Gibi” artık sadece dizi değil: Absürtlüğün içinden felsefe çıktı

Son yılların en çok konuşulan dizilerinden “Gibi”, bu kez bir kitapla yeniden gündemde. Dağhan Dönmez’in kaleme aldığı “Gibi’nin Felsefesi”, Destek Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Gibi” artık sadece dizi değil: Absürtlüğün içinden felsefe çıktı

GAZETE PENCERE - Kitap, ilk bakışta basit ve absürt görünen sahnelerin arkasında aslında daha derin bir dünya olduğunu hatırlatıyor. Günlük hayatın sıradan detayları üzerinden kimlik arayışı, tüketim kültürü ve anlam krizi gibi başlıklar tartışmaya açılıyor.

GÜLMENİN ARKASINDAKİ DÜŞÜNCE

Dönmez, dizinin mizahını yalnızca eğlence olarak okumuyor. Nietzsche’den Spinoza’ya, Baudrillard’dan Byung-Chul Han’a uzanan geniş bir çerçevede, “Gibi”nin aslında modern insanın ruh hâline dair çok şey söylediğini savunuyor.

Ortaya çıkan tablo şu: Gibi, sadece güldüren bir dizi değil; aynı zamanda çağın huzursuzluğunu, bireyin savruluşunu ve gündelik hayatın absürtlüğünü görünür kılan bir anlatı.

TANIDIK BİR CÜMLE, BAŞKA BİR YERDEN

Kitabın dikkat çeken bölümlerinden biri de dizideki diyalogların felsefi bir bağlama yerleştirilmesi. Bu noktada akıllarda yer eden o cümle yeniden karşımıza çıkıyor:

“Ben senin beni yılgın bir hoşgörüyle benimsemene mi kaldım?”

Bir replikten fazlası olarak ele alınan bu söz, aslında bugünün insan ilişkilerine, kabul görme ihtiyacına ve yalnızlığa dair daha geniş bir tartışmanın kapısını aralıyor.

6e244f53-2741-4f48-83fa-fec4f936404a

“BU BİR AYLAKLIK DAVETİ!”

Kitap yalnızca analiz yapmakla kalmıyor, okuru doğrudan düşünmeye çağırıyor. Arka kapakta yer alan “Bu bir aylaklık daveti!” ifadesi, kitabın tonunu da özetliyor.

Metin boyunca okur, kimi zaman düşüncenin ara sokaklarında dolaşmaya, kimi zaman da felsefenin daha engebeli yollarına çıkmaya davet ediliyor.

“Gibi’nin Felsefesi”, popüler bir diziyi merkeze alarak daha büyük bir sorunun peşine düşüyor: Modern insan ne yaşıyor, ne hissediyor ve ne arıyor?

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar