Bu çağrıya kulak verin, 33 bin kişi bekliyor: “Bağışla beni n'olur”
Bugünlerde İstanbul'da dolaşırken bu afişleri görürseniz şaşırmayın. Bunlar, kalbini kırdığı sevdiğinin gönlünü almak isteyen biri tarafından tasarlanmadı. Çok daha kıymetli bir amaca hizmet ediyor. Hepimize bir çağrısı var: "Bağışla beni."
Haliç Tersanesi’ndeki İstanbul Sanat Müzesi’nin yeni sergisi “Bağışla Beni N’olur” geçtiğimiz hafta içinde sanatseverlerle buluştu. İBB Miras ve İBB Kültür tarafından düzenlenen, sanatçı Ali Gün Yıldırım’ın proje sorumlusu olduğu sergi, 64 sanatçının 100’ü aşkın eserini organ bağışına dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bir araya getiriyor. Bu anlamlı sergiyi 23 Ağustos’a dek pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Bir organ bağışçısı, organlarıyla 8 kişiye can verebilir. Aynı bağışçı, dokuları ve gözleriyle 50'den fazla kişinin hayatını kurtarabilir ya da yaşam kalitesini artırarak onlara umut olabilir. Kendisi de akciğer nakli ile 2023 yılında hayata tutunan küratör Ali Gün Yıldırım sergi açma fikrinin nasıl geliştiğini ve nakil sürecini anlattı.

“BAĞIŞÇI ÇIKMAZSA İNSANLARIN UMUDU YOK OLUP GİDİYORDU”
“Akciğer naklimin ardından yoğun bakımda beş gün geçirdim. Servise alındığımda eşim yanımda refakatçiydi. İlk günlerimin birinde cerrahlarımdan sevgili profesörüm kapıdan içeri girdi, 'Bu abiye istediğini sorabilirsin, o nakil oldu' dedi ve çıktı. Arkasından tekerlekli sandalyede, yanında boyu kadar oksijen tüpü, ağzında oksijen maskesiyle, 12 yaşında bir kız çocuğu girdi. Anne ve babası yanındaydı. 'Hoş geldin canım, ne istersen sorabilirsin bana' dedim. Bana tek bir şey sordu, 'Acıyor mu?' İçim sıkıştı. Sürecin nasıl geçtiğini, hiçbir şey hissetmediğimi anlattım. Motive edici bir sohbet oldu. Annesiyle, babasıyla da kısa bir sohbet ettik, sonra çıkıp gittiler. O an öğrenmiştim, küçük kız akciğer nakli adayıydı. Birkaç hafta sonra koordinatörümüze sordum, 'Ufaklığın durumu ne oldu?' diye... 'Kaybettik' dedi. Eşimle birlikte çok kötü hissettik. O an organ bağışının gerçek ağırlığı içimde oturdu. Ve zihnimde bir şey kırıldı: Bu konuda bir sergi yapmalıyım. Bağışçı çıkmazsa insanların umudu yok olup gidiyordu. Bunu artık soyut bir istatistik olarak değil, bir çocuğun gözlerinde görmüştüm.

“15 SANATÇIYLA BAŞLADIK 64 KİŞİYE ULAŞTIK”
Nakil sonrasında yaklaşık bir yıl geçti ve projeyi geliştirmeye karar verdim. Sanatçı olduğum için ekibi kurmak, dadaist şair olduğum için başlığı bulmak, eski bir art direktör olarak rasyoneli yazmak benim için kolaydı. Sağ olsunlar İBB Miras ve İBB Kültür projeye tam destek verdi; Haliç Tersanesi D Blok'taki şahane alanı bize açtılar. Minnettarım. Nakil sonrası birtakım semptomlarla yaşıyorum, yüzde 78 engelliyim. Eskisi gibi fiziksel olarak çok aktif olmam mümkün değil. Ama kafam hâlâ engelsiz Allah'a şükür. 15 sanatçıyla başlayan proje son iki ayda hızla 64 isme ulaştı. Kimi kendi dostlarımdan kimi dostlarımın dostlarından. Konu organ bağışı yerine, greyfurt festivali olsaydı belki bu kadar kolay büyüyemezdi. Sanatçıların tamamı projeyi gönülden destekledi. Bir kısmı hatta resim satışlarını ya da eserlerini doğrudan vakfetmeyi önerdi. Bu beni çok etkiledi. Organ bağışı temalı etkinlikler daha önce de yapılmış; ama bu ölçekte ve bu formatta bir resim sergisinin ilki olduğunu düşünüyorum.

”HER ŞEY BİTTİ DERKEN HAYAT PİYANGOSU ÇIKTI”
Cumhuriyet'in 100. yılında hastanenin 100. akciğer nakli bendim. Operasyon sırasında kızım Günce henüz bir yaşındaydı. O dönemdeki en büyük hedefim onun belleğinde izimin kalmasıydı. Şimdi kızım 3,5 yaşında. Artık beni yalnızca fotoğraflardan değil, hatıralardan tanıyacak. Ve eşimin bana dair, çocuğuma dair tüm endişeleri bu sayede bitti. Organ bağışı için söyleyeceğim en büyük şey şu: İnsan kalbinde iyilik vardır. Öldükten sonra etin toprağa gübre, kurda kuşa yem olacağına; bir insana ve onun etrafına can olsun, mucize olsun. Organ bağışı yalnızca bir kişiye nefes olmak değil; o kişinin çocuğuna, eşine, annesine, arkadaşlarına yeniden hayat vermektir. Bunu bizzat yaşadım. Her şey bitti derken hayat piyangosu çıkmış biri olarak söylüyorum bunu.”

33 BİN KİŞİ ORGAN NAKLİ BEKLİYOR
Bugün Türkiye’de yaklaşık 33 bin kişi, yaşama tutunabilmek için organ nakli bekliyor. Her biri telefonun çalmasını, bir umudun yeşermesini, ikinci bir yaşam şansını bekliyor. Ancak ne yazık ki bu umut çoğu zaman gerçekleşemiyor. Son bir yılda beyin ölümü gerçekleşen 2 bin 351 kişinin yalnızca %20,4’ünün ailesi organ bağışına onay verdi. Bu da 1.871 potansiyel donörün, beraberinde taşıdığı yaşam olasılıklarıyla birlikte veda ettiği anlamına geliyor. Toprağa karışacak olan her organ, bir başkasının göğsünde atan kalbe, gören göze, nefes alan ciğere dönüşebilir. Gelin, bu sessiz çağrıya kulak verelim ve hem sanatçıların özgün dünyalarına tanıklık edelim hem de bir insanın yaşama tutunma ihtimalini çoğaltalım. Organ bağışı ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesini de ziyaret edebilir.

SERGİDE YER ALAN SANATÇILAR
Adil Salih, Ahmet Vehbi Doğramacı, Ahu Akgün, Ali Gün Yıldırım, Antonio Cosentino, Ayça Telgeren, Beyza Boynudelik, Betül Akzambaklar, Bilal Hakan Karakaya, Buket Güreli, Burcu Erden, Can Aytekin, Cengiz Üstün, Çağrı Saray, Çetin Pireci, Deniz Pireci, Derya Ülker, Dilara Gürener, Ekber Sürsal, Elif Çelebi, Emel Başarık, Ercan Kizir, Evrim Kavcar, Evrim Özeskici, Fatih Temiz, Fulya Çetin, Gazi Sansoy, Genco Gülan, Gizem Sezen Özçelik, Gökay Günindi, Güler Güçlü, Hakan Gürsoytrak, Halil Yavuz Ertürk, Haşim Nur Gürel, Levent Türkan, Memed Erdener, MeMeT Güreli, Merve Vural, Murat Akagündüz, Murat İrtem, Neslihan Pala, Özgür Korkmazgil, Pınar Soytürk, Saadet Sorgunlu, Saim Erken, Salih Keleş, Sedef Özge, Seçil Erel, Selçuk Fergökçe, Selim Birsel, Semia Öztürk, Serdar Şencan, Sevgi Yanar, Seyfi Arıkan, Seyhan Musaoğlu, Şive Neşe Baydar, Tan Cemal Genç, Taner Güven, Tuğçe Diri, Uğurcan Ataoğlu, Volkan Kızıltunç, Zeycan Alkış, Zeynep Abacı, Zulal.

Kaynak:Nilay Can