Dünya “yalnızlık salgını” ile karşı karşıya: Türkiye'de yalnız yaşayanlar yüzde 60 arttı

Araştırmalar yalnızlığın artık bireysel bir ruh hali olmaktan çıktığını gösteriyor. Uzmanlara göre kronik yalnızlık hem ruh sağlığını hem de fiziksel sağlığı tehdit eden küresel bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda.

Dünya “yalnızlık salgını” ile karşı karşıya: Türkiye'de yalnız yaşayanlar yüzde 60 arttı

GAZETE PENCERE - Kalabalık şehirler, yoğun iş temposu ve sürekli çevrim içi bir hayat… Buna rağmen günün sonunda birçok insan kendisini derin bir yalnızlık duygusuyla baş başa buluyor. Uzmanlara göre bu durum artık bireysel bir ruh haliyle açıklanamayacak kadar yaygın. Son yıllarda yapılan araştırmalar, dünyanın “yalnızlık salgını” olarak tanımlanan yeni bir küresel sorunla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Son araştırmalar, yalnızlığın kişisel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal ölçekte bir sağlık riskine dönüştüğünü gösteriyor. Dünya genelinde her altı kişiden birinin kronik yalnızlık yaşadığı belirtiliyor. Uzmanlar, yalnızlığın sigara kullanımı, obezite ve hareketsizlik kadar ciddi sağlık riskleri doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

YALNIZLIK BEDEN SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın yalnızca psikolojik bir durum olmadığını vurguluyor.

“Son iki yılda yayımlanan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, yalnızlığın yalnızca ruhsal bir durum olmadığını açıkça gösteriyor. Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor; kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor.”

Araştırmalara göre yalnız bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 50, kalp hastalığı riski yüzde 29, inme riski ise yüzde 32 oranında artıyor. Erken ölüm riskinin de yalnız yaşayan kişilerde belirgin biçimde yükseldiği belirtiliyor.

GENÇLER KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ

Yalnızlık çoğu zaman yaşlılarla ilişkilendirilse de son veriler gençlerin de ciddi risk altında olduğunu gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu durumu “modern yalnızlık paradoksu” olarak tanımlıyor.

“Gençler sürekli çevrim içi, sürekli bağlantıda. Ama bu bağlantılar derinlik taşımıyor. Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik.”

Uzmanlara göre sosyal medyanın yoğun kullanımı ve yüz yüze iletişimin azalması gençler arasında yalnızlık duygusunu daha da derinleştiriyor.

1773041003-yaln-zl-k2

TÜRKİYE’DE YALNIZ YAŞAYANLARIN SAYISI ARTIYOR

Türkiye’de de tablo farklı değil. Son yıllarda tek kişilik hanelerin sayısında hızlı bir artış yaşanıyor. Veriler, yalnız yaşayanların sayısının son on yılda yüzde 60’tan fazla arttığını gösteriyor. En yüksek oranlar ise büyük şehirlerde görülüyor.

Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, bu artışı modern yaşamın bir sonucu olarak değerlendiriyor.

“Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor.”

YAPAY ZEKA YALNIZLIĞI AZALTABİLİR Mİ?

Son yıllarda yalnızlıkla mücadelede yapay zekâ destekli sohbet uygulamaları ve dijital arkadaşlık platformları da hızla yaygınlaşıyor. Bazı çalışmalar bu araçların kısa vadede yalnızlık hissini azalttığını gösterse de uzmanlar bunun kalıcı bir çözüm olmadığı görüşünde.

Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu konuda temkinli olunması gerektiğini söylüyor:

“Yapay zeka kişiye ‘duyulma’ hissi verebiliyor. Ancak bu, gerçek ilişkilerin yerini tutmuyor. Aşırı kullanımda sosyal beceriler körelebiliyor ve kişi gerçek hayattan daha da kopabiliyor.”

Uzmanlara göre yalnızlıkla mücadele yalnızca bireysel çabalarla mümkün değil. Sorunun modern yaşamın yapısal değişimleriyle bağlantılı olduğu ve çözümün sosyal politikalar, şehir planlaması ve toplumsal dayanışma ağlarını güçlendiren adımlarla mümkün olabileceği belirtiliyor.

Doç. Dr. Zahmacıoğlu bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Yalnızlık bir karakter kusuru değil, modern yaşamın ürettiği yapısal bir sorun.” Doç. Dr. Kırıkkanat ise çözümün yönünü şöyle tarif ediyor: “Toplum olarak daha fazla bağlantıya değil, daha fazla anlamlı bağa ihtiyacımız var.”

1773041001-yaln-zl-k

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar