Besim Güçtenkorkmaz

Besim Güçtenkorkmaz

ÜÇ BÜYÜKLERİ YENMEYENİ EVE ALMIYORLAR

Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray. Türk futbolunun ve hatta Türk sporunun lokomotifleri. Onların arasındaki her spor dalındaki rekabet, elbette ki sporumuzun en önemli değerleri arasında.

Özellikle futbolda, yıllardır hangi takımın şampiyon olacağını, bu üç takımın kendi aralarında oynadıkları maçların sonuçları belirlemişti. Medyada, kısaca “diğer” olarak adlandırılan takımları kolayca yenip, ilk üç sırayı kendi aralarında oynayacakları maçlarda alacakları puanlara bırakıyorlardı.

Zaten şampiyonluk yolunda “diğer” takımlarla oynarken, taraftarları ve yönetimleri ile birlikte rakip takım ve hakem üzerinde de büyük baskı kuruyorlardı. Kısaca, maçlara 1-0 önde başlıyorlardı.

Ancak bu sezon görüntü, alışılmıştan çok farklı. Üç büyüklerden puan almayan “diğer” takımlarla neredeyse dalga geçilecek hale gelindi. Aralarında oynadıkları maçlarla şampiyonu belirleyen üç büyüklerin bu sezon kendi aralarında oynadıkları maçlara, “acaba hangisi biraz daha zirveden uzaklaşacak” gözüyle bakılıyor. Üst üste puan kaybeden “diğer” takımlar ise fikstüre bakıp, üç büyüklerle oynayacakları maçların tarihini sabırsızlıkla ve umutla bekliyor.

Üç büyüklerin bu hale gelmelerinin nedenleri acaba ne olabilir?

Birinci sırada para faktörü var. Çok yüksek ücretlerle transfer edilen özellikle kalitesiz yabancı oyuncuların ego patlaması ve vurdumduymazlığı büyük takımların ekonomilerini içten içe kemirdi. Verim alınamayan bu oyuncular, her sezon başka büyük paralar harcanarak başkaları ile devşirildikçe, büyük bütçeler giderek eridi ve yok oldu. Bu arada pandemi nedeniyle tribün ve mağaza gelirleri düştü. Diğer takımların zaten tribün ve mağaza gelirleri yok denecek kadar azdı. Onlar bu anlamda pandemiden üç büyükler kadar etkilenmedi.

İkinci sırada kötü yönetilmeleri var. Alt yapılara önem verilmedi. Kulüp bilinciyle alt yapıdan nadir de olsa bir çiçek gibi yetişen genç oyuncular, başka kulüplere gönderildi. Yerlerine alınan işe yaramaz yabancı oyunculara milyonlarca dolar ödendi. (Bakınız en yakın ve taze örnek; Galatasaraylı Yunus ve pahalı genç transfer Romen oyuncu Morutan)

Teknik direktörler, rakiplerini küçümsedi ve nasıl olsa yeneriz mantığını işletip, rakip takım ve oyuncu analizlerine yeteri kadar zaman ayırmadı, yerlisi yabancısı, kazandıkları büyük paralar ile tatlı hayatlara daldı.

Üst üste gelen yenilgilerle hakemlerin üzerindeki seyirci baskısı azalınca, üç büyükler maçlara 1-0 önde başlayamadı. Hakemler, büyük takımlara yıllardır yaptıkları ayrımcılığı bu sezon yapmamaya başladılar. Çünkü bu takımlar zirveden uzaklaşınca, hakemler üzerinde oluşan medya ve taraftar baskısı ortadan kalktı.

Ve en sonunda, rakip takım oyuncuları, üç büyükleri yenmek gibi bir eğlenceye ortak olmak için, bu takımlarla oynadıkları maçlara çok daha iyi hazırlanmaya başladılar. Çorap bir kere sökülmeye başlayınca, sökülen ipin taliplisi çok oldu.

Bu sezon üç büyüklerin içlerinden birisi ligi ilk 4 içerisinde tamamlayabilir mi bilemem. Ama ligde mali dengeler bu sezon itibariyle bozulmaya başlayacak. Büyük takımlardan Avrupa kupalarına katılamayanlar olursa, Avrupa havuzunun parası el değiştirecek. Bu sezona bakınca görülüyor ki, “diğer” denilen takımlar dar bütçelerini bu güne kadar çok daha iyi kullandılar. Para el değiştirirse, “diğer“ olarak anılan takımlar gelecek sezonlarda çok daha büyük ataklar yapabilirler.

“Ben büyüğüm” demek artık kazanmak için yetmiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Besim Güçtenkorkmaz Arşivi