadan, sadece kendimizi anmadan, başarıyı 'Türkiye İttifakı'na, Türkiye'nin bütün demokratlarına mal ederek yol
yürümeyi tercih ettik."

"KARPUZ GİBİ BÖLECEKLERDİ, ALDIKLARI YÜZDE 1 KARPUZUN SAPIDIR"

"Bu yüzden iktidar değişimi artık Türkiye'de bir takvim meselesidir. Bunu herkes görüyorken bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları, hor görülenleri, hakkı yenilenleri iktidara yürüyorken maruz kaldığımız saldırı tam da buna yöneliktir, bunu engellemeye yöneliktir. Yürüyüşümüzü durdurmak için. Ki biz durursak mutlak sultan olacak.

O yüzden mutlak butlan meselesini, AK Parti'nin yargı kolları eliyle tasarlanmış, mutlak sultanın kariyerini sürdürme meselesi olarak görmek, CHP'yi ve Türkiye'yi bu ara dönemden hızla çıkarmak, kendine aydınım diyen, cumhuriyetçiyim diyen, Atatürkçüyüm diyen herkesin boynunun borcudur.

AK Parti'nin ve Erdoğan'ın bütün hesabı, bütün hesabı CHP'yi karpuz gibi ortadan bölmek. Yarı yarıya bölmekken, hadi 70'e 30, 60'a 40 da olsa olur derken, 70'e 30'a razıyken, karpuz gibi bölecek ya, bu başındaki sapını bile alamadılar. Millet yarı yarıya karpuz gibi ortadan değil, karpuzdan bir şey vermeyip sapını onlara gösterdi sapını. Yüzde 99'a yüzde 1'ler! O yüzde 1 karpuzun sapıdır sapı!"

"FRANKENSTEİN ERDOĞAN'IN KENDİSİDİR"

"Erdoğan 'Bu işin hiçbir yerinde biz yokuz. Bu işi CHP'liler yaptı, onların iç meselesi, biz bu işin bir yerinde yokuz' diyor. Konuşma başlıyor 'Biz bu işin neresindeyiz?', 24 dakika sonra diyor 'Biz bu işin hiçbir yerindeyiz'. Aha da söylüyor, sen bu işin tam göbeğindesin, tam göbeğindesin!

Kendini izaha çalışırken bazen bilmediği konulara girip çıkıyor. Daha doğrusu yazılanı okuyor, yazanlar da sağ olsun hani kargadan farkları yok, öyle bir mihmandarlık yapıyor. Geçen konuşmada şöyle bir şey diyor: 'CHP'liler bir Frankenstein ürettiler, şimdi ceremesini çekiyorlar. Frankenstein denen canavarın ceremesini çekiyorlar'.

Bakın, atıf yaptığım Frankenstein canavarın adı değil, canavarı üreten doktorun adıdır. Bir kere bunu bil. Frankenstein canavar falan değil, yazan yanlış yazmış. O yüzden, yani butlana Frankenstein diyorsan yanlış. Eğer butlan bir canavarsa, canavarı üreten de Frankenstein ise, Frankenstein Recep Tayyip
Erdoğan'ın ta kendisidir!"

"CANAVARA BAKILACAKSA BUGÜNKÜ SABAH GAZETESİ'NE BİR BAKMAK LAZIM"

Ama, ama bir küçük katkım olsun. Aynı çatı altında görev yapmışlığımız var. Bir küçük katkım olsun. Bu Frankenstein profesör, ürettiği canavar var, o butlan mutlan değil. Eğer Erdoğan Frankenstein ise yarattığı canavarı hiç orada burada aramamak lazım. Çünkü Frankenstein'ın o küçük romanını okuduğunuzda sonu şöyle biter: Yarattığı canavar en son Frankenstein'a saldırır, onu hedef alır, onu yok etmeye çalışır.

O yüzden eğer Frankenstein'ın yarattığı canavara bakılacaksa bugünkü Sabah Gazetesi'ne bir bakmak lazım. Aileye kim saldırıyorsa, ailenin bir damada birisi saldırıyorsa ve birileri de Frankenstein'ın yarattığı canavarı arıyorsa onu bizim buralarda değil, Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım, Adalet Bakanlığı tarafında!"

"CHP'YE DIŞ MİHRAK TARİF EDECEK ADAMIN ALNINI KARIŞLARIM"

"Burada Erdoğan'a şunu söyleyeyim: Beni devlet okuttu 10 yaşından beri. Parasız yatılıyım. İki öğretmenin evladıyım, bir bahçıvanın torunuyum. Ailesi Balkanlar'dan göçen bir Balkan Türk'üyüm. Üniversiteyi de bu ülkede okudum, devletin üniversitesinde. Askerliğimi Mavi Vatan'da yaptım, uzun dönem. Bu devletin varlığının ne demek olduğunu, birliğinin ne demek olduğunu da gayet iyi bilirim.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne dış mihrak tarif edecek adamın alnını karışlarım!

Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz. İşgal bitmezse milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Bir kapı kapanırsa yenileri açılır. Kimse endişe etmesin."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar