19 Ekim 2026 Pazartesi Abone Ol Gazete İndir

Bir randevunun peşinden gelen erken teşhis... KETEM’e gitmek için “bir ara” demeyin!

Söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim: Bu, kişisel bir deneyimden yola çıkarak kaleme aldığım bir farkındalık yazısı. Hedef kitlem, 55 yaş üstü kadınlar ve erkekler. “Bir ara” demeden KETEM’in, aile hekiminizin ya da bir hastanenin kapısını çalın.

Bir randevunun peşinden gelen erken teşhis... KETEM’e gitmek için “bir ara” demeyin!

GAZETE PENCERE / YURDAGÜL ŞİMŞEK

Söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim: Bu, kişisel bir deneyimden yola çıkarak kaleme aldığım bir farkındalık yazısı. Hedef kitlem, benim gibi yılı takvim yapraklarından çok “harmanlar kalkarken”, “bostanlar ekilirken” ya da seçim, afet ve savaş gibi toplumsal olaylarla; köye yeni imamın, ebenin veya öğretmenin geldiği zamanlarla hesaplayan 55 yaş üstü kadınlar ve erkekler.

Yıllardır Ankara’da gazetecilik yapan, karın, yağmurun yağdığını, güneşin açtığını görmeden parlamento koridorlarında haber kovalayan biri olarak benim için de pandemi bir dönüm noktası oldu. Ankara yerine ailemin yaşadığı Antalya’da kalmayı, eve kapanmayı tercih ettim. Pandemi sonrasında da aile evinde uzaktan çalışmayı sürdürdüm.

Bu dönemde üstlendiğim görevlerden biri de ailenin, özellikle kadınlarının şoförlüğünü ve refakatçiliğini yapmaktı. Yaklaşık üç yıl boyunca kanser hastalığıyla mücadele eden yengeme de yol arkadaşlığı yaptım. Bizi doğurmamıştı ama doyurmuş, büyütmüş, okutmuştu. Benim ve dört kardeşimin hayatında özel bir yeri olan yengeme destek olabilmek bu dönemde en büyük mutluluğumdu.

BİR DOKTOR RANDEVUSU, BİR TESADÜF VE KETEM

İşte böyle günlerden birinde sevgili ablam Sevil için MHRS üzerinden fizik tedavi doktorundan randevu aldım ve birlikte hastaneye gittik.

Ancak bizi bir sürpriz bekliyordu: “Aradığınız doktora ulaşılamıyor!”

Meğer randevu aldığımız yer, hastaneye bağlı bir semt polikliniğiymiş. Polikliniğin bir katının Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) ayrıldığını görünce, “Gelmişken taramalarımızı da yaptıralım,” dedik.

İyi ki de demişiz!

Çünkü o gün ablam için çıktığım yolda, kendi sağlığımla ilgili hayatımı değiştirecek bir gerçekle karşılaştım. Yapılan taramada gaitada gizli kan testi pozitif çıktı. KETEM, “acil” uyarısıyla beni devlet hastanesinin genel cerrahi bölümüne sevk etti.

“HER POZİTİF SONUÇ KANSER ANLAMINA GELMEZ”

Hayatım boyunca bırakın ameliyat olmayı, düzenli kullandığım bir ilacım bile olmamıştı. Hastane kalabalıktı, her doktorun kapısında uzun kuyruklar vardı. Neyse ki doktor, gözlerimdeki korkuyu fark etti ve “Her pozitif sonuç kanser anlamına gelmez,” diyerek beni kolonoskopiye yönlendirdi.

10 Ağustos’ta kolonoskopi yapıldı. İşlem sırasında bağırsakta bir tümör görüldü. Doktor, kesin teşhis için raporun ve patoloji sonuçlarının beklenmesi gerektiğini söyledi.

İşte o andan itibaren hastaneden gelecek bir mesajı beklediğim sancılı süreç başladı.

BEKLENEN MESAJ GELMEDİ

Ancak beklediğim mesaj bir türlü gelmedi. Zamanla içimde, “Herhâlde sonuç kötü değil ki aranmıyorum,” düşüncesi oluştu. Çevremden, “Sonuçlar bazen sisteme girilmeyebiliyor, gidip kendin sor” diyenler oldu. Buna rağmen içimden hastaneye gidip sonuçları sormak bile gelmedi.

TA Kİ 24 EYLÜL’E KADAR…

O gün yine ablam için bu kez nöroloji bölümünden randevu almıştım. (Ablam yıllar önce bir trafik kazası geçirdiği için rutin kontrole gider) Onu hastaneye götürmüşken kendi sonuçlarımı da sorayım, dedim.

Meğer kolonoskopiden kısa süre sonra sonuçlar çıkmış ancak bana ulaşmamıştı. Üstelik “Sonuçlar sisteme her zaman girilmeyebiliyor” denilerek konu geçiştirilmişti.

Böylece sağ kolonda bir tümör bulunduğu ve patoloji incelemesi sonucunda kanser teşhisi konulduğu kesinleşti.

TEŞHİSTEN AMELİYATA UZANAN SÜREÇ

Teşhisin ardından hızlı bir araştırma yaptık. Kardeşim Zeki ile tedavim için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muhittin Yaprak’ta karar kıldık.

Ameliyat süreci hemen başlatıldı. PET de dâhil olmak üzere gerekli tetkikler mümkün olan en kısa sürede yapıldı.

Başarılı bir ameliyatla bağırsaklarım tümörden temizlendi. Şimdi patoloji sonuçlarına göre tedavi yöntemim belirlenecek ve yoluma devam edeceğim.

KETEM’e başvurumla ameliyatım arasındaki 1 ay 28 günlük süreç, zaman zaman sancılı olsa da geride kaldı. Ancak bu süreç bana çok önemli bir gerçeği bir kez daha gösterdi: Bazen insan, hiç beklemediği bir anda, kendisi için yola bile çıkmamışken hayatını değiştirecek bir kapının önünde bulabiliyor kendini.

“NASIL FARK EDİLDİ?”

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ndeki tedavi sürecimde doktorların ve hemşirelerin bana yönelttiği ilk sorulardan biri hep aynıydı:

“Nasıl fark edildi?”

Çünkü benim kanser türüm, anladığım kadarıyla, belirgin belirtiler vermeden ilerleyebilen bir türdü. “KETEM taramaları” dedim. Elbette ablam için aldığım doktor randevusunun bizi KETEM’e götürdüğünü, bunun bilinçli bir tarama kararından çok bir tesadüf olduğunu söyleyemedim.

Tedavi sürecinde görüştüğüm Öğr. Gör. Dr. Demet Sarıdemir Ünal, “KETEM’den çok yakalıyoruz, iyi ki gitmişsiniz; erken teşhis çok önemli,” dedi. Benzer sözleri Prof. Dr. Muhittin Yaprak’tan ve sevgili arkadaşım Prof. Dr. İlhan Gölbaşı’ndan da duyunca, tesadüfen kazandığım “bilinçli vatandaş” takdirini hak edilmiş bir farkındalığa dönüştürmek istedim.

İşte bu yazı, biraz da bu yüzden…

ŞİKAYETİNİZİN OLMASINI BEKLEMEYİN

Sevgili yaşıtlarım, sağlığınızı ihmal etmeyin. Bir belirti ortaya çıksın diye beklemeyin. “Bir ara giderim”, “Şu işler bitsin, öyle bakarım”, “Bana bir şey olmaz,” demeyin.

Sağlığınızla ilgilenmek için mutlaka bir şikâyetinizin olmasını da beklemeyin. Yaşınıza ve sağlık durumunuza uygun taramaları yaptırın; aile hekiminizden bilgi alın, sağlık profesyonellerinin önerilerini dikkate alın.

Benim hikâyem, ablam için aldığım bir doktor randevusuyla başladı. Hiç aklımda yokken yaptırdığım bir tarama, kendi sağlığımla ilgili hayati bir gerçeği ortaya çıkardı.

Siz benim yaşadıklarımı yaşamak zorunda kalmayın.

“Bir ara” demeden KETEM’in, aile hekiminizin ya da bir hastanenin kapısını çalın. Erken teşhis için bugün atacağınız adımı yarına bırakmayın.

DİKKAT: TARAMALAR ÜCRETSİZ

Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlık Bakanlığı bünyesinde ücretsiz kanser tarama hizmetleri sunuyor. Türkiye genelinde il ve ilçelerde hizmet veren KETEM’lere; Sağlıklı Hayat Merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri, devlet hastaneleri, aile hekimleri ve Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) aracılığıyla kolaylıkla ulaşılabiliyor.

Kadınlara yönelik meme kanseri tarama programı kapsamında şu hizmetler sunuluyor: Ayda bir kendi kendine meme muayenesi (KKMM) yapılması konusunda danışmanlık veriliyor. Yılda bir klinik meme muayenesi yapılıyor. 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi çekiliyor.

Ayrıca rahim ağzı (serviks) kanseri taraması kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi yapılıyor.

50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere yönelik tarama programı kapsamında ise iki yılda bir gaitada gizli kan testi yapılıyor. Kolonoskopi taraması ise 10 yılda bir uygulanıyor.

KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLER TOPLAM ÖLÜMLERİN YÜZDE 15,7’SİNİ OLUŞTURDU

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistikleri, kanser kaynaklı ölümlerin boyutunu ortaya koydu.

Verilere göre, Türkiye’de 2025 yılında 491 bin 684 kişi hayatını kaybetti. Ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Ölüm nedenleri arasında ikinci sırada, yüzde 16,1 ile iyi ve kötü huylu tümörler yer aldı. Kötü huylu tümörler, yani kanser nedeniyle 77 bin 134 kişi hayatını kaybetti. Böylece kanser kaynaklı ölümler, 2025’teki toplam ölümlerin yaklaşık yüzde 15,7’sini oluşturdu.

Doğruluk Payı’nın aktardığı verilere göre, kanser nedeniyle hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 63’ünü erkekler, yüzde 37’sini ise kadınlar oluşturdu.